ÖYKÜ 

USTURA–3


Nasıl yardım edeceğim?

Ömer’i orada bırak, zaten beni duymuyor ve onun evinden o eski usturayı bana getir.

Tamam, gidiyorum.

Ben de kahvemi tazelerim seni beklerken. Biraz zaman geçmeli, değil mi? Öykünün içinde de olsa birinin eve gidip gelmesi, bana o usturayı getirmesi nereden baksan yarım saat sürer. Yoksa orada zamanın boyutu farklı mı? Olabilir. Görelim bakalım. Bir bardak daha içeyim kahveden. Herkes gibi kahve insanı değilim ama arada iyi gelmiyor değil. Mesela şu an gibi, beynimin içi ve dışı bir olduğu an gibi. Saate de bakıyorum arada. Zaman ilerliyor. Bir şarkı açtım şimdi. Barış Manço’dan ‘Dönence’. Ezgi gelene kadar dinleyeyim.

Biraz sustum sizin için. Zaman da geçti bu iki paragraf arasında. Dört kez dinledim ‘Dönence’yi. Dördünde de aynı keyfi… Yirmi yedi dakika geçti iki paragraf arasında. Gerçek zaman ile metin zamanı arasında fark yok demek ki. Bizim algımız farklı. Artık gelir Ezgi. Oturayım masama.

Anlatıcı! Hey anlatıcı!

Geldim, geldim.

Ben de şimdi geldim. İstediğin usturayı da getirdim. Ne yapacaksın bununla?

Beni kurtar demedin mi?

Evet, dedim ve bunu çok istiyorum. Peki, bir şey soracağım. Sana sürekli anlatıcı diyorum ama sen aynı zamanda bu öykünün yazarısın, değil mi?

Ne önemi var ki bunun?

Bilmiyorum ama illaki bir anlatıcı da kurgular ya yazarlar, sen gerçek misin yoksa kurgu mu, onu merak ettim.

Boş ver bunları. Bin yıllardır kimse tam anlamıyla anlamamış kim yazar bu öyküleri, kim anlatır. Ben sana gerçeği göstereceğim, onu bil yeter ve rahatla artık. Sol cebindekini uzatır mısın bana?

Sol cebimde olduğunu bilmen de çok normal zaten. Al bakalım yukarıya doğru uzatıyorum.

Teşekkürler, Ezgi, bak şimdi çıt diye bir ses gelecek kâğıdın ucundan. Sayfa kıvrıldı, büküldü, oradan görebiliyor musun?

Evet, bir ışık geldi gözüme.

Elini uzat bana, seni çıkaracağım oradan. Hah, oldu.

Burası dışarısı mı? Gerçek olan mı?

Ben nereden bilebilirim ki?.. Belki de senin olduğun yer gerçekti. Burası kurgu… Ama bildiğim tek şey var: Sana yardım edeceğim.

Kendimi sıkışmış hissetmiyorum artık. Şu an daha bir kendimim sanki.

Sen hep büyük şeylerin peşinden gittin. Aşk dedin, tutku dedin, aitlik… Ama mutlu olmak için kocaman sanılan hisler şart mı? Gel seninle evin bahçesine çıkalım.

Tamam.

Gel buraya, Ezgi. Dokun şu limon ağacına, bak sapsarı limonlar dallarında ne de güzel duruyor. Yapraklarından gelen kokuyu çek içine, lütfen. Kulağına gelen tatlı rüzgâra odaklan. Hayat bu işte…

Mükemmel bir şey bu!

İşte şimdi serbest kaldın. Şimdi tam anlamıyla yardım ettim sana. Bak doğaya ve sadece hisset!

– SON –

Paylaş:

Benzer yazılar

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x
hititbet
kingroyal
kingroyal
betplay
holiganbet
betnano
betnano
betnano
Betgaranti
betgaranti
kolaybet
hititbet
hititbet güncel giriş
hititbet
vdcasino
vdcasino
hititbet
hititbet
hitit üniversitesi
Hititbet
hititbet
Hititbet Giriş
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
tuzla cilt bakım
Tuzla İpek Kirpik
Tuzla Güzellik Merkezi
hititbet
hititbet giriş
hititbet güncel giriş
hititbet giriş adresi 2026
Hititbet news
holiganbet
marsbahis
milanobet
milanobet
milanobet
xslot
setrabet
xslot
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla İpek Kirpik
hititbet
hititbet
betgaranti
kralbet
kralbet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
artemisbet
artemisbet
betyap
norabahis
hititbet
Tuzla Cilt Bakım
betyap
norabahis
betyap
nesinecasino
nesinecasino
norabahis
norabahis
Hititbet
medusabahis
medusabahis
medusabahis
betyap
betyap
betmoon
betmoon
betyap
betyap
kingroyal
lunabet
lunabet
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla Cilt Bakım Merkezi
Tuzla İpek Kirpik
betpark
kingroyal
kingroyal
betpark
xslot
hititbet
solobet
xslot
betpark
betpark