SÖKE

-AYDIN-
1835 yılında Fransız bir bilgin Söke’ye geliyor. Söke, Büyük Menderes Ovası’nın verimli topraklarının geçtiği bir Ege ilçesi. Bu bilginin yazdığı, “Türkiye Tarihi” kitabında, Söke’nin ilk adının “Suköy” olduğu, sonraki yıllarda da “Sukü” ve en son olarak da, söyleme kolaylığından dolayı “Söke” olarak evrildiği yazıyor.
Binlerce dönüm pamuk tarlaları, Menderes’in antik limanlarla çevrili büyülü atmosferi, denizlerle çevrili komşu kasabaları, her üç aileden birinin çiftçilikle geçimini sağladığı bir şehir…
Bunca zenginliğe, bunca kültüre sahipken Âşık Daimi’nin türküsünde söylediği “bunca gamı, bunca derdi” çeken şehir.
Herhangi bir Avrupa şehrinde bile rastlanmayacak güzellikteki “Otel Efes Palas” binasındaki sinema salonu. Evet, Efes Sineması… Her belediyenin seçim öncesi, bu binayı tekrar faaliyete geçireceğiz diye vaatlerde bulunup tekrar unutulan müthiş bina. Atıl, yalnız, terk edilmiş. Binanın içinde son izlediğim filmi izlediğimde yıl sanrım 1984 idi. Sırf bu sinemayı dışarıdan görmek için bile gelen pek çok yabancı turist var. Şu an yeniden hayata kazandırılsa, gelecek olan ve şehre sağlayacağı katkının ne kadar çok olacağı da aşikâr.
Kuşadası’ndan şehre ilk girdiğinizde “Sökeli Cafer Efe” karşılıyor sizi. Aydın’ın pek çok şehrinde savaşan, Milli Mücadele’nin sembol ismi…
O verimli Söke Ovası’nın da ev sahibi. Priene’nin antik tiyatrosundan boylu boyunca uzanan; Milet’in az korunmuşluğuna inat Thales’e pencere olan; Apollon Mabedi’ne, yol boyunca uzanan Kutsal Yol’a arkadaşlık eden Söke Ovası. Türkiye’nin her yerinden, çoluk çocuk gelip pamuk toplamaya davet edenin ovanın ev sahibi: Söke. Pamuğun ayçiçeğine, tütüne, şeftaliye; pamuğun yollara yarenlik ettiği şehir…
22 Mart, Dünya Su Günü idi. Su denince de benim aklıma ilk Söke geliyor. Su; ömür, hayat, yeniden doğuş… Memleket de Söke. Suların gölgesindeki bu hayal kırıklıkları ile dolu şehrimizin suyunu, güzelliğini ve bereketini kaçıracak şeylerden uzaklaşmasını diliyorum. Kâğıt fabrikalarının suyu özenle korumasını da…
Söke, kıymetli. Ülkemizin her şehri, her ilçesi, her köyü kadar kıymetli…

