YAŞAM 

ÇOK GÜZEL BİR YAZ; DENİZ KADAR, AĞUSTOS GİBİ…

Çok güzel bir yaz geçiyor diyordum ömrümüzden, kendi kendime. Yakamoz çok güzel bir yazın resmini çiziyordu denizin bazen durgun bazen hırçın yüzüne. Ağustosun kızgın günlerinden sonra eylüle göz kırpan bir Akdeniz akşamının iyot kokulu dakikalarını soluyorduk hep birlikte. Çok güzel bir yaz geçiyordu ömrümüzden. Ömrümüzün ağustosundan… * * * Ilık poyrazın tenimizi okşadığı, hatta ruhumuza işlediği bir kumsal akşamında az ileride otuzlarında olan sarhoş gençler, iki binlerin başında dilimizden düşmeyen şarkıları söylüyorlardı hep bir ağızdan. Dolunay akşamı tüm güzelliğiyle yaşanırken otuzlarındaki başka gençler de denize giriyorlar, yakamoz eşliğinde tuzlu suda…

Devamını Oku
YAŞAM 

YAZIN ORTASI, TEMMUZUN ORTASI, BENİM ORTAMDAKİ HALİM

Yaz, tam ortasında yakalıyor beni. Temmuzun kavurucu gövdesi tam da yüreğime yaslanıyor. Balkona koyduğum fesleğenin yaprakları kıvrılıyor sıcaktan, benimse içimde kıvrılan bambaşka şeyler. Bazen diyorum ki, “çocuklar küçükken yazlar ne güzeldi”… O plastik leğenlerde serinleyen ayaklar, dondurma lekeli atletler, akşam olunca sineklik arkasından fısıltıyla anlatılan masallar… Şimdi o yazların hepsi bir zaman kartpostalı gibi gözümün önünde duruyor. Ben dokunamıyorum, o bana dönemiyor. Şimdi o çocuklar büyüdü. Kimi yaz okulunda, kimi stajda, kimi artık başka şehirlerde. Ev hâlâ dolu ama içimiz hep yapayalnız. İnsanın kalabalığın içinde eksilmesi başka bir şey… Temmuzda…

Devamını Oku
YAŞAM 

AY BÜYÜRKEN AKLIN KÜÇÜLDÜĞÜ GECE

Ay doluyor, biz boşalıyoruz. Ay yukarıda parlıyor, biz aşağıda saçmalıyoruz. Hani gökte ne varsa yerde de o vardı? Yok! Dolunay denince hâlâ romantik şeyler aklına gelen varsa ya çok âşık ya da çok bilgisizdir. Her romantik fotoğrafın ya da çizimin arka foncusunun dolup dolup boşalması, bizim de kıpırdanmamıza sebep oluyor tabii. Zira sudan oluşuyoruz. Dolunay, tarih boyunca insanlığın hem ruhunu hem hormonlarını yerinden oynatmıştır. Kurda dönüşen adamlar, şarapla çıldıran tanrılar, regl döngüsünü ay ışığına bağlayan kurnazlıklar… Hepsi burada. Ay büyürken akıl küçülür. Bunu kimse söylemedi ama keşke söyleseydi. Astrolojide dolunay;…

Devamını Oku
YAŞAM 

BALKON BEKLEYİŞLERİ

Kadın, avaz avaz bağırdı; kaba sesiyle sokağı inletti. (Ben biramı yudumlarken günü bitirmenin sevincini yaşamaya çalışıyordum.) Adam kibar ve üsluplu bir sesle cevap verdi: “Bu konuyu yöneticiye iletmeniz, halletmeniz iyi olur, hanımefendi; ben de bu konuda ne yapacağımı bilmiyorum.” Adamın sesi çok kibar, medeni ve rahatlatıcıydı. Beni o ses çok rahatlattı (biramdan bile çok), özlediğimiz, medeni bir ses tonuydu… Sanırım çemkiren kadını da rahatlattı; çünkü karşılık vermedi. Sanırım onun da özlediği buydu: Medeni bir ses! Sanırım hepimizin özlediği bu: Medeni bir ses tonu! * * * Medeniyeti özlüyoruz. Çünkü medeniyet…

Devamını Oku
YAŞAM 

‘ORMANLARIN GÜMBÜRTÜSÜ’, ‘ŞAFAĞIN DEĞİRMENİ’ VE HARLI TEMMUZLAR

Temmuz sabahı, geceden kalma serinliğini usulca omzumuza bırakıyor. Güneş henüz yakmaya başlamamışken kuş sesleriyle uyanan bir sessizlik hâkim ovada. Az ileriden çam kokuları geliyor. Çocukluğumun yazlarına götüren bir koku bu… Biraz poyraz, çokça iyot kokuyor. Yine beni çocukluğuma götüren o türküdeki “ormanların gümbürtüsünü” daha bir işitiyorum eriştikçe çamların derinliklerine. Adım adım ilerliyorum “ormanlardan aşağı” doğru… Orman beni çağırıyor, çam kokuları çocukluğumu getiriyor bana. İyot kokulu, poyraz kokulu çocukluğumu… * * * Temmuz sabahı serin serin tenimizi okşarken “Günler geçer ve çalışır şafağın değirmeni” diye başlayan bir şiir, yazın orta yerinde…

