ÖYKÜ 

HAYAT YOKUŞU

Kapıyı öylece suratıma çarptı. Çıkan ses apartmanın koridorlarında yankılandı. Merdiven boşluğunda, zifiri karanlıkta, hareketsiz durdum bir süre. Zile tekrar basmayı ya da ahşap kapıyı tıkırdatmayı düşündüysem de vazgeçtim hemen. Açmazdı. Deve inadı vardı onda. İki yıllık birlikteliğimizde onun hakkında emin olduğum tek şeydi bu. Yeni cilalanmış ahşabın keskin kokusu ilerledi ciğerlerime kadar. Birkaç kez kesik kesik öksürdüm. Otomat söndü. Yeniden düğmesine basıp ışığı yakmak istemedim. Sessizlik ve karanlık uzadı gitti. Mutsuzluğum çoğaldı, çoğaldı; Sami Bey Apartmanı’nın dördüncü katındaki her boşluğa yerleşti. Bir süredir tırabzanlardan destek alıyordum ayakta durabilmek için. Kendimde…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

ESKİ BİR DAKTİLO

Tam altı saattir çıkmamıştı yatağından. Gece de uyumamıştı üstelik. Uykusuz bakıyordu duvarlara, boşluğa, tavana. Hava pusluydu, soğuktu. Karanlık bulutlar ruhu yorarcasına dolaşıyorken gökyüzünde –bazen daha da alçağa inip perdesiz pencereden ona bakıyorlardı bir hayalet gibi– yataktan çıkmak, bir şeyler yapmak pek de mantıklı gelmiyordu ona. Odanın köşesinde bir dolap ve bu dolabın çıkardığı aralıksız tiz ses… İçinde çalışan küçücük motordan böyle rahatsız edici sesler gelemez diye düşünüyordu. Beyninin bu sesi abarttığından emindi. Sonra odadaki o rutubet kokusu… Nefes alırken içine, ta akciğerine kadar acı bir yosun tadı bırakıyordu. Pencerelerin birinde…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

ÇOK SEVGİLİ MUSTAFA ABİ

Son leylek sürüsü dün geçti. En sona kalıp sağına soluna bakmaktan uçamayan şaşkına “Leyla” ismini verdim. Tam sizin evin üzerinden geçerlerken bir şeyden ürktüler herhalde, önce kırk beş derecelik açıyla Hüseyinlerin, sonra da tam bir yay çizerek bizim evin üzerinden uçup gittiler. Leyla biraz daha oyalansaydı sürüyü kaçırıp bir yıl boyunca bizim damın misafiri olacaktı. Ama olmadı. Geçen hafta “Sedef”i deniz kıyısına indirdim. Boyaları hep gitmiş. Herkes tamire başlamış olacak ki çivit mavisi renk için şehir dışına sipariş verdim. Daha fazla vakit kaybetmeyeyim diye beyaz kısımlarını hep boyadım. Geçen yıldan…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

MOR SALKIM TANELERİ

Parmaklarımın arasından geçen rüzgârın serinliğini bugün hâlâ hissedebiliyorum. Ben bu yokuşu, çocukluğumda hep koşarak indim. Ama tırmanırken adımlarım hep çok yavaştı; çünkü bayılırdım ağaç diplerine yuva yapan karıncaları izlemek için verdiğim molalara. Sağlı sollu tek katlı, minicik bahçeli, kutu gibi evler sıralanırdı yolun her iki tarafında. Bahçe demirlerinin üzerinden mor salkımlar sallanırdı. Durup durup her salkımı izlerdim. Arılar ziyaretlerine gelirdi. Yağmur sonrası güneş ışınları, yaprakların üzerindeki damlalardan yansırdı. Gözlerimi kapatır, kokularını almaya çalışırdım. O kokular bugün hâlâ burnumda… Sokağın o tenha hali çok hoşuma giderdi. Kendimle doyasıya baş başa kalabilmek…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

MADAM ELENİ

Uçuşan perdelerini bir çırpıda topladı. Çok gençken çeyizine işlemişti bunları. Güneşten sararmıştı artık ama olsun, o seviyordu, kıyamıyordu atmaya. Dirseklerini pencerenin pervazına yerleştirdi, yüzünü iki elinin arasına dayadı. Bahar gelmişti gelmesine ama sabahları serin bir esinti oluyordu hâlâ. Kalktı yerinden, tahta sandalyenin üzerine asılı yeleğini üstüne geçirdi. Kendine çay yapmak için küçücük mutfağına girdi. Yan komşunun dün akşam gönderdiği böreği bitirememişti. Buzdolabından onu çıkardı, tavada ısıttı, çayına eşlikçi etti. Eskiden beri az yerdi, pek iştahlı biri değildi. Ancak son birkaç aydır canı pek de bir şey çekmediğinden, ölmeyecek kadar yiyordu.…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

