EDEBİYAT 

DÜŞÜŞÜN RETORİĞİ: HAKAN R. TEMİZ’İN “DÜŞ-ME” KİTABINDA ŞİİR VE İRONİ


Hakan R. Temiz’in “Düş-me” kitabı, okurunu daha en baştan konfor alanından uzaklaştırmaya çalışır. Bu şiirlerde anlam çoğu zaman lineer değil; tökezler, başka bir kelimeye çarparak ilerler, kaotik bir alan açar. Sözgelimi Tanrı’dan zeytine, anneden A4 kâğıdına, çocukluktan devlet diline geçer. Bu geçişlerin her biri rastlantısal bir savrulma değil, kitabın düşme fikrinin tematiği yanında biçimsel üstlenişinin sonucudur. Başka deyişle semantiği sağlayan şiirin kozmogonisi parçalı, uyuşmaz bir bütündür. Bu noktada şu sorulara odaklanmak gereklidir: Hakan R. Temiz’in şiiri, ironiyle kurduğu bu kırık mesafeyi her zaman derinleştirebiliyor mu, yoksa bazı şiirlerde çağrışımların ve sert geçişlerin çoğalması, kitabın duygusal merkezini belirsizleştiriyor mu? Yoksa belirsizleştikçe derinleşen bir istencin yansıması halini mi alıyor?

Bu sorular, kitabı anlamak için verimli bir alan açıyor. Çünkü “Düş-me”, ilk bakışta çocukluk, yoksulluk, anne, baba, kader gibi izlekler etrafında dönüyor görünse de kısa sürede bu alanı genişletiyor. Şiire krokiler, rem uykusu, flash back, enfarktüs, kıdem tazminatı, biyometri, DNA, ikonik pergel, plasenta ve olay mahalli de giriyor. Böylece kişisel hafıza, yalnızca evin içinde kalmıyor; deneysel de denilen farklı jargonlar tarafından deliniyor, kesiliyor, yerinden ediliyor. Çocuğun kabansızlığıyla dünyanın politik düzeni, annenin zeytin ekmeğiyle Tanrı’ya yöneltilmiş itiraz, babanın tütünüyle ders kitabının yaprağı aynı şiirsel zeminde yan yana geliyor.

Kitabın en güçlü tarafı burada boy veriyor. Başka bir deyişle derinliğini belirlerken yerini de işaretliyor. Hakan R. Temiz, acıyı doğrudan anlatmak yerine acının etrafına yanlış adlandırmalar, ironik sapmalar ve gündelik nesneler yerleştiriyor. “Kader”, bir metafizik kavram olmaktan çıkıp kabansızlığı açıklamak için bulunmuş çocukça bir kelimeye dönüşüyor. “Peygamber”, tam not alan çocuğun zihninde beliriyor. “Ayet”, annenin tekrarında, parantez içinde hem saklanarak hem büyütülerek kuruluyor. “Tanrı” ise yüce ve erişilmez bir makamdan çok, karar alması, hatta bazı kararlara uyması beklenen bir figür olarak şiire giriyor. Yani kutsalın, yıkılmasından öte gündelik olanla teması arttıkça karışıklığı da artıyor ve bozulma daha görünür hale geliyor. 

Düş-me”de ironi, bazen otoriteye karşı bir absürt bir itiraz biçimine bürünüyor. Nitekim ‘İlk Kurşun Arketip’ şiirinde yer alan “Yıkamıyorsan şeriatı cumhuriyeti indir play store’dan”, “Devlet bir gece vakti şafak operasyonu ile girer rüyalara” dizeleri propagandist tavra karşı 2000 sonrası şiirde belirginleşen yeni politik söylemin doğasıdır. Bu yüzden okur, söylenenin görünen anlamıyla pasifçe yetinemez; o anlamı bırakıp başka bir anlamı kurmak zorunda kalarak aktifleşir. “Düş-me”deki ironiye başka bir açıdan baktığımızda, öznenin homodiegetik biçimle kendine yönelttiği alay belirginleşir. Örneğin, “Hiçbir zaman hatırlamadım çocukluğumu / (bu gereksiz bilgi)” dizesinde olduğu gibi. Çocukluk gereksiz bilgi değildir tersine, şiirin bütün ağırlığı oradan gelir. Fakat şair onu gereksiz diye işaretleyerek anlamsal açıdan hem küçültür hem büyütür. Parantezde duygu saklanır gibidir ama bir yanıyla asıl duygunun en açık hali orada belirir. “Annem annem annem” tekrarının yanına iliştirilen “burası ayet sayılacak” sözü de benzer biçimde kullanılır. Anne kutsanır ama bu kutsama düz, temiz, içli bir anne güzellemesine dönüşmez. Mahcup, ironik, kırık bir kutsamadır bu. Sanki şair, duygunun fazlalığından çekinir, liriğe yaslanmaktan beri durarak onu paranteze alır ve taşınabilir kılmaya çalışır.

Benden Sonra Tekrar Et’ şiiri, kitabın merkezlerinden biri olarak okunabilir. Burada çocukluk, yoksulluk ve aile içi alışveriş duygusu en çıplak haliyle ortaya çıkar. Çamur, zeytin, ekmek, anne ve çocuk arasında kurulan zincir, şiirin yalnızca imge düzenini değil, etik gerilimini de taşır. Çocuk, annesine bahçeden kuruttuğu çamuru verir; anne onu yıkar, zeytin ekmek verir. Bu basit değiş tokuş, yirmi yıl sonra bile aşılamayan bir borç duygusuna dönüşür. Ekonomi-politiğe göz kırpan pürüzlü bir alışverişin, bir yükün ve hatırlama mecburiyetinin paradigması ortaya konur. Şairin güçlü yanı, bu duyguyu sentimental bir yumuşaklığa bırakmamasıdır. Anneye doğru giden her hamle, hemen yanında çamuru, yoksulluğu, ekmeği, bedeni ve borcu da taşır.

Biraz başa dönecek olursak kitabın adındaki bölünme de bu okumayı güçlendiriyor: “Düş-me”. Bir yanda “düş”; rüya, imge, bilinç akışı, çocukluğun geriye dönük karanlık odası. Öte yanda “-me”; olumsuzluk eki, emir, durdurma, yasak, engel, belki de düşmemeye çalışmanın yarım kalmış sesi. Kitap, bu iki parçanın arasında duruyor. Ne tamamen düşe teslim oluyor ne de düşmeyi engelleyebiliyor. Şairin dili de bu aralıkta kuruluyor. Düşüyor, toparlanıyor, yeniden düşüyor, bazen de tam toparlanacakken başka bir kelimeye takılıyor.

Bu biçimsel tökezleme, özellikle kitabın ikinci bölümünde daha belirgin hale geliyor. ‘Monolog’, ‘An(ı)latı’ ve ‘A4 Olay Mahalli’ gibi şiirlerde ilk bölümdeki çocukluk ve aile merkezli hafıza, daha parçalı ve karabasanlı bir konuşma düzenine geçiyor. Artık yalnızca çocukluk hatırlanmıyor; hatırlamanın kendisi de şüpheli hale geliyor. ‘An(ı)latı’ başlığı bile bunun işareti: anı ile anlatı birbirine giriyor. Hatırlanan şey, anlatıldıkça bozuluyor, anlatı kurulduğu anda anı yerinden oynuyor. Bu yüzden Hakan R. Temiz’in şiiri çoğu zaman bir açıklama değil, olay mahalli gibi çalışıyor. “Sarkastik tülbende gömdükleri bebeği”, “2000 model aracın bagajındaki şişmiş ceset”, “Karşıdaki kum ocağında patlamalar” dizeleriyle sunulan deliller, okuyucuyu kesin bir sonuca götürmek için yer almaktan ziyade olup bitmiş ama tutanağı eksik tutulmuş bir şeyin çevresinde dolaştırıyor. Böylelikle şairin anlatı evreni işaretler puzzle’ı olarak beliriyor.

Düş-me”de değinilmesi gereken bir başka başat unsur Ferruh figürüdür. Ferruh’u, doğrulanmış bir biyografik bilgiye yaslanmadan da kitabın içinde konuşan öznenin kendine açtığı ara-benliklerden biri olarak okumak mümkün. “Ferruh Bey Ferruh Bey tamam uyandınız bendesiniz” dizesindeki sesleniş, yalnızca dramatik bir çağrı mıdır, yoksa öznenin kendi içindeki başka bir varlığı yoklaması, ona seslenmesi, onu uyandırması mıdır? Şüphesiz “Ferruh dedi Ferruh/ Ben geceleri babam için ölüyorum/ bunu bana bakarak söyledi” kısmıyla Hakan R. Temiz’in şiirinde benliğin tek parça olmadığı aşikârdır. Çocukluk, anne, Tanrı, devlet, olay mahalli ve hatırlama arasında bölünürken kendine Ferruh gibi içeriden ya da Bay Lorenzo gibi dışarıdan ara kişiler, ara sesler bulur. Bu da bir yanıyla saçmanın, deliliğin veya ironinin varlığını güçlendirir. Şair kendi yarasına doğrudan sahip çıkmak yerine onu başka bir benliğin yüzeyine taşır. Böylece hem söyler hem saklar, hem yaklaşır hem uzaklaşır.

Peki, Ferruh’un bu ara-benlik işlevi, kitabın bütününe ne ölçüde yayılır? Bu figür, şiirin içindeki bölünmüş benliği taşıyan güçlü bir imkân mı, yoksa bazı yerlerde yalnızca kapalı bir özel ad olarak mı kalır? “Düş-me”nin tartışmaya açık yanlarından biri de burada belirir. Ferruh, okura şairin içsel sahnesine girebileceği bir anahtar sunar ancak bu anahtar her şiirde aynı açıklıkla yer almaz. Yine de karakterin varlığı, kitabın “ben”i sabit bir merkez olarak kurmadığını, tersine onu çoğalttığını, yerinden oynattığını ve zaman zaman başka bir sese devrettiğini gösterir.

Yine de kitabın en güçlü tarafı olan bu çoğalma, kimi yerlerde riskli bir alana da açılıyor. Hakan R. Temiz’in şiiri bazen imgeyi, kurum adını, yabancı özel adı, politik çağrışımı, kutsal göndermeyi ve gündelik nesneyi aynı anda devreye sokuyor. Bu yoğunluk bazı şiirlerde güçlü bir sarsıntı yaratırken, bazı yerlerde şiirin merkezini fazla kalabalıklaştırıyor. Okur, ironik yeniden kurmayı yapmak isterken nerede duracağını bilemeyebiliyor. Kakimura, Casey, Lorenzo gibi adların şiire kattığı yabancılaştırıcı etki yer yer verimli fakat bu adların her zaman şiirin iç zorunluluğundan mı doğduğu, yoksa şiirin zaten parçalı olan sesini biraz daha mı dağıttığı tartışmaya açık. Belki de kitabın okurdan istediği şey tam olarak budur! Dağınıklığı düzeltmek değil, dağınıklığın içinde kalmak. Bu kertede sorulması gereken bir başka soru ise, Hakan R. Temiz’in şiirindeki tüm bu kırılmanın şiiri tıpkı hayatın kendisindeki gibi sahici dağınıklığa yaklaştırır mı, yoksa başka bir yeninin sürreel alanına mı sürükler?

A4 Olay Mahalli’ başlığı da bu bakımdan kitabın poetikasını özetleyecek kadar güçlü. “A4”, sıradan bürokratik kâğıdı; “olay mahalli” ise suç, ölüm, iz, delil ve inceleme alanını çağırıyor. Şiir kendini bir tür tutanak gibi kuruyor ama bu tutanak düzenli değil. Çünkü acının tutanağı düzenli tutulamaz. Üzeri örtülen, kuruması beklenen, sonra kaldırılan şeydir acı. Hakan R. Temiz’in şiiri de sanki bu örtüleri kaldırır; ama her kaldırışta yeni bir örtü, yeni bir imge, yeni bir kurum dili, yeni bir parantez çıkar karşımıza. Bu da “Düş-me”nin, pürüzlerinden arındırılmış, kendini kolayca okura teslim eden bir kitap değil; gücünü biraz da pürüzlerinden, fazlalıklarından, yer yer kontrolsüz görünen sıçramalarından aldığını gösterir. Bu pürüzlerin tamamını poetik bilinç olarak okumak belki de Hakan R. Temiz’in ikinci kitabı olan “Zihin, Sadık Ses”e bakarak değerlendirmek daha doğru olur. Zira bu kitaptaki bazı şiirlerde poetik bilinç olarak düşünülecek ironik alan, acının etrafında konuşulabilir bir alan açarken bazı şiirlerde, acının kendisine ulaşmayı geciktiren bir perdeye dönüşebiliyor. Bu, kitabın zayıflığından çok, ilk kitap olmanın taşıdığı imkân ve tehlikelerden biri olarak da okunabilir. Nitekim “Bir müddet ayak uyduralım lütfen dosya için bu gerekli” dizesi tam bu noktada şairin poetik “gürormanını” biraz daha kontrolde tutuyor.

