YAŞAM 

MADAM DESPİNA

“Kur masayı Madam Despina/ Kirli beyaz muşamba örtüleri ser/ Çek sediri asmanın altına/ Yanında bir ince Müzeyyen Abla.” Sözlerini Meral Okay’ın yazdığı “Yine mi çiçek?” böyle başlıyor ve “Yine mi güzeliz, yine mi çiçek/ Hamdolsun” diye devam ediyor. Sezen Aksu’nun bu şarkısını çoğumuz biliriz; ama muhtemeldir ki Madam Despina’yı bilenimiz o kadar yoktur. Ben de ilk kez, doktor arkadaşım Tansel Turan’dan duymuştum. Tansel, doktorluğunun yanında iyi bir gurme ve de iyi bir gezgindir. İstanbul’un en eski meyhanelerinden Madam Despina Meyhanesi’ni anlatırken, Despina’nın öyküsünü de anlatmıştı. İstanbul gibi kurtlar sofrası bir…

Devamını Oku
YAŞAM 

HAYATIN KADİFE DOKUNUŞLARI

“Bütün dünya bir sahnedir.” – William Shakespeare Güz yağmurları durduğunda güneşi örten bulutlar kaplar gökyüzünü. Bulutları yırtarak yüzünü göstermeye başlayan güneş, ışığını dağıtıp bulut parçalarının içinden çıkarken gökyüzü renk cümbüşüyle adeta adacıklara bölünmüş olur. İnsanları kendine hayran bırakan bu görüntünün ödülü hem bulutların hem de güneşindir. “Herkes kendi hikâyesini yaşar” diye bir söz vardır ya… İnsanlar ve evren, görünmez bağlarla bağlıdır birbirlerine aslında. Bir yazar kitaplarından dolayı, bir ressam yaptığı resimlerinden ötürü sevilir ve o kişiler yüzlerini görmedikleri insanların ilgi alanları içinde olduklarını hissederler. Ve sevgi… Koruma çemberidir hayatımızın. Hayatın…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

NARLI YILAN

Uçsuz bucaksız bir nar bahçesindeyim. Boş plastik kasalara tek tek ağaçtan narları koparıp atıyorum. Çıkan ses değişiyor. Boş iken gürültülü bir ses, biraz dolmaya başladıktan sonra daha tok, yumuşak bir ses. Muhteşem bir doğa… Biz kadınlar türküsüz narları topluyoruz. Sessizlik ve kasalara atılan narların değişken sesleri arasında, bir kadın “Yılan!” diye sesleniyor. Bağırmıyor, çığlık atmıyor. Dinliyorum. Erkekler gidiyor yılan olan ağacın yanına. Kürek soruyorlar, yok. Kalın bir sopa buluyorlar, duyduklarımdan. Ben hariç diğer kadınlar nar toplamaya devam ediyor. Yılanın akıbetini bekleyen ben dinliyorum sesleri. “Öldü mü?” diye soruyor başka bir…

Devamını Oku
YAŞAM 

PARKTA BİR SONBAHAR GÜNÜ

Parkların yanından geçerken, banklarda oturmuş gazete okuyan, sohbet eden, sigara içen ya da öylece oturup boşluğa bakan insanları görürüm. Nasıl imrenirim onlara. Ben bir işe, bir toplantıya, bir randevuya yetişmek için koştururken onlar, öylece oturmaktadırlar. Sakin, kaygısız, telaşsız. Sanki o parkın içinde, o bankların üzerinde zaman yavaşlamaktadır. Nasıl isterim parkın içine girip o banklardan birinin üzerine oturuvermek… Zamanın yavaş aktığı o dünyada biraz vakit geçirmek… Harika bir şey olmalı. Ama… Yapılacak dünya kadar iş vardır. Sadece hayranlıkla bakmakla yetinir, yoluma devam ederim. Ve hep… Bir gün, bir şekilde bu parklardan…

Devamını Oku
YAŞAM 

FOTOĞRAF

Fotoğraf; “çizmek”, “kazımak”, “resim yapmak”, “yazmak” kelimeleri birleştirilerek türetilmiş bir isimdir. Her ne kadar kelime anlamı, “ışık yardımı ile iz bırakmak” olsa da fotoğrafın ne olduğunu anlatmak, tam manası ile birebir sözlük tanımı yapmak oldukça zor olsa gerek. Düşünüldüğünde içerisinde “anı yakalamak” da vardır, “zamanı dondurmak” da, hatta “klasik bir dijital resim” de ihtiva eder. Zıpladığı anda insanı havada yakalayabilen ve orada asılı bırakan bir güçtür fotoğraf; bir yunusun sudan atlama anını yakalayıp havada uçuyor gibi gösterendir de; nesneler hakkında düşünüleni, imgeleri tamamen değiştirebilir. O kadar kuvvetlidir. Kuvvetlidir, ne ki…

Devamını Oku
EDEBİYAT YAŞAM 

MAVİLER, PORTAKALLAR, YILDIZLAR…

O akşam bir kadın yaşamı sorguluyor. Bir adam umutları çoğaltmaya çalışıyor. Mevsimlerden yine sonbahar; aylardan eylül, ekim, kasım… Kadın gökyüzüne bakıyor bir süre. Ve haykırıyor: “Ey yıldız! Parlak yıldız! Senin kadar dik durabilir miyim?” Mevsimlerden sonbahar; kadın yaşamı sorguluyor, adam susuyor. * * * Kadın o akşam içinden geçen tüm hisleri, tüm düşünceleri önce yıldızlarla paylaşıyor; ardından adama duyumsatıyor. Adam, kadına bakıyor; kadın, adama bakıyor. Kadın bir kâğıt alıyor eline ve şunları yazıyor: “Son zamanlarda çevremde olan biten birçok şeyden uzaklaşmaya başladım. Benimle yaşıt insanlar çok yalın, anlamsızdı. Caddede yürürken…

Devamını Oku
YAŞAM 

OLAĞANDIŞI BİR BULUŞMA

Asma çardağından etekleri yarı kurumuş düşen ilk asma yaprağının sesi, yaralı bir kuşun yere düştüğünde çıkardığı sese benzer. Küçük yeni yapraklar çıkarması boşuna bir çabadır. Filiz vermeden yeşeren yaprak eski tazeliğini bulamaz çünkü. Doğanın ilk yaralı sesidir o ilk yaprağın düşerken çıkardığı ses, öleceğini biliyordur. Doğanın yeniden yeniden hayat bulması ise her şeyin mümkün olabileceğini hatırlatmaktadır. O, mucizevi güne hazırlandığının ayrımında olmadan özenle giyindi gideceği yere. Dizleri yırtık bir kot pantolon üzerine göbek hizasında, ara sıra tenini gösteren kemik renginde askılı ve dar bir penye giymişti. Kulaklarına yeşim rengi taşın…

Devamını Oku
EDEBİYAT YAŞAM 

‘ÜÇ KIRMIZI GÜVERCİN, ALIN YAZIMIZI ÇİZİYORLAR IŞIKTA…’

Ağustos geldi geçti, eylül geldi geçiyor; ekim de, kasım da gelip geçecek ömrümüzden. Ve bizim; zamanı ay ay, mevsim mevsim yakalamaya çalışma gayretimiz bıkmadan usanmadan devam edecek. Aylarla özdeşleştirdiğimiz şiirler de, yazılar da mevsimlerle birlikte değişecek; sözcüklerle buluşurken kâh baharda neşelenecek, kâh güzde hüzünleneceğiz. Belki de pastırma yazı zamanında; Yunan şair Yorgo Seferis’in dizelerini okuyacak, içimizdeki zorbayı biraz olsun uzaklaştıracağız: “Battı artık akrep burcunun parlak yıldızı/ insanın içindeki zorba uzaklaştı./ Artık sevecektir bu ışıkta/ daha önce hiç sevmemiş olan./ Ve sen sayısız pencereleri açık/ koca bir evde bulursun kendini/ önce…

Devamını Oku
YAŞAM 

KORKAK RUHUMUZ AÇ KALBİMİZİ DOYURAMIYOR

Paracelsus, “Zehri zehir yapan dozudur” diyor. Paracelsus yaklaşık 500 yıl önce Avrupa’da bu sözü söylerken, bizim topraklarımızda da adı kayıtlara geçmeyen kendi halinde bir ata, “Çok muhabbet, tez ayrılık getirir” demiş. Birbirleri ile çok ilgisiz gibi görünse de, her iki söz de aynı şeyi söylüyor aslında: “Ne kadar hoşunuza giderse gitsin, sizi ne kadar mutlu ederse etsin, ne kadar muhteşem olursa olsun; her şeyin kararını bilin” diyor, “Kararını bilmeyip aşırıya kaçarsanız zehir olur o size” diyor. Uyarıyor açık açık, “Öldürür!” diyor. Her iki söz de ne kadar doğru, değil mi?…

Devamını Oku
YAŞAM 

EYLÜL’Ü 23 GEÇE

Efsunlu bir gecenin ilerlemiş saatleri… Deniz kabuklarını düşünüyorum. Şüphesiz, şu an ıssız bir sahilde, soğumuş kumların üstünde ayla yıkanmanın keyfini sürüyordur. Dalga sesleri eşlik ediyordur onlara. Onlar da benim gibi istemiyordur gecenin bitmesini. Zaman dursun, gecenin efsunu dağılmasın, o harikulade duyguyu her daim hissedelim düşüncesindedir. Onlar da ayrımsıyordur benim gibi serin gecenin sıcacık siluetini. * * * Fakat gece bitecek az sonra. Efsunlu gece, gündüz ile eşitlenmenin mutluluğunu yaşayacak. Her ne kadar o mutluluk bir gün sürecek olsa da… Eylül; “24”, “25” demeye başladığında, gecenin uzunluğu arşınlanmaya başlanacak takvimlerde. Ta…

Devamını Oku
holiganbet
holiganbet
betnano
avrupabet
tophillbet
tophillbet
bahiscasino
rinabet
vaycasino
vdcasino
vaycasino
betpark
betgaranti
vaycasino
vaycasino
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
romabet
romabet
betnano
noktabet
sekabet
sekabet
sonbahis
sonbahis
ultrabet
ultrabet
nitrobahis
nitrobahis
winxbet
yakabet
batumslot
batumslot
galabet
galabet
betplay
betplay
vaycasino
betpark
galabet
galabet
galabet
betamiral
betamiral
betgaranti
vaycasino
betpark
galabet
betgaranti
vaycasino
galabet
galabet
betpark
tophillbet
tophillbet
Betgar
Betgar
Betgar
betnano
galabet
norabahis
norabahis
betnano
betnano
betasus
norabahis
nitrobahis
noktabet
betvole
betvole
betkolik
betkolik
betkolik
yakabet
betasus
betnano
romabet
yakabet
queenbet
queenbet
betnano
winxbet
betamiral
livebahis
grandpashabet
wojobet
wojobet
grandpashabet
norabahis
norabahis
betbox
betkare
kareasbet
noktabet
extrabet
extrabet
nisanbet
holiganbet
holiganbet
betsat
betsat
norabahis
norabahis
betgaranti
betpark
betorder
wojobet
wojobet
livebahis
livebahis