EDEBİYAT 

AŞK AŞISI (1)

Gergin görünüyordu. Yıllardır hiç yapmadığı şeyi yapmış, bir haftadır tıraş olmamıştı. Yakın gözlüğünü kutusundan çıkardı. İpini boynundan geçirdi. Burnunun üstüne yerleştirdi. Gazetelikte üst üste duran gazetelerden en üsttekini çekti aldı. Açtı. Manşet, on iki sütundan yüzüne gözüne haykırıyordu: “Fırsatçı Virüsü Salgını” Yeni koronavirüs salgınını fırsat bilip fahiş fiyata mal satanlardan söz ediyordu. Canı zaten çok sıkkındı. İçinden okkalı bir küfür geçti. Yıllar önce babasının savurduğu türden, ağza yakışanından. “Günlerdir ev Mor Gabriel keşişlerinin mağara çilehanesine döndü, tıkıldık kaldık” diye düşündü. Kendi kendine söylendi: – Biz sefil fare gibi kapana kısıldık,…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

BİR ZAMANLAR

Güneş çoktan kavurucu ışınlarını toparlayıp eflatun dağların ardındaki sığınağına çekilmeye başlamıştı. Yeryüzünde bütün gün hüküm sürdüğünden, ısınan topraktan yükselen buğu ufukta yanılsamalar yaratıyordu. Gökyüzünün uzak kısımlarında portakal rengi bir hüznün çizgisel nağmeleri asılı kalmıştı. Kuşların çoğu, günlük mesailerini tamamlamış beyaz yakalıların huzuru içinde yuvalarının sıcaklığına teslim etmişti kendini. Yolunu şaşıran tek tük aceleci kuşun çığlıkları sessizliği yırtıyordu. Biraz sonra yerlerini, gece kuşlarına bırakacaklarını müjdeliyorlardı. Uzaktan, çok uzaktan, yalpalaya yalpalaya, tozu dumana katarak gelen minibüsün aksırıklı tıksırıklı motor gürültüsü ile şoför Mehmet Emin’in etraftaki esnaflara selam vermek için arada bir bastığı…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

İDA’YA YOLCULUK

Sabırsız bir ifadeyle saatine baktı. Sigarasını ivecen hareketlerle küllüğün içinde ezdi. Amasra işi şimşir ağacından derin küllük ağzına kadar dolmuştu. Boş olsaydı konkav tabanındaki parlak cilanın yerini alan kararmış çizikler çok rahat görülecekti. Pencereye yaklaştı. Desenleri solmuş, kesif sigara kokulu, yer yer çıngı delikleriyle defolu perdeyi bütünüyle açmadan, eliyle hafifçe çekerek dışarıya baktı. Pencerenin kirli camlarından sokağın başına kadar olan kısmı çok rahat görebiliyordu. Gözleri daldı. İnceden bir yağmur başlamıştı. Bir kez daha saatine baktı. Yalnızca dört beş dakikası kalmıştı. Hızlıca ahşap merdivenlere yöneldi. Çabucak basamakları tüketti. Acıyla inleyen ahşap…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

AHMET HAMDİ ÖNAL’IN YAŞAMINA KISA BİR DEĞİNİ

Ahmet Hamdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dördüncü kuruluş yıldönümünde, 23 Nisan 1927’de Diyarbakır’da doğdu. Bebekken annesi Sâre’yi kaybetti, bu yüzden hayatı babasının yeni eşleriyle devam edecekti. Sekiz kardeşin en küçüğü olan Ahmet Hamdi, babasının memur olması nedeniyle Diyarbakır’dan sonra Siverek’le tanıştı. Okuma yazmayı ilkokula gitmeden önce öğrenen Ahmet Hamdi, ortaokulu Urfa’da, liseyi yatılı olarak Afyon’da okudu. ‘Ahmet Hamdi’ adı büyük bir kitleye pek de tanıdık gelmemiş olmalı. O, edebiyat çevrelerinde, başka bir adla tanınan, ilk şiir kitabıyla da Türk şiirine damga vuran efsane şair Ahmed Arif’tir. Şiir sanatında ilk Afyon’da…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Betgaranti
Betgaranti
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş