ÇUKUROVA: KENT, KÜLTÜR, BELLEK 

SEVGİ SOYSAL’IN ‘ŞAFAK’ ROMANINDA ADANA DENEYİMİ


O yüzden Adana gecekonduları bir barajdır Batı için. Ve de Adana gecekonduları başka kenttekilere benzemez. Adana gecekondularında hemen herkes yaşam dili konuşur, benzer beğenileri, benzer kinleri, sevileri ve benzer yaşam biçimleri vardır.” (Yücel, 1978)

Kentler, farklı toplumsal katmanlara ait bireylerin kültürel çeşitlilikleri ve yaşam biçimlerini bir araya getirdikleri mekânlar olarak varlık gösterirler. Bu çok katmanlı yapı içinde, kentler yalnızca bir yerleşim alanı olmakla sınırlı kalmaz, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin kurulduğu, dönüştüğü ve yeniden üretildiği düzlem işlevi görürler.

Farklı toplumsal kesimler, çeşitli sebeplerden kaynaklı aynı kent mekânını paylaşıyor olmalarına rağmen eşit düzeyde deneyimleyemezler. Bu eşitsizlik, ayrışmanın ve hiyerarşinin zeminini oluşturur. Bu nedenle edebiyatta kentler, hem karşılaşmaların hem de eşitsizliklerin iç içe geçtiği alanları temsil ederler.

Kentsel heterotopyalar, birbirinden farklı toplulukların ve grupların uyumuna bakılmaksızın beklenilmeyen yerlerde bütünlük oluşturabilmesini simgelemektedir. Bu mekânlar; sosyal, kültürel ve fiziksel olarak çeşitlilik arz eden ve farklılıkların iç içe geçtiği alanlardır.” (Akarsu, 2024)

Edebiyatımızda Çukurova, çoğunlukla verimlilik, üretkenlik ve doğal zenginlikle tasvir edilen bir coğrafya olarak öne çıkar. Bu bağlamda “bereket” imgesiyle özdeşleşen bölge, yalnızca bir çalışma alanı sunmakla kalmaz, aynı zamanda umut ve imkânın da sembolü haline gelir. Ancak bu “bereket”, anlatılarda toplumun bütün katmanları tarafından eşit biçimde deneyimlenemez.

Roman mekânı olarak Adana, bu çelişkinin görünür hale geldiği yer olma özelliğiyle öne çıkar. Farklı toplumsal kesimlerin karşı karşıya geldiği ve aralarındaki hiyerarşinin belirginleştiği bu kentte, güç dinamikleri köylü ile ağa, patron ile işçi, yoksul ile zengin çatışması üzerinden işlenir. Adana yalnızca bereketin ve üretimin merkezi olarak değil, bu bereketin nasıl paylaşıldığını (ya da paylaşılamadığını) görünür kılan bir çatışma alanı olarak da sürekli yeniden kurulur.

…1970’li yıllarda Adana şehrinin de hızla nüfuslandığı göze çarpmaktadır. Bölgeye mevsimlik işçi olarak gelen birçok aile, yörenin ekonomik avantajları nedeniyle Adana şehri ve yakın çevresine kalıcı olarak yerleşmeye başlamıştır.” (Sönmez, 2012)

Sevgi Soysal’ın ‘Şafak’ romanı, 12 Mart dönemi kent deneyiminin ayrıntılı bir panoramasını çizer. Romanda mekânlar, 70’ler Adana’sında göç hareketlerinin sonucu olan gecekondulaşma ve kent içinde eşitsiz biçimde kurulan yaşamlar üzerinden betimlenir.

Romanda kent merkezindeki lüks ve estetik yaşam ile çeperde oluşan sıkışık ve biçimsiz yerleşim alanları arasındaki ayrım belirginleşirken bu ayrımın farklı toplumsal kesimler açısından nasıl deneyimlendiği anlatılır. 12 Mart döneminin yarattığı siyasal atmosfer ise Adana’nın özellikle çeper mahallelerinde hissedilen bir gerilim ve baskı unsuru olarak anlatıya dâhil olur. Sevgi Soysal, farklı karakterlerin bakış açıları aracılığıyla kentin bu çok katmanlı yapısını görünür kılar.

Şafak’ romanı üç kısımdan oluşur; “Baskın”, “Sorgu” ve “Şafak”. Birinci kısımda bir ihbar üzerine baskınla alınan karakterler, ikinci kısımda sorgulanırlar ve üçüncü kısımda serbest bırakılırlar.

Romanda anlatıcı, karakterlerin bakış açısına sırayla değinmiş olsa da, “Baskın” bölümünün girişi, Adana’da sürgünde olan Oya’nın anlatımıyla başlar. Kent; film kareleri gibi betimlenirken bir yandan gelişmenin ve imkânların süslediği şehir merkezi üzerinden, diğer yandan bu gelişmenin dışında kalan gecekondu mahallelerindeki imkânsızlıklar üzerinden tasvir edilir. Merkezdeki hareketlilik ve olanaklar ile çeperdeki yokluk ve sıkışmışlık arasındaki karşıtlık, romanın atmosferik yapısını görünür kılar.

Kenar mahallelerde bereketin yok izi; ne portakal, ne palmiye ağaçları, ne güneyin o güzelim çiçekleri, ne de kalın, etli yapraklı süs bitkileri. Yalnız boğucu hava, İstiklal Mahallesi’nin dar, kargacık burgacık sokaklarına, gecekondu asıllı ev içlerine yayılmış bol bol.” (Soysal, 2012)

Kendi imkânlarıyla bir otelde kalan ve sürekli polisler tarafından izlenen Oya, zamanın içinde sıkışıp kalmış ve sadece bekleyişte olan bir karakterdir. Odasının penceresinden baktığında göz göze geldiği polisler kadar canını sıkan diğer şey, sürekli inşaat halinde olan ve binaların günden güne yükseldiği Adana’yı görmektir. Adliyede Hüseyin isimli bir avukatla tanışan Oya, akşam yemeği için Ali’nin evine davet edilir. Böylece Hüseyin ve kardeşi Mustafa ile birlikte Ali’nin evine giderler. Evde Ali’nin akrabası ve Almanya’dan gelen komşusu da vardır.

Baskın” bölümünün mekânı olan gecekondu mahallesi, toplumun farklı kesimlerinden bireylerin ortak “ötekilik” paydasında bir araya geldiği çok kültürlü bir alanda kurgulanmıştır. Adana’ya dışardan gelmiş bir karakter olan Oya’nın gözünden betimlenen Ötegeçe Mahallesi, mahremiyet odaklı kent yaşamı ile taşranın kolektifliğe dayalı yapısı arasında, arada kalmış bir konumda anlatılır.

Bu mahallede, alt kimlik grupları arasında süregelen gerilim ve çatışmalar, yalnızca karakolun devreye girmesiyle bastırılmaktadır. Polis, gecekondu mahallesine yalnızca çatışmaları yatıştırmak üzere gelmez, aynı zamanda esrar, kaçak sigara gibi yasa dışı faaliyetlere karşı da düzenli olarak baskın düzenler. Bu yapılanma içerisinde kentin işçi kesimi, gecekondu mahallelerinde sürekli denetim altında tutulur.

Yanıp sönen mavi lambasıyla evleri kollaya kollaya ilerleyen polis arabası şaşırtmıyor kimseyi. Karakolun, kendileri ne gösterdiği ilgiden usanmış Arap uşakları kapadılar kapılarını, o kadar.” (Soysal, 2012)

Ötegeçe’de yer sofrasında buluşan karakterler, polisin kapıyı kırması anını bölümün durak noktası olarak alıp kendi perspektiflerinden geriye dönüşlerle aktarırlar. Mahalle tasvirleri, kalabalık evler ve dar sokaklarıyla bu bölümde detaylıca çizilir. Göç eden ailelerin kente tutunmaya çalışırken akrabalar, komşular ve misafirlerle sınırlı imkânlar içinde sürdürdükleri yaşantıları, yokluk ve sıkışmış tasvirleriyle biçimlenmiştir.

