POLİTİKA TOPLUM 

DANIEL KAHNEMAN VE GÜNCEL SİYASET ÜZERİNE GÖZLEMLER


Türkçe baskısı da yapılan “Hızlı ve Yavaş Düşünme” (2017, Varlık Yayınları) kitabının yazarı Daniel Kahneman’ın en önemli katkılarından birisi, düşünme süreçlerimizi iki farklı sistem üzerinden açıklamasıdır.

Kahneman’a göre zihnimiz iki farklı çalışma sistemine sahiptir. Sistem 1’de hızlı, sezgisel ve otomatik düşünme söz konusudur. Birinci sistem, hızlıdır ve çok enerji harcamaz, çoğu zaman kişi farkında bile olmadan çalışır. Bunlara örnek vermek gerekirse tanıdığınız bir insanın yüzünü tanımak ya da üzerinize hızla gelen bir arabayı fark etmek gibi durumlardaki düşünme biçimidir. Bu örneklere, bir tehlike durumunda refleks göstermek, bir konuşmadaki duyguyu sezinlemek gibi örnekler de verilebilir. Birinci sistem, insanın binlerce yıllık evrim sürecinde hayatta kalmasını sağlayan büyük bir avantajdır.

Birinci sistemin avantajları kadar ciddi riskleri de bulunmaktadır. Çünkü Sistem 1, her zaman doğru yanıtı aramaz ve doğru yanıtı bulamaz. Sistem 1, çoğu zaman “hızlı ve en tanıdık” yanıtı hızla üretir.

Sistem 2 ise “yavaş, analitik ve çaba gerektiren” düşünme biçimine dayanır. Kahneman’a göre “Sistem 2” şöyle çalışır: Dikkat ister, enerji tüketir, hesaplama yapar, kanıt arar, planlar yapar, sorunları uzun süre inceler, verileri saptar ve değerlendirir, kararı çok hızlı almaz ve kararın sonuçlarını düşünür. Ancak insan beyni, ekonomik çalışan bir organ olduğu için boş yere enerji harcamaktan kaçınır. Bu nedenle, çoğu zaman Sistem 2’yi devreye sokmak yerine, Sistem 1’in verdiği hızlı tepkiler ve yanıtlar ile yetinir. İnsanların günlük hayatındaki birçok kararının altında, Sistem 1 ya da “Hızlı Düşünme” mekanizması vardır.

İNSAN ZİHNİNİN BÜYÜK YANILGISI: İLK YANITI GERÇEK KABUL ETMEK

İnsan zihni belirsizlikten kaçınmaya çalışır. Bir olayla karşılaştığında eksik bilgileri tamamlamaya çalışırken bazen doğru sonuca ulaşır, çoğu zaman da zihninin oluşturduğu hikâyeyi gerçek kabul eder. Bu tespitleri ışığında Daniel Kahneman’ın önemli kavramlarından birisi, WYSIATI (What You See Is All There Is) kavramıdır. Bu kavram; “gördüğün şey, var olan her şeymiş gibi davranmak” anlamına gelmektedir.

İnsan çoğu zaman elindeki birkaç bilgiden çok büyük ve mükemmel olduğuna inandığı sonuçlar çıkarır. Yeni tanıştığı bir kişinin tek bir davranışından o insanın karakteri hakkında hüküm verebilir ya da yalan bir habere dayanarak bütün gerçeği bildiğini düşünür. Bazen de tek bir görüntüden olayın tamamını anladığına inanır. Oysa insan zihninin yaptığı, çoğu zaman eksik parçaları tamamlamaktan ibarettir. Eksiklikleri tamamladıktan sonra zihin, oluşturduğu tabloya inanmaya başlayacaktır.

Peki, bilgelik nerede başlar?

Kahneman’ın asıl mesajı, insanın düşünemediği değildir. Kahneman’a göre insan düşünebilir; fakat düşünme biçiminin sınırlarını bilmezse yanılmaya başlar. Bu nedenle gerçek bilgelik, her zaman haklı olduğuna inanmak değil, yanılabileceğini hesaba katabilmektir.

