YAZ DİYE BİR ŞEY VARDI: IŞIK, RÜYA VE BİR TUTAM HÜZÜN
Kumda yürürken iz bırakan ayaklar, güneşin alnımıza dokunduğu o ilk sabahlar, içi serin karpuz dilimleri, suda yankılanan çocuk çığlıkları, balkonlarda unutulmuş sandalyeler, akşamüstü gölgeleriyle sessizce uzayan saatler… Yaz, takvimden çok daha fazlasıydı. Bir his, bir anı, bir bekleyiş… HERKESİN YAZI BİR BAŞKA Kimi için denize açılan bir yolculuktu yaz; kimi için köye dönmek, toprakla yeniden konuşmaktı. Kimi bir kitap sayfasında bulurdu kendini, kimi bir kasabanın çay bahçesinde. Ve kimileri de, sadece gökyüzüne bakıp içini serinletmeye çalışırdı; hiçbir yere gidemeden, gitmek isteyerek. Hazirandan başlayan o sihirli yolculuk, temmuzla derinleşir, ağustosla soluklanır,…
Devamını Oku