İYİ GÜNLER

Gün geçmiyor ki kentin bir köşesinde yeni bir sergi açılmasın, bir konser verilmesin, bir oyun sahnelenmesin. Edebiyat etkinliklerin biri bitiyor bitiyor, diğeri başlıyor. Festivaller, açılışlar, kapanış törenleri… Sokaklarda ellerinde dövizleriyle kırıp dökmeden tepki verenler geleceğe ilişkin beklentileri sıcak tutarken rengârenk giysileriyle kendi kendilerine konuşarak çarşıyı arşınlayan ruh hastalarının haklı bağırış çağırışları insana olan umudu sorgulatıyor. Sonuçta bu kadim kentin doğası değilse de insanı gökkuşağının renkleriyle bezeli. Ne güzel. Doğası fakir bu kasvetli kenti renklendiren, insan sıcaklığıyla iklimi sert bu platonun havasını yumuşatan etkinliklerin hepsi izlenemese bile varlıklarıyla insanın içini ısıtıyor,…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

AKVARYUM

Bazı şanslı insanların aileleri onları sevgiyle öyle sarıp sarmalar ki bu insanlarla yaşam coşkuları arasına hiç kimse giremez. Bazı şanssız insanların aileleri ise ömür boyu onların yaşam coşkuları ile aralarında karanlık bir boşluk olur. Hacer de o şanssız insanlardandı. Ailesi onu bir ömür çıkamayacağı karanlık bir boşluğa atmıştı. İnsan rüyasında bir adım atar ve dipsiz bir boşluğa düşer ya sonra büyük bir korkuyla uyanır ve bir süre düşme korkusunu atlatamaz, boğazından yüreğine uzanan bir ürperti vardır, yutkunamaz, o ürperti bir süre geçmez ya işte Hacer o günden beri boğazından yüreğine…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

YOKTAN BİR HİKÂYE

Sandalyeye oturdu. Gözleri saatteydi. Tık…tık…tık… Saatin yelkovanı 12’nin üstüne geldi. Mesai bitti. N. de mesaiyle birlikte bitmişti. Son nöbetler hep bir öncekinden daha ağır geliyordu. Kalktı. Pencereleri süzdü. Üstten aralık bırakılmış, birini görüp kapattı. Koridor boyunca yanan ışıkları söndürdü. Nöbet defterini doldurdu. İmzaladı. Günün yorgunluğunu vestiyere asıp siyah şişme kabanını kollarından geçirip omuzlarının üzerinden havalandırarak giyince üzerindeki ağır yükten arınmıştı. Şemsiyesini bileğine geçirdi, gözlerine fer geldi. Kanı tazelendi. Haftayı da bitirmişti. Şarj edilmiş bir cihaz gibi enerjisi yükseldi. Sabah yarım numara bol gelen botunun ayağına tam oturduğunu fark etti. Ayakları…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

MAVİ EKRANDAN AYNA

Önüme serilen upuzun mavi halı üzerinde yürürken sonunu bilemezdim. Her başlangıç güzel başlar da yalanlar yolun yarısında gerçek yüzünü gösterir. Sona kadar yutkunur, o yalanları yutarsın. Ama gerçekler yüzüne vurduğu zaman çoktan iş işten geçmiştir. Benim masalım da onunla başladı. Her masal gibi çok güzel, her veda gibi çok yıkıcı bitti. İlk başta aşk bütün masumiyetiyle karşımda duruyordu. Ben masum, o masum… Allah’tan daha başka ne dileyebilirdim ki? Bütün dualarım, yakarışlarım beni anlayacak, yalnızlığımı paylaşacak birisi içindi. Geldi. Tam zamanında, bekleyen kalbimin kapısından içeriye girdi. “Merhaba, yeni sevdam, hoş geldin…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

USTURA–3

“Nasıl yardım edeceğim?” Ömer’i orada bırak, zaten beni duymuyor ve onun evinden o eski usturayı bana getir. “Tamam, gidiyorum.” Ben de kahvemi tazelerim seni beklerken. Biraz zaman geçmeli, değil mi? Öykünün içinde de olsa birinin eve gidip gelmesi, bana o usturayı getirmesi nereden baksan yarım saat sürer. Yoksa orada zamanın boyutu farklı mı? Olabilir. Görelim bakalım. Bir bardak daha içeyim kahveden. Herkes gibi kahve insanı değilim ama arada iyi gelmiyor değil. Mesela şu an gibi, beynimin içi ve dışı bir olduğu an gibi. Saate de bakıyorum arada. Zaman ilerliyor. Bir…

Devamını Oku
hititbet
kingroyal
kingroyal
betplay
holiganbet
betnano
betnano
betnano
betgaranti
betgaranti
Betgaranti
betgaranti
kolaybet
hititbet
hititbet güncel giriş
hititbet
vdcasino
vdcasino
betpark
hititbet
hititbet
hitit üniversitesi
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
Hititbet
hititbet
Hititbet Giriş
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
tuzla cilt bakım
Tuzla İpek Kirpik
Tuzla Güzellik Merkezi
hititbet
hititbet giriş
hititbet güncel giriş
hititbet giriş adresi 2026
Hititbet news
holiganbet
marsbahis
betpark
betpark
betpark
betpark
xslot
betpark
milanobet
milanobet
milanobet
xslot
setrabet
xslot
xslot
betplay
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla İpek Kirpik
hititbet
hititbet
norabahis
norabahis
nesinecasino
nesinecasino
nesinecasino
nesinecasino
betyap
betyap
norabahis
norabahis
betpark
betyap
betyap
norabahis
norabahis
betyap
enbet
enbet
enbet
betpark
betpark