EDEBİYATTA 12 EYLÜL 

KURGUSAL BİR GÜNCE: “KENAN EVREN’İN YAZILMAMIŞ ANILARI”


Sayın Evren’e düşündürdüklerimin ve söylettiklerimin altına kendisinin de hiç duraksamadan imzasını atacağına inanıyorum.” (Oran, 1989)

1989 yılının Mayıs ayında ilk defa basılan “Kenan Evren’in Yazılmamış Anıları”; Fadıl Kocagöz’ün belge araştırmalarını yaptığı, Tan Oral’ın karikatürleriyle süslediği, Baskın Oran’ın kaleme aldığı derleme niteliğinde bir eserdir. Bilgi Yayınevi’nin incelediğimiz ikinci baskısının kapağında bir “beşi bir yerde” göze çarpar. Bu seçim akıllara Can Yücel’in Kenan Evren ve beraberinde 12 Eylül darbesini gerçekleştiren dört paşayı kasıtla kaleme aldığı “Beşi Bir Yerde” adlı şiirini ve bu şiir dolayısıyla yattığı hapsi getirmektedir (Özkartal, 2009).

Okurun dikkatini çekmeye yönelik bu ilk izlenimden sonra, kitabın basıldığı yıl kendi vakfında yayınladığı “Keyifle Okuduğum Kitap” başlıklı değerlendirmesiyle Aziz Nesin karşımıza çıkar. Değerlendirmesinde, aldığı tadı paylaşmak adına okunmasını salık verdiği bu kitabı güncelleştiren taklidi üslupla doldurulmuş kısımların Evren’in konuşma dili ile tıpkılığı noktasında övgülerde bulunmuştur. Nesin’in çıkarımlarından başlıcası kitabın tür ve yöntem bakımından biricikliğine yönelik olmuştur:

Salt Türkiye’de değil, dünya yazınında bu türde yazılmış yapıtlar olduğunu bilmiyorum. Kitapta yepyeni bir yazış tekniği kullanılmış. Yapılmadan önce akla gelmeyen, ama yapıldıktan sonra –Kristof Kolomb’un yumurtası gibi– insana çok kolaymış gibi gelen bir teknik bu… Kitabın türünü belirleyemedim. Roman değil, ama roman. Anı değil, ama anı. Günce değil, ama günce. Özyaşamöyküsü değil, ama özyaşamöyküsü. Bir araştırma değil, ama bir araştırma. Bence bilimkurgu denilen roman türünün yeni ve gerçekçi bir modeli diyebiliriz bu kitaba. Çünkü bilimsellikle düşsellik, imgeyle gerçek, var olanla varsayılan, söylenenle söylenmek istenen iç içe.” (a.g.e., s.5)

Kitabının ikinci baskısına bu önemli değerlendirmeyle başlayan Baskın Oran, sıraya kendi sunuşunu koymuş, bu sunuşu kitabın yazılma sebebine dair takdim ve üslubuna dair maruzatını bildirdiği iki başlıkla düzenlemiştir. Kitabın yazılma sebebi konusunda Oran, Kenan Evren’in siyasi konumlanmasını kitlelerin unutkanlığı üzerine inşa ettiği savını öne sürerek sürecin gelecek kuşaklara layığıyla aktarılabilmesi çabasında olduğunu beyan eder.

Kitabın zamanı 11 Eylül 1980 Perşembe saat 23.45 ile başlayıp Kenan Evren’in 1960 darbesi sonrası tutmaya başladığı sözde defterlerini kurcalamasıyla devam eder. Evren, bu defterleri kurcalarken 12 Eylül’ün idare edilebilmesi için fikir arar gibidir. “Şimdikinden ne kadar farklı.” diye yazar 20 yıl önceki haline ve zaman akışı ikinci anayasa müzakerelerinin başladığı 2 Mayıs 1961 tarihine kayar. Kenan Evren’in ağzından yazdırılan bu eserin işçi grevlerinin arşa tırmandığı Mart 1989 tarihinde sona ermesi ve bu sonun, yazar ve okurun gerçekliğine “12 Eylül konuşmalarımızı bahane edip bu kitabın bir paralelini de benim için yazmaya kalkmasınlar.” cümlesiyle müdahale ederek bitmesi de kurgu perdesini aralar niteliktedir (a.g.e., s.280). Kitabın mekânı olarak ise günce tipinden alışık olduğumuz kalem sahibinin bulunduğu muhtemel kapalı mekân ile darbenin yürütüldüğü arka odalar çağrışmaktadır.

Kitap, doğrudan belge ve arşiv kaynaklarına kaydedilmiş olaylarla şekillenen bir yapıya sahiptir ve bu özelliğiyle belgesel romanın alt türlerinden günlük roman türüne dâhil olduğu iddia edilebilir. Araştırmacılar, modern belgesel romanların yazın dünyasında önemli bir yer teşkil ettiğinin, okura alışılmadık derinlikte bir bakış açısı sunabildiğinin ve unutulmuş veya gizlenmiş tarihi olayların arka planlarından haberdar edebileceğinin altını çizmişlerdir. Belgesel roman türüyle ilgili bir çalışmasında Jarimbetova T. Qurbanbayevna, bu roman türü sayesinde tarihin yalnızca vuku bulan olaylardan değil, aynı zamanda kişisel yaşamlardan, duygular ve arzulardan da oluştuğuna dikkat çekmektedir (Jarimbetova, 2024, s.46-48).

İncelememize konu olan bu kitap da vuku bulan olayların arka planlarını, mağdur edilenlerin değil, mağdur edenin yaşantısından bir bakışla takip etmeye elvermektedir. 12 Eylül restorasyonunun sürdüğü, gazete okuryazarlığının gittikçe düşüp TV haberciliğine meylin yükselişe geçerek hafızaların köreltildiği bu yıllarda (Cemal, 1989) Baskın Oran ve arkadaşlarının belge-kurgusal bu eseri, basına ve yazın dünyasına duyulan güvendeki düşüşe bir tampon niteliği taşıyabilecek orijinallikte kaleme alınmıştır.

Depolitize edilmekte olan toplum, tepeden inme bir sistemin kuralları ve bu kuralların devletin şiddetiyle uygulanmaya başlaması, yazın dünyasında da kendini göstermiştir. Macit Balık, “Türk Romanında 12 Eylül Darbesi” adlı yazısında, yazın dünyasında öne çıkan konulardan birinin 12 Eylül sonrası bireysel yaşayışlar olduğunu aktarır. Konu edilen yaşantıların çoğunlukla mağdur cephesinden kaleme alınması şaşılmayacak bir gerçektir. Bu dönemde yazar ile roman kahramanlarının benzer mağdur cephelerde bulunduğu iddia edilebilir. Balık, 1980 sonrası eğilimlere örnek olarak ise tarih konularında kaleme alınan eserlerin arttığının ve romanın zaman-mekân ögelerinin geçmişte konumlandığının da altını çizer (Balık, 2009, s.2382). Bu şekilde nostalji hastalığına yakalanmış bir dönemin aydınlarından Baskın Oran ve Fadıl Kocagöz’ün bu çalışmaları, geçmişe yönelik gazete ve söylev taramalarıyla tarihsel nitelik taşıyan, zamanı geçmişte konumlanmış, acısı güncel bir konuyu yeni bir perspektifle ele alarak dönem meyilleriyle uyumlanmışlardır.

Şener Bağ, Günter Wallraff’tan alıntıyla belgesel düzyazının gerçeğin sanatsız yeniden üretimi olarak tanımlandığını kaydeder (Bağ, 2014, s.44). İlgili kitabında Baskın Oran’ın da bu noktaya dair ikileme düştüğü görülmektedir. Kitabının belgesel niteliğinin yanında roman-günce unsurları taşıyabilmesi için araya bir “anlatıcı” veya zaman zaman bir “tarih baba” üslubunun girip girmemesi gerektiği konusunda bir yöntem sorunu yaşadığını kaydeder. Ancak bu sorunun, Kenan Evren’in konuşma üslubunun elverişliliği sayesinde çözüldüğünü, böylece kitabı yazarken işinin kolaylaştığını, geriye yalnızca asker mantığının özümsenmesi meselesinin kaldığını ekler.

Baskın Oran, Kenan Evren’in 1987 sonuna kadarki konuşmalarının derlendiği “Söylev ve Demeçler” adlı sekiz ciltlik eserden alıntılarla kitabını kurmuş, gayri resmi konuşmalar için ise güncede verilen tarihten bir sonraki günün gazete kayıtlarının incelenebileceği önerisinde bulunmuştur. Kitabın kurmaca kısmıyla Evren’in iç dünyası arasında bir bütünlük kurulabilmesi için yazarın “Biri şimdi şöyle diyecek.”, “Kötü fikirliler hemen şöyle düşünmüştür.”, “Hakkımda şöyle demişler.” gibi kullanımlara başvurduğu görülmektedir.

Kitabın kaynakçası “Belgeler”, “Kitaplar”, “Süreli Yayınlar” adlı üç bölüme ayrılmıştır. Böylece kitap içi atıflardan kaçınılarak yaratılmaya çalışılan iç hava korunmuş, okur eseri bütünlüklü bir günce şeklinde karşısında bulabilmiştir. Kaynakça kısmından sonra sunulan “Konu Dizini” ise yazarın özenli çalışmasının yanında çalışmaya konu olan kişinin, Aziz Nesin’in deyimiyle ilgi ve bilgi alanının şaşırtıcı genişliğini de gözler önüne sermektedir.

Sonuç olarak, “Kenan Evren’in Yazılmamış Anıları”nın, özgün bir türde kaleme alınmış olmasının yanında okurun zihninde 12 Eylül’ün karanlık arka odalarını nüktedan bir yapıyla sunmasıyla öne çıktığı söylenebilir. Baskın Oran, kitabında “Sayın Cumhurbaşkanı, ‘hafıza-i beşer’in ‘nisyan ile malul’ oluşuna güveniyordu.” ifadesiyle hızlı tüketim kültürünün hafızaları körelttiğine dikkat çekmektedir. Bu durum, matbu haberciliğin televizyona yenilmeye başladığı 80’lerle, haberciliğin ve ideolojik aksiyonun medyatikleştiği günümüz politik görünürlüğü arasında bir bağ olduğunu sezdirmektedir. Baskın Oran’ın kitabı, bu bağın çözümlenebileceği bir silsilenin ilk edebi adımlarından sayılabilir.

KAYNAKÇA:

– Bağ, Ş. (2014). Belgesel Yazın. Humanitas, C(3), S.39-46

– Balık, M. (2009). Türk Romanında 12 Eylül Darbesi. Turkish Studies, C(4), S.2374-2411

– Cemal, M. (1989). Basın. Türkiye kültür ve sanat yıllığı 1989 (S.470-488). Ankara: Türkiye Yazarlar Birliği Yayınları

– Kurbanbayevna, J. T. (2024). Genre features of fictional documentary novels. American Journal of Education and Learning, C(3), S.45-49

– Oran, B., (1989), Kenan Evren’in Yazılmamış Anıları. Ankara: Bilgi Yayınevi

– Özkartal, M. Z. (2009). Muhalif Bir Bilge: CAN YÜCEL. Erişim Tarihi: 18.08.2026, https://www.milliyet.com.tr/kultur-sanat/muhalif-bir-bilge-can-yucel-1127788

Paylaş:

Benzer yazılar

5 1 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x
hititbet
Betgaranti
betgaranti
kolaybet
hititbet
hititbet güncel giriş
hititbet
vdcasino
vdcasino
hititbet
Hititbet Giriş
hititbet
hititbet
hititbet
tuzla cilt bakım
Tuzla İpek Kirpik
Tuzla Güzellik Merkezi
hititbet
hititbet giriş
hititbet güncel giriş
hititbet giriş adresi 2026
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla Cilt Bakım Merkezi
Tuzla İpek Kirpik
betnano
betnano
betnano
kralbet
setrabet
setrabet
kralbet
hititbet
hititbet
Tuzla Lenf Drenaj
Tuzla Cilt Bakım Merkezleri
Tuzla Kirpik
Tuzla Cilt Bakım
Tuzla Cilt Bakım Merkezi
betnano
betnano
kralbet
kralbet
Sosyal Medya Yönetim
Hititbet
kralbet
betnano
kralbet
Hititbet App
hititbet giriş
hititbet
meritking
matbet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
kralbet
kralbet
betnano
betnano
kralbet
gobahis
betpark
betpark
grandpashabet
grandpashabet
betgaranti
betpark
betgaranti
betgaranti
sahabet
sahabet
betorder
betgaranti
Hititbet
kralbet
kralbet
betnano
betpark
betgaranti
betpark
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betpas
betpas
goldenbahis
goldenbahis
betpas
betpas
klasbahis
goldenbahis
goldenbahis
interbahis
interbahis
atlasbet
atlasbet
betnano
betnano
kralbet
xslot
xslot