EDEBİYAT 

MEĞER NE ÇOK SEVMİŞİM SENİ

Gün ışığı, Anadolu yakasında dört gündür konuk olduğum bu dairenin küçücük odasında çevreyi kuşatan binaların arasından kıvrılıp, penceredeki tülden süzülerek geçip içeriyi aydınlatmaya başlamıştı. İnsanın içini ürperten tatlı bir esinti, beraberindeki taze havayı odaya dolduruyordu. Van Gogh’un ‘Arles’teki yatak odasından çok daha fakir bu odadaki tek kişilik bir yatakla etajerden oluşan mobilya üzerinde oynaşarak göz yanılsamaları yaratan günün ilk ışıklarını boş gözlerle izledikten sonra bir süre evdeki sessizliği dinledim. İçeriye derin bir ölüm sessizliği egemendi. Dışarda da günlük yaşam mücadelesine başlamış birkaç şaşkın kuşun cıvıldaşmaları dışında ses seda yoktu. Ekmek…

Devamını Oku
YAŞAM 

ÇİÇEKÇİ KADIN, KAKTÜS VE AŞK

İğde ağacı almam gerekiyordu. Sevgi dolu bilge bir kadın vardı. Yirmi yaşındayken kaybettiği oğlunun, yüreğinde onulmaz derin yaralar açtığı kadın, sonunda oğluna kavuşacağı umuduyla aramızdan ayrılmıştı. Son isteğini yerine getirme görevini bana vermiş, öldüğünde mezarına iğde ağacı dikmemi istemişti. O da âşık bir kadındı. İğde ağacı sembolü, aşkları tüm sevdikleriydi. Sağlığıma tamamen kavuştuğum 16 Haziran günü ilk defa sokağa çıktım. Daha önce gördüğüm, yakınlardaki bir seraya iğde ağacı almak üzere gittim. En zor şartlarda yaşamayı bilen, direnç sembolü ve aynı zamanda “aşk gibi dikenli, dokununca insanın eline dikenlerini batıran ama…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

CEHALETİN GALEYANA GELİŞİ: ‘MADIMAK’

“2 Temmuz”, 1993 yılında meydana gelen Madımak Oteli Katliamı’nın yıldönümüdür. O gün, Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak için Sivas’a giden 33’ü aydın ve sanatçılar, 2’si otel görevlisi ve 2’si saldırgan olmak üzere 37 kişi, otelin yakılması sonucu hayatını kaybetti. Katliamdan iki gün önce kentte bir bildiri dağıtılmıştı. Bildiride Aziz Nesin’in o sırada başyazarı olduğu Aydınlık gazetesinde tefrika ettiği Salman Rüşdi’nin ‘Şeytan Ayetleri’ kitabından bahsedilmiş, Nesin hedef gösterilmişti. Bildiride dönemin Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in şenliklere ev sahipliği yapması eleştirilmiş, Nesin için “Şehirde adeta Müslümanlarla alay edercesine gezebilmektedir” ifadesi kullanılmıştı. 2 Temmuz…

Devamını Oku
EDEBİYAT FELSEFE 

AVCI METAFORU

“Zamansal süreklilik diyagramı kaybolduğunda, sürem dayanıksız olduğunda, ara mekânlardan çok, boş uzamlarda yaşam sürmek zorunlu olur. Ama zamanı ve mekânı eklemleyen ‘önce’ ve ‘sonra’ edatları olmadığında, failin eylemi dünya kurucu niteliğini yitirir. Her şeyden önce dünyanın üzerinde temelleneceği zemin olarak yeryüzü ufuktan silinir.” – Özgür Taburoğlu, ‘Yerinden Çıkmış Zaman: Diskroni’ “(…) edebiyat ancak içimizde ‘Ben’ [Je] deme kudretimizi elimizden alan üçüncü şahıs belirdiğinde başlar.” – Gilles Deleuze, ‘Kritik ve Klinik’ “Ben senin labirentinim.” – Friedrich Nietzsche 20’nci yüzyılın önemli düşünürlerinden Gilles Deleuze, şu satırlarla Maurice Blanchot’a atıfta bulunuyordu. Bir yandan…

Devamını Oku
TOPLUM 

KORONAVİRÜS GÜNLERİNİ YAZMAK, NOT ETMEK, KAYIT ALTINA ALMAK (7)

Koronavirüs günleri dalgalana dalgalana kısa sürede durulur mu, bilinmez; ama 2020’nin başından bu yana dünyayı kasıp kavurmayı sürdürüyor. Dünyada kavramların anlamının değiştiği bir sürecin içindeyiz. Bu yeni duruma da sanırım çabucak alıştık. Elbette başlangıçta hepimiz büyük şaşkınlık yaşadık, bir süre afalladık. Ancak şu da bir gerçek ki, artık hiçbirimiz bundan 6 ay önceki biz değiliz. Dünyada koronavirüs vakası sayısı 10 milyonu, ölüm sayısı 500 bini geçmişken; dünya devi ABD bile, 130 bine yaklaşan koronavirüs ölümleriyle gün gün erimesini sürdürürken 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde gelecekte bizi daha nelerin beklediğini kestirmek çok…

Devamını Oku
EĞİTİM TOPLUM 

İMTİHAN

En son, 1999 senesinde girmiştim üniversite sınavlarına. 21 sene sonra yine sınavdaydım, bir ortaokulda, arka sırada. * Salgından dolayı mı bilmiyorum pek heyecan yoktu okul önlerinde. Aileler pek oralı değil gibi, öğrenciler sonuç ne olursa olsun kabullenmiş gibi. * Oysa 21 sene önce, heyecandan tir tir titreyen öğrenciler görmüştüm. Süre yetmedi diye ağlayanlar… Ben o soruyu niye çözemedim diye sinir krizi geçirenler… Başarılı olacağını anlayıp heyecandan, sevinçten gözyaşı dökenler… Oysa bu sene, en azından benim sınav binamdaki öğrenciler, bencileyin deneme olsun diye sınava girmiş gibiydi. * Okul önünde bekleyen veliler…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

