POLİTİKA 

HİBRİT SAVAŞLAR ÇAĞI

İran–İsrail gerilimi ve ABD–Çin rekabetinin görünmeyen boyutu, günümüzdeki “hibrit savaşlar” olarak işaretlenmelidir. Bugün dünya kamuoyu İran ile İsrail arasındaki gerilimi izliyor. Bu gerilimin birçok boyutu bulunuyor: Füzeler savaşı yaşanıyor. Hava saldırıları konuşuluyor. Bölgesel savaş senaryoları tartışılıyor. Üçüncü Dünya Savaşı’ndan söz ediliyor. Yukarıdaki gerçekler yanında, görmemiz gereken yeni bir durum var: Artık yeni savaşlar ve çatışmalar, geçmiş savaşlar gibi yalnızca tanklarla ve uçaklarla yapılmıyor. 21’inci yüzyılda savaşın biçimi değişti. Bugün devletler rakiplerini yalnızca askeri cephede değil; enerji hatlarında ticaret yollarında teknoloji üretiminde finans sisteminde diplomatik ittifaklarda zayıflatmaya çalışıyor. Uluslararası ilişkiler literatürü,…

Devamını Oku
POLİTİKA 

TEKNE ORUCU

Gecenin bir vakti, ışıklar yanar evlerde. Önce birkaç evin ışığı, ardından onlarcası, sonra yüzlerce evde yanar ışıklar. O devasa apartmanlarda bile ışığı yanmayan pek nadir evler vardır. Bir tatlı telaş, bölünen uyku, yaşlı genç, çoluk çocuk kalkarlar sahura. Yemekler yenir, çaylar içilir, niyet edilir Allah rızası için oruç tutmaya. Açılır gönül kapıları, dayanışma zamanıdır, hoşgörü zamanı. Bereketlenir sofralar. * * * İşte öyleydi eskiden. Şimdi bereketi kaçtı sofraların. Kilosu bilmem kaç yüz liralık hurmayı almasak da olur, yemesek de… Biz tutarız orucumuzu yine Allah rızası için. Etin kilosu kaç lira…

Devamını Oku
POLİTİKA 

KİMSE DUR DEMEZSE KİME DÖNÜŞÜRSÜN?

İktidarın en tehlikeli hali, karşısında “dur” diyebilecek bir ses kalmadığında başlar. Güç denetlenmediğinde liderin karakteri sistemin kaderine dönüşür. 2000’lerden beri dünyada farklı coğrafyalarda yükselen otokratik eğilimler, bize aynı soruyu yeniden sorduruyor: Eğer hiçbir sınırın yoksa kim olursun? Tarih, bu sorunun cevabını hem karanlık hem de aydınlık örneklerle verdi. Hitler, denetimsiz gücün yıkıcı potansiyelinin en çarpıcı örneğidir. Demokratik yollarla iktidara geldikten sonra hukuk mekanizmalarını kendi lehine dönüştürmüş; muhalefeti susturmuş, medyayı kontrol altına almış ve devlet ile parti arasındaki sınırları silmiştir. Kimse “dur” diyemediğinde liderin paranoyası devlet politikası olur. Sonuç; adaletsizlik, sistematik…

Devamını Oku
POLİTİKA 

ZEYDAN KARALAR’IN “DEPREM DAİRESİ” TEKLİFİNİ HATIRLADINIZ MI?

Her gün tazelenen yaralar içinde akıp geçiyor zaman… Adalet yerini bulmadı, bulmuyor, buldurmuyorlar… Üç yıllık yara… Çok da eski olmasa da işte bunun için tazeleniyor yaralar. Bir yerini bulsa adalet, boşa gitmeyecek işte o zaman gözyaşları… Üç yıl önce üç gün boyunca çığlıklar yükseldi. Herkes duydu o çığlıkları. Kimi soğuktan donarak öldü, kimi fazla dayanamadı ama saha bomboştu üç gün boyunca. Enkaz altında daha çığlıklar gelirken, henüz kesilmemişken nefesler, birileri millete parayla çadır satmıştı. Sadece çadır mı? Kullanılmış kışlık giysi, ayakkabı… Biz de depremzedeye parayla çadır satılırken yabancı bir ülkeden…

Devamını Oku
POLİTİKA 

‘BÜYÜ DE UMUDU DOĞUR’

Ne kaldı dünden bugüne? Akıp giden yıllardan geriye ne kaldı? Sormalı insan kendine, hep bu soruyu bıkmadan usanmadan. Bir kısır döngü, bir tekrara düşer gibi değil ama sormalı. Kadın kanıydı dünde kalan. Sonra kanın kuruduğu yerde bir başka kadının kanı akan… Çocuktan katil devşiren bir düzen… Çocuk ve kadın istismarı ve bitmeyen travmalar kaldı dünlerden, çocuk işçi ölümleri, genç ölümler ve iş cinayetlerinde zirveyi hiç bırakmamak kaldı yine geriye zamandan. Ne kaldı sana, bana, bize dünlerden? Aydınlık yüreklerin, gençlerin hayalleri gözünde kaldı. Bir liyakatsizlik çemberinde mülakatlarda işsizlik düştü paylarına. Cehalet…