Kahneman’ın bize bıraktığı en büyük derslerden birisi, zihnimizin bize yardımcı olan güçlü bir araç olmasına karşın sorgulamadan kullanılırsa yanıltıcı olacağı gerçeğidir.

KAYIPTAN KAÇINMA: İNSAN NEDEN SAHİP OLDUĞUNU BIRAKAMAZ?

2002 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmış olan Daniel Kahneman’ın en önemli keşiflerinden birisi, ekonominin klasik varsayımlarından birini sarsan kayıptan kaçınma (loss aversion) ilkesidir. Klasik ekonomi anlayışında insanın bir kazanç ile bir kaybı aynı ölçüde değerlendireceği varsayılmaktaydı. Kahneman ve çalışma arkadaşı Amos Tversky, yaptıkları araştırmalarla bunun doğru olmadığını kanıtladılar. Kahneman ve Tversky’ın araştırmalarından çıkan en önemli sonuç; insan zihninin aynı büyüklükteki kaybı, aynı büyüklükteki kazançtan daha güçlü hissetmesi gerçeğidir.

Bu gerçeği biraz açarsak belirli bir şeyi elde etmenin verdiği mutluluk, onu kaybetmenin yarattığı acıyı çoğu zaman dengelemez. Bu nedenle insanlar, bazen mantıklı görünmeyen kararlar verir. Örnek vermek gerekirse çoğu insan; zarar eden bir yatırımı elinde tutmaya devam eder, artık kendisine iyi gelmeyen bir ilişkiyi sürdürür, yanlış bir kararı savunmayı bırakmaz ve başarısız bir sistemi değiştirmekten korkar. Çünkü çoğu insanda zihin değişimi, sadece yeni bir başlangıç olarak değil, mevcut olanı kaybetme ihtimali olarak algılanır. Daha açık bir ifadeyle, insan, çoğu zaman daha iyi bir geleceği kazanmak için değil, elindekini kaybetmemek için mücadele eder. Bu nedenle tarihte ve siyasette “kaybedecekleriniz” söylemi, “kazanacaklarınız” söyleminden daha güçlü bir etki yaratmıştır. Burada, siyasette kullanmak için müthiş bir malzeme keşfedilmiş olur.

EMİN OLMAK VE DOĞRU OLMAK

İnsan zihninin bir başka yanılgısı, özgüven ile doğruluğu karıştırmasıdır. Toplumlar çoğu zaman kendinden emin konuşan insanları daha bilgili sanma eğilimindedir. Daniel Kahneman’ın araştırmaları, bunun her zaman doğru olmadığını göstermiştir. Gerçek uzmanlık, çoğu zaman daha temkinli bir dil üretir ve bu temkinli yaklaşım da gerçeğe ulaşmada son derece etkili olur.

Bir konunun uzmanı, konunun karmaşıklığını bilir. Bilginin sınırlarını görür ve belirsizliği baştan kabul eder. Buna karşılık, yeterli bilgiye sahip olmayan kişiler, çoğunu aşırı kesin konuşurlar. Kesin inançlılar ve kesin konuşanlar, bilmedikleri alanın karmaşıklığını fark etmezler. Bu durum günümüzde çok yaygın ve görünür hale gelmiştir.

Sosyal medyadan örnek verelim. Sosyal medyada en çok yayılan fikirler her zaman en doğru fikirler değildir. Çoğu zaman en kesin, en iddialı ve en duygusal anlatı içeren düşünceler daha hızlı yayılır. Çünkü Kahneman’ın Sistem 1 olarak işaret ettiği “Hızlı Düşünme”, kesinlikten hoşlanır çünkü belirsizlik zihni yorar.

İnsan zihni, istatistiksel ve rakamlarla düşünmekte zorlanır. Buna karşılık, hikâyeleri kolaylıkla anlar. Hikâyelerden hoşlanan bir zihnimiz vardır. Bir insanın yaşadığı tek bir olay, bazen binlerce kişinin verisinden daha etkileyici gelir. Sıkça karşılaştığımız bir durum, toplantılarda genellikle konuşanların hikâye anlatarak önemli sonuçlara varmaya çalışmasıdır.

Binlerce kişinin ekonomik durumunu gösteren bir tablo karmaşık gelebilir; ancak bir kişinin yaşadığı mağduriyet, zihinde hemen yer eder ve kolayca anlaşılır. Çünkü hikâye, zihnin doğal çalışma biçimine uygundur. Bu nedenle siyasi anlatılar, reklamlar, propaganda çalışmaları ve toplumsal hareketler çoğu zaman yalnızca bilgi vermekle kalmazlar, bir hikâye de kurgulamaya özen gösterirler.

KAHNEMAN’IN “ÇERÇEVELEME ETKİSİ” KAVRAMI

Daniel Kahneman’ın üzerinde durduğu önemli kavramlardan birisi de çerçeveleme etkisidir (framing effect). Kahneman’a göre aynı bilgi farklı biçimlerde açıklandığında, insanların kararları değişebilir. Bir ürünün “yüzde 90 başarılı” olduğu söylendiğinde olumlu algılanabilirken “yüzde 10 başarısız” olduğu söylendiğinde ise daha olumsuz algılanabilir.

Burada bilgi aynıdır, ancak insan zihninin iki söyleme karşı verdiği tepki farklı olabilmektedir. Burada altı çizilmesi gereken nokta, insan zihni, yalnızca gerçeğe değil, gerçeğin nasıl sunulduğuna da tepki vermektedir. Bu nedenle, siyasette, medyada ve günlük hayatta kullanılan kavramlar ve sunuşların biçimi büyük önem taşır. Örneğin, bir olayın “kriz” olarak mı, “fırsat” olarak mı, “tehdit” olarak mı ya da “değişim” olarak mı sunulduğu, insanların algısını etkilemektedir.

DEMOKRASİ VE SEÇMEN PSİKOLOJİSİ

Daniel Kahneman’ın fikirleri yalnızca bireysel kararları değil, toplumların karar alma biçimini anlamak açısından önemlidir.

Demokratik sistemlerin temel varsayımlarından birisi şudur: “Seçmenler bilgiye ulaşır, değerlendirir ve tercihlerini buna göre yaparlar.” Ancak Kahneman’ın çalışmaları, konunun bu kadar basit olmadığını gösterir ve daha karmaşık bir tablo ortaya koyar. İnsanlar yalnızca bilgiyle hareket etmez. İnsan, aynı zamanda kimlikleri, korkuları, aidiyetleri, temel alışkanlıkları ile korkuları ve güven duyguları doğrultusunda karar verirler. Bu nedenle, siyasal iletişim, çoğu zaman yalnızca program ve projeler üzerinden yürümez, insan doğasının gerçekleri de insan davranışının oluşmasında belirleyici olabilmektedir. Kısacası, insan davranışlarının oluşumunda duygular, semboller ve hikâyeler belirleyici olmaktadır. Bu durum da demokrasi açısından önemli bir soruyu gündeme getirmektedir: “Eğer insan zihni sürekli bilişsel kısa yollar kullanıyorsa sağlıklı karar alma ortamı nasıl kurulabilir?” Kahneman’ın bu soruya yanıtı şöyledir: “İnsan zihnini değiştirmeden önce, insanların karar verdiği ortamı daha sağlıklı hale getirmek gerekir.”

Kahneman, insanların karar verdiği ortamı daha sağlıklı hale getirmek için daha fazla şeffaflık, daha iyi bilgi, daha güçlü kurumlar ve daha iyi karar mekanizmalarının gerekli olduğuna inanır. Bütün bunlar, Kahneman’a göre, bireyin kusurlarını azaltabilir.

