ÖYKÜ 

MADAM ELENİ


Uçuşan perdelerini bir çırpıda topladı. Çok gençken çeyizine işlemişti bunları. Güneşten sararmıştı artık ama olsun, o seviyordu, kıyamıyordu atmaya.

Dirseklerini pencerenin pervazına yerleştirdi, yüzünü iki elinin arasına dayadı. Bahar gelmişti gelmesine ama sabahları serin bir esinti oluyordu hâlâ. Kalktı yerinden, tahta sandalyenin üzerine asılı yeleğini üstüne geçirdi. Kendine çay yapmak için küçücük mutfağına girdi. Yan komşunun dün akşam gönderdiği böreği bitirememişti. Buzdolabından onu çıkardı, tavada ısıttı, çayına eşlikçi etti. Eskiden beri az yerdi, pek iştahlı biri değildi. Ancak son birkaç aydır canı pek de bir şey çekmediğinden, ölmeyecek kadar yiyordu.

İnce belli bardağını raftan indirdi, börekleri tabağa aldı, her ikisini de çiçek işlemeli ahşap tepsiye koydu. Gününün büyük kısmını geçirdiği penceresinin yanına taşıdı. Taş döşeli eski sokağı izlerken biraz yedi, içti. Gelen geçene selam verip iki-üç cümle sohbet etti.

Zaman ilerleyip komşularını rahatsız etmeyeceğinden emin olduğunda arkadaşının hediye ettiği minyatür radyoyu açtı. Kanalları gezdi. Rumca ezgileri duyduğu yerde durdu. Sesini açtı ve radyoyu sokağa doğru çevirdi. Müziğin sihirli bir etkisi vardı. Sokakta yürüyen herkesin mimikleri değişti sanki. Çoğu da gülümsedi ya da ona öyle geldi. İnsanın özüne dokunabilmek bu kadar kolaydı işte.

Radyoda çalacak olan bir sonraki şarkıyı kendisi için diledi. Bekledi ve en sevdiği şarkı radyodaydı. Mucize gibi bir şeydi. “Mia Istoria”… Hem de Elena Kirina’dan… Sesini biraz daha açtı ve başladı birlikte mırıldanmaya. Gözyaşları süzüldü yanaklarından ama söylemekten vazgeçmedi.

Bu bir öykü / Gözyaşlarımızla yazdığımız / Ama sen onu bir kenara attın / Neden / Bana sarıldığında, acılarını anlatırdın / Ve ben gözyaşlarını içime akıtırdım / Neden / Gelmeyecek trenleri ve anıları / Beklemek gibidir seni beklemek / Bu bir öykü, kitap olabilecek / Ama sen onu bir elvedaya hapsettin / Neden / Ve sana haykırıyorum / Ve bulutlara bakıyorum / Ve gün batımında iç geçiriyorum / Neden / Gelmeyecek trenleri ve anıları / Beklemek gibidir seni beklemek…

Her nota, her sözcük sokaktaki ayrı bir duvara çarpıp yankılanıyordu. Kendi yaşam öyküsünü bir başkasının sesinden dinliyor gibiydi. Düşündü. Acaba o da hiç gelmeyecek birini beklerken pencere pervazlarında dirseklerini çürütmüş müydü? Bilemiyordu. Bildiği bir şey varsa o da; bu hikâyeyi yaşamış olan birilerinin daha varlığını hissetmek, yalnızlık duygusuna iyi geliyordu.

Hayat ne garipti. Acı ortak dildi. Tıpkı müzik gibi… İyi ki birileri bu duyguları notalara dökmüştü. Çünkü insan zamanla birilerine anlatmaktan yoruluyordu. Daha doğrusu hiçbir işe yaramadığının farkına varıp susmayı öğreniyordu. Ama müzik bir kez gönül teline temas ettiğinde anılar kabak çiçeği gibi açılıp dökülüyordu ortalığa. Evet, toplaması zor oluyordu belki ama yaşanan her şeyin bir hayal olmadığını da hatırlatıyordu.

Evet; kadın, adamı çok sevdi, adam da kadını. Ama olmadı, olamadı; çünkü hayat aynı fikirde değildi. İstemedi kavuşmalarını.

Şarkı bitti. Kadın uzanıp radyoyu kapattı. Tepsiyi alıp mutfak tezgâhına bıraktı. Terliklerini sürüyerek odasına gitti. Penceresini açtı. Ciğerlerine derin bir nefes çekti. Komodinin üst çekmecesine uzandı. Albümü aldı. Yatağının kenarına ilişti. Her fotoğrafı tek tek yerinden çıkardı. O fotoğrafların çekildiği günlere gitti. Ne kadar da gençlerdi. Adamın fotoğraflardaki yüzünü okşadı, öptü, kokladı, göğsüne bastırdı. Çektiği acı ile dudaklarını ısırdı ama hıçkırıklarına mani olamadı. Elbisesi, gözyaşları ile sırılsıklamdı. Bir süre hiç hareket etmeden oturdu. Duvardaki bir çatlağı izledi uzun uzun. Omuzlarını taşıyamıyordu artık. Terliklerini çıkardı. Yatağına uzandı. Gözlerini bu sefer de tavana dikti. Nefes alışverişleri normale döndü. Yanaklarından süzülen son birkaç damla gözyaşı daha yastığına düştü. Derin bir sessizlik hâkimdi artık odasında. Ne kadar süre o durumda kaldı, hiç bilmiyordu. Ama hava kararmıştı artık. Göz kapaklarını açık tutmakta zorlanıyordu. Rüyasında onu bir kez daha görmeyi dileyerek uykuya daldı. Tüm vücudu gevşedi. Birden gülümsedi. Sol eli ile birlikte, göğsünde tuttuğu fotoğraflar da yataktan aşağıya kayıp düştü.

Paylaş:

Benzer yazılar

5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
4 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Serap Demir

Harikasın. Devamını diliyorum. 🧿

Nezahat Yapıcı

Çok teşekkür ediyorum. 🌼

Özgür Yılmaz

Yaşanılan her şey güzel.

Nezahat Yapıcı

Evet, kesinlikle öyle. 🙌🏼

4
0
Would love your thoughts, please comment.x
hititbet
kingroyal
kingroyal
betplay
holiganbet
betnano
betnano
betnano
betgaranti
betgaranti
Betgaranti
betgaranti
kolaybet
hititbet
hititbet güncel giriş
hititbet
vdcasino
vdcasino
betpark
hititbet
hititbet
hitit üniversitesi
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
Hititbet
hititbet
Hititbet Giriş
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
tuzla cilt bakım
Tuzla İpek Kirpik
Tuzla Güzellik Merkezi
hititbet
hititbet giriş
hititbet güncel giriş
hititbet giriş adresi 2026
Hititbet news
holiganbet
marsbahis
betpark
betpark
betpark
betpark
xslot
betpark
milanobet
milanobet
milanobet
xslot
setrabet
xslot
xslot
betplay
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla İpek Kirpik
hititbet
hititbet
norabahis
norabahis
nesinecasino
nesinecasino
nesinecasino
nesinecasino
betyap
betyap
norabahis
norabahis
betpark
betyap
betyap
norabahis
norabahis
betyap
enbet
enbet
enbet
betpark