POLİTİKA 

İYİLİK KAZANACAK

“Akar gibi geçiyorum dünyadan, ısınıp bakınmadan/ sarhoş/ sıkılgan/ sırılsıklam…/ Kırk diyarda kırk bin öpüşün bitkiniyim/ dudağında kırk bin kekik tadı kamaşır/ yine de kalbim ısırgan mı ısırgan./ Eşini çağlayana kaptırmış balığıyım bu nehrin;/ aydır, geceden beri dişlenmiş kelebeğin her sabah ağzımda ölümüyle buluşan.” – Nihat BEHRAM Nihat Behram’ın Sol Haber’de bir köşe yazısını okumuştum yıllar önce. ‘Yok Edilmiş Bir Halk Cevheri: Enver Gökçe’ başlıklı yazısını. 2011’de yayınlanan yazının hemen girişinde okur şu satırlarla bilgilendirilmişti: “Bu yazı 30 yıl önce, Gökçe’nin ölüm haberini aldığım kanlı, karanlık 12 Eylül günlerinde sürgünde yazdığım ve…

Devamını Oku
POLİTİKA 

BURASI TÜRKİYE: TEKRARIN İÇİNDE SIKIŞMAK!

Bir sabah uyanıyorsun, dünya bildiğin gibi değil. Bir haber düşüyor ekrana, içini sıkıştıran, mideni bulandıran, kalbinin ritmini bozan… Sokağa çıkanları görüyorsun, gözlerindeki öfkeyi, korkuyu, umudu. İçinde bir şey kırılıyor. Ya da belki çoktan kırılmıştı da sadece daha fazla çatlak ekleniyor o eski yarıklara. Bu ülkede yaşamak, sürekli bir yas süreci gibi bazen. Daha önce hissettiğin bir kaybı, bir hayal kırıklığını, bir öfkeyi yeniden yaşıyor gibisin. Tekrar ve tekrar… Bir kısır döngü gibi… Ve bu sadece bir haber değil, sadece bir olay değil. Senin hikâyenle birleşiyor. Çocukken öğrendiğin sessizliklerle, susturulduğun anlarla,…

Devamını Oku
POLİTİKA 

YOLUN AÇIK MI SEVGİLİ YURDUM?

“Ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı!” – Hasan Hüseyin KORKMAZGİL Her geçen gün biraz daha, toplu bir yok oluşa doğru sürükleniyoruz. Sahi, biz kaç kere toplu ölümler yaşadık? İş cinayetleri, bombalı eylemler, depremler, yangınlar… Ne kadar da kolay değil mi alınmayan önlemler yüzünden bu dünyaya doymadan göçü gitmek? Ne kadar çok öldük böyle… Gecekondu mahallerine, yoksul semtlere, köylerdeki sıvasız evlere kim bilir kaç bin kere geldi bayrak bayrak tabutlar? Her Türk asker mi doğardı yoksa her yoksul muydu asker doğan? Ekmek almaya giderken başından vurulup ölen bir çocuk düşünün……

Devamını Oku
POLİTİKA 

YARINSIZLAR KUCAKLAYACAK GELECEĞİ

Her geçen günün dünü arattığı bir yaşamın kıyısında yürüyoruz yarınlara. Belki yarını olmayan yarınsızlarız… Bir sonraki günün yarın olması değildir yarınlara yürümek. Yıllar akıp geçiyor ve bu akış sürecektir. Şöyle geriye dönüp son 20 yılınıza bir baksak geçen sürede biz yarınlara mı yürümüşüz yoksa her geçen gün biraz daha yoksullaşarak sefaletin dibini mi görmüşüz? 20, 21, 22 ya da 23 koca yıl… Neredeyse çeyrek asır! Bu kadar uzun bir zaman dilimine neler sığdırılmaz ki… Kucaklanmış bir gelecek gibi örneğin. Ne geleceği biz yakalayabildik ne de gelecek dediğimiz bizi bekledi. Durup…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM YAŞAM 

KORONA GÜNLERİ, ÇAĞ YANGINI, GÜNAHKÂR DÜNYA, CAZ MÜZİĞİ VE BENZERİ ŞEYLER

“Bir caz müziği” gibiydi her şey, o kadar kısa, o kadar çabuk; ama etkisi uzun yıllar sürecek kadar büyüktü. Hüzünlü bir senfoni gibiydi hissettiklerimiz; bir cenaze müziği gibi kederli, ağlamaklı. Şairin dediği gibi: “Dağılmış pazaryerlerine benziyordu şimdi istasyonlar”, “gelmiyordu içimizden hüzünlenmek bile”, “gelse de öyle sürekli değildi”… Ne olduğunu tam ayrımsayamadığımız bir duygu durumundaydık. * * * 2019’un Aralık ayında Çin’in adını daha önce duymadığımız Wuhan kentinde ortaya çıkan ölüm virüsünün, kısa sürede dünyayı öylesine kasıp kavuracağını elbette kimse tahmin edemezdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 11 Şubat 2020 günü virüs…

