YAŞAM 

BOĞSAK’TA KÜL YAĞMURU; BU SEFER HİÇ “DUYGUSAL” DEĞİL!

“Çok güzel bir yaz” diye başlayan sıcak hikâyemiz zaman zaman “orman yangınlarıyla” sekteye uğrayabiliyor. Hayat işte, yaşanılıp gidecek denilemiyor; mevsimin “yanık” yarası derimize, derinimize işliyor da işliyor. Boğsak’tayım. Mersin’in Silifke’sinin batı yönündeki o güzel yalnızlık koyunda “bir başımayım”. * * * Ağustos’un 13’ü, saatler 13’ü çoktan geçmiş… İlk küller yağmaya başlıyor Boğsak’ın üzerine. Daha önceki gün dolunayla yıkanan deniz, şimdi bir kül dünyasına dönüşüyor. Kızgın kızgın serpiliyor kül yağmuru denizin mavi sularına. Hüzünle izliyoruz göğe yükselen ve güneşi küstüren dumanları. Kırtıl yanıyor, Çaltı yanıyor, Balandız yanıyor… Çatırdayarak yanan ağaçların uğultusu…

Devamını Oku
YAŞAM 

ÇOK GÜZEL BİR YAZ; DENİZ KADAR, AĞUSTOS GİBİ…

Çok güzel bir yaz geçiyor diyordum ömrümüzden, kendi kendime. Yakamoz çok güzel bir yazın resmini çiziyordu denizin bazen durgun bazen hırçın yüzüne. Ağustosun kızgın günlerinden sonra eylüle göz kırpan bir Akdeniz akşamının iyot kokulu dakikalarını soluyorduk hep birlikte. Çok güzel bir yaz geçiyordu ömrümüzden. Ömrümüzün ağustosundan… * * * Ilık poyrazın tenimizi okşadığı, hatta ruhumuza işlediği bir kumsal akşamında az ileride otuzlarında olan sarhoş gençler, iki binlerin başında dilimizden düşmeyen şarkıları söylüyorlardı hep bir ağızdan. Dolunay akşamı tüm güzelliğiyle yaşanırken otuzlarındaki başka gençler de denize giriyorlar, yakamoz eşliğinde tuzlu suda…

Devamını Oku
YAŞAM 

‘ORMANLARIN GÜMBÜRTÜSÜ’, ‘ŞAFAĞIN DEĞİRMENİ’ VE HARLI TEMMUZLAR

Temmuz sabahı, geceden kalma serinliğini usulca omzumuza bırakıyor. Güneş henüz yakmaya başlamamışken kuş sesleriyle uyanan bir sessizlik hâkim ovada. Az ileriden çam kokuları geliyor. Çocukluğumun yazlarına götüren bir koku bu… Biraz poyraz, çokça iyot kokuyor. Yine beni çocukluğuma götüren o türküdeki “ormanların gümbürtüsünü” daha bir işitiyorum eriştikçe çamların derinliklerine. Adım adım ilerliyorum “ormanlardan aşağı” doğru… Orman beni çağırıyor, çam kokuları çocukluğumu getiriyor bana. İyot kokulu, poyraz kokulu çocukluğumu… * * * Temmuz sabahı serin serin tenimizi okşarken “Günler geçer ve çalışır şafağın değirmeni” diye başlayan bir şiir, yazın orta yerinde…

Devamını Oku
YAŞAM 

AĞACIN GÖLGESİNDE, KUŞUN KANADINDA…

Ağacın gölgesinde haziran dinlencesi… Kuşun kanadında özgürlük söylencesi… Ruhun derinliklerinde bir yaz eğlencesi… Gölgeli haziranlarda umudun kanat çırpışları… Umut yolculukları… Umutla avunulan gülümseyişler… Ve mevsimlerden bir tatlı yaz… Sessizlik ve yalnızlık temalı o öykü şöyle başlıyor: “Köyün üstüne çöken sessizlik, insanın içinde büyüyen yalnızlık kadar yoğundu. Kuşlar gittiğinde geriye kalan sadece rüzgârın anlamsız uğultusuydu. İnsan, kendi sesini bile duymaz oldu bu yalnızlıkta; sanki dünya, bir anlık nefesini tutmuştu.” * * * Ağacın gölgesinde, kuşun kanadında soluk alıp veren haziran, doğadaki nice umutsuzun da yüreğine dokunuyor. Öyle sessizce, öyle ıssızca… İnsan,…

Devamını Oku
YAŞAM 

‘İÇİMİZE ÇÖKEN SARI IŞIK’TAN HAZİRANA SÜZÜLENLER

Seneler önce okuduğum bir köşe yazısında mayısın son günleri için “içimize çöken sarı ışık” ifadesi kullanılmıştı. Kışın son vedasının üzerinden çok geçmemişken yazın telaşı henüz başlamadan önceki o kırılgan eşikte bekliyorduk hep birlikte. Sanki her şeyin biraz “olmuş ama eksik” gibi durduğu zamanlardı. Çilekler pazarda çoğalmış ama tadı hâlâ nisan gibiydi. İnsanlar gülümsüyordu ama yüzlerine bir mayıs sıkıntısı sinmişti. Köşe yazısında şu ifadeler yer alıyordu: “Hani çocukken eve dönmek istemezdik ya akşamın sarı ışığında, işte o hissin büyümüş hali: Kalmak istiyoruz ama bir şey, her şey çoktan gitmeye başlamış.” *…

Devamını Oku
YAŞAM 

HER YER BEYAZ; BİRAZ BİRAZ GELİYOR MU O YAZ?

Şairin dizesini yakaladım, artık bırakmam. Hep böyle oluyor. Uzun süredir yazamamanın yürek sızısı, şairin yakaladığım bir dizesiyle hemen azalmaya başlıyor. Dışarıda bahar neşesi, dışarıda mart-nisan-mayıs güneşi, dışarıda yaşama sevinci… İçeride öyle bir sızı, öyle bir ağrı ki… “Siyahın içinde bir damla beyaz/ beyazın içinde sonsuz iki dal kiraz/ kendini biraz biraz hatırlatıyor mu o yaz?” diye diye dizelenirken şiir; her yeri bir anda beyaz, her yeri bir anda sarı sıcağın habercisi ilkyaz yapıveriyor. Şiir akıyor, yüreğim ona eşlik ediyor: “Siyahın içinde bir nokta beyaz/ beyazın içinde sonsuz iki mevsim yaz./…

Devamını Oku
YAŞAM 

“YILDA BİR KERE…”

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun ‘Bahar ve Biz’ şiirinde dizelediği ve “Yılda bir kere çıldırır ağaçlar sevincinden” dediği günlerdeyiz yine… Adana’dayız… Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin beslediği bereketli topraklar üzerinde, Çukurova’dayız… Dışarıda mis gibi kokan “portakal çiçekleri” ruhumuzu da bir “his” cümbüşüne dönüştürüyor yine… Şairin dediği gibi, “yılda bir kere”… “Yılda bir kere uzatır avuçlarını yaprak/ sevincinden titreyerek…” “Yılda bir kere kendini verir toprak/ yılda bir kere yarılır bahçeler hazdan…” Portakal çiçeği kokusunun asırlardır verdiği o haz, yaydığı o coşku artık her yıl nisan ayı geldiğinde Türkiye’nin Güney’i, Çukurova’nın merkezi Adana’da karnavala dönüşüyor……

Devamını Oku
21 MART DÜNYA ŞİİR GÜNÜ DOSYA 

ÖMRÜMÜZÜN BAHARI; ŞİİRİ ÖMRÜMÜZÜN

Hilmi Yavuz’un “İşte bu son talanı ömrümüzün;/ aşklar, acıya emanet” dediği bir zaman diliminde değilizdir belki ama neşe kadar hüzün de hep asılı durur şu sol yanımızda. Günler geçip gider, haftalar aylara döner, güzler ilkbahara aralar kapısını; mevsimler yaş döker, saçlarımız kırlaşsa bile yüreğimizdeki kır çiçekleri hep dipdiri durur. Hüzünlerimiz muhakkak vardır ama umutlarımız hep daha çoktur baharında ömrümüzün. Sevgisizlik, aşksızlık ise hep az, hatta hiç yoktur! * * * “İlhamını saadetten alan”, “kızlara çeyizlerinden bahseden”, “çocuklara müjdeler veren” o güzel günlerin şairi Melih Cevdet Anday, şiirinin sonunda “Fakat güç…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM YAŞAM 

KORONA GÜNLERİ, ÇAĞ YANGINI, GÜNAHKÂR DÜNYA, CAZ MÜZİĞİ VE BENZERİ ŞEYLER

“Bir caz müziği” gibiydi her şey, o kadar kısa, o kadar çabuk; ama etkisi uzun yıllar sürecek kadar büyüktü. Hüzünlü bir senfoni gibiydi hissettiklerimiz; bir cenaze müziği gibi kederli, ağlamaklı. Şairin dediği gibi: “Dağılmış pazaryerlerine benziyordu şimdi istasyonlar”, “gelmiyordu içimizden hüzünlenmek bile”, “gelse de öyle sürekli değildi”… Ne olduğunu tam ayrımsayamadığımız bir duygu durumundaydık. * * * 2019’un Aralık ayında Çin’in adını daha önce duymadığımız Wuhan kentinde ortaya çıkan ölüm virüsünün, kısa sürede dünyayı öylesine kasıp kavuracağını elbette kimse tahmin edemezdi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 11 Şubat 2020 günü virüs…

Devamını Oku
POLİTİKA 

‘HÜZÜNLÜ BULUTLAR’ YOLDAŞIMIZ, ‘KIRIK GÖZLÜKLER’ HEP HATIRAMIZ…

Yine ocak ayı hüzünleri hep bizimle, ocakta demlenen çayın fokurtusu yıllar önce yitirdiğimiz gazeteci, yazar ve aydınların bıraktığı derin üzüntüleri hatırlatıyor. O hüzünlü türkü; ‘Uğur Mumcu’ların, ‘Hrant Dink’lerin bu toplumdan koparılışlarına bir gözyaşı niteliği taşıyor: “Uğurlar olsun, uğurlar olsun/ hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun/ bir keskin kalem, bir kırık gözlük/ yürekli yiğitlere hatıran olsun…” Hüzünler hüznü yağmur damlaları yanaklarımızdan dökülürken kırıklar kırığı o son bakışlar bize neleri neleri çağrıştırıyor? * * * Bir pazar sabahı, kar altında Ankara, zemheri ayazı, zalimler pusuda ve Uğur Mumcu’nun bedeni paramparça… Aydınlık, laik, demokratik bir…

Devamını Oku
hititbet
bettilt
xslot
xslot
bettilt
betpark
bettilt
betnano
holiganbet
holiganbet
holiganbet
holiganbet
betnano
betpark
betpark
Betpark
Betpark
betpark
casinolevant
Betpark
betpark
runtobet
casinolevant
casinolevant
jojobet
jojobet
jojobet
jojobet
betpark
betkom
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betpark
onwin
sahabet
sahabet
sahabet
sahabet
sahabet
sahabet
betkom
betkom
betkom
onwin
betgaranti
betgaranti
sahabet
sahabet
betgaranti