Octavio Paz, şiiri yalnızca anlam aktaran bir yapı olarak değil, insan deneyimini dönüştüren bir eylem alanı olarak düşünür (1). Bu açıdan bakıldığında “Düş-me”, bir çocukluk anlatısı ya da yoksulluk şiiri olmaktan daha fazlasını deniyor. Yaşantıyı açıklamıyor; onu parçalayarak, kirleterek, yer yer alaya alarak, yer yer kutsayarak yeniden kuruyor. Wayne Booth’un ironi için düşündüğü yeniden kurma işlemi de burada devreye giriyor (2): Okur, Hakan R. Temiz’in şiirinde söylenenin düz anlamıyla yetinemez; Tanrı’nın, annenin, çamurun, zeytinin, devletin, Ferruh’un, olay mahallinin ve A4 kâğıdın yan yana gelişinden başka bir anlam kurmak zorunda kalır. Fakat bu yeniden kurma süreci, kitabın en verimli olduğu kadar en problemli alanıdır da. Çünkü ironi, okura yol açtığı kadar onu yoldan da çıkarabilir. Elbet de bunun okur ya da şair için bir problem olup olmadığı tartışılabilir. Muhtemelen Hakan. R. Temiz, anlaşılma gayesi yerine düşüncenin yeniden üretilmesi, yorumlanması, büyütülmesi, genişlemesini yeğlemektedir.

Sonuçta Hakan R. Temiz’in “Düş-me”si, düşmeyi büyük ve dramatik bir imge olarak parlatmıyor. Daha çok, düşüşten sonra dilde kalan izlerin takibini sunuyor. Kabanın yokluğunda kaderi, annenin tekrarında ayeti, Ferruh’ta bölünmüş benliği, A4 kâğıtta olay mahallini, Tanrı’da karara uyması gereken bir makamı görüyor. Bu şiirlerde yüksek olan sürekli gündeliğe düşüyor; gündelik olan ise beklenmedik bir asimetriği inşa ediyor. Belki kitabın asıl dikkat çekiciliği buradan ileri geliyor: Düşüşü anlatmaktan çok, düşmüş bir dilin nasıl konuştuğunu göstermesi.

Yine de bu dili tartışmaya açık tutmak gerekir. Çünkü “Düş-me”, bitmiş, kapanmış, bir kitap olarak görünmeyebilir. Daha çok, kendi sesini bulurken onunla kavga eden, ironiyi hem sığınak hem silah olarak kullanan, yer yer fazlalaşan, yer yer çok keskinleşen bir ilk kitap. Hakan R. Temiz’in şiiri, en güçlü anlarında acıyı ya da politiği açıkça sayıp dökme yerine bu hattın çevresinde bir olay mahalli kurmasıyla açıklanabilir. Bu noktada okur, bu mahalli gezmekle yetinip sübjektif bir hazzın yeterliliğine odaklanmanın yanı sıra oradaki izlerin neden bu kadar dağınık bırakıldığını anlamaya çalışabilir.

(1) Paz, Octavio. “Yay ve Lir: Şiir Nedir?”. Çev. Ömer Saruhanlıoğlu. İstanbul: Era Yayıncılık, 1995.

(2) Booth, Wayne C. “İroninin Retoriği”. İngilizceden çev. Suzan Sarı. Ankara: Hece Yayınları, 1. bs., Kasım 2016. Özgün adı: “A Rhetoric of Irony”.

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
0
Would love your thoughts, please comment.x
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betgaranti
betpark
betgaranti
betgaranti mobil giriş
betgaranti güncel giriş
Kolaybet
bettilt
kolaybet
betgaranti
kolaybet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
bettilt
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
kolaybet
kolaybet
bettilt
bettilt
bettilt
Betgaranti
Kolaybet
Kolaybet
kolaybet
betgaranti
holiganbet
bettilt
bettilt
bettilt
perabet
kolaybet
kolaybet
bettilt
betpark
betpark
betpark
bettilt
betnano
Kolaybet
kolaybet
grandpashabet
betnano
bettilt
Kolaybet
betpark
betpark
betpark
betpark
marsbahis
marsbahis