YAŞAM 

BEKLENEN GÜN

Kalaylı bir tepsi gibi tepede yanıp duran ay, yarım saat kadar önce bulutların arkasına saklandı. Sokak lambalarının ölgün ışığında cam gibi kaldırımları adımlayan Kerim, kayıp düşmemek için mücadele ediyordu. Rüzgâr sertleşti. Soğuk içini ürpertiyordu. Atkısını maskesinin üstünden ağzını örtecek şekilde kapatıp nefesiyle ısınmayı denedi. Gözlüğünü, camları buğulanınca çıkarıp cebine koydu. İnternetten tanışmalarının ikinci yıldönümüydü. Yetmişli yılların mektup arkadaşlığı benzeri bir ilişkiydi onlarınki. Kerim yeni biten ilişkisinin sarsıntılarını henüz atlatmıştı. Sosyal medyada sürekli artan bir ivmeyle yazışıyorlardı. İlk kez buluşacakları tarih, bulaş endişesiyle bugüne ertelenmişti. Bugüne dek sosyal medya fotoğrafları dışında…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

O KADIN

Yılın son günü değişken hava geçişleri yaşanıyordu. Erken saatlerdeki gri gökyüzü ve burun direğini sızlatan ayaz, kuşluk vakti kısa bir ahmakıslatanın ardından tozu dumana katıp sokaklarda doğal mıntıka temizliği yapan rüzgârlı bir havaya bıraktı yerini. Öğle saatlerinde rüzgâr dindi. Bulutların arasından sırnaşık gülücükler dağıtan güneş yüzünden, alışveriş telaşındaki insanlara paltoları fazla gelmeye başladı. Havanın kararacağı saatlerde serpiştirmeye başlayan kar ve soğuk ise yeni yıla bembeyaz bir kent manzarasıyla girileceğini müjdeliyordu. Bir Güneyli olarak bozkırda yaşamanın en güzel yanının, bütün pisliklerin üstünün bembeyaz bir battaniye ile örtüldüğü zamanlar olduğunu düşünmüşümdür hep.…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

EVCİLİK OYUNU

‘Kasaba’ adlı tarihi kafenin camındaki afiş bir haftadır mahcup, mahzun yoldan gelip geçenlere bakıyordu. Afiş pürüzsüz yüzeyine gelen ışığı cam gibi yansıtıyordu. Yüzeyinde –arka bahçede kurulan sahnede– şiir dinletisi yapacak olan şair Ertan Tanır’ın artistik bir portresiyle ilk kitabının kapağı vardı ve aynı zamanda imza günü yapılacağı da yazıyordu. Neredeyse etkinlik zamanı gelmişti. Ertan Tanır henüz ortalıkta yoktu. İşin ilginci izleyiciler de ortada görünmüyordu. Kasaba Kafe’nin arka duvarına üvey evlat gibi iliştirilen sahne küçük bir meydana açılan ve L harfini andıran boşluğa bakıyordu. Üzerindeki kararmış çiziklerden uzun süredir kullanıldığı anlaşılan…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

HER DAİRE BİR DÜNYA

Apartman girişinde asılı duran saat, 10.00’u gösteriyordu. Günlük rutin manevrasını yapan asansör, elinde ekmek sepeti bulunan apartman görevlisi emektar Ahmet Efendi’yle beraber yılların yorgunluğunu taşıyan bir bitkinlikle yedinci katta durdu. Teleskobik kapı açıldı. Ağır asansör kapısı itildi. Harekete duyarlı lamba tık sesiyle birlikte parlayıverdi. Bahisçi Muharrem Elmas’ın mevcut ampulü yüksek güçteki bir ampulle değiştirmiş olması nedeniyle merdiven dairesi aydınlığa boğulmuştu. Ahmet Efendi, sağındaki on dört numaranın önünde durdu. Tam butona basacakken eli havada asılı kaldı. Bahisçi Muharrem’in çatlak sesi, kapatması Semahat’ın bağırışlarına karışıyordu. Ahmet Efendi başını sağa sola sallayıp cık…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

