POLİTİKA 

GİDECEK BİR GÜN


Bu kadar kolay olmamalı aslında yok etmek ya da ortadan kaldıramadığın bazı değerleri çürütmek… Kolay olmamalı, hatta hiç olmamalı öldürmek. Doğal karşılanır hale gelmemeli kadın cinayetleri, çocuk ölümleri…

Habil ve Kabil’den bu yana hep kolay oldu yok etmek, yakmak, yıkmak…

Bedrettin’den Pir Sultan’a akıp geçerken zaman; ölüm ve zulüm kol gezerken gittikçe daha kolaylaştı yok etme yöntemleri…

Kısa bir özetle Mustafa Suphi’den Sabahattin Ali’ye, ‘Deniz’lerden Berkin’e, Ali İsmail’e, Özgecan’a…

Kana doyulmadı hâlâ bu topraklarda.

Cunta geride kalmıştı ama cemaat ve tarikatlara yol verilmişti bir kere…

Sonra bir çürüme, ahlaki erozyon, yozlaşma aldı başını gitti.

Tuz kokmasa, devletin bakanı gerici vakıf yurtlarında tecavüze uğrayan çocuklar için, “Bir kereden bir şey olmaz” der miydi?

Böyle bir çağda ekranlarda, vaazlarda, sohbetlerde çocuk evliliği savunulur muydu?

Cezasızlığın, liyakatsizliğin bir eseridir yüzde bin 700’lere dayanan kadın cinayetleri, çocuk istismarı…

Ve gittikçe yoksullaşmaya başladık. Emeklisi, asgari ücretlisi açlık sınırı altında ücretlere mahkûm edilirken, işsizler ordusu büyürken, şehirler mafya ve çetelerce kuşatılırken, yeni nesil çeteler türerken akran zorbalıkları da girdi yaşamımıza.

Bazı değerleri göz göre göre, bile isteye ortadan kaldırdıkça, öldürüp yok ettikçe örgütlü cehalete, örgütlü kötülüğe hizmet etmiş olduk işte.

Hiç unutmuyorum bazı yaşanmışlıkları, örneğin 29 Mart 2007’yi…

Düşünebiliyor musunuz; işkence görüyorsunuz ve inanılmaz bir yöntemle, bir vahşetle kesiliyor sesiniz sonsuza kadar.

Devrimci bir öğretmen işkencede… Sonra onun boğazından kaynar su döküyorlar. Bir daha da ömrünün sonuna kadar konuşamıyor. İşkence sonrası devam eden yaşamında ise kanser hastalığıyla mücadele ediyor. 29 Mart 2007’de göçüp gitti öğretmen Enver Karagöz.

Ona bunu yapmak kolay olandı. Zor olan ise yaşatmaktı.

Bir şair, bir öğretmen, bir baba, bir eş…

Bugün de öldürmeye devam ediyoruz bir şeyleri, birilerini ya da ölüme mahkûm ediyoruz hâlâ…

Tohumunu, toprağını, suyunu, ormanı, kıyıları, nehirleri, dereleri, dağları, ovaları savunduğu için; yağmaya, ranta, talana karşı geldiği için yargılanır mı insan, gözaltına alınıp tutuklanır mı? Laikliği savunmak suç olur mu?

Yoksulluğa, işsizliğe, adaletsizliğe karşı çıktığı için bedel ödetilir mi insana?

İşte, yok etmenin bu kadar kolay olduğu bu ülkede yaşamı savunmaktan geri kalırsak, daha çok öleceğiz, tükeneceğiz.

Yaşam hakkımıza sahip çıkacağız inadına. Bu örgütlü kötülük, cehalet; “sol göğsünün altındaki cevahiri karartmayanların” örgütlü mücadelesiyle elbet er ya da geç yenilecek ve gidecek bir gün.

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betpark
betgaranti
betpark
betgaranti
Kolaybet
bettilt
kolaybet
betgaranti
kolaybet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
bettilt
Betgaranti
kolaybet
kolaybet
bettilt
bettilt
bettilt
Betgaranti
Kolaybet
betgaranti
holiganbet
bettilt
bettilt
bettilt
perabet
kolaybet
kolaybet
bettilt
betpark
betpark
betpark
bettilt
betnano
Kolaybet
grandpashabet
betnano
bettilt
Kolaybet
betpark
betpark
betpark
betpark
marsbahis
marsbahis
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betorder
betorder
vdcasino
vdcasino
betorder
betorder
kolaybet
kolaybet
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betgaranti international
betgaranti
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet giriş
kolaybet
kolaybet giriş
sahabet
onwin