Devamını Oku
HABER POLİTİKA 

BİR CUMHURİYET CİNAYETİ: “UĞUR MUMCU”SUZ 33 YIL

Türkiye, 24 Ocak 1993’te bir gazeteciyi değil; hukuku, gerçeği ve kendi hafızasını kaybetti. Aradan 33 yıl geçti. Cinayet aydınlatılmadı. Karanlık dağılmadı. 24 Ocak 1993 sabahı Ankara Karlı Sokak’taki o patlama, bir suikasttan çok daha fazlasıydı. Uğur Mumcu’nun bedeni paramparça oldu ama asıl hedef alınan, hakikatin kendisiydi. O gün, Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin en kararlı, en ısrarcı ve en tehlikeli kalemlerinden biri susturuldu. Ama bu bir “anlık cinayet” değildi. Bu, uzun süredir göz göre göre gelen bir infazdı. BİR GAZETECİDEN FAZLASI: HUKUKÇU UĞUR MUMCU Uğur Mumcu yalnızca yazan biri değildi. O, Ankara…

Devamını Oku
POLİTİKA 

TİMOKRASİ – 2

Okunmaması gereken bir yazı… İlk yazımda Aristotales ile başlayan, Roma İmparatorluğu’yla şekillenen ve Antik Yunan’la devam eden, Magna Carta ve Fransız Devrimi’yle son halini alan demokrasi serüveninin anlatmıştım. Doğu’da Müslüman coğrafyada İbn-i Rüşd ve İbn-i Haldun’un demokrasi konusunda köşe taşı niteliğindeki yaklaşımlarının etkilerini belirtmeye çalışmıştım. Demokrasinin eksik ya da kötü uygulanmasının toplumu yozlaştırırken yönetimleri baskıcı eğilime sürüklediğinden bahsetmiştim. Baskıcı rejimlerin zamanın ruhuna uymayan, ancak zamanı kendine uydurmaya çalışan tarihsel kabul görmeyen yaklaşımları insanlık tarihinde geri dönülemez ve kapanamaz yaraların açılmasına neden olmuştur. Oysa geliş amaçları hiç de uygulamalarıyla örtüşür değildir.…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

İLERİCİ GERİCİLİK – İKTİDAR (2): DOĞU’NUN EN BATISI

Tarihte eğitim ve öğretim sistemi üzerine birçok model önerilmiş ancak önerilen hiçbir model, sürekli uygulanan, ideal ölçüleri tanımlayan bir sonuca ulaşamamıştır. Kimi zaman tümden gelen, kimi zaman tüme varan, bazen ortadan başlayan modeller zamanla değişkenlik göstermiş, kimi zaman da işlemez hale gelerek terk edilmiştir. Müslüman coğrafyada darülerkam, Hz. Peygamber’in Mekke’de İslam’ı ilk tebliğ ettiği ve eğitime başladığı ev olması nedeniyle özel öneme sahiptir. Ancak tarihsel olarak bir ilkten bahsedeceksek Sümerler, şüphesiz, M.Ö. 3200 yılında günümüzden yaklaşık 5 bin 500 yıl önce çivi yazısını kullanmaya başlamışlardır. Bu konuda günümüz “modern” yöntemlerin…

Devamını Oku
POLİTİKA 

ÖLÜP ÖLÜP YENİDEN DOĞAN

Ölü bulunan kayıp bir çocuk, cinayetler, katledilen kadınlar, çöken iskele nedeniyle üç işçinin ölüm haberi… Yani bir iş cinayeti daha… Peş peşe gelen ölüm haberleriyle birlikte insanlık da ölüyor. Ölüm bu işin fıtratında diyen o kafadır insanlığı öldüren. Katili, hırsızı, taşeronu yandaşıyla birlikte öldürürler insanlığı her defasında. Onat Kutlar’ın dediği gibi; “ne kadar çok öldük yaşamak için”. Katil patronların almadığı önlemler yüzünden 301 madencinin can verdiği o toplu katliamdan sağ kurtulan ve ambulansa alınırken “Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin” diyen işçiydi aslında insanlığı öldüğü yerde dirilten. Ve başka bir madenci…

Devamını Oku
POLİTİKA 

BİR İSİMDEN DAHA FAZLASI

Atatürk artık sadece bir insan değil, bir zamir değil; bir yüklemdir – “yapmak”, “başarmak”, “direnmek” fiillerine denk düşer. Bir insanın yüce ideallerinin başarılacağını gösterir. Bir milletin en karanlık sabahında, gözlerini değil, aklını kendine çeviren bir ışık… Samsun’a ayak bastığı gün, deniz puslu, yollar çamurdu; ama o çamurun içinde bile bir ülkenin yeniden yazılacak hikâyesini görüyordu. Vizyon buydu: Henüz doğmamış çocukların bile nefesini hissedebilmek. Henüz doğmamış çocukların özgür nefesini hayal etmek… Birçoğumuzun dedesi, annesi, babası ve sonra da biz o özgür dünyaya doğduk… Bir adamın hayalinin gerçekliğine… Dirayet, onun el yazısındaki…

Devamını Oku
grandpashabet
grandpashabet
betnano
betpark
betpark
betvole
betvole
betvole
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
imajbet
vaycasino
imajbet
vaycasino
safirbet
safirbet
betvole
milanobet
milanobet
grandpashabet
grandpashabet
realbahis
vaycasino
vaycasino
timebet
timebet
betpuan
betpuan
vaycasino
meritking
imajbet
imajbet
kulisbet
mariobet
mariobet
realbahis
vaycasino
grandbetting
hititbet
süperbahis
superbahis
süperbahis
norabahis
grandpashabet
betnano
betvole
grandpashabet
betnano
betnano
norabahis
vaycasino
vaycasino
betnano
betwild
betwild
imajbet
betnano
betnano
norabahis
norabahis
vaycasino
vaycasino
imajbet
imajbet
vaycasino
betvole
betpark
betvole
betpark