Devamını Oku
POLİTİKA 

SEN SUSARSAN

“Boşuna çırpınma, gökyüzü: Yurdum kadar ağlayamazsın…” – Yılmaz Odabaşı Her gün yeni bir acıya uyanıyor yangınları hiç sönmeyen bir ülke… Her geçen gün dünü aratırken bizim payımıza iyi dilekler, baş sağlığı mesajları, takdir-i ilahi söylemleri gibi sorumluluğun ve hesap sormanın olmadığı içi boşaltılmış ne varsa o düşüyor işte… Derin bir yoksulluğun kol gezdiği yorgun şehirlerde birileri beka meselesini konuşurken, birileri önlenebilir nedenlere rağmen can verirken ölümleri, gözümüzün önünde eriyip giden yaşamları sonu hüsranla biten bir film gibi izliyoruz şimdi. Soframızdaki ekmeğimiz küçülürken, memleketin öz çocukları sabah okula giderken bir kuru…

Devamını Oku
POLİTİKA 

BİLİRKİŞİ

Anadolu türküleri bazen, muhatabına gizli mesajlar verir. Örneğin, “Bastım da kırıldı iğdenin dalı/ kötüye düşenin nic’olur hali…” Burada muhtemelen yasak aşk yaşayan bir çiftin birbirine nağme göndermesi söz konusu… Peki, neden iğde dalı? Neden kiraz dalı, erik dalı, elma dalı değil de iğde dalı? Sonuçta hangi meyvenin ismini oraya yazarsanız yazın hece ve redif tutacak. Öyleyse niye iğde? * * * İğde ağacı, türkümüzün geçtiği İç Anadolu’da sıkça görülen bir ağaç. Yemiş de verir. Fakat çok boylu bir ağaç değildir. Yani meyvesini toplamak için gövdesine çıkmanız gerekmez. Şu halde türkümüzü…

Devamını Oku
POLİTİKA PSİKOLOJİ TOPLUM 

ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER: YAS, UTANÇ VE SOSYAL İYİLEŞME ÜZERİNE

Kartalkaya’daki otel yangınında kaybettiğimiz insanlar, çocuklar, sadece birer isim ya da haber satırı değil; hayallerin, sevgilerin, umutların beden bulmuş halleriydi. Bu büyük felaket, yüreğimizde derin bir yas bırakırken bazı insanların umursamaz tavırları ve hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmesi, ar duygusunun ne kadar zedelendiğini gösteriyor. Bu acı, yalnızca ailelerin değil, hepimizin acısıdır. Çünkü ateş, sadece düştüğü yeri değil, vicdanlarımızı da yakar. Ne var ki yangının ardından çevredeki otellerde, çocuklarıyla birlikte eğlenmeye devam eden insanlar vardı. Bu, yalnızca bir duyarsızlık değil, aynı zamanda bir değerler sistemi problemidir. Çocuklar, bu tür…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

MEDYAMIZ YANGIN HABERLERİNDE BİLE KUTUPLAŞTI

Sabahın ilk saatlerinde Kartalkaya’da yanan Grand Kartal Otel’in önünden canlı yayın yapan muhabirlerin yüzleri ile sözleri birbirini tutmuyordu. “10 ölü, 32 yaralı” olduğunu söylüyorlardı ama yüzleri, durumun daha vahim olduğunu anlatıyordu. Saatlerce öyle devam ettiler yayına, “Bolu’da yangın faciası: 10 ölü, 32 yaralı” altyazısı saatlerce ekranlarda kaldı. Haber kanallarının yöneticileri ve muhabirler sorumluluklarının farkındaydı. Ölenlerin sayısını ve özellikle de isimlerini resmi açıklama ve doğrulanmış bilgi olmadan haberleştirmenin riskini almıyor; insanların acısına saygı gösteriyor, daha da üzmekten kaçınıyorlardı. Hatta öğleden sonraya kadar otelin adını bile vermediler yayınlarında. Sözcü yazarı Nedim Türkmen’in,…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

NE UCUZ?

Mazot pahalı… Elektrik pahalı… Doğalgaz pahalı… Su pahalı… Et pahalı, ekmek pahalı, bal pahalı, börek pahalı, süt pahalı, yoğurt pahalı, yumurta pahalı, zeytin pahalı, peynir pahalı… * Yeter mi? Yetmez ama evet, say baba! * Kiralık ev pahalı… Satılık ev pahalı… Sıfır araba pahalı… İkinci el araba pahalı… Televizyon pahalı, telefon pahalı, fırın pahalı, buzdolabı pahalı, klima pahalı, süpürge pahalı, çamaşır makinesi pahalı, bulaşık makinesi pahalı, ütü pahalı, ütü masası bile pahalı, çamaşır askılığı bile pahalı, çamaşır ipi, çamaşır sepeti, naylon leğen bile pahalı… * Yeter mi? Yetmez ama evet,…

Devamını Oku
kuponbet
Kuponbet
bb marketing
betgaranti
grandpashabet
betpark
betpark
betpark
betpark
betnano
grandpashabet
vaycasino
ikimisli
ikimisli
betplay
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
betgaranti
betgaranti
betgaranti
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
vaycasino
vaycasino
betpark
betpark
ikimisli
betmarino
enbet
grandpashabet
grandpashabet
wbahis
grandpashabet
wbahis
betnano
betnano
realbahis
grandpashabet
ikimisli
grandpashabet
palacebet
grandpashabet
kalebet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
winxbet
betyap
hilbet
betmarino
betyap
betnano
grandpashabet
ikimisli
betgaranti
vaycasino
grandpashabet
berlinbet