EDEBİYAT 

“ÇİÇEKLİ ŞİİRLER”E SIĞINAN YORGUN RUHLAR

Bazı şairler, bazı şiirler hayatınızın tam ortasından geçer. Dokunmanın ötesinde bir gerçekliğin şaşkınlığını taşırsınız okurken. Birisi sanki size dair ne kadar giz varsa, aklınızın bir kenarında asılı kalan unutamadığınız ne kadar an varsa kalemiyle açık ediverir. Aynı hüzünlerin yaşandığı başka evlerden, başka kalplerden haberdar olunca rahatlamayla karışık bir sızı titretir içinizi. Biraz cesaretiniz bilenir belki. Konuşmaktan kaçındığınız ne varsa sıradanlaşır, utanmak duygusuyla perdelenen tüm yaşanmışlıklar aydınlığına kavuşur. Birkaç gün önce ölüm yıldönümü nedeniyle yapılan paylaşımlar üzerine dizelerine göz atma ihtiyacı hissettiğim Didem Madak’ın şiirleri bilmediğim bir yere, zamana götürüp bıraktı…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

KURMACADA BİR MEKÂN OLAN “EV”İN ÇAĞRIŞIMSAL ANLAMI ÜZERİNE

Kelimelerle aramızda anlaşılması güç bir bağ oluşur zaman içinde. Çağrıştırdığı duygu belirler, kafamızdaki resmini. Aydınlıktan karanlığa doğru yol alan bir ölçek üstünde kendi derinliğini seçerken yaşanmışlıklarımıza yaslar sırtını. Kelimelere dair algımız ise ancak hissettirdiğinin aksi duygular uyandıran tecrübelerle kendini yeniler. Bugünlerde bir mekân olarak “ev” ve “ev”in halleri üzerine düşünüyorum. Çağrıştırdıklarıyla başka duygular uyandırması, kişiden kişiye değişen yansımaları, hatta aynı kişide bile farklı duyguları ortaya çıkarabilmesine rastlıyorum okumalarımda. Mekân unsuru, metinlerin kurgusu için temel unsurlardan biri. Hal böyle olunca “ev”i ana mekân olarak her metinde görüyoruz. İç mekân olarak değerlendirilen…

Devamını Oku
EDEBİYAT TOPLUM 

KUNDERA’DA ‘MODERN’ ÇIKMAZI VE İKTİDAR

Geçtiğimiz haftalarda ‘Gülüşün ve Unutuşun Kitabı’ üzerine yaptığım okuma sırasında Milan Kundera üzerine epey düşünme fırsatı buldum. İster toplum içindeki yerini ister bir başınalığını anlatsın bireyi ele alışındaki yaklaşımı hiç değişmiyor. Romanlarında tarih, psikoloji, sosyoloji, politika gibi birçok disiplinin kaynaklığından yararlanmış olan yazar, bu alanları varoluş meselesini daha somut kılmak için araç olarak görüyor adeta. Bu kitabında ise Çekoslovakya –bugünkü Çekya– tarihinden yola çıkarken, dönemin rejiminin bireyler üzerindeki farklı sonuçlarına, yani eylemlere odaklanıyor yazar. Kundera, –diğer romanlarında olduğu gibi– tarihsel çelişkileri yalnızca aktarıyor, bu çelişkiler üzerine herhangi bir görüşe varmayı…

Devamını Oku
EDEBİYAT TOPLUM 

BİR MEMLEKET MESELESİ OLARAK SAİT FAİK

Edebiyatımızda öykücülüğüyle çığır açmış olan Sait Faik’te bana oldukça şiirsel gelen bir söylem var. Hayata dair coşkusunu dizginlemek endişesi duymadan kaleminden damıttığı satırlarda nefes alıp veren bir giz var sanki. Yaşadığı zamanın Beyoğlu’sunu, Burgazada’sını, balıkçılarını, denizini, kahvehanelerini, meyhanelerini bütün işitilebilirliğiyle sözcüklere hapsetmeyi başarmış. Ne zaman okusam bütün uğultusunu duyuyorum adeta, suskunluğunda ise derin bir boşluğun soğukluğunu. Oysa suskunluğu hiç sevmediğini biliyoruz ‘Hişt Hişt’ten. Yalnızlığı hatırlamaktan nasıl kaçtığını, sığındığı en güvenilir limanın doğa olduğunu biliyoruz. “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” diyen birinin insanlarla ilgili bir derdi olmasını beklemeyiz. Fakat söz…

Devamını Oku
FELSEFE TOPLUM 

AYRIK OTU

Nedir insan olmanın gereği? Düşünebilmek eylemine indirgenmiş bir tanımdan ötesi olmalı şüphesiz. “Bir olay ya da durumu zihnimizde canlandırabilmek”, fazlasıyla kısır bir tanım gibi durmuyor mu? Olaylar arası sebep-sonuç bağı kurabilmek, bir noktadan başka bir noktaya yol almak, çıkarımda bulunmak, hatalarla yüzleşebilmek, benzer hataları tekrarlamamak, duyguları kontrol edebilmek… Dahasını da sayabiliriz düşünmek becerisinin kazanımları üzerine. Ama öyle önemli bir nokta var ki bu kazanımları besleyen, o da düşünmek becerisinin felsefeyle olan sıkı bağı. Bir toplumda sorgulamayı alışkanlık haline getiren bireylerin varlığı, devletlerin felsefe eğitimine verdikleri önemle paralel bir ilerleyiş sergiler.…

Devamını Oku
EDEBİYAT YAŞAM 

BİR DİPSİZ KUYU

Dört duvara mahkûm olduğumuz son aylarda her şeyin başkalığında kaybolmaya fazlasıyla zamanımız vardı sanırım. Hayatımızın sınırları, o büyük ve karmaşık boyutundan sıyrıldı da küçücük bir eve, hatta odaya sığıverdi. (Sığdırabilenler olarak şanslıydık, şüphesiz.) İçinde bulunduğumuz denklem basit bir hal aldı. Şairin düşünmediğimizden yakındığı o ince şeyler durup düşünüldü belki, düşünülmeliydi ya da. Hayatı işine endeksli yaşamaya çalışan bizler, bu sığ, sıkıştırılmış, içi boşaltılmış “yaşamak” tanımına kendimizce kafa tuttuk. O “özgür” olduğumuz –ki bize göre dilediğimizce gezmek olan– zamanlara hasretlik duyarken birbirinin aynı olan mekânlara ve benzer zamanlara hapsolduğumuz bütün yaşanmışlıkların…

Devamını Oku
grandpashabet
grandpashabet
betnano
betpark
betpark
betvole
betvole
betvole
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
imajbet
vaycasino
imajbet
vaycasino
safirbet
safirbet
betvole
milanobet
milanobet
grandpashabet
grandpashabet
timebet
timebet
realbahis
vaycasino
vaycasino
timebet
timebet
betpuan
betpuan
meritking
meritking
vaycasino
meritking
imajbet
imajbet
kulisbet
mariobet
mariobet
realbahis
vaycasino
grandbetting
hititbet
süperbahis
superbahis
süperbahis
norabahis
grandpashabet
betnano
betvole
grandpashabet
betnano
betnano
norabahis
vaycasino
vaycasino
betnano