SAHİBİ MİYİZ, SAHİDEN?
Bir kadın, bir bahçenin kenarından geçiyor. Kırmızı gülleri görüyor. Koparıyor hemen bir tane. Sahibi mi oldu şimdi gülün? O gülü diken, her gün emek emek sulayan ilk sahibi nerede, peki? Gülün arkadaşlığını koparana ne denir? Müthiş bir sahip olma fiiline kapılmışız. Neye elimiz değse bizim olsun istiyoruz. Yetmiyor, elimizin değmediğine de göz dikiyoruz. Bir ağacı seviyoruz, kesiyoruz. Bir denizi seviyoruz, kıyısına duvar örüyoruz. Bir insanı seviyoruz, hayatına sınırlar çiziyoruz. Sevmekle sahip olmayı birbirine karıştıran koca bir kalabalığız. Çürümüşlüğün içinde yaşıyoruz. Üstelik çürümüşlükle sahiplenme arasında öyle eski, öyle köklü bir dostluk…
Devamını Oku