Bu noktada Kahneman, önemli bir sonuca ulaşmış görünüyor: İnsan çoğu zaman dünyayı olduğu gibi görmez; zihninin onu anlamlandırdığı biçimde görür.

SİYASET VE KİTLE PSİKOLOJİSİ: SİYASAL DAVRANIŞIN GÖRÜNMEYEN MEKANİZMALARI

Siyaset, çoğu zaman akıl, program ve çıkarlar üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Oysa insan davranışı, yalnızca mantıksal hesaplardan oluşmaz. Örneğin bir seçmen, oy kullanırken sadece ekonomik verileri temel almayabilir. Seçmenler oy kullanırken güven duygusuyla, korkularıyla, geçmiş deneyimleriyle, kimlikleri ve ait olduğu toplumsal çevreyle birlikte hareket ederler. Bu nedenle siyasal iletişim, insan zihninin çalışma biçimini anlamadan tam olarak açıklanamaz ve anlaşılamaz.

Daniel Kahneman’ın çalışmaları bize şunu açıkça göstermektedir: İnsanlar yalnızca bilgiye tepki vermez. Bilginin nasıl sunulduğuna ve kendilerinde hangi duyguyu hissettiklerine de güçlü tepkiler verirler.

Siyasi aktörler, seçmenlerin karar süreçlerinde Sistem 1’in (Hızlı Düşünme) güçlü etkisini dikkate alırlar. Çünkü büyük kitleler, çoğu zaman karmaşık politika belgelerini ve programları ayrıntılı biçimde incelemez. Çoğunlukta daha hızlı çalışan zihinsel süreçler devreye girer. Bu nedenle siyasette semboller, sloganlar, lider imajı, tekrar edilen mesajlar, güçlü hikâyeler büyük önem kazanır ve sonucu belirlemek açısından etkili olur.

Bir liderin güven veren görünümü, konuşma tarzı veya kriz anındaki davranışları,  birçok durumda uzun programlardan daha etkili olabilir. Bu durum, seçmenin bilinçsiz olduğu anlamına gelmez. Bu durum, insan zihninin doğal çalışma biçimini gösterir.

KAYIPTAN KAÇINMA VE SİYASİ ETKİLERİ

Daniel Kahneman’ın “kayıptan kaçınma ilkesi”, siyasal davranışı anlamak açısından da önemlidir. Bir siyasal aktör ya da lider seçmene, “Sizlere şunu kazandıracağız” dediğinde bir tür beklenti oluşturur. Fakat “Elinizdekileri kaybedebilirsiniz” mesajı verildiğinde seçmen, çoğu zaman daha güçlü bir tepki verecektir. Çünkü insan zihni kayıplara karşı daha hassastır. Bu nedenle, siyasal kampanyalarda zaman zaman güvenlik, istikrar, düzen ve mevcut kazanımlar üzerinden mesajlar yoğunlaşmaktadır. Çünkü bu tür mesajlar, seçmenlerde “kaybetme” duygusunu harekete geçirebilir ve öne çıkabilir.

İLK BİLGİNİN GÜCÜ VE FİKİR DEĞİŞTİRMENİN ZORLUĞU

İnsan zihni karar verirken çoğu zaman ilk aldığı bilgiden etkilenir. Buna, çıpalama etkisi (anchoring) denir. İlk duyulan rakam, ilk anlatılan hikâye veya ilk oluşan izlenim, sonraki değerlendirmeleri büyük ölçüde etkilemektedir. Siyasette de ilk gündeme gelen konu veya ilk kurulan anlatı çok önemlidir.

Bir tartışma hangi çerçevede başlarsa toplum çoğu zaman o çerçeve üzerinden düşünmeye devam eder. Bu nedenle siyasal mücadele, sadece söylemler arasında değil, daha çok “anlamlandırma biçimleri” arasında gerçekleşir.

İnsan zihni, sahip olduğu inançları destekleyen bilgileri kabul etmeye daha yatkındır. Buna, “doğrulanma önyargısı” ismi verilir. Bir kişi ya da bir seçmen, belirli bir siyasi görüşe güçlü biçimde bağlandığında aynı olay farklı insanlar tarafından tamamen farklı yorumlanabilir. Aynı ekonomik veri; bir grup için başarısızlık göstergesi, diğer bir grup için dış koşulların sonucu olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle demokratik toplumların en büyük ihtiyacı, sadece bilgi değil, farklı görüşleri dinleyebilme ve anlayabilme kültürüdür.

TÜRKİYE SİYASETİNDE KAHNEMAN ETKİSİ

Türkiye’deki siyasal süreçler, insan zihninin yukarıda açıkladığımız ve Daniel Kahneman gibi düşünürlerin altını çizdiği genel niteliklerden bağımsız değildir. Türk siyasetinde lider algısı ya da lider kültü, kimlikler, güvenlik duygusu, geçmiş deneyimler ve kişisel ekonomik beklentiler seçmen davranışında çok etkili unsurlara dönüşmüştür.

Kahneman’ın yaklaşımına göre seçmenler, yalnızca “ne vaat edildiğine” değil, “vaat edilen şeyin zihninde nasıl anlam kazandığına” da tepki verir.

Türkiye’deki seçim süreçleri, Kahneman’ın düşünceleri ve davranışsal ekonomi kavramı açısından incelenebilecek birçok örnek olay içermektedir. 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecinde seçmen davranışını etkileyen faktörler arasında lider deneyimi ve tanınırlık, güvenlik algısı, değişim isteği, ekonomik beklentiler, kimlik ve aidiyet konuları öne çıkmıştır. Bazı siyasi mesajlar Sistem 1’e (Hızlı Düşünme) hitap eden güçlü semboller ve duygular üzerinden kurulurken, bazı mesajlar ise daha çok Sistem 2’ye (Yavaş Düşünme), yani hesaplama ve analiz süreçlerine seslenmiştir. Bu durum, Kahneman’ın temel tezini yeniden hatırlama gereğini ortaya koymaktadır: “İnsan kararları yalnızca mantıkla değil; duygu, hafıza ve sezgiyle birlikte oluşur.”

Peki, Daniel Kahneman’dan öğrenilecek en büyük ders nedir? Kahneman’ın bize bıraktığı miras, aslında sadece psikoloji veya ekonomiyle sınırlı değildir. Onun en büyük katkısı, insana kendisi hakkında daha gerçekçi bir bakış açısı kazandırmasıdır. İnsan akıllıdır ama her zaman rasyonel değildir. İnsan, bilgi sahibidir ama yanılabilir. İnsan, deneyimlidir ama önyargılarından etkilenebilir. Bu nedenle, iyi karar vermenin ilk şartı “kusursuz olmak” değil, kendi zihnimizin sınırlarını bilmektir.

SONUÇ

Daniel Kahneman, insanı küçük gören birisi değil, insanı daha iyi anlamamızı sağlayan önemli bir bilim adamıdır. Kahneman bize, “İnsan irrasyoneldir” demedi. Ancak bize şunu gösterdi: İnsan, çoğu zaman sandığımız kadar rasyonel değildir. Fakat insan, kendi yanılma biçimlerini öğrenirse daha iyi kararlar verebilir.

Gerçek bilgelik, her konuda kesin konuşmak değildir. Gerçek bilgelik, “Yanılıyor olabilirim” diyebilme cesaretidir.

Kahneman’ın mirasını tek cümleyle özetlemek gerekirse: İyi düşünmek, ilk cevabı bulmak değil; zihnimizin bizi yanıltabileceğini fark ederek doğru soruları sormaya devam etmektir.

Paylaş:

Benzer yazılar

Leave a Comment

betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Hititbet
Betgaranti
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
Betgaranti Giriş
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
Betgaranti Güncel Giriş
Betgaranti
Betpark
Betpark
Betgaranti
Betpark
Betgaranti Giriş
betgaranti
betgaranti
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
otobet giriş