Mahallenin tek bereketi olan kalabalık odalarda başladı gece; yer sofrasındaki tencereye ortaklaşa uzanan kaşıklar, büyük büyük koparılan ekmekler, bol kırmızı turp, yeşil biber, maydanoz ve soğanın lezzetlendirdiği büyük lokmalarla, yan yana serilen yer yataklarıyla, bekçi düdükleri, kahvelerden sokak aralarına taşan kavgalarla.” (Soysal, 2012)

Romanın ikinci bölümü olan “Sorgu” ise, Ötegeçe Mahallesi’nin yer sofrasına karşıt bir sahneyle açılır. Bu kez mekân, fabrika müdürlüğü yapan emekli bir albayın salonudur. Kanepe ve viskilerin tepsilerle dolaştığı, tavandan sarkan İran avizesiyle aydınlanan bu briç partisinde kentin başka bir yüzü anlatılır. Ötegeçe’nin aksine, burada refah kendini her ayrıntıda hissettirir. Bu ortamın konuklarından biri olan Adana Emniyet Müdürü Zekai Bey, gözaltına alınan karakterlerin sorgulanması için çağırılır.

Romanda Adana, farklı toplumsal kesimlerden bireylerin bir arada yer aldığı geniş bir toplumsal çerçeve içinde anlatılır. Bu kesimler, birbirine karışmış bir bütün oluşturmaktan çok, belirgin bir hiyerarşi içinde sıralanmış gibidir. Üst basamaklarda sermaye gücünü elinde bulunduran karakterler yer alırken en aşağıda işçi kesimi bulunur.

…işçi Ali ise, halkı temsil ediyor olmalıdır. Aliler gücü elinde tutanların rahatlıkla ezebileceği kişilerdir. Evine misafir kabul etmekten başka hiçbir suçu olmayan Ali, karakolda dayak yiyen tek kişidir. Bunun sebebi belki hakları konusunda bilinçsiz olması, belki de arkasında kimsenin olmadığının güç sahipleri tarafından biliniyor olmasıdır.” (Yaprak, 2023)

Romanın üçüncü ve son bölümü olan “Şafak”, Adana’nın merkezinde olan Bankalar Caddesi’nin tasviriyle açılır. Bu mekân, gecekondu mahallelerinde kurulan sıkışık ve sınırlı “çarpık” yaşamın tam karşısında, sermayenin toplandığı ve dolaşıma girdiği alan olarak belirir. Çarşının sıra sıra kuyumcuları, bankaları ve büyük iş yerleri henüz kapalıdır ancak güneşin doğmasıyla birlikte kepenkler açılacak, hareketlilik yeniden başlayacaktır.

Roman, bu merkezi mekân üzerinden Çukurova’nın “bereket”inden beslenen Adana eşrafının ekonomik gücünü ayrıntılı biçimde görünür kılar. Büyük arabalar, altınla donatılmış vitrinler ve kollar, geniş evler, bu refahın kent içindeki somut karşılıkları olarak öne çıkar. Böylece okur, kentin sunduğu imkânların kimler tarafından kullanıldığını açıkça sezinler. Bu yapılanma içinde Adana, üretimin ve zenginliğin şehri olarak görünse de roman ortaya bu üretime katılan kesimlerin aynı ölçüde pay alamadığı bir düzen koyar.

Şehir hakkı, kolektif bir projenin, yani kenti kolektif bir sanat eserine dönüştürme projesinin peşinde koşan insanları gerektirir. Ancak bu olduğunda kent, kendilerine tekabül eden kolektif demokratik erişim taleplerinin bulunduğu bir hizmetler ve mallar toplamından ibaret hale gelmez.” (Stavrides, 2016)

Bu durum, Adana’nın romanda yalnızca ekonomik olarak değil, mekânsal olarak da ayrışmış bir yapı içinde kurulduğunu gösterir. Gecekondu mahallelerinin tasviri ile kent merkezinin betimlemesi arasında kurulan karşıtlık, bu ayrışmanın en görünür biçimlerinden biridir.

Sonuç olarak ‘Şafak’ romanında mekân olarak Adana, değişimin eşiğinde duran bir kentin iki ayrı yüzünü görünür kılar. Kente göç yoluyla gelen aileler, barınma ve yerleşme imkânlarının sınırlılığı nedeniyle gecekondu mahallelerinde tutunmaya çalışırken kentin altyapı eksikliği bu hareketliliği kaldıramadığından çeperde kurulan gecekondulaşma, kent ile sınırın çizildiği yer halini alır. Buna karşılık kent merkezi, zenginliğin sergilendiği ve ekonomik hareketliliğin belirli bir kesimin kontrolünde şekillendiği bir alan olarak öne çıkar.

