ÇUKUROVA: KENT, KÜLTÜR, BELLEK 

KÂMURAN ŞİPAL’İN ‘DEMİR KÖPRÜ’SÜNDE ÇOCUKLUK VE ADANA

Edebiyat dünyasının ve toplumun genelinde yaptığı çevirilerle tanınan Kâmuran Şipal, 24 Eylül 1926’da Adana’da doğar. İlkokulu ve ortaokulu memleketinde tamamlayan yazar, lise çağlarında buradan İstanbul’a gelerek yaşamını bir süre yatılı okullarda ve öğrenci evlerinde sürdürür (Dizdar, 2024, s.15). 1946’da Pertevniyal Lisesini ve sonrasında 1955’te İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitiren yazar, bu bölümde iki sene asistanlık yapıp Almanya’ya gider ve burada çeşitli çalışmalarda bulunur (Balık, 2019). Yurda dönüşünde, 1960’ta İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulunda Almanca okutmanlığı görevine başlayan Kâmuran Şipal, mesleğini emekli olana kadar icra…

Devamını Oku
14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ DOSYA 

JAMES JOYCE’UN DUBLİN’İ VE ALIMLAMA ESTETİĞİNDE “BİR KARŞILAŞMA”

İrlandalı modernist yazar James Joyce, 2 Şubat 1882’de Dublin’in banliyölerinden Rathgar’da dünyaya gelir. Joyce’un babası John Stanislaus israfçı yönüyle ünlü bir memur, annesiyse yetenekli bir piyanisttir (Joyce, 2018, s.4). Çocukluğunda prestijli bir Cizvit koleji olan Clongowes Wood’a yazılan Joyce’un buradaki macerası maddi problemler yüzünden uzun sürmez. Sonrasında, Belvedere College’da öğrenimini sürdürür ve yazmaya olan yeteneği bu yıllarda fark edilir. Küçük Joyce, kitap okumaya ve okul dışı etkinliklere büyük zaman ayırır, çok sevdiği Henrik Ibsen’in oyunlarını aslından okuyabilmek için Dan-Norveç dilini öğrenir (YKY, 2026). University College Dublin’de okuduğu yıllarda yazdığı bir…

Devamını Oku
DOSYA PINAR KÜR 

‘ASILACAK KADIN’A MARKSİST ESTETİKLE YAKLAŞMAK

Edebi eserler, tıpkı onları üreten insanlar gibi üretildikleri coğrafyanın ve dönemin izini taşır. Başka bir deyişle, bir edebi üretim, yazarının bir ürünü olmakla birlikte ortaya çıktığı toplum ve zaman dilimindeki bir dizi tarihi olayın, sosyokültürel dinamiklerin, coğrafi ve ekonomik koşulların, sınıfsal hiyerarşilerle çatışmaların bir bileşkesidir. Ünlü İngiliz edebiyat eleştirmeni Terry Eagleton, ‘Eleştiri ve İdeoloji’ adlı eserinin ikinci bölümünde Marksist edebiyat teorisinin başat unsurlarını sıralamadan önce Fransız şair Valery’den şöyle bir alıntı yapıyor: “Her eser, yazarın yanı sıra pek çok şeyin eseridir.” (Eagleton, 2018, s.49) Buradan, içinde var olduğu tarihsel sürecin;…

Devamını Oku
ŞİİR 

KITLIK

Kokusu gelince toprağın Hepimiz evlere üşüşürüz Yazdan kalma omur ağrılarıyla Korkarak bekleriz Soluk tezek ateşlerinin başında Pencerelerden sekip duran gün ışığını Ayın kınına hiç girmediği gecelerde Tımarlarız keluyuz umudu Taşırgayan hayvanların sakarlığıyla Un çorbaları, köpek etleri Ve Amerikan mısırı düşleriz Kraliçenin ıslak rüyalarına dadanıp usul usul Ekmek dilenerek Protestan papazından.   Sonra bir türkü tutturur Dağ kaçakları fundalıklarda Rüzgâr, Derelerden eğrelti otlarının kokusuyla getirir ezgilerini Balçık duvarlardan içeri   Generalim, gümüş kaşıklarla yesin yemeğini Toprak ağaları, taşısın kuzularımızı onun kilerine Dört mevsim çürük patates kaynatsın annem benim Minder bile bulamam…

Devamını Oku
DOSYA MODERN TÜRK EDEBİYATINDA ERKEKLİK ALGISI 

SEVGİ SOYSAL’IN ‘ŞAFAK’INDA ERKEK HEGEMONYASI

1962’de yayınladığı ‘Tutkulu Perçem’iyle Türk edebiyatında adından söz ettirmeye başlayan Sevgi Soysal, daha sonra kaleme aldığı eserler ve aldığı ödüllerle edebiyatımızın önemli kadın yazarlarından biri haline gelir. Onun ‘Yürümek’le başlayan roman macerası –ki bu eseri daha sonra ‘1971 muhtıra yönetimi’ tarafından ‘müstehcen’ olduğu gerekçesiyle toplatılmıştır– cezaevinde çevirdiği Bertolt Brecht’in ‘Beş Paralık Roman’ıyla, Adana’da sürgün aylarında bitirdiği ‘Yenişehir’de Bir Öğle Vakti’yle, 1975’te yazdığı ‘Şafak’la sürmüştür. ‘Hoş Geldin Ölüm’ü tamamlamaya ise ömrü maalesef yetmeyen Sevgi Soysal’ın birçok niteliği barındırmasının yanı sıra bitirdiği son roman olan ‘Şafak’ benim için farklı bir yerde durmakta.…

