YAŞAM 

POLİGAMİ–MONOGAMİ İKİLEMİ: DOĞAMIZ HANGİSİNE DAHA YAKIN?

Doğa; çiftleştikten sonra erkeğini yiyen karadul böceğinden yumurtasını başka bir kuşun yuvasında kuluçkalatan kurnaz guguk kuşuna, yuva bakımının tamamen erkeğin üstlendiği, dişisinin ise birden fazla erkek partneri olan jacana kuşuna kadar birbirinden ilginç ve sıra dışı bir üreme çeşitliliği sunar. İnsan merkezli ahlaksal sorgulamayı bir tarafa bırakırsak bunların hepsi neslin devamına yönelik üreme stratejileridir. Hayvanlar âleminde tek eşlilik (monogami), çok eşlilik (poligami) ve bunların sayısız versiyonlarını içeren çiftleşme (eşleşme) modellerini görmek olasıdır. Günümüzde çok eşlilik, erkeklere tanınan ayrıcalıklı bir çiftleşme modeli, yani çok kadınlı (polijini) olarak görünse de, hayvanlar dünyasında…

Devamını Oku
YAŞAM 

HAYDİ, HADDİ AŞMAYAN MUTLULUĞA!

Dünya uzun zamandır mutluluk tiranlığında… Bu söz, kişisel gelişim kitaplarına neden mesafeli olduğum sorulduğunda, verdiğim yanıttı. İnsanların hissedebilecekleri onlarca duygu varken neden herkeste bir, “mutluluk” arayışı dersiniz? Yaradılış gereği, güzel olan ya da bizlere güzel gelen her ne varsa ona ulaşmaya çalışmamızı oldukça insani buluyorum. Ancak mutluluk kavramının, tıpkı kişisel gelişim kitaplarındaki didaktik dille, illaki bir başarı yolundan geçeceği dayatması, açıkçası pek de samimi bulamadığım söylemlerden öteye geçmiyor. Hele ki mutluluk denilen olgunun yalnızca anlardan ibaret olduğunu fark ettiğimden beri… Mutluluk yalnızca yaşanılan anlardan ibaret ve o anların içinde kalan,…

Devamını Oku
YAŞAM 

‘BAŞLANGIÇLAR DA BİTER’

Yazımın başlığı sevgili arkadaşım şair Fatih Akman’ın son çıkan şiir kitabının adı. 1993 yılında “Zemheri Ölüleri” adlı ilk şiir kitabının “Doğmamış Çocuklardı Ölüler” şiirinde “Bitişle başlangıç arası bir yerde/ her yerde/ ve hiçbir yerde // bendim/ sendin/ oydu // onlar onlardı // iki renk vardı/ siyah ve beyaz // coşkulu bir sevinçti beyaz/ siyah hüzündü susardı/ gri anlaşılmazdı // aşktı/ işti/ paraydı/ çarçabuk yaşanacaktı” dizeleriyle; insanın doğmadan önce olduğu gibi artık nefes alamadığında da gerçekte hiç olduğunu, hırs, arzu ve tutkunun ve yaşamın dahi gelip geçici olduğunu anlatıyordu. Şiir okumayı…

Devamını Oku
YAŞAM 

KONTROLÜ BIRAK, KENDİNE ALAN AÇ

Kaç kez başkası size yanlış davrandı diye kendi gününüzü mahvettiniz? Kaç kez “Millet ne der?” diye düşünüp hayallerinizden vazgeçtiniz? Kaç kez sırf karşınızdaki kişiler mutlu olsun diye hiç yapmak istemediğiniz bir şeyi yaptınız? Mel Robbins, “Bırak Yapsınlar Teorisi” kitabında tam olarak bu döngüden nasıl çıkabileceğimizi anlatıyor ve şunu söylüyor: “Bu hayatı yaşamanın daha iyi bir yolu var. Bırak yapsınlar.” “Bırak yapsınlar” demek, “Boş ver, ne yaparlarsa yapsınlar” demek değil. Bu, “Büyüklük bende kalsın” diye susmak ya da görmezden gelmek de değil; izin vermek demek. Onlara “kendileri olma” izni vermek ve…

Devamını Oku
YAŞAM 

“UYKUSUZ BİR KENTTEN GELİYORUM; YIKIK EVLER KÖYÜNDEN…”

Travmaların ardı arkası kesilmiyor. Her yeni güne yeni bir felaketle uyanıyoruz. Bu ülkede anne-baba olmak, bu ülkede öğretmen olmak, bu ülkede kadın olmak yeni kaygılar, yeni korkular ile başlamak demek güne. Bazen madenlerde işçi olmak, bazen inşaatlarda çalışmak; bazen otel ya da yurt yangınında, bazen depremlerde yok olup gitmek… Hepsi birbirine karışmış… Hepsi aynı ucuzlukta ölümler… Peki, ya gidenlerin ardından kalanlar? Peki, ya bizim yaşadıklarımız? Şairin dediği gibi “dirilerin yası” değil de nedir? * * * Hani dışarıda bahar vardı? Hani kırlangıçlar çiçeklerle göneniyordu ovada? Hani dağ başında ötüşüp duruyordu…

Devamını Oku
YAŞAM 

BİR ŞAİRİN İTİRAFI

Belki de kimse yazdıklarımı anlamayacak; ama ben de herkes anlasın diye yazmak zorunda değilim. Belki de hiçbir zaman bulamayacağım bir kadını arıyorum. Nerededir o kadın? Ya da en azından, onun varlığı gerçekten mevcut mu? Belki beş adım ötemdedir, belki de mesafelerin bile yetemeyeceği kadar uzaktadır – insanoğlu henüz o uzaklığın ölçüsünü kavrayacak kadar gelişmedi. Aradığım o kadın, şiirlerimin başlıca imgesi olsa da hayalidir, ütopyadır. İnsanlığın üzerinde duran bu kadını bulmak bugüne dek hiç kimseye nasip olmadı. Her insan – özellikle yaratıcı insanlar, şairler, ressamlar – dehasını taşıyan eserlerini onu düşünerek…