İMZA GÜNÜ

Ufukları tarayan menekşe rengi bakışlarıyla ayakta duruyordu. Penceresinin önündeki manzarada bir vincin, kara bulutları sürüyerek kentin üzerinde dolaştırdığı, otsu bitkilerin rüzgârla yatıp rüzgârla kalktığı, dağların yer yer beyaza bürünmüş erguvani tepelerinde buzullaşmış kar kütlelerinin üzerindeki ışık oyunlarının yarattığı renk cümbüşüyle belleğinin derinliklerinde içini acıtan anılar canlanıyordu. Beyninin kıvrımlarında sakladığı bir anı geldi, gözbebeklerine oturdu. Boş masaların doldurduğu salonda, ortada duran masaya yorgun bedeniyle yığılırcasına oturmuştu. Sıkmaktan parmak izlerinin silineyazdığı, ucuz bir tükenmez kalemi parmaklarının arasında tutuyordu. Etkinliği düzenleyen Avukat İsmail’in son anda çıkan acil bir iş nedeniyle salonda olmayışı yeterince…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

POTKALDEKİ ADRESSİZ MEKTUP

Günün ilk ışıklarıyla Bostancı sahili aydınlanmaya başladı. Dolgu zemini döven dalgalar bir hışımla atomize hale gelerek havalanıyor, belli bir yükseklik kazandıktan sonra yer çekimine yenik düşerek kıyıları ıslatıyordu. Uzaktan bakıldığında baba-kız izlenimi veren bir çift, kapüşonlu montlarıyla sahildeydiler. Erkeğin yaşı geçkinceydi ve seyrek kırçıl saçlarını arkaya taramıştı. Elini sımsıkı kavradığı kadın, otuzlu yaşlarında oldukça ince ve narin yapılı, uzun boylu, siyah uzun düz saçlı, iri siyah gözlüydü. Son model arabalarını park ettikten sonra sabah serinliğinde el ele kıyı boyunca yürümeye başlamışlardı. Dikkatli gözler, çiftin baba-kız olamayacağını anlayabilirdi. Genç kadın, adamı…

Devamını Oku
GEZİ KÜLTÜR-SANAT 

ÖLÜCANLAR MÜZESİ

Uzun süredir duran ‘Ankara’da yapılacak işler’ listesindeki o satır için arabamın tekerleklerini döndürdüm. Acının, gözyaşının, işkencenin merkezi olarak görülen, pek çok insanın yaşamının sona erdirildiği yapının iç karartıcı görüntüsünü otuz yedi yıl kadar önce ilk kez görmüştüm. Belleğimde kaldığı kadarıyla o gün yüksek duvarlarla çevrili gri ve mavi renklerin hâkim olduğu binanın nizamiye çevresindeki asker ve gardiyanların yüksek perdeden gürültülü patırtılı tartışmalarından biraz gerilmiştim. Nizamiyenin önündeki yolun dar bir yol olduğunu anımsıyorum. Bir cezaevi aracı kapıda mahkemeye gidecek tutukluları almak üzere bekliyordu. Biraz oyalansam araca binecekler arasında yer alacakmışım gibi…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

HALAM ENİKLEDİ, ANNEM PANİKLEDİ

Yağmur geceden beri hızını hiç kesmeden aralıksız yağıyordu. Kent içi ara sokaklara mutlak bir ıssızlık egemendi. Yazın ilk günleri yaşanıyor olsa da hava hâlâ ısınmamıştı. Soğuğu kırmaya programlanan klimalar bir süredir çekilmiş olduğu inziva uykusundan uyandırılmış, evleri ısıtıyordu. Elimde dumanı tüten çay fincanı, pencere önüne yerleştirdiğimiz iki sandalyeli oturma ünitesinin olduğu yerden ayakta durup dışarıyı izliyordum. Böyle havalarda oldum olası, yağmurda yürümek romantikliğindense sıcak bir mekânda bulunup dışarıda akan yaşamı izlemeyi daha ilgi çekici bulmuşumdur. Yağmurda ıslak sokakları arşınlayan aptal âşıklara da hem acırım hem de gülerim.  Sokağın ıssızlığını pencereden…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