Devamını Oku
ŞİİR 

MUHİT

Ben, Taşınalı çok olmadı bu muhite Gecenin nemine müteakiben Terli uyandığım sabahlarda Su kesintileri fark ettim Hava kustu musluklar avcuma Sonra Yol tıkanıklığı Dolmuş kornaları Motosiklet bağrıltısı…   Alt komşum ev işletiyormuş, inanır mısın? Botokslu çelik kapılar Silikonlu pimapenler Bu sıcaklar adamı hadım eder Korkmayın, memurumuz da var Üçüncü beşinci katlarda Aidat toplar da golfe gider.   Efenime söyliyim, Sokak köpekleriyle muhterem evciller burda da sabit Parlak tüyler Uyuz kuyruklar Bu harcı kim kardıysa böyle bulaşık Aksi sesler tez toplanır çöplerden Bu karanlığa şnorkel Gamsız jardonlara kapan En çok da…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT 

GÜRÜLTÜDEN MELODİYE: ‘METALLICA’ VE ÇAĞIMIZIN YANKISI

Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren müziğin bir endüstri haline geldiği görülür. Dünyada olan bitenin yankısının ilk duyulduğu sahalardan biri olan müzik, bir yandan bu endüstri tarafından şekillendirilirken diğer yandan kendi özgür yolunu bulmaya çalışır. 1950’lerle birlikte savaşlardan yorulan gençlerin sesi olan ve Johnny Cash, Bob Dylan, Joan Baez gibi yıldızlara ev sahipliği yapan müzik dünyası, 60’lı yıllarla birlikte iyice popüler hale gelen grup müziğiyle yeni bir dönemece girer. Beatles ve Rolling Stones’un başı çektiği bu müzik; Jefferson Airplane, The Doors ve Pink Floyd gibi gruplarla kendini Deep Purple, Queen, Led…

Devamını Oku
ŞİİR 

ÇUL

Basiretin bağlandığında İğne yastığın mı olacağım? İşaret parmağımı dilime değdirip Topladım kırıntılarını Cümbür cemaat suya indiği geyiklerin Çul dediğinden.   O elmaları ben taşladım lafı açılmışken Kestin kökünden sen de yazıdaki cevizleri Ortada buluştuk sonra Karlı nisanlarda yetiştirdiğin soğuk vuran bostanlarında senin İneklerini yaydım çiğdem bitmez koyaklarda Dövdüğün katırlara çiçekli iğde dalları, kuru kılçıklar Sen köpeğinin eniklerini götürüp çağıllara gömdün Ömrün dikiş tutmaz Bu yüzdendir düşürmedin Kel buğday harmanlarında Yarık parmaklarından o paslı çuvaldızı.   Eğeni kaybettin üstecelik dişinin kamaşmasında Sabah dört uyandırmalarına müteakip Ama bil bakalım aylardan haziran değil…

Devamını Oku
ŞİİR 

BİR GARİP GENESIS

– Ⅰ. BİR GARİP GENESIS ya da bizim köyün genesisi –   Bu palmiyeleri buraya Osman koydu Üstüne de palmiye yazan oydu hatta Bir akşam bir yel değer de Yağmurdan kuşkulanırız diye yaptı zahir.   Az ötedeki arkların çukurunu kazarken yanındaydım Nazmi’nin Ağzında tütünü ve çemirlenmiş paçalarıyla Bir susuzluk beklediği Çapayı tutuşundan belliydi Sonra bilumum gıdayı da toprağa onun koyduğu söylenir.   Otoyol kenarlarındaki silolar İsmail’in işiymiş Öyle dedilerdi bir horoz dövüşü molasında Eli değmişken elektrik direkleri, bujiler, şanzımanlar Dip koçanlı yolcu biletleri… Tohumları işlemeye götürürken Kalbinin teklediği rivayet edilir.…

Devamını Oku
hititbet
kingroyal
kingroyal
betplay
holiganbet
betnano
betnano
betnano
Betgaranti
betgaranti
kolaybet
hititbet
hititbet güncel giriş
hititbet
vdcasino
vdcasino
hititbet
hititbet
hitit üniversitesi
Hititbet
hititbet
Hititbet Giriş
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
hititbet
tuzla cilt bakım
Tuzla İpek Kirpik
Tuzla Güzellik Merkezi
hititbet
hititbet giriş
hititbet güncel giriş
hititbet giriş adresi 2026
Hititbet news
holiganbet
marsbahis
milanobet
milanobet
milanobet
xslot
setrabet
xslot
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla İpek Kirpik
hititbet
hititbet
betgaranti
kralbet
kralbet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
artemisbet
artemisbet
betyap
norabahis
hititbet
Tuzla Cilt Bakım
betyap
norabahis
betyap
nesinecasino
nesinecasino
norabahis
norabahis
Hititbet
medusabahis
medusabahis
medusabahis
betyap
betyap
betmoon
betmoon
betyap
betyap
kingroyal
lunabet
lunabet
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla Cilt Bakım Merkezi
Tuzla İpek Kirpik
betpark
kingroyal
kingroyal
betpark
xslot
hititbet
solobet
xslot
betpark
betpark