SIR

“(…) Ben diyorum, demek oluyor ki bir anlamım var benim de/ Değişen bir şey olarak ve değiştiren bir anlamım var/ Peki, öyleyse, neden hep başkaları tanımladı beni şimdiye kadar?” – E. Cansever, ‘Kirli Ağustos’tan Oturduğu yerden dışarıyı izleyebiliyordu. Hiçbir şey düşünmeden takıldı kaldı uzaklara. Kuzeyde, bir sınır gibi dizilmiş dağların doruğundaki beyazlığı görünce “Soğuk havalar…” dedi kendi kendine. Sözünü tamamlamadı. Göğün pembe, mor, lacivert renklerine baktı bir süre. Caddenin hiç dinmeyen gürültüsüne kulak verdi. Derin bir iç çekti. Kalktı, odanın aydınlığını biraz daha artırmak için perdeleri iyice kenara çekti. Pencereden…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

‘BÜYÜMENİN SANCISI’ ÜZERİNE – KADIN OLUŞUM ROMANLARI II

Bildungsroman içinde alttürü oluşturan kadın oluşum romanları üzerine okumaya, düşünmeye ve yazmaya devam ediyorum. 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına doğru, her şeyi değiştireceğini düşündüğümüz birçok olaydan, olgudan, durumdan sonra, nasıl geçtiğini anlamadığımız karantinanın gölgesinde bahardan, aniden başlayan nemli, sıcak, ara ara selle fırtınayla geçen hazirandan sonra… Sonra… Birçok şeyden sonra… Hâlâ kadınlar şiddet görürken, hâlâ öldürülürken, hâlâ en olmadık yerlerde eril söylemin yargılayıcı, küçük düşürücü psikolojik etkisine maruz kalırken kadının oluşumu ne kadar zor; işte bu, görünür olsun istiyorum. Bu kez Kanada’dan bir yazardan, Isabel Huggan’dan bir kitap… ‘Büyümenin Sancısı’.…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

DİYAGONAL DİYALOGLAR – 6: DEĞİRMİ SÖZLER

– Nenem “El eli yur, el de yüzü yur” derdi. + Onu biliyorum, “El eli yıkar, iki el de döner yüzü yıkar” diye duymuştum. – Evet, değişik söylendiği oluyor. Ama “yur” daha özüne uygun; “yıkar” biraz oynanmış gibi geliyor. + Çağ değişiyor, eski haliyle bırakmak yeni jenerasyona hitap etmiyor. Dil de ister istemez onların anlayacağı gibi dönüşüyor. Dili canlı, devimsel bir varlık gibi görmek gerek. – Onlar da biraz kafa yorsunlar, canım. Önüne hazır koyalım, lop diye yutsunlar; oh, nereden geliyorsa bu yoğurdun bolluğu? + Sadece onlar değil, bizim jenerasyon…

Devamını Oku
POLİTİKA 

KAR YİYEN KÖR KUŞ

“Bir çift güvercin havalansa/ yanık yanık koksa karanfil/ değil, unutulur şey değil/ çaresiz, geliyor aklıma.” – Melih Cevdet Anday, ‘Anı’ Uzaktı. Çok uzaktı. Herkese çok uzak… Fakat bana değildi. Ben hiçbir yerde değildim. Evet, bir yerdeydim, ayaklarım bir kara parçası üzerinde geziniyordu ve başımda da bir gökyüzü vardı; fakat kendimi konumlandırabildiğim bir yer yoktu. Söz gelimi, tanıdığım kimseler yoktu olduğum yerde, kimseye selam vermiyordum, kimseler de bana vermiyordu. Başım önde yürürdüm, hâlâ öyle yürürüm, babamdan kalan bir alışkanlık belki de, başka mirası yoktu çünkü. Bedenim bir yerdeydi; ama ruhum sanki…

Devamını Oku
holiganbet
holiganbet
betnano
avrupabet
tophillbet
tophillbet
bahiscasino
rinabet
vaycasino
vdcasino
vaycasino
betpark
betgaranti
vaycasino
vaycasino
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
romabet
romabet
betnano
noktabet
sekabet
sekabet
sonbahis
sonbahis
ultrabet
ultrabet
nitrobahis
nitrobahis
winxbet
yakabet
batumslot
batumslot
galabet
galabet
betplay
betplay
vaycasino
betpark
galabet
galabet
galabet
betamiral
betamiral
betgaranti
vaycasino
betpark
galabet
betgaranti
vaycasino
galabet
galabet
betpark
tophillbet
tophillbet
Betgar
Betgar
Betgar
betnano
galabet
norabahis
norabahis
betnano
betnano
betasus
norabahis
nitrobahis
noktabet
betvole
betvole
betkolik
betkolik
betkolik
yakabet
betasus
betnano
romabet
yakabet
queenbet
queenbet
betnano
winxbet
betamiral
livebahis
grandpashabet
wojobet
wojobet
grandpashabet
norabahis
norabahis
betbox
betkare
kareasbet
noktabet
extrabet
extrabet
nisanbet
holiganbet
holiganbet
betsat
betsat
norabahis
norabahis
betgaranti
betpark
betorder
wojobet
wojobet
livebahis
livebahis