DOSYA PINAR KÜR 

BİR CESUR KALEM: PINAR KÜR


Geçen temmuz ayında (15 Temmuz 2025) kaybettik Pınar Kür’ü… Türk edebiyatının sözünü sakınmayan, cesur kadın kalemlerinden biri daha sustu… İlk romanı ‘Yarın Yarın’ 1976’da yayımlandığında edebiyat dünyasında epey tartışma yaratmış; meşhur 142. Madde’den yargılanmış… Pınar Kür’ün üçüncü romanı ‘Asılacak Kadın’ (1979) müstehcen bulunarak toplatılmış; ‘Bitmeyen Aşk’ (1986) da aynı gerekçeyle dava konusu olmuş… 12 Eylül’ün gadrine uğrayan sanatçılardan biri Pınar KürSekiz roman, üç öykü kitabı sığdırmış ömrüne… Tiyatroyla başladığı edebiyat sanat yaşamını birbirinden renkli, yenilikçi eserlerle süslemiş; hem tematik olarak hem de teknik bakımdan hep yeni, genç bir ses olarak kalmayı başarabilmiş Pınar KürÜniversite hocalığı, gazetecilik, ansiklopedi yazarlığı gibi kimlikleri de var onun. Bu kimliklerle ortaya koyduğu işlerde de sıra dışı olmayı, tartışma yaratmayı başarmış; özellikle röportajları epey gürültü koparmış zamanında…

Son Baskı yazarları Pınar Kür’ü bir dosyayla anmayı planladılar. Dosya fikri, editoryal işler Gökçe Gökalp Doğan ile Göksu Koç mahreçlidir. Dosyaya on bir yazar katkıda bulundu. Dosya içeriğine editörler müdahale etmedi bildiğim kadarıyla; bu yüzden Pınar Kür’ün bütün eserlerine dair yazı yok dosyada ama bazı eserleriyle ilgili birden fazla yazı var. Bu durumun farklı perspektiflerin aynı eserle ilgili bulgularını birlikte okuma olanağı sağladığını söylemek mümkün.

– Neşe Apaydın; Pınar Kür’ün ilk iki öykü kitabının imgesel mekânı olan Paris Apartmanı’na odaklanıyor ve geçen zamana direnmeye çalışan apartmanın, apartman sakinlerinin hayatlarını “eskimişlik” kavramı çerçevesinde inceliyor. Modernleşmenin hızına yetişemeyen insanların sığındıkları apartmanda parça parça epriyip durmalarını tartışıyor.

– Emine Ayan da sanatçının ilk iki öykü kitabından yola çıkarak öykülerin kurucu unsurlarından olan “anıları” irdeliyor ve öykü kişilerinin geçmişleriyle hesaplaşmak suretiyle geleceklerini şekillendirdiklerini ileri sürüyor.

– Selin Aytekin; Pınar Kür’ün de ilgi görmediğinden yakındığı ‘Küçük Oyuncu’yu tiyatro dünyasını ele alan bir roman olarak çözümlüyor. Kür’ün kolektif bir üretim olan tiyatro dünyasındaki eşitsizlikleri, emek sömürüsünü, kadın tiyatro emekçilerinin fazladan sömürüye maruz kalmalarını kurmaca dünyaya taşıyarak teşhir ettiğini vurguluyor.

– Gizem Erkan Çelik; ‘Yarın Yarın’ hakkında yazdı ama romanı alışılageldiği şekilde 12 Mart odağında yorumlamıyor; romanın odağındaki üç kadın kahramanın öykülerini irdeliyor.

– Gökçe Gökalp Doğan; Pınar Kür’ün “Bitmiş Zamana Dair” öyküsünde nesneler üzerinden kurduğu dünyayı inceliyor. Mekân, nesne ilişkileri hakkındaki teorik çalışmalardan yola çıkan yazıda Pınar Kür’ün insan-nesne sorunsalını nasıl ayrıntılandırdığı tartışılıyor.

– Soner Eşberk; sanatçının yayımlandığı dönemde toplatılmaya varan romanı ‘Asılacak Kadın’ı erkek egemen toplumsal ideolojinin erkek iktidarını tesis etmesinin anlatısı olarak yorumluyor. Sanatçının devleti ve toplumsal erki temsil eden yargıçla köleleştirilmiş kadın figür üzerinden toplumsal cinsiyet kabullerini nasıl teşhir ettiğini tartışıyor.

– Ezgi İtmeç; ‘Bir Cinayet Romanı’nı suç ve suçlu sorunsalı ekseninde inceliyor ve Pınar Kür’ün suçu bireysel sapmadan ziyade insan doğasının ve toplumsal düzenin ürettiği bir sonuç olarak ele aldığını saptıyor. Ayrıca Pınar Kür’ün suç-suçlu anlatısı kalıplarının dışına çıktığını vurguluyor.

– Göksu Koç; ‘Bitmeyen Aşk’taki kadın erkek ilişkilerini, ahlak kavramı ekseninde çözümlüyor. Romanda ahlakın toplumsal ve evrensel bir ölçüt olup olmadığının tartışıldığını; ahlakın tarihsel, kültürel ve ideolojik bir yapı olduğu kabulüyle hareket edilip özellikle cinsellikle ilgili ahlaki normlar konusunda ikiyüzlülüklerin teşhir edildiğini ortaya koyuyor.

– Ayşegül Örün; Mihail Bahtin’in “kronotop” teorisinden yola çıkıyor ve Pınar Kür’ün “Kısa Yol Yolcusu” adlı öyküsünü çözümlüyor. Yol, merkez-çevre, hafıza ve geçmiş gibi kronotopları tespit ediyor ve öykünün gelecek üretmeyen modern kronotop tanımıyla örtüştüğünü bulguluyor.

– Murat Tatar; ‘Asılacak Kadın’ı Marksist estetik çerçevesinde çözümlüyor. Yazıda romanın dönemin toplumsal yapısına ışık tuttuğu, bu yapıyı var eden sınıfsal çatışmaları bünyesinde barındırdığı ileri sürülüyor.

– Sibel Doğru Zorman da ‘Yarın Yarın’a bir başka açıdan yaklaşıyor ve daha ziyade SeydaSelim ekseninde oluşan öyküden bazı çıkarımlar yapıyor; 12 Mart romanlarındaki tekrarlanan bazı kalıpların ‘Yarın Yarın’da olup olmadığının izini sürüyor.

Pınar Kür uğurlanmayı ve unutulmamayı hak eden bir yazar; bu dosyadaki yazılar onun sanatçı kişiliğinin bazı yönlerine özgün yaklaşımlar sunuyor… Okunması dileğiyle…

YAZILARI OKUMAK İÇİN AŞAĞIDAKİ BAŞLIKLARA TIKLAYABİLİRSİNİZ…

|

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
Kuponbet
bb marketing
betgaranti
betnano
betnano
betnano
betnano
betnano
savoybetting
ikimisli
romabet
betebet
betpipo
limanbet
betebet
betnano
betebet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet giriş
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
vaycasino giriş
grandpashabet
grandpashabet
rekorbet
betlike
ikimisli
romabet
romabet
betpipo
betpipo
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino
vaycasino
romabet
romabet
vaycasino
nesinecasino
nesinecasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
betpipo
Betpark
betebet
betebet
nesinecasino
savoybetting
savoybetting
rekorbet
grandpashabet
nesinecasino
hitbet
betlike
jojobet
jojobet
betpark
grandpashabet
betnano
grandpashabet
grandpashabet
betpark
grandpashabet
hitbet
ikimisli
betpark
vaycasino
betyap