Romanda Adana, kentin hemen her sosyolojik katmanından bireylerin bir arada bulunduğu, çeşitlilik açısından geniş bir karakter yelpazesiyle ele alınır. Kentin heterojen yapısını oluşturan farklı kesimler, belirli bir hiyerarşik düzen içinde konumlanmış gibidirler.

Romanın “Şafak” bölümünde anlatıcı Adana’ya son bir genel bakış atar. İşportacılar, çingeneler, tatlıcılar, turistler ve polis aynı caddede, aynı kent mekânında art arda ve bütün iç içe geçmişliğiyle, mevcut akışın içindeki halleriyle anlatılır.

Aynı sokakta yürüyen, aynı alanı paylaşan bu gruplar, birbirlerinin yaşamına temas etmeden, kendi sınırları içinde varlıklarını sürdürürler. Gündüz vakti sokaklar, parklar ve çarşılarda karşılaşan bu bireyler, gece olduğunda kendi mahallelerinde, kendi yaşam alanlarının sınırları içerisinde kalırlar.

Böylece Sevgi Soysal’ın ‘Şafak’ romanında Adana kent deneyimi, farklı mekânlardan gelen hayatların kısa anlarda kesiştiği, ancak homojen bir yapıda olmadıkları, ayrışmış biçimde varlığını sürdüren çok katmanlı bir mekânda kurulur.

KAYNAKÇA:

– Akarsu, E. (2024). Ötekinin mekânından olasılıklar mekânına: Melez bir kent okuması – Gazi Mahallesi (Yüksek lisans tezi, Özyeğin Üniversitesi).

– Soysal, S. (2012). Şafak. İletişim Yayınları.

– Sönmez, M. E. (2012). “Adana şehrinin alansal gelişimi ve yakın çevresinin arazi kullanımında meydana gelen değişimler”. Türk Coğrafya Dergisi, 57, 55–69.

– Stavros Stavrides. (2016). Kentsel heterotopya: Özgürleşme mekânı olarak eşikler kentine doğru (A. Karatay, Çev.). Sel Yayıncılık.

– Yaprak, T. (2023). “Sevgi Soysal’ın ‘Şafak’ adlı romanının oluşumsal yapısalcı anlayış açısından incelenmesi”. Journal of History School, 66, 2737–2758.

– Yücel, Z. (1978, 15 Mayıs). “Adana’nın gecekonduları İstanbul Ankara ve İzmir’dekilere benzemez”. Cumhuriyet, s.7.

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
bets10
bets10
betpark
betgaranti
bets10
bets10
bets10
kolaybet
betpark
Vdcasino
vdcasino
alobet
betnano
meritking
alobet
hitbet
hitbet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
alobet
alobet
hititbet
vdcasino
enjoybet
enjoybet
alobet
hitbet
betpark
betpark
betpark
betpark
alobet
hititbet
alobet
hititbet
grandpashabet
grandpashabet
enjoybet
enjoybet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
hitbet
betplay
betplay
vdcasino giriş
vdcasino
hititbet
vdcasino
grandpashabet
vdcasino
grandpashabet
vdcasino
vdcasino
betpark
grandpashabet
grandpashabet
vdcasino
vdcasino
vdcasino
hititbet giriş
hititbet giriş
vdcasino
vdcasino
vdcasino giriş
betpark
bettilt
bettilt
vdcasino
jojobet
bettilt
imajbet
imajbet
katlabet
katlabet
imajbet
betpark
betpark
betnano
vdcasino
bettilt
grandpashabet giriş
grandpashabet
hititbet
imajbet
imajbet
norabahis
norabahis
hititbet
hititbet
vaycasino
vaycasino
holiganbet
holiganbet
betturkey
betturkey
betturkey
betturkey
bettilt
bettilt
hititbet
betturkey
imajbet
vdcasino
vdcasino
betturkey
norabahis