Devamını Oku
HABER YAŞAM 

YAZ DİYE BİR ŞEY VARDI: IŞIK, RÜYA VE BİR TUTAM HÜZÜN

Kumda yürürken iz bırakan ayaklar, güneşin alnımıza dokunduğu o ilk sabahlar, içi serin karpuz dilimleri, suda yankılanan çocuk çığlıkları, balkonlarda unutulmuş sandalyeler, akşamüstü gölgeleriyle sessizce uzayan saatler… Yaz, takvimden çok daha fazlasıydı. Bir his, bir anı, bir bekleyiş… HERKESİN YAZI BİR BAŞKA Kimi için denize açılan bir yolculuktu yaz; kimi için köye dönmek, toprakla yeniden konuşmaktı. Kimi bir kitap sayfasında bulurdu kendini, kimi bir kasabanın çay bahçesinde. Ve kimileri de, sadece gökyüzüne bakıp içini serinletmeye çalışırdı; hiçbir yere gidemeden, gitmek isteyerek. Hazirandan başlayan o sihirli yolculuk, temmuzla derinleşir, ağustosla soluklanır,…

Devamını Oku
YAŞAM 

HAYALET DİLİMLER

Sevdiğim şeyleri alt alta yazsam, hallice bir liste olur. Başkalarının sevdiklerine benzemez (neyse ki), biraz kendime has, özellikli şeylerdir. Bir şeyi kolayca sevmediğim halde, anı yaşarken oluverir birkaç şey ve bir bakmışsın sevivermişim. Yaktığım ateşin içinden kıvılcımlar uçuşur, alevler aniden çoğalıp yükselince sağa sola kaçışırlar. Toplu kıvılcım firarı gibi olur. Hangisine bakacağıma karar veremem, bir o yana kayar bakışlarım, bir diğer yana. Sonra nasıl olursa içlerinden birini seçerim, döne döne sönünceye kadar takip ederim. Bazı kıvılcımlar, benim onları seçmemin hakkını verirler, uzun süre parıldar, çok yukarılara çıkar ve zirvede sönerler.…

Devamını Oku
YAŞAM 

İNSANIN HALLERİ

İsmin beş, maddenin üç hali vardı. İnsanoğlu ismin en çok yalın haline yakışıyordu. Tekilliğin, eksiz ve bağsızlığın gücünde tamamlanıyordu. Ve insan ham bir maddeydi. Maddenin üç halini de benliğinde taşıyordu: Katı, sıvı, gaz… Halden hale geçerken değirmende öğütülen buğday misali, sapından, çöpünden ayrılarak kendinin en verimli ve bereketli haline dönüşüyordu. Çocukluk; bazen bir erik ağacı, bazen bir asma dalı, bazen de unutulmuş sandığımız uzak bir hatıraydı.  Hiçbir zaman yakalayamayacağımız hızlı bir tren gibiydi. Çocukluk; elimizden kayıp giden, ardından bakakaldığımız uçan balonumuzdu. Çocukluk, çocukluğumuz… Henüz insanın maddeye dönüşmediği, ilk özdü. Çocukluk…

Devamını Oku
HABER POLİTİKA YAŞAM 

BİR DAL ZEYTİN, BİR YUDUM SU, BİR PARÇA UMUT

– Yaşamı savunmak sadece bir hak değil, aynı zamanda bir yurt görevidir. Bazen bir yasa yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Bazen bir kanun teklifi; bir dal zeytini, bir yudum suyu, bir parça umudu tehdit eder. Ve bizler, hâlâ toprağın kokusunu bilenler, ormanın gölgesinde serinlemiş olanlar, sabahın çiyiyle büyümüş otların sesini duyanlar… Bizler biliriz: Doğa sustuğunda geriye sadece suskunluk kalır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmek üzere gündeme alınan ‘Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’, doğayı ve yaşamı bir kez daha sınayan bir eşiğe getiriyor bizi. TEMA Vakfı ise…

Devamını Oku
YAŞAM 

BİR ZAMANLARIN BABALARIYDI ONLAR

Babam, kahverengi paltosu olan adamlardandı. Kışları soba başında sessizce gazete okur, yazları serin sabahlarda radyonun başına otururdu. Onlar konuşmadan öğrettiler. Bir baba, ekmeği ikiye bölerken hayatı da ikiye bölüyordu: Bir yarısı çocuklarına, diğer yarısı ülkesine… Ben, babamın nasırlı ellerinde hem alın terini gördüm hem de bastırılmış bir isyanın sessizliğini. Gaz lambasının titrek ışığında okuduğu kitaplar bazen Nâzım’ınkilerdi bazen Orhan Kemal’inkiler. Biz, o sayfalar arasında fark etmeden büyüdük; kitapların içinde bir halkın rüyaları vardı. Çocukken anlamazdım. Neden her 1 Mayıs sabahı erkenden çıkardı evden? Neden bazı geceler eve hüzünle döner, gömleğinin…

Devamını Oku
kuponbet
Kuponbet
bb marketing
betgaranti
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
betpark
betnano
betnano
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
betpark
betpark
betpark
grandpashabet
meritbet
betnano
betnano
betnano
betnano
betnano
betnano
grandpashabet
vaycasino
grandpashabet
ikimisli
ikimisli
betplay
vaycasino
bahislion
vaycasino
vaycasino
vaycasino
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
pradabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
vegabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
vaycasino
vaycasino
cratosroyalbet
pradabet
betnano
betpark
betpark
bahislion
polobet
ikimisli
betnano
betmarino
enbet
grandpashabet
grandpashabet
wbahis
grandpashabet
betnano