DOSYA PINAR KÜR 

PINAR KÜR’ÜN “BİTMİŞ ZAMANA DAİR” ÖYKÜSÜNDE NESNELER DÜNYASI

Pınar Kür’ün “Bitmiş Zamana Dair” öyküsü, 1984’te Sait Faik Hikâye Ödülü alan kitabı ‘Akışı Olmayan Sular’da yer alan son öyküdür. Öykü, bir kız çocuğunun anılarına ışık tutarken metnin yapı unsurlarından mekânı ön plana çıkarmaktadır. Küçük kızın hafızasında yer eden kişi ve olaylar, bir mekân olan evin ve eve derinlik katan eşyaların etkisi altında şekillenmiştir. Kahramanımızın bir ‘açık artırma’ ilanını okumasıyla gerçek zamandan koparak kozmik zamana geçmesi, öykünün başlangıcını oluşturmaktadır. Yeni taşındıkları evde karlı bir güne uyanan 12 yaşındaki bir kız çocuğunun heyecanla pencereye yönelmesi, karlar içinde gezinen bir kediyi –Fuzuli’yi–…

Devamını Oku
DOSYA PINAR KÜR 

“YARIN YARIN” ROMANININ YARINI OLMAYAN KADINLARI

Geçmekte olan bir yılın daha son günleri… “Herkes kendi yoluna gitti. Herkes kendi yoluna… Herkes. Bir seninle ben kalakaldık orta yerde. Düşünüyorum, düşünüyorum, düşünüyorum… Hâlâ anlamadığım o kadar çok şey var ki… Karamsar değilim, inan. Olmamaya çalışıyorum hep. Yaşamakta direniyorum.” (s.374) Yarına ertelenen bir sürü şey: hayaller, beklentiler, umutlar, arzular, korkular… Şöminedeki odunlar çatırdayıp yandıkça ısınıyor odanın içi. Önümde uzanan göl, buz tutmuş nerdeyse. Dağ taş beyaza bürünmüş. Balkona açılan camın önündeki koltukta oturuyorum. Aklımdan bir sürü şey geçiyor, düşünüyorum. “Yarın Yarın” romanının sonunu az önce okudum. Yaşamakta direnmek… 1976’da…

Devamını Oku
DOSYA PINAR KÜR 

TİYATRO EMEKÇİSİ ÜZERİNE BİR İNCELEME: “KÜÇÜK OYUNCU”

“Kazık yemiş, kazık atmayı öğrenmiş… Ezilmiş, sömürülmüş; ama onun ezen sömüren düzene karşı çıkacağına o düzene uymayı, yalnızca yer ya da yan değiştirmeyi yeğ tutmuş…” (Küçük Oyuncu, s.115-116) Tiyatronun üretimi kolektif bir iş birliğinin sonucudur. Bu iş birliği, yeniden verilmiş kararları içerebileceği gibi, gelenek haline gelmiş uzlaşmaların bir örüntüsü sonucunda da sağlanabilir. “Bir sanat eserinin üretimi için iş birliği yapan insanlar, genel olarak konular üzerinde sil baştan karar almazlar. Bunun yerine artık gelenek haline gelmiş olan önceki uzlaşmalara, söz konusu sanat dalı içerisinde uzlaşımsal iş yapma biçiminin bir parçası haline…

Devamını Oku
DOSYA PINAR KÜR 

PINAR KÜR’ÜN ÖYKÜLERİNDE ANILARLA ŞEKİLLENEN HAYATLAR

Türk edebiyatının üretken yazarları arasında yer alan Pınar Kür seksen iki yıllık ömrüne oyun, roman ve öykü olmak üzere pek çok eser sığdırmıştır. Çocukluk yıllarından itibaren edindiği sanatsal birikimini eserlerine taşıyan yazar öykü serüvenine 1970’li yıllardan itibaren Dost dergisinde yayımladığı öyküleri ile başlamış ve bu serüvenini ‘Bir Deli Ağaç’ (1981), ‘Akışı Olmayan Sular’ (1983) ve ‘Hayalet Hikâyeleri’ (2004) adlı kitaplarında yer verdiği öyküleri ile sürdürmüştür. Bu yazıda Son Baskı’nın 15 Temmuz 2025’te aramızdan ayrılan Pınar Kür’ün edebi mirasına ışık tutmak amacıyla düzenlediği dosyaya katkı sunmak ve Pınar Kür’ü eserleriyle anmak…

Devamını Oku
DOSYA PINAR KÜR 

PINAR KÜR’ÜN ÖYKÜLERİNDEKİ PARİS APARTMANI İLE KİŞİLERİNİN “ESKİMİŞ”LİĞİ ÜZERİNE

Pınar Kür, 1943’te Bursa’da doğmuş ama doğduğu kentte hiç yaşamamış; 15 Temmuz 2025’te yitirdiğimiz, 70’li yıllardan günümüze, romanlarında, öykülerinde kurduğu dünyaların yeniliğiyle farklı bir yere sahip ve deneysel çalışmalar yapmaya açık tutumuyla, modern Türk edebiyatının cesur ve özgün kalemi… Pınar Kür, sadece bir yazar olarak değil, ‘Doğmamış Çocuğa Mektup’tan ‘Durulmayan Bir Kafa’ya ve Jean Rhys’ın eserlerine kadar çevirilerini de keyifle okuduğum bir çevirmen… Kişisel tarihimde önemli bir döneme denk gelen üniversitenin bahar şenlikleri etkinliklerinde Adana’da tanışıp basıldıkları tarihlerde okuduğum kitaplarını imzalatabilmiş olmamın şanslılığını hep hissettiğim yazar… Hatta o güne ait…

Devamını Oku
SON BASKI 

“YAZI” İLE GEÇEN 22 YIL: SON BASKI’NIN DOĞUM GÜNÜ

Zaman ilerliyor; ama her şey aynı hızla değil. Bazı yazılar öylece duruyor. Bazı kelimeler, aradan yıllar geçse de yerinden oynamıyor. Bazı yayınlar ise yalnızca yaşanan an’ı anlatmakla yetinmiyor; o an’ı kayda geçirirken geleceğe de bir iz bırakıyor. * * * Son Baskı, bugün 22’nci yaşını dolduruyor. 5 Ocak 2026; yazıyla kurulan uzun, sabırlı ve birlikte yürünmüş bir yolun hatırlanması anlamına geliyor. Son Baskı, 5 Ocak 2004’te, Adana’nın kurtuluş gününde, Adana merkezli olarak yayın hayatına başladı. Kurucusu İsmail Güneş. O gün atılan adım, bir internet sitesinin yayına girmesinden ibaret değildi. Yazının…

Devamını Oku
SON BASKI 

MEKTUP, BABALIK, HAFIZA, KAYBEDİLEN DOSTLAR VE SON BASKI

Takvimler 4 Ocak’ı gösterirken Son Baskı, 5 Ocak’ta 22’nci yaşına basıyor. Zaman, bu dergide bazen bir mektup aralığı, bazen bir çocuğun büyüyüşü, bazen de sessizce aramızdan ayrılan bir dostun ardından kalan boşluk olarak ilerliyor. Bugün editörünün kaleminden; büyüyen Ali’ye, olgunlaşan bir dergiye ve geçen yıllara bakarken bu yolculuğun en başındaki sesi yeniden duymak anlamlı hale geliyor. Cuma Erdoğan’ın henüz doğmamış bir çocuğa, kendi çocuğuna yazdığı bu mektup, bir babanın heyecanının ötesinde, Son Baskı’nın ilk nefeslerinden biri olduğu kadar; perde arkasında emek veren, adı yazılarda çok geçmeyen ama izi kalanlara da…

