SİYASİ PROPAGANDA VE EDWARD BERNAYS ÖRNEĞİ

-ANKARA-
Edward Bernays, modern propaganda ve halkla ilişkiler alanının kurucularından birisi olarak kabul edilir. Özellikle siyaset, kitle psikolojisi ve medya ilişkisi üzerine geliştirdiği fikirler bugün hâlâ etkisini sürdürmektedir.
Bernays’a göre modern toplumlar çok karmaşık hale gelmiştir ve sıradan bireyler her konuda bilinçli karar veremez. Bu yüzden toplumu yönlendiren “görünmez bir elit” vardır ve bu elit, kamuoyunu şekillendirerek düzeni sağlar.
Onun en meşhur fikirlerinden biri şöyledir:
“Toplumun bilinçli ve akıllıca manipülasyonu, demokratik toplumun önemli bir unsurudur.”
Bu yaklaşım, demokrasiyi idealize etmekten çok, onu yönetilmesi gereken bir sistem olarak görür.
BERNAYS’DA SIGMUND FREUD ETKİSİ: PROPAGANDADA BİLİNÇALTINA SESLENMEK
Edward Bernays; Sigmund Freud’un yeğeniydi ve onun psikoloji teorilerinden ciddi şekilde etkilenmiştir.
Bu yüzden Bernays’ın propaganda anlayışı; mantıktan çok duygulara hitap eder, insanların bilinçaltı arzularını hedef alır ve sembolizm-imaj üzerinden çalışır.
Bernays, propaganda kelimesini olumsuz görmez. Bernays’a göre propaganda nötr bir araçtır, nasıl kullanıldığı önemlidir ve hem demokrasi hem de ticaret için gereklidir.
Bernays’a göre propaganda olmadan modern demokrasinin işlemesi zordur.
Bernays’a göre kamuoyu, kendiliğinden oluşmaz. Medya, liderler ve uzmanlar tarafından inşa edilir. Bu yüzden haberler özenle seçilir ve çerçevelenir, her süreçte “kanaat önderleri” kullanılır ve mümkün olduğunca “algı yönetimi” yapılır. Bugün “algı operasyonu” dediğimiz şeyin teorik temeli burada yatar.
Bernays’ın en güçlü tekniklerinden birisi, siyasi mesajı doğrudan vermek yerine çok güvenilir kişiler veya kurum üzerinden yaymaktır. Bu teknik; günümüzde influencer marketing, think-tank raporları ve akademik görüşler gibi alanlarda hâlâ kullanılmaktadır.
Bernays’a göre siyaset rasyonel tartışmadan çok algı yönetimidir ve siyasette seçmen davranışı duygusal ve semboliktir
Bernays’ın yaklaşımında;
– lider imajı politikadan daha önemlidir,
– sloganlar ve hikâyeler belirleyicidir,
– korku ve umut en güçlü araçlardır.
BERNAYS’IN YAKLAŞIMLARINA BAŞLICA ELEŞTİRİLER
Edward Bernays’ın fikirleri önemli bulunmakla birlikte, ciddi eleştiriler de almıştır. Bunların başlıcalarını özetlersek şunlar öne çıkar:
- Demokrasiyi manipülasyona indirgemek
- Halkı pasif ve yönlendirilebilir görmek
- Etik sınırları zorlamak
Bazı düşünürler Bernays’ı, “modern algı mühendisliğinin kurucusu” olarak değerlendirir.
Bernays’ın teorilerini bugünün siyasetiyle somut örnekler üzerinden daha da derinleştirebiliriz. Bernays’ın 100 yıl önce yazdığı şeyler, bugün neredeyse birebir uygulanıyor. Kısacası, Bernays düşünceleri yaşıyor, sadece araçlar değişti.
