DEVLETLERARASI SAVAŞ MI, DEVLET İÇİ GÜÇ MÜCADELESİ Mİ?

-ANKARA-
ABD-Çin rekabeti, ABD-Avrupa ilişkileri ve Orta Doğu’daki çatışma dinamikleri, neoklasik realizm, bürokratik politika modeli ve elit teorisi bağlamında analiz edilirse dünyamızda son dönemde yaşanan krizler ve gerginliklerin anlaşılması daha kolay olabilir. Dünyadaki son dönemdeki gelişmelere bu açıdan yaklaştığımızda uluslararası politikanın tekil bir “ulusal çıkar” nosyonundan değil, devlet içindeki rekabetçi aktörlerin etkileşiminden doğduğunu açık biçimde görebiliriz. Bu yeni yaklaşım, uluslararası çatışmaların sürekliliğini açıklamada alternatif bir analitik zemin sunmaktadır.
GÖRÜNÜR SAVAŞLAR, GÖRÜNMEYEN AKTÖRLER
Uluslararası ilişkiler disiplini uzun süre boyunca devletleri yekpare ve rasyonel aktörler olarak ele almıştır. Kenneth Waltz tarafından sistematize edilen yapısal realizm, devlet davranışlarını uluslararası sistemin anarşik yapısı üzerinden açıklamıştır.
Ancak bu yaklaşım, devlet içi dinamikleri ihmal ettiği gerekçesiyle eleştirilmiştir. Özellikle Graham T. Allison’ın geliştirdiği bürokratik politika modeli, dış politikanın “tek bir aklın ürünü” olmadığını ortaya koymuştur.
Bu makalede, şu temel iddiayı savunmaktayım:
Küresel çatışmaların önemli bir kısmı, devletlerarası değil, devletlerin içindeki güç odaklarının rekabetinin dış politika üzerinden sahnelenmesidir.
Neoklasik realizm; uluslararası sistem baskılarının dış politikaya doğrudan değil, içsel filtreler aracılığıyla yansıdığını savunur. Gideon Rose bu yaklaşımı sistematik hale getirmiştir.
Bu çerçevede, dört temel unsurun dış politika davranışını belirlediğini görüyoruz.
Bunlar;
– lider algıları
– bürokratik yapı
– devlet kapasitesi
– iç politik koalisyonlardır.
Graham T. Allison’ın modeli ise devletin bir bütün değil, rekabet halindeki kurumların toplamı olduğunu ileri sürer. Allison’ın yaklaşımına göre dış politika kararları; ulusal çıkarın değil, bürokratik pazarlıkların sonucudur.
Diğer yandan C. Wright Mills, modern devletlerde gücün sınırlı bir elit grup içinde yoğunlaştığını savunur. Benzer şekilde Vilfredo Pareto ve Gaetano Mosca, toplumların her zaman bir “yönetici elit” tarafından kontrol edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu perspektifler, dış politikanın geniş toplumdan çok dar elit çıkarlarını yansıttığını gösterir.
Teoriler üzerinden ilerlerken ülke örnekleri ile konuyu zenginleştirmek yararlı olabilir.
ABD dış politikası çoğu zaman şu güçler arasındaki denge ile şekillenmiştir:
– Askeri-endüstriyel kompleks
– Finans kapital
– Teknoloji sektörü
– Enerji lobileri
Dwight D. Eisenhower, veda konuşmasında, “askeri-endüstriyel kompleks”in etkisine dikkat çekmiştir. Eisenhower’e göre Çin ile rekabet, teknoloji ve üretim elitleri; ABD’nin Orta Doğu politikası ise enerji ve savunma sektörü tarafından yönlendirilmektedir.
Peki, Çin’de durum nedir? Çin dış politikası, tek merkezli görünmesine rağmen üç boyutta şekillenir.
Bu boyutlar;
– parti içi fraksiyonlar
– yerel yönetimler
– devlet şirketleridir.
Çin’de parti, yerel yönetimler ve devlet şirketleri arasındaki güç mücadelesi bu ülkenin dış politikasının şekillenmesinde belirleyici etkiye sahiptir. Ancak Çin dış politikasında bazı beklenmeyen kırılmalar olduğu da görülmektedir. Bu konuda çalışmaları olan Susan L. Shirk, Çin dış politikasının iç politik kırılganlıklarla yakından ilişkili olduğunu vurgular.
Orta Doğu bölgesindeki çatışma ve istikrarsızlık ortamında dış politika kararlarının nasıl belirlendiği diğer önemli konulardan birisidir. Orta Doğu’daki çatışmaların kaynağı konusunda çok sayıda değişken rol oynamakla birlikte, genellikle üç rekabet alanının politikaların şekillenmesinde etkili olduğunu görmekteyiz.
Bunlar;
– elit klikler
– güvenlik aygıtları
– mezhepsel ağlar arasındaki rekabetlerdir.
Orta Doğu devletleri açısından yapılacak yorumlarda önemli bir gerçeği göz ardı etmemek gerekir. Nazih Ayubi, bölge devletlerini “aşırı güçlü fakat toplumsal olarak zayıf” yapılar olarak tanımlar. Bu tespit, Orta Doğu devletlerini ve dış politikalarını anlamak açısından çok değerlidir.
İRAN VE ABD-İSRAİL HATTINDA VE ABD-AVRUPA ARASINDAKİ GERİLİMLER
İran ve ABD-İsrail hattı üzerindeki gerilim, yalnızca jeopolitik değil, aynı zamanda iç politik meşruiyet üretimi ile yakından ilgilidir. Bu konuda Barry Buzan ve Ole Wæver tarafından geliştirilen “güvenlikleştirme teorisi”, tehditlerin siyasal olarak inşa edildiğini ileri sürer.
ABD ve Avrupa ilişkilerinde yaşanan gerilimler konusuna da değinmek gerekir. Transatlantik ilişkiler, çoğu zaman “ittifak” olarak görülse bile, aslında ekonomik ve politik model farklılıkları içermektedir.
Peter J. Katzenstein’in açıkladığı gibi, ulusal güvenlik politikalarının iç ekonomik yapılarla bağlantılı olduğu görülmektedir. Bu noktadan ilerlersek Avrupa ülkelerindeki sanayi kapitalizmi ile ABD’deki finans ve teknoloji kapitalizmi arasındaki fark, dış politika tercihlerine yansımaktadır. Bu fark, iki farklı gücün dış politikalarını etkileyen ve belirleyen en önemli faktörlerdendir.
Buraya kadar yazdıklarım temelinde şu iddiayı ortaya koyabilirim:
“Uluslararası çatışmalar, büyük ölçüde devlet içi güç mücadelelerinin uluslararası düzleme taşınmış biçimleridir.”
Bu yaklaşımım üç temel sonuç doğurmaktadır:
- Ulusal çıkar, çoğu zaman homojen değildir.
- Çatışmalar süreklidir; çünkü iç rekabet süreklidir.
- Dış politika, iç politikadan bağımsız analiz edilemez.
Yukarıdaki perspektif, klasik realizmin sistem odaklı yaklaşımını tamamlamaktadır.
Hans Morgenthau, güç mücadelesini insan doğasıyla açıklarken benim burada savunmaya çalıştığım ise “gücün kurumsal dağılımına” odaklanılmasının gerekli olduğu yaklaşımıdır. Bu çerçevede temel tezim, devletler ve devlet içi güçler arasında çatışmanın kaçınılmaz değil, yeniden üretilebilir bir süreç olduğudur. Çatışmalar bazen görünür hale gelirken bazen ortadan kalkar; ancak yeni çatışmaların yeniden ortaya çıkmasın engellenemez.
SONUÇ
Uluslararası politikayı anlamak için yalnızca devletlerarası ilişkilere değil, devletlerin iç yapısına bakmak gerekir.
Bugüne gelirsek, ABD–Çin rekabeti, Orta Doğu savaşları ve İran–İsrail gerilimi örnekleri; “devletlerin içindeki güç mücadelelerinin dışa yansımasıdır”.
Sonuç olarak; “Devletler savaşır” önermesi eksiktir. Doğru olan, “Devlet içi güçler, uluslararası alanda çatışırlar” görüşüdür.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
- Kenneth Waltz, Theory of International Politics, 1979.
- Graham T. Allison, Essence of Decision, 1971.
- Gideon Rose, “Neoclassical Realism…”, World Politics, 1998.
- C. Wright Mills, The Power Elite, 1956.
- Vilfredo Pareto; Gaetano Mosca.
- Dwight D. Eisenhower, Farewell Address, 1961.
- Susan L. Shirk, China: Fragile Superpower, 2007.
- Nazih Ayubi, Over-Stating the Arab State, 1995.
- Barry Buzan; Ole Wæver, Security: A New Framework, 1998.
- Peter J. Katzenstein, Between Power and Plenty, 1978.
- Hans Morgenthau, Politics Among Nations, 1948.
|