Devamını Oku
HABER 

MUMLAR 2026’DA HEP BİZLER İÇİN YANSIN

Son Baskı Kitap Kulübü, 27 Aralık 2025 Cumartesi günü yılın son buluşmasını edebiyatla, sohbetle ve paylaşmanın sıcaklığıyla gerçekleştirdi. Son Baskı’nın yazar ve okurlarından oluşan kulüp üyeleri, iki ayrı zaman ve iki ayrı mekânda bir araya gelerek, edebiyatın etrafında çoğalan uzun bir günü birlikte yaşadı. Buluşmanın ilk durağı, öğleden sonra More Than Kafe’de yapılan kitap toplantısıydı. Macar edebiyatının önemli isimlerinden Sándor Márai’nin “Mumlar Sonuna Kadar Yanar” adlı eseri ele alındı. Kısa sayılabilecek hacmine karşın romanın açtığı tartışma alanının genişliği dikkat çekti. Hafıza, dostluk, suskunluk ve yıllar sonra gelen yüzleşme ve hesaplaşma…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT 

ÖZGÜR KADIN MİTİ, BEDENSEL İSYAN VE TOPLUMSAL İNTİKAM: BRIGITTE BARDOT

Brigitte Bardot, 20’nci yüzyılın ortasında yalnızca bir sinema yıldızı olarak değil, modern toplumun kadın bedeniyle kurduğu ilişkinin kontrolden çıktığı anın canlı kaydı olarak ortaya çıktı. Onu “seks sembolü”, “özgür kadın” ya da “skandal figürü” gibi etiketlerle anmak, yaşadığı şeyin özünü kaçırmamıza sebep olur. Ölüm haberlerinin bazılarında ekşi bir tebessümle “seksi yıldız”, “seks sembolü” tanımlarını okudum. Ne acı… Brigitte Bardot ne bu semboller olarak doğdu ne de onları bilinçli biçimde inşa etti. O, toplumun kadın arzusu karşısında verdiği çelişkili tepkinin, hayranlıkla cezalandırma arasındaki o tanıdık salınımın beden bulmuş halidir. Gel gör…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT 

YEŞİLÇAM’IN GÖLGESİNDEN ÇIKMAK: 1980 SONRASI TÜRK SİNEMASININ SANATSAL DÖNÜŞÜMÜ

1980 sonrası Türk sineması çoğu zaman bir “çöküş dönemi” olarak anılır. Salonların boşalması, film sayısının azalması, Yeşilçam yıldız sisteminin dağılması bu yargıyı destekler gibi görünür. Oysa bu dönem, Türk sinemasının nicelikten çok nitelik üzerinden yeniden düşünmeye başladığı, kendisiyle hesaplaştığı ve sanatsal anlamda yeni bir yön aradığı bir kırılma noktasıdır. 1980 öncesi gişeye oynayan, ticari kaygı taşıyan filmlerin sektöre hâkimiyeti tartışılmaz elbet; ancak bu dönemde sanatı ön plana alan, ticari kaygı taşımayan eserler de vardı. Fakat bu nitelikteki eserler, başka bir deyişle “sanat filmi” kavramı, bireysel düşünen yönetmenlerin estetik ve derinlikli…

Devamını Oku
kuponbet
Kuponbet
bb marketing
betgaranti
bahis siteleri
vaycasino
ikimisli
ikimisli
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
betkolik
hilarionbet
betkolik
betkolik
hilarionbet
grandbetting
grandpashabet
grandpashabet
ikimisli
vaycasino
vaycasino
ikimisli
ikimisli
ikimisli
betpark
grandpashabet
grandpashabet
betnano
betkolik
betkolik
betnano
betgaranti
betgaranti
grandpashabet
grandpashabet
betgaranti güncel giriş
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
ikimisli
betnano
ikimisli
grandpashabet
grandpashabet
ikimisli
ikimisli
ikimisli
betyap
betkolik
betkolik
ikimisli
ikimisli
betplay
ikimisli
betplay