PSİKOLOJİ TEKNOLOJİ TOPLUM 

PSİKİYATRİST DR. GEMINI BİRBUÇUK, “NARSİST KİŞİLİK BOZUKLUĞU”NU ANLATIYOR

Televizyon kanallarında boy gösteren çok sayıdaki Gülseren Budayıcıoğlu dizisinin etkisi ne kadardır bilmiyorum ama son zamanlarda psikoloji mevzularına merak sardım. Vakit buldukça merak ettiğim psikoloji terimlerini, konularını, vakalarını okumaya gayret ediyorum. Bu çalışmalarımın çok faydasını da gördüğümü söyleyebilirim. Şizofreni, demans gibi çok ciddi hastalıkları ve sorunları bir yana koyacak olursam yıllar içinde alıştığımız, kanıksadığımız ve –bu nedenle olsa gerek– çok da önemsemediğimiz birçok davranış şeklinin aslında psikolojik bir sorun olduğunu fark ettim. Her ne kadar internet ve Google işimi çok kolaylaştırsa da birkaç yıl öncesine kadar bu bilgilere ulaşmak hayli…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT 

MİZAH, GIRGIR DERGİSİ, KOMEDİ DİZİLERİ, GÜLSE BİRSEL VE BURHAN ALTINTOP

“Bir Burhan Altıntop kolay yetişmiyor, Aslı!” İlkokulun iki ya da üçüncü sınıfındaydım… Belki de dört. Öğretmenimiz Zerrin Topbaş, Türkçe derslerinin bir tanesini okumaya ayırır, okuması güzel olan arkadaşlarımıza sırayla kitap okuttururdu. Her kitap sanırım birkaç ayda biterdi. Storytel, Sesli Kitap yokken Zerrin Öğretmen vardı; bu uygulamaların kanlı canlı olanlarını ta o zaman icat etmişti. Aziz Nesin’le, Rıfat Ilgaz’la, yani mizahla o zamanlar tanıştım, o günden sonra da hiç kopmadım ve hatta mizah bir bakıma mesleğim de oldu. Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’dan sonra Gırgır ile tanıştım. Zerrin Öğretmen’den sonra yeni…

Devamını Oku
YAŞAM 

NEDİR BİZİM BU “F KLAVYE”DEN ÇEKTİĞİMİZ?

Daktilo ile tanışmam çocukluk yaşlarımda oldu. Babamın iş yerine gittiğimde, onun odasındaki daktiloda bir şeyler yazmak, Facit hesap makinesi ile birtakım hesaplar yapmak en zevk aldığım şeylerdendi. Daha sonra Yeni Adana gazetesinde daktiloyla olan teşriki mesaim başladı. Gazetedeki tüm daktilolar gibi benim daktilom da F klavyeydi… Ardından Ekspres gazetesinde Çıngırak mizah sayfasını hazırlarken yazı işlerindeki daktiloları kullandım; onlar da F klavyeydi… Ve Silver Reed marka kendi daktilomu aldım; o da F klavyeydi… 90’lı yılların başlarında ilk bilgisayarım olan Macintosh Plus’ı aldım; o da F klavyeydi… Sonraki bilgisayarlarımın klavyeleri hep F…

Devamını Oku
YAŞAM 

ESKİ ADANA’NIN BİRA KULELERİ VE NEREDEN NEREYE!..

80’li yılların başlarında Sular mevkii Adanalıların sosyalleşme, piyasa yapma, gezme, eğlenme merkezi olmuştu. Bahar, Köşk, Sular, Gar gibi yazlık sinemalar… Dergâh, Koru, Martı gibi dönemin popüler tavernaları… Şadırvan, Gümüş At (Eski Koru), Aşiyan, Hasır gibi biracılar… Uğur Paça gibi çorbacılar… Restoranlar, çay bahçeleri… Haşim Kardeş’in nefis böreği (tablacı)… Yaz aylarında, akşamın erken saatlerinde belediye arazözü yolları sular, tüm Adana, Sular’a akın eder, Kasım Gülek kavşağından Gar’a kadar “iğne atsan yere düşmez” bir kalabalık oluşurdu. Özellikle de Adana Demirspor ile Gar arası… O kadar kalabalık olurdu ki yoğunluk caddeyi araç trafiğine…

Devamını Oku
YAŞAM 

İNSAN UNUTUR; BEYİN UNUTMAZ!

80’li, 90’lı yıllarda çizdiğim karikatürlerin arasında aşağıdakilere rastladım… Karikatürlere bakarken, Turgut Özal iktidarı zamanında “Düşünce suçlarına hapis cezası verilmesin; para cezası verilsin.” gibi bir mevzuun konuşulduğunu hatırladım. Bu karikatürleri de o tartışmaların olduğu günlerde çizmiş olmalıyım. Üzerinden 30-40 sene geçince, o zamanın mevzuları bazen komik, bazen trajik, bazen de saçma sapan geliyor. Bizi üzen, kafamızı ve yüreğimizi gereksiz yere meşgul eden mevzuları unutmaya eğilimliyiz. “Zaman her şeyin ilacıdır.” diye bir söz vardır ya… O ilaç, uyku ilacı sanırım. Bizi uyutuyor. Uyutuyor ama yıllar sonra bu karikatürlere bakınca olduğu gibi… Bir…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT YAŞAM 

GÜLE GÜLE RIZA ABİ!

Rıza Akın’ı, yani bizim Rıza Abi’mizi çok erken kaybettik; önceki gün de Adana’da ona veda ettik. Küllerinden yeniden doğan Anka Kuşu gibiydi Rıza Abi. Adana Halkevi’nde tiyatro yaptığı zamanlar… Çok fazla anlatmasa da, 12 Eylül öncesindeki Ankara yaşamı ve 12 Eylül dönemi… Sonrasında Ekspres gazetesindeki ilan müdürlüğü… Daha sonra Oğuz Baytok ile birlikte çıkardığı Toros gazetesi zamanları… Seyhan Belediye Başkanı Ahmet Cevdet Yağ’ın basın danışmanlığı… Sonrasında ucundan kenarından yavaş yavaş başlayıp emin adımlarla zirveye doğru tırmandığı sinema ve dizi oyunculukları… Abartısız, gösterişsiz ama güzel insan olmak isteyen herkesin örnek alabileceği…

Devamını Oku
YAŞAM 

ATATÜRK’ÜN FUKARA KEBAPÇISI

90’lı yılların sonları ve 2000’lerin ilk yıllarında… Hatta 2000’lerin ilk on yılı içinde, her yaz düzenlediğimiz ‘Yaz Bekârları Gecesi’ vardı. Adana’nın muhabbet erbabı, nüktedan 50-60 ismi yılda bir kere toplanır, gece geç saatlere kadar esprilerle, anekdotlarla, fıkralarla ve tabii bol bol müzikle dolu harika zamanlar geçirirdik. ‘Yaz Bekârları Gecesi’ genellikle ses sanatçısı Mustafa Şimşek’in işlettiği Borsa Restoran’da yapılırdı. Şimdi hepsini sonsuzluğa uğurladığımız Aytaç Pekkocak, Nihat Özbek (Restoran Nihat), Yalçın Öcal, Ayhan Sagay (Kelebek Ayhan) muhteşem esprileri ile salondakileri kırar geçirirdi. Neyse… ‘Yaz Bekârları Gecesi’ni başka bir yazıda daha ayrıntılı anlatayım.…

Devamını Oku
YAŞAM 

BEYAZ ÇARIKLAR

Fotoğraftakilere dün bir antikacıda rastladım. Bir anda yıllar öncesine döndüm; çocukluğum adeta kare kare gözümün önünden geçti. Her ikisinden de vardı benim. Birinin (gri olanın) beyazı, diğerinin kahverengi olanı. Beş yaşında falandım yanılmıyorsam beyaz olanı alındığında. Annemle çok ciddi bir tartışmaya girmiş, bu tartışma sonunda annem pes etmiş ve almak zorunda kalmıştı. Mahalledeki çocukların neredeyse tamamında vardı bu plastik çarıktan ve neredeyse tamamı da beyazdı. Çok imreniyordum, benim de olsun istiyordum ama her istememde annem karşı çıkıyordu. “N’apacan onları? Senin ne güzel ayakkabın var, onu giysene! Sokak çocuğu olmaya mı…

Devamını Oku
YAŞAM 

SEVİYORUM BU ŞEHRİ

Çok seviyorum. Adana, her yeni gün biraz daha fazla sevdiriyor kendini bana. Kazancılar’daki meşhur pazar kahvaltılarını bilmeyen kalmamıştır sanırım. Bu kahvaltıların ne zaman başladığı bilinmiyor ama yüz yıldan daha fazla zamandır devam ettiği artık herkesin malumu. Adanalılar pazar sabahı güneş doğmadan geliyor Kazancılar’a… Bazıları yalnız, bazıları arkadaşlarıyla, bazıları karısıyla, kocasıyla, sevgilisiyle ya da çoluk çocuk, maaile… Ciğer, kaburga, kebap artık o gün ne çekiyorsa canları, “Getir,” diyorlar; ezme salatayı, soğanı yeşilliği de yoldaş edip başlıyorlar kahvaltıların en çılgınına. Bir arkadaşım vesile oldu, bu sabah yine gittim Kazancılar’a… Saat altı buçuk…

Devamını Oku
YAŞAM 

BİR ADAM VE BİR KADIN

Yıllar yıllar önce bir pastanede oturuyorum. Çay-poğaça ikilisi önümde… Midemden gelen gurultuları kesiyorlar, sağ olsunlar. Hava soğuk denebilecek kadar serin ve de bulutlu. Tam uyku havası. Karşı masada da biri oturuyor. Orta yaşlarda bir adam. Sadece çay ve sigara içiyor. Biraz telaşlı. Gözü yolda. Birisini bekliyor sanırım. Kapıdan bir kadın giriyor içeri… Adamın gözündeki pırıltıyı pastanedeki herkes fark ediyor. Beklenen kadın geldi herhalde. Sigarasından alelacele bir nefes çekip söndürüyor ve ayağa kalkıp kadına doğru yürüyor, yanaklarından öpüyor, kucaklıyor: “Canımmm… Hoş geldin. Gel… Çay içer misin? Ya da salep?..” Kadın üzerindeki…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Betgaranti
Betgaranti
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş