YAŞAM 

GÜN BAŞLIYOR SEVGİLİM

Gün başlıyor sevgilim… Haydi; giyin savaş takımlarını, zırhını kuşan, gardını al. En ölümcül silahını al yanına, yalnız çıkma sakın meydanlara. Gün başlıyor sevgilim… Birazdan dört bir yanını kuşatacaklar. Kimisi zehirli nefesini üfleyecek yüzüne,  kimisi en ağrıyan yanını bile bile üstüne basacak yaralarının. Kimisi umursamazlık oklarıyla can evinden vurmaya çalışacak seni. Bazıları sevgilim, yanında yürüyormuş gibi girecek koluna, ilk virajda bırakmak üzere seni yolun ortasında. Kimisi ellerinde mis kokulu çiçeklerle gelecek huzuruna. Bakmaya doyamayacağın rengârenk demetleri serecek ayaklarının altına. Hayır, yanılıyorlar sevgilim… Sen aldanmaya hazır zavallı bir roman kahramanı değildin, sayfalar…

Devamını Oku
YAŞAM 

HAFRİYATIN HARFLERİ

Dikkat, dikkat! Ruhumun derinliklerinde bir hafriyat çalışması yapılmaktadır. Lütfen, yaklaşmayınız! Bir süredir bir kazı çalışmasıdır sürüp gidiyor içimde. Sakin, sessiz, acelesiz… Doğrusu kayda değer bir şeyler var mı, bilmiyorum. Çünkü ruhumun kabuklarını soymuş, başucuma koymuştum. Sonra da kimselerin inanmayacağı bir masal uydurmuştum. Oysa katman katman bir antik kent varmış içimde, bilmiyordum. Bir mabet, bir okul, bir amfi ve bir nekropol… Kimin kalıntıları bunlar? Benim değil. Kim, ne zaman inşa etti bunları ruhumun tam ortasına? Belli değil. Şehrin kapısında henüz kimsenin çözemediği ölü bir dilden kalma bir dize yazılıydı. Bunu tanıdım;…

Devamını Oku
YAŞAM 

BİR SESİN PEŞİNDEN SÜRÜKLENMEK

Metin Erksan’ın ünlü filmi ‘Sevmek Zamanı’nda bir resme âşık olan adamın oldukça dramatik öyküsünü izleriz. “Resmin sen değilsin ki… Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil, resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın, izin ver. ben onu seveyim.” der kahramanımız ve ekler: “Ben seni seviyorsam bundan sana ne!” Peki, resme âşık olunur da sese olunmaz mı? Olunur elbet, neden olunmasın? Ne demişti şair? “Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum…” İşte, öyle tutulur kalırsınız. Her bir titreşimin kanadına takılıp süzülürsünüz gökyüzünde, her bir sözcüğün söylenişine, tınısına yüreğinizi bağlarsınız.…

Devamını Oku
YAŞAM 

AŞKIN GAM HALİ Mİ, HER HALİ Mİ?

Aşk üzerine söylenmedik tek bir söz kalmış mıdır şu âlemde? Daha eli kalem tutmazken mağaralara kazımış, taşlara oymuş aşkı insanoğlu; içinden geleni dökmüş taşırmış. Toprağı onunla sulamış, ateşi onunla yakmış, bebeğini onunla emzirmiş, dünyaya katlanabilmeyi “aşk” sayesinde öğrenmiş. “Senin gönlün dâima meshur ve musahhardır, mâzursun./ Sen, gamın ne olduğunu aslâ bilmedin, mâzursun./ Ben, sensiz bin gece kan yuttum;/ Sen, bir gece sensiz kalmadın, mâzursun.” Aşkın “gam hali” bu kadar mı muhteşem dile getirilir? Bu dizeleri yazmak için ne yaşamak, ne biriktirmek gerekir? Büyük İslam âlimi İmam Gazali’nin kardeşi Ahmet Gazali’dir…

Devamını Oku
YAŞAM 

SISIFOS’UN UMUDU

Dünya ayağına bağlanmış, onu sürüklemeye yazgılı bahtsızlar gibi yorgunuz hepimiz. Bir göçebenin çaresiz sürgünlüğü ve en uzak yıldızın yalnızlığı kadar hüzünlüyüz. Yanmış, yıkılmış, dağıtılmış şehirler gibi darmadumanız hepimiz. Yere göğe sığmayan, dağın taşın kaldıramadığı yüklerimiz var bizim. Biz, insanoğlu, tepeden tırnağa acıya vergiliyiz. Tüm dünyanın yükünü, çilesini sırtında taşımakla cezalandırılmış birer Sisifos gibiyiz. Yol uzun ve amansız. Tam taşı dağın tepesine çıkarmışken bir de bakıyoruz taş yuvarlanıyor yeniden aşağı. Kısır, uyuşuk bir döngü bırakmıyor yakamızı. Bazen, sabah bir böcek olarak uyanan Gregor Samsa’nın bunaltıcı çaresizliğini hissediyoruz, kendimizin bile yabancısı oluyoruz.…

Devamını Oku
YAŞAM 

LİRİK MANİFESTO

Bu, lirik bir manifestodur. Yüreğimi avucuma aldım, yürüyorum. Ezberlediğim dizeleri bir nehre attım, unuttum. Tutturduğum türküleri bir çınar ağacının gölgesine gömdüm. Tanıdığım yüzleri bir bir çekmecelere kilitledim. Didem Madak’ın dediği gibi, “tehlikeli sayılmam artık, kalbimi kalın bir kitabın arasında kuruttum”. Yakamozlar gözlerimde, düşünüyorum. Belirsizliklerin ve anlamsızlıkların bile belirgin bir anlam içerdiğini sezinliyorum. Hiçliğin varoluşu kutsadığını, billur gözyaşlarının rengârenk sevinçlere gebe olduğunu artık biliyorum. Yalnız ve karanlık gecelerin aydınlığın kucağında eriyeceğinden hiç şüphem yok. Sararıp solmuş yaprakların yepyeni bir özle yeşilleneceğini; doğanın cömert elinin hep üzerimizde olduğunu biliyorum. Kerbela’da susuzluktan çatlayan…

Devamını Oku
YAŞAM 

AİDİYETSİZ

Hiç, bir kuş olmayı dilediniz mi? Kanatlarınızı açıp uçsuz bucaksız gökyüzünde süzülmeyi, uçmaktan yorulunca mavinin şefkatli kucağında dinlenmeyi? (Ama siz kanadı kırılmış, yaralı bir kuş olmalısınız, haddinizi bilin.) Tohumlarınızın en verimli topraklarda bile yeşermediğinden mi yakınıyorsunuz? Bangır bangır bağıran seslerin içindeyken yüreğinizin iniltisinden sağır mı oluyor kulaklarınız? Bir serçenin telaşıyla her an’ı anıya dönüştürme hevesindeyken birden yaşlı bir kaplumbağa mı oluveriyorsunuz? Acelesiz, sakin, isteksiz… Suyunuzu abıhayat çeşmesinden değil de hüzün kuyularından mı içiyorsunuz? İpi acemi bir çocuğun elindeki yırtık bir uçurtma gibi oradan oraya debelenip duruyor musunuz? Gözlerinizden buğu, boğazınızdan…

Devamını Oku
YAŞAM 

HOŞÇA KAL

Hoşça kal, sevgilim; ben topumu alıp çıkıyorum bu oyundan. Yoruldum ve sıkıldım aynı anlamsız döngü içinde aynı kötü sonlu öyküleri yazmaktan. Sözcüklerin sustuğu, henüz canlılığın bile başlamadığı başka bir evrende bir taş olmak istiyorum. Küf rengi sevgiler, lağım kokulu öpüşmeler, acı sevişmeler, yüz karası söyleşmeler… Hepsini kör bir kuyunun içine sakladım, üstünü örttüm. Sonunun nereye varacağı belli olmayan ıssız bir patikada yol alan bir korkak düşün, sevgilim. Mırıldandığı şarkılarla kendini avutmaya çalışan bir ürkek yürek… Rüyalarında bile ele geçiremediği aşkına tutunmaya çalışan bir hayalbaz… Bir günahkâr, yalancı cennetinin kapısından kovulan……

Devamını Oku
YAŞAM 

TERK EDİLEN İNSAN

Ve tanrı, insanı terk etti, yapayalnız bıraktı dünyanın tam ortasında.  Yusuf’u kör kuyulara atan, Cem Sultan’ı zindanlarda çürüten, İsa’yı çarmıhta kanatan tanrı; seni, beni, hepimizi bu cehennem çukuru dünyada bırakıp gitti. “Şir’ler pençe-i kahrımdan olurken lerzan / Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek / (Arslanlar pençemin korkusundan tir tir titrerken, felek / Beni ahu gözlü bir güzele esir etti)” diyen Yavuz Sultan Selim’i aşk ateşinde yandıran tanrı değil miydi? Zifiri karanlıkta yolunu bulmaya çalışan insanoğlu; çamurlara bata çıka, çıplak ayaklarıyla kızgın kumlarda dağlanıp dikenli yollarda yaralana yaralana bir çıkış…

Devamını Oku
YAŞAM 

HER ŞEY GEÇER

Yaklaşın, size bir sır vereceğim: Her şey geçicidir. Geçer, gider, yok olur. Geride zerre kadar bir iz bile bırakmadan hiçliğin kucağına oturur.  Ne sonsuz sanılan zaferler, ne yüreklere işleyen acılar, ne de sandıklarda saklanan gözyaşları kalır. Hepsi bir gün uçar gider, fezanın sonsuz boşluğunda bir yerlere dağılır.  “Gamına gamlanıp olma mahzun/ demine demlenip olma mağrur/ ne gam bâki ne dem bâki.” Ne güzel özetlemiş Selimî! Ne mutluluk ne de gam ve keder kalıcıdır. Milyonlarca yıldır gökte yanıp sönen Güneş’in bile bir gün içindeki gazlarının söneceğini ve Güneş’in de öleceğini söylüyor…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Betgaranti
Betgaranti
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş