DOSYA 

ÖYKÜYE DAİR GÜFTÜGÛ

Kısa öykü türünün çıkış noktası sayılan ilk öyküler toplamı Boccaccio’nun 1351’de yazdığı Decameron’dur; eser yüzyıllardır edebiyat dünyasında eksilmeyen haklı bir şöhrete sahiptir. Bu eser, kurgusal ilhamını Arap edebiyatının en önemli anlatı metinlerinden olan Binbir Gece’den almıştır. Aslına bakılırsa hem Binbir Gece hem de Decameron, sahip oldukları birçok muhteşem vasfın ötesinde insanın yüzyıllardır devam eden hikâye anlatma ve dinleme ihtiyacının bir tür yansıması olarak da okunabilir. Her iki külliyatta da bilindiği üzere hikâye ya akmakta zorlanan zamanı hoşça geçirmenin ya da hayatta kalmanın yegâne aracıdır. Dünyanın her yerinde ve tarihin en…

Devamını Oku
DOSYA 

DUYGUSUZ ADAM

Salonun ortasında öylece kalakalmıştı. Duyguları karmakarışıktı. Etraflarında dönenip duran küçük ama sıkışık kalabalık, çavlana kapılmış bir dal gibi bir anda ortadan kaybolmuştu. Bir süre pencerede asılı duran ve abartılı denebilecek bir zevkle kavisli şekiller verilmiş ağır kumaşlı perde ve tüllerin arasından süzülen gün ışığı demetlerini izledi. Az önceki karmaşanın havalandırdığı toz zerrelerinin bu demetlerin arasındaki ışıltılı oynaşması ile oyalandı. Parlayıp sönmelerine, düşüp sonra tekrar havalanmalarına baktı. Kafasının içinde karıncalanan düşüncelerinin parıldayıp sönmesi de öyleydi. “Nasıl da geçti zaman; rüzgârın savurduğu kül gibi uçup gitti.” diye mırıldandı. Çok değil, daha birkaç…

Devamını Oku
DOSYA 

SULTAN

Yaz Adana’da nisanın ortalarında başlıyor, portakal çiçekleri açtı bile. Kebap kokularının yayılmadığı saatlerde portakal çiçeklerinin kokusunu içime çekmek büyük keyif… Annem sıcağına alışamadı ama babamın bir şikâyeti yok bu şehirden, uzun süre burada kalacağımızdan söz ediyor. Titizliği yüzünden minik bir ev kazası geçiren annemin bir süre dinlenmesi gerekiyor. Mümkün oldukça yatmalı, dedi doktor. Ayağının üzerine çok basmamalıymış. Annemin sakatlanmasıyla evin tüm düzeni bozuldu. Meğer evin beyni ‘annem’miş de farkında değilmişiz. Birini bulmalıyız, dedi ablam. Annemin titizliğini bilirsin, dedim. “Kabul etmez!” Gerçekten de annemi ikna etmek pek de kolay olmadı. “Ne…

Devamını Oku
DOSYA 

MAVİ HIRKA

“Yerinde duramayan, gökyüzüne çıkmak için merdiven arayan bulutlar, çocuk bulutlardır. Onlara ayak uydurmak için kâh kümülüs kâh nimbus olansa anneleri…” O sabah Beyaz Bulut’la karşılaşmasaydım, yolculuk başka türlü geçecekti. Yolculuk dedimse de kıvrılıp giden yollarda, ara durakları olan ihtiyaç molalı, otobüs yolculuğu değil. Hani o birbirinin sırtını sıvazlayan darıların, güneşin gözünü kamaştıramadığı günebakanların içinden hızla geçen araba yolculuğu da değil. Simsiyah bir gecenin içinde kalbi yerinden çıkacakmış gibi tekleyip tekrar yola devam eden tren yolculuğu hiç değil. Yolcu için yol özlemi, pencereyi döven bir yel, bacadan koyum koyum tüten duman…

Devamını Oku
DOSYA 

AYIP

Sevgili Nurci, Sabah dokuz. Cemile Paris’ten döneli üç gün oldu. Bu sabah onun mesajıyla uyandım: “Nasılsın?” Böyle soruların cevabı var mı da insan soruyor; bununla ilgili günlerce düşünüp yine bir şey söyleyemem. Mesele iyi ya da kötü olmak değil; mesele sığamamak. Bazen kendine, bazen eve, bazen ülkeye, bazen de bir bedene. “Histerik kadınlar sarsılarak, deli kadınlar yıkılarak ağlar,” demiş uyduruk bir yazar. Bunu mesela kimin uydurduğunu asla bilemeyeceksin. Sessizliğin kenarına iliştim: bağırdım, çöktüm; durdum. Durmak bazen delirmekten daha tehlikeli, insan durunca kendi içine doğru açılıyor. Şimdi ben sana Şule Gürbüz…

Devamını Oku
DOSYA 

DİLAVER’İN BAŞINDAN GEÇEN GARİP BİR HİKÂYE

Akşam vaktiydi. Hava soğuktu. Vapurların ışıkları çok güzel görünüyordu uzaktan. İki arkadaş Ortaköy sahilinde oturmuş denizi izlerken: “Bazı geceler bir öykü gibi başlar, bu gece de öyle bir gece sanki.” “Evet, mükemmel bir manzara şu karşımızdaki.” “Hayır, sadece durağanlığı kast etmedim. Bir eyleme de gebe gece.” “Ne gibi bir eylem? Ne olacağını hissediyorsun?” “Bilmiyorum. Sadece çok güzel bir gece işte.” “Haklısın. Boğaz her zamankinden daha ışıklı.” “Sadece manzaradasın sen hâlâ. Neyse… Aklımda sabahtan beri bir soru var. Sence en güzel öyküyü kim yazdı bizde?” Bu sırada hemen yanlarındaki kırk yaşlarında,…