ORGAN NAKLİ

Konya Yetiştirme Yurdu’nda büyüyen Kemal, Boğaziçi Üniversitesi’ni bitirip ‘Anadolu Kaplanları’ olarak tanımlanan Konya’daki bir holdingde işe girdiği gün tanıştığı laborant Sevdiye ile kısa bir süre sonra evlenmişti. Yetiştirme yurdundan arkadaşı, sırdaşı Kerim ve karısı Ünzile en yakınlarıydı. Kerim, meslek lisesi ağaç işleri bölümünü bitirmiş, iyi bir mobilyacı olmuştu. Ünzile, Kerim’le aynı lisenin makine ressamlığı bölümünü ondan iki yıl sonra bitirmişti. İş bulamadığı için de hiç çalışamamıştı. Ev kadınıydı ancak çizim konusunda Kerim’den çok daha iyiydi. Mobilya tasarımlarının çizimleri konusunda evden Kerim’e destek veriyordu. Kemal ile Kerim’in araya giren yıllar ve…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

EDO; DİZGİNLENEMEYEN SÜVARİ

Bazen kütüphanemin camlı kapaklarını açar, bir yaz akşamı serin Akdeniz kıyılarında dolaşırcasına kitaplarımın arasında gezinirim. Aradığım herhangi bir şey yoktur. Öyle boş boş, dalgaların kıyıdaki izlerini takip eder gibi kitapların sırtında iner-çıkar parmaklarım. Bazen kitabın adı, bazen önceden okumuş olmanın tadı ya da güncele ilişkin konusu veya yazarı beni dost meclislerine çağırır gibi davet eder. Ben de bazen ayaküstü hal hatır sorma, bazen uzun uzun derinlikli sohbet etme düzeyinde davete icabet ederim. Şiir kitaplarının üzerinde dolaşan elim o gün Adnan Yücel’in ‘Soframdaki Kaval Sesi’ kitabında durdu. Hemen yanı başında farklı…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
vaycasino
vaycasino
xbahis
xbahis
vaycasino
vaycasino
bettilt
bettilt
timebet
betpark
betasus
pokerklas
pokerklas
vaycasino
vaycasino
betpark
betgaranti
pokerklas
pokerklas
vaycasino
vaycasino
ikimisli
timebet
ikimisli
Betist
Betist
norabahis
vaycasino
vaycasino
betnano
betnano
ikimisli
vaycasino
vaycasino
ikimisli
norabahis
betpark
betpark
vaycasino
vaycasino
Hitbet
Bahsegel
bettilt
hititbet
hititbet
betpuan
betpuan
holiganbet
vaycasino
vaycasino
galabet
galabet
holiganbet
realbahis
celtabet
celtabet
norabahis
holiganbet
betpark
betpark
betpark
betpark
norabahis
galabet
galabet
timebet
timebet
vdcasino giriş
ultrabet
ultrabet
vdcasino
sonbahis
sonbahis
betpuan
norabahis
norabahis
betpuan
betpuan
betpark
betpark
betbox
betbox
bettilt
bettilt
bettilt
bettilt
vdcasino
vdcasino
hititbet
hititbet
betorder
betorder
betlike
baywin
betpark
betpark
betpark
baywin
baywin
betpark
betpark
betpark
betpark
betnano
hititbet
betpark
betpark
betnano
piabellacasino
piabellacasino
betnano
vaycasino
vaycasino
betnano
betnano
betpark
betpark
holiganbet
betnano
meritking
meritking
meritking
betnano
meritking