“GÖRÜNMEZ YÖNETİM” MODELİ: MODERN VERİ VE ALGORİTMANIN GÜCÜ
Edward Bernays’ın “Toplumu görünmez bir elit yönetir” düşüncesi, bugünün dünyasında da karşımıza çıkıyor. Bunun en önemli göstergeleri ise “sosyal medya algoritmaları” ve “veri analiz şirketleri”dir. Günümüzde propaganda, gazete manşetiyle değil, kişiye özel içerikle yapılmaktadır. Bernays’ın “kitle” yaklaşımı, bugün “mikro hedefleme”ye dönüştürülmüş durumdadır
Günümüz siyasetinde Freud etkisi görünür hale gelmiş ve keskinleşmiştir. Son dönemde önemli siyasi kampanyalarda öne çıkan üç belirleyici unsur vardır. Bunlar;
– korku (güvenlik, kriz, tehdit),
– kimlik (milliyet, din, ideoloji),
– ve aidiyet (biz ve onlar).
Örnek verecek olursak; günümüz siyasi kampanyalarında gördüğümüz bazı öne çıkan unsurlar şunlardır:
- Göçmen karşıtı kampanyalarda “tehdit algısı”
- Ekonomik kriz söylemlerinde “korku mobilizasyonu”
- Lider figürünün işlenmesinde “baba/koruyucu arketipi”
Bernays’a göre “gerçek değil algı kazanır”. Bernays’ın düşünce haritasında “gerçeklik” değil “algı” belirleyicidir.
Bugüne konuyu uyarlarsak Bernays’ın düşüncende öne çıkan üç yaklaşım şunlardır:
- “Post-truth” ya da gerçeklik ötesi siyaset
- Yanıltıcı içerikler
- Manipülatif başlıklar
Bernays’ın mantığında propagandanın başarılı olması için bir olayın nasıl anlatıldığı değil, hangi kısmının öne çıkarıldığı önemlidir. Bu noktada amaç şudur: Anlatı, gerçeğin kendisinden daha etkili olmalıdır.
BERNAYS DÜŞÜNCESİNDE “MEDYA MÜHENDİSLİĞİ” VE GÜNDEM BELİRLEME
Edward Bernays’ın “Kamuoyu yaratılır” fikri üç temele dayanmaktadır:
- Trend topic listeleri
- Haber sıralamaları
- Algoritmik görünürlük
Biraz daha açarsak; propaganda çalışmalarında “ne konuşulacağı” belirlenirken “ne konuşulmayacağı” da belirlenir. Bu yaklaşım, modern çağın en güçlü propaganda biçimidir.
Bernays’a göre siyasi lider, markaya dönüşmüştür.
Bernays’ın reklam mantığı son dönem siyasi propaganda faaliyetlerine büyük ölçüde yerleşmiştir. Bugünün dünyasında liderler;
– bir ideolojiden çok bir “marka”,
– bir programdan çok bir “imaj” haline gelmiştir.
Günümüzde liderlik algısında öne çıkan örnek unsurlar şunlar haline gelmiştir:
- Jest ve mimikler
- Kıyafet
- Slogan
- Hikâye anlatımı
Özetle günümüzde seçmen, çoğu zaman “politikayı” değil, “hikâyeyi” satın alır.
Bernays yaklaşımına göre krizler fırsattır. Modern siyasette;
– ekonomik kriz → suçlu yaratma
– güvenlik krizi → güçlü lider ihtiyacı
– toplumsal kriz → kutuplaşma sonucunu oluşturan en önemli durumlardır.
Bernays’a göre siyasi krizler, kamuoyunu yönlendirmek için en uygun zeminleri yaratır.
TÜRKİYE’DE BERNAYS MODELİ NASIL ÇALIŞIYOR?
Edward Bernays’ın teorisi Türkiye’de oldukça “doğal” bir zemin bulmaya başlamıştır. Bunun nedenleri birçok açıdan yakalanabilir. Bunların öne çıkan nedenleri arasında Türk siyasetindeki;
– güçlü lider kültürü,
– yüksek duygusal siyaset,
– medya etkisinin yoğunluğu öne çıkmaktadır.
Türkiye’de siyaset çoğu zaman ideolojik söylem ya da “sağ-sol” kamplaşmasıyla değil, “biz ve onlar” üzerinden yürütülür.
Bu durum, tam olarak Bernays’ın istediği en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Bu durumu, Bernays düşüncesinde “karmaşık politikaları basit kimliklere indirgemek” biçiminde formüle edebiliriz.
Yukarıdaki çerçevede kutuplaşma başlıkları kendiliğinden ortaya çıkar:
- Yerli ve yabancı
- Milli ve gayrimilli
- Halk ve elit
Bu çerçeve oluştuğunda, ortalama seçmen artık politikayı değil, aidiyetini savunur.
TÜRKİYE’DE LİDER İMAJI
Edward Bernays’a göre lider bir “üründür”. Türkiye’de bu çok belirgin olarak şu şekilde örülmektedir: “Güçlü lider”, “halkın içinden gelen lider” ve “devlet adamı”. Yukarıdaki imgeler, siyasi başarılarda somut politikalardan daha etkili olmaktadır.
Türkiye siyasetinde iletişim süreçleri, medya ve sosyal medya üzerinden hangi konuların ve başlıkların konuşulacağı belirlenir. Bu durumda ekonomik kriz gibi çok önemli konular arka plana itilebilir. Bu gerçeklik, Bernays’ın “Kamuoyu yaratılır” tezinin birebir karşılığıdır.
BERNAYS-FINKELSTEIN HATTI
Türk siyasetinde Norman G. Finkelstein; Edward Bernays’ın modern siyasi versiyonu gibidir.
Bernays-Finkelstein hattının ortak noktaları şunlardır:
- Kitleyi rasyonel görmezler.
- Duygularla hareket ederler.
- Siyaseti psikolojik savaş olarak görürler.
Finkelstein’in geliştirdiği kritik teknik, “Rakibini tanımla ve kilitle” taktiğidir. Bu noktada propaganda şöyle şekillenir:
- Rakibine bir etiket yapıştır.
- O etiketi sürekli tekrar et.
- Zamanla o kişi, o etikete dönüşür.
Örnek mantık şöyle işler: X= “tehdit”, Y= “elit” ve Z= “dış güçlerle bağlantı” olarak kodlanır. Bu kabul, Bernays’ın “algı yaratma” fikrinin keskinleştirilmiş biçimidir.
Finkelstein şunu çok iyi biliyordu: İnsanlar umutla değil, korkuyla daha kolay yönlendirilir. Bu nedenle Finkelstein siyaseti, propaganda süreçlerinde tehdit algısı oluşturulur ve seçmeni “kötünün iyisine” yönlendirirdi.
Bernays propaganda siyasetinde karmaşık sorunlar, bir-iki kelimelik sloganlara indirgenirdi. Bu basitleştirme, Bernays’ın temel mantığıdır: Bu durumu iki başlıkta özetleyebiliriz:
- Az düşünce
- Çok duygu
BİREYİ SİSTEMDEN NASIL KORURUZ?
Sistemi anlamak yetmez, ona karşı bağışıklık geliştirmek gerekir. Bu noktada, Edward Bernays gibilerinin propaganda tekniklerine karşı nasıl mücadele edebiliriz? Başlıklar halinde özetleyelim.
- Duygusal tetiklenmeyi fark etmek – Propagandanın yaratacağı öfke, korku ve aşırı coşku karşısında bireyi her türlü manipülasyondan korumak çok önemlidir. Bu nedenle, duyguları değil, aklı öne çıkaran bir karşı propaganda benimsenmelidir.
- “Kim söylüyor?” değil, “Neden söylüyor?” – Bernays’ın en büyük silahı, kitleler için en güvenilir görünen aracı kullanmaktır. Bu nedenle, propagandanın kaynağından çok amacını sorgulamaya önem verilmelidir.
- Basit anlatılan karmaşık meselelerden şüphe etmek – Eğer bir konu çok kolay, çok net ve tek taraflı anlatılıyorsa çok büyük olasılıkla eksiktir veya yönlendirilmiştir. Bu nedenle, Bernays’ın manipülasyonu karşısında yapılması gereken, sorunları ve paradigmaları basitleştirmek ve kitlelerin kafa karışıklığını ortadan kaldırmaktır.
- Tekrarın gerçek olmadığını anlatmak – Siyasi propagandada konu olan bir şey sürekli kitlenin karşısına çıkıyorsa bu onun doğru olduğunu değil, çok iyi dağıtıldığını gösterir. Bu nedenle, Bernays tarzı manipülatif propaganda ile mücadelede tekrarlanan her konuyu dikkatlice inceleyip karşı önlemleri zamanında almak gerekir.
- Kendi “zayıf noktanı” tanımak – Her bireyin önemli bir zayıf noktası vardır. Bu zayıf noktalar değişik başlıklarda yoğunlaşmış olabilir. Örneğin, toplumun büyük kesiminde zayıf noktalar şunlardır: Milliyet, inanç, adalet duygusu ve ekonomi. Bernays’ın propagandasında manipülasyon merkezi tam buralardan harekete geçer. Bunları etkisizleştirmenin yolunu bulmak için karşı propaganda tekniklerini kullanmak şarttır. Bu konuyu başka bir yazıda açıklamak yerinde olur.
- Daniel Kahneman’ın Hızlı ve Yavaş Düşünme Teorisi (Manipülatif Propagandaya Karşı En Güçlü Silah: Yavaş Düşünmek) – Bernays’ın propaganda sisteminin mantığı, “hızlı tepki” ve “anlık öfke” yönetimidir. Karşı propaganda için yapılması gereken ise yavaş düşünmek (yavaşlamak) ve analiz etmektir.
TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ VE BERNAYS-FINKELSTEIN ANALİZİ
Recep Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yarıştığı 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, Bernays-Finkelstein modelinin Türkiye’deki en güncel ve güçlü örneklerinden birisi olarak incelenebilir. Bu konuyu bazı başlıklar açısından inceleyelim.
- Rakibi çerçeveleme (Finkelstein tekniği) – Bir seçimde en kritik unsur, seçimdeki kazanması muhtemel adayların nasıl tanımlandığı konusudur. Bu noktada seçimi propagandalarında kullanılan temel çerçeveler şunlar olmuştur: “Yetersiz / zayıf liderlik”, “kontrol edilemeyen koalisyonun parçası” ve “dış etkilerle ilişkili” imaları. Yukarıdaki teknikler kullanılarak siyasi rakip partinin ortaya koyduğu politikalar görünmez hale getirilmeye çalışılır. Bu çerçevede ise rakibin düşüncesi arka plana itilir ve “kimliği” öne çıkarılır.
- Lider = güvenlik ve istikrar sembolü – Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde mevcut Cumhurbaşkanı Erdoğan için kurulan ana çerçeve üç başlıkta kurgulanmıştır. Bu üç başlık şunlardır: “Tecrübe”, “güçlü liderlik” ve “kriz yönetebilen figür” kimlikleridir. Liderin güvenlik ve istikrar simgesi olarak sunulması; Bernays’ın klasik yaklaşımı olan “lider = psikolojik güven noktası” fikriyle uyumlu bir yaklaşımdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son seçim kampanyasında özellikle kriz ortamlarında (ekonomi, deprem sonrası süreç) seçmenler, “risk alma” yerine “bildiğine ve güvendiğine yönelme” yaklaşımı benimsenmiştir.
- Korku ve risk algısı – Finkelstein’in en güçlü propaganda silahı, “değişimden korku” olarak öne çıkar. Bu korku, son cumhurbaşkanlığı seçiminde devreye sokulmuştur. Bu doğrultuda siyasi kampanyanın merkezine “değişim = risk” algısı yerleştirilmiştir. Bunun yan unsurları da devreye sokulmuştur. Bunlar: Ekonomik belirsizliğin artması, güvenliğin zayıflaması ve devlet yönetiminin aksamasıdır. Bu algı yönetimiyle seçmenin şu noktaya getirildiğini görüyoruz: “Memnun değilim ama değişim daha tehlikeli olabilir.” Bu noktada, korku ile sonuca ulaşılmıştır.
- Kimlik ve aidiyet siyaseti – Bernays modelinin merkezinde “olası seçmen davranışı” bulunur. Bu noktada seçmeni motive eden itici güç, vaat ve “programlara” göre değil, “aidiyete” göre şekillenir. Bu noktada iki unsur devreye sokulur: “Biz” (yerli, milli, tanıdık) ve “onlar” (belirsiz, dış bağlantılı, farklı). Bu yapı kurulduğunda rasyonel tartışma biter ve duygusal bağlılık başlar. Sonuç, başarıdır.
- Gündem kontrolü – Seçim sürecinde hangi konunun konuşulacağı ve hangi konunun geri planda kalacağı sürekli değiştirilmiştir. Bu noktada kullanılan araçlar; sosyal medya trendleri, TV tartışmaları ve anlık krizler olmuştur. Bu çerçeve içinde Bernays’ın “Kamuoyu inşa edilir” tezi birebir uygulanmıştır.
- Sloganlar ve basitleştirme – Karmaşık ekonomik ve politik konular ve sorunlar basit mesajlara indirilerek konu önemsizleştirilmiştir. Bu noktada müthiş bir üstünlük sağlanmıştır; çünkü ortalama seçmen detay değil yön arar. Ayrıca ortalama seçmende duygu, bilgiden çok daha hızlı yayılır.
- Dijital propaganda (Yeni Nesil Bernays) – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim kampanyalarında mikro hedefleme, sosyal medya kampanyaları ve viral içerikler çok profesyonel biçimde kullanılmıştır. Bu çerçevede her seçmen grubuna, kendi korkusuna ve beklentisine göre mesajlar pompalanmıştır.
Bu konuda son cumhurbaşkanlığı seçimini analiz edelim.
Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu tarafında öne çıkan özellikler şunlardır: Daha rasyonel söylem, daha açıklayıcı dil ve daha “politik içerik” odaklı yaklaşım. Ancak Bernays’ın propaganda dünyasında bu durum her zaman avantajlı değildir. Çünkü seçmen, bilgiyle değil, “hisleri” ile karar verir. Nitekim de öyle olmuştur.
Türkiye’de 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde belirleyici olan; “algı yönetimi > politika içeriği”, “güven duygusu > değişim vaadi”, “korku > umut” ve “kimlik > program” olmuştur.
Türkiye’de ve dünyada son zamanlarda seçimler “Kim daha iyi yönetir?” sorusuyla değil, “Kim bana daha güvenlidir?” sorusuyla kazanılmaya başlamıştır.
Edward Bernays’ın belirttiği gibi seçimlerde sistem şöyle işliyor: Seçmen karar verdiğini sanır; ancak seçenekler ve algılar önceden şekillendirilmiş olduğu için iyi oynayan kazanır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Bugün demokratik ülkelerde güncel siyasette ve seçimlerde sistem şu şekilde çalışıyor: Edward Bernays teoriyi kurdu ve Norman G. Finkelstein güncel siyasete uyarladı. Yapay zekâ destekli dijital çağ ise bunu görünmez ve çok daha güçlü hale getirdi.
Günümüzde siyasi propaganda “açık” değil, “sürekli” ve “kişiye özel” hale gelmiştir. Bugün insanlar fikirleriyle değil, karşı karşıya kaldıkları içeriklerle düşünür ve davranır hale gelmişlerdir. Siyasi manipülasyonlara karşı mücadelede bu gerçeklerin bilinmesi ve ona karşı etkili mücadele verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