Devamını Oku
DOSYA 

KİRALIK EV

“Şimdi hangi hüzne hangi adı vereceğim? Bir kente mi, bir denize mi, bir sokağa mı? Bir türlü bitmeyen akşamüstlerine mi?” İnsanın kendi hüzünlerini bir kenara bırakıp annesinin ve babasının hüzünlerini anlatacağı öyküleri yazma yaşındayım. İnsanı ve hayatı anladıkça ve seçimini insan olmaktan yana kullanınca empati yeteneği senin en öne çıkan özelliğin oluyor. Bu öyle bir özellik ki seni insana yaklaştırırken kendinden uzaklaştırıyor. Türlü türlü dertler ediniyor, almaman gereken sorumluluklar altına giriyor, senden yardım istenilmese de yardım etmek gereksinimi hissediyorsun. Hal böyle olunca yaptığın iyiliğin, gösterdiğin fedakârlığın bir anlamı da kalmıyor.…

Devamını Oku
DOSYA 

FOSFORLU MAVİ KALEM

Hızlı adımlarla odaya girerken yeşil karton kapaklı kitabı sertçe indirdi masanın üzerine. Birkaç dakika önce başlamış olan muhabbeti “feleğin çemberinden geçmiş” bir ifade takınarak sürdürdü: “Kadınlara güvenmemeyi yıllar önce öğrendim ben.” Poşetteki kavunu ve domatesleri çıkarırken arkadaşını bir ayağı kırık sandalyeye oturmaması için uyardı. Oda, evde ışığı en az alan odaydı. Bu yüzden karanlık, bir o kadar da serindi. Üst kattan gelen müzik sesi eşliğinde kavunları kesmeye başladı. Annesi yine yukarıda Kibariye ezgileriyle coşmuştu. Kavunların kokusu odayı sararken annesinin ne zamandan beri Kibariye dinlediğini düşündü. Küçüklüğünden bu yana kavun-peynir ikilisini…

Devamını Oku
DOSYA 

TAKİYÜDDİN

Azizim Hayri Bey, Size bu mektubu yazıp yazmama hususunda epeyce tereddüt ettikten sonra nihayet kendimi ikna edip kalemle kâğıdın başına geçebildim. Tereddüt ettim; zira bu satırların sizi mâziye götürüp belki artık unutmak istediğiniz hatıraları su yüzüne çıkarmasından endişe ettim. Evvelâ şunu söylemeliyim ki bugün kıymeti lâyıkıyla teslim edilemese de, zâtınızın Halit Bey’le beraber, yıllar evvelki o muhteşem teşebbüsü toplumumuzun hafızasında mutlak bir yer edinmiştir. (Doktor Ramiz Bey olsa, toplumsal bilinçaltı derdi belki.) Bu konuda müsterih olunuz. Hayri İrdal ismi tarihimizin en müstesna köşesinde yerini almıştır. Size yazmamın en önemli sebebi…

Devamını Oku
DOSYA 

EBRU KIŞ’TAN ÜÇ MİNİMAL ÖYKÜ

“YÜK”   Yusuf Atılgan’a   Derin göklerde “t” gibi kanatlarını açmış biri. Uçuruyorum onu dalgalanan uzun ipi sımsıkı tutup.   Uzak, uzak göklerde yalpalıyor rüzgârda uçurtma. Yoruluyorum. Bırakıyorum ipi.   Uçurtma, gökte kaybolmuyor. Taş gibi düşüyor yere.   Ateş basıyor birden beni.   Bir kambur geçiyor gözümün önünden, gölge gibi.   Bunun hesabını benden soracaklar!     AŞIRI HIZ   Hızla giden otomobilin arka koltuğunda farların loşluğunda bir kız çocuğu, başını geriye yaslamış. Burnundan kan sızıyor.   Ölmesin diye doktora yetiştirmeye çalışıyor annesi onu. Burnu kanadıkça gaza basıyor anne. Gaza…

Devamını Oku
Kuponbet
bb marketing
betgaranti
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
betnano
betpark
betpark
betpark
vaycasino
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
norabahis
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
vaycasino
grandpashabet
vaycasino
betnano
grandpashabet
vaycasino
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
betparibu
betebet
norabahis
betnano
grandpashabet
grandpashabet
betpark
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
vaycasino
betpark
grandpashabet
betpark
betnano
parmabet
parmabet
betlike
parmabet
casinomilyon
casinomilyon
milanobet
betnano
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
betgaranti
betgaranti
norabahis
vaycasino
grandpashabet
betebet
betgaranti mobil giriş
parmabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
savoybetting
parmabet
betlike
betcup
hitbet
norabahis
betnano
betnano
betnano
betcup
betebet
betnano
betnano
vaycasino
vaycasino
betgaranti
nesinecasino
rekorbet
rekorbet
pumabet
pumabet
nesinecasino
betparibu
betparibu
betpark
kolaybet
betnano
betticket
betticket
restbet
betnano
betnano
betnano
romabet
romabet
betnano