Devamını Oku
YAŞAM 

FERDA İZBUDAK AKINCI’DAN “YARIN BELKİ”

“Bazı hikâyeler sonsuzluk ister, sizinki de öyle bir hikâye, demişti ya o kadın… İşte biz o hikâyeyi insan gibi yaşamakta ısrarlıyız.” “Yarın Belki’yi okurken pek çok yerde buluşuyorsunuz insanla ama en çok insanca yaşamak ve vazgeçmemekle.” Ben kitaptan bahsetmeden önce şunu belirtmek istiyorum. Bu kitabın evrensel bir mesajı var. İngilizceye çevrilmesini ve dünyanın dört tarafında okuyucuların bu kitabı okumasını çok isterim. Atina’da Akropolis Tepesi’nde, Paris’te Jardin des Tuileries’in yeşil sandalyelerinde, Tokyo’da bir metroda, Karlsruhe’de bir parkta ve pek çok yerde. Hepsinden önce, bu kitabın Bergama’nın siyanür direnişinde halkın nasıl ikiye…

Devamını Oku
YAŞAM 

SÜMELA–HAÇAPİT–BATUM GEZİSİ VE ALİ İLE NİNO

“İnsan, yarası yarasına değeni sever ancak.” – Ece TEMELKURAN “Kurt kocayınca kuzuya maskara olur” derler. İki binli yılların başında birkaç defa altı ay, son olarak da iki yıl süreli olarak ve çok girişli İngiltere vizesi almıştım. Bunun sonucu olarak da Schengen vizesi ile gidilen ülkelerin kapıları bana açılmıştı. Vize aldığım halde gitmediğim Yunanistan, Macaristan; İngiltere vizesini görünce altı ay çok girişli vizeyi anında veriyorlardı. Pasaportum yeşil olanından daha değerliydi! On yıl içinde üç kez Schengen vizesi alarak gittiğim Yunanistan, son vize başvurumu reddederek gezip görme özgürlüğümü elimden aldı. Son darbeyi…

Devamını Oku
YAŞAM 

SÖKE

1835 yılında Fransız bir bilgin Söke’ye geliyor. Söke, Büyük Menderes Ovası’nın verimli topraklarının geçtiği bir Ege ilçesi. Bu bilginin yazdığı, “Türkiye Tarihi” kitabında, Söke’nin ilk adının “Suköy” olduğu, sonraki yıllarda da “Sukü” ve en son olarak da, söyleme kolaylığından dolayı “Söke” olarak evrildiği yazıyor. Binlerce dönüm pamuk tarlaları, Menderes’in antik limanlarla çevrili büyülü atmosferi, denizlerle çevrili komşu kasabaları, her üç aileden birinin çiftçilikle geçimini sağladığı bir şehir… Bunca zenginliğe, bunca kültüre sahipken Âşık Daimi’nin türküsünde söylediği “bunca gamı, bunca derdi” çeken şehir. Herhangi bir Avrupa şehrinde bile rastlanmayacak güzellikteki “Otel…

Devamını Oku
YAŞAM 

UÇURTMALAR, BADEMİN NEŞESİ, RAST MAKAMI, BARIŞA SUSAMIŞ RUHLAR

İçimiz çok yaralı. Ruhumuz çok karalı. Üstümüzden füzelerin geçtiği, yaralar yarası ve karalar karası bir çağın ortasında yaşıyoruz. Hastaneler, okullar bombalanıyor. Bebekler, çocuklar ölüyor. Belirsizlik tüm dünyayı sarmış, dünyanın sorunu üstümüze üstümüze geliyor, bize nefes aldırmıyor. Darbeler alıyor insanlık, pandemilerden geçiyor; depremlerin ortasında kalakalıyoruz. Savaşın orta yerindeyiz. Yanı başımızda sirenler çalıyor. Ne olduğunu anlamıyoruz. Akdeniz, korkunun iklimi oluyor. * * * Kuzey yarımküremizde savaşlar olurken bir yandan da bahar yaşanmaya çalışılıyor. İçi yaralı, ruhu karalı bizler baharı nasıl yaşayacağız ki… “Bir dağ keçisi gibi yalnız dolaştım/ yorgun tepelerde, içli vadilerde,…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
bets10
bets10
betpark
betgaranti
bets10
bets10
bets10
kolaybet
betpark
Vdcasino
vdcasino
alobet
betnano
meritking
alobet
hitbet
hitbet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
alobet
alobet
hititbet
vdcasino
enjoybet
enjoybet
alobet
hitbet
betpark
betpark
betpark
betpark
alobet
hititbet
alobet
hititbet
grandpashabet
grandpashabet
enjoybet
enjoybet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
hitbet
betplay
betplay
vdcasino giriş
vdcasino
vdcasino
hititbet
vdcasino
betpark
betpark
vdcasino
grandpashabet
vdcasino
grandpashabet
vdcasino
vdcasino
betpark
grandpashabet
grandpashabet
vdcasino
vdcasino
vdcasino
vdcasino
vdcasino
vdcasino
hititbet
hititbet
hititbet giriş
hititbet giriş
vdcasino
vdcasino
vdcasino
vdcasino
vdcasino
vdcasino giriş
betpark
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla Sağlıklı Yaşam Merkezi
bettilt
bettilt
bettilt
bettilt