KÜLTÜR-SANAT 

MASKELENMİŞ EROTİZMLER VE İÇİMİZDEKİ ÖTEKİLER: “BABYGIRL”


Sevmek, esas olarak sevilmeyi istemektir.” – Jacques Lacan

Kadının; düşünme, yaşama, sevme veyahut sevmek istememe özgürlüğünün sürekli olarak kısıtlamalara uğradığı, hatta kalın zincirlerle bazı gerici zihniyetlerin düşünce kalıplarının aksi sorgulanamayan yargılarına bağlandığı şu günlerde “Babygirl” filmi beni; kadın cinselliği, kadın hazzı, kadın arzuları üzerine yazmaya sürükledi. Film, bir kadın ve bir erkeğin dinamikler üzerine kurulu ilişkisini anlatıyor gibi görünse de filmdeki karakterler ve onların ruhlarındaki derin çatlaklar bizi psikanalizin; açılmaya cesaret edilemeyen kapılarına götürüyor. Bu kapıların ardında bizi; kendi arzularımız, arzularımızı doyuran, besleyen arzu nesnelerimiz, ruhumuzda çatlaklar bırakan, hatta ruh aynamızı acımasızca kıran, adeta bir taşa dönüşmüş bilinçaltımızda saklı olan tüm metaforlarımız, öznelerimiz, eylemlerimiz ve sınırlarımız karşılıyor.

İnsanın arzusu dedim, meramımı anlatmam gereken bir gün, neden insan demeyecekmişim ki? Ama sonuçta bu doğru sözcük değil, kısaca arzu daima başkasının arzusudur.” (Jacques Lacan)

ARZULARIM BENİM GÜCÜM MÜ YOKSA FELAKETİM Mİ: ROMY

Romy, ünlü bir şirkette çalışan, başarıları ile tanınmış çok güçlü bir CEO’dur. Tiyatroda sanat yönetmenliği yapan kocası Jacob ile uzun zamandır süren, herkesin hayranlıkla bahsettiği bir evliliği vardır. Çekirdek ailesi ile birlikte tekdüze hayatının içinde hep aynı tonlarda yaşayan Romy, kocası ile cinsel birliktelik yaşadığı bir akşam aslında yaşadığı şeyin içinde asla olamadığını fark eder. Uzun süredir sahte temsillerle üstünü örttüğü, hep göz ardı etmeye çalıştığı arzuları artık ruhunun kapısına tamamen yaklaşmıştır. Şirketinde çalışmaya başlayan genç ve gizemli stajyer Samuel ise, bu arzuların en büyük tetikleyicisi olmuştur. Romy’nin koşarak açmak istediği bu arzu kapısının anahtarı ise sadece Samuel’in elindedir.

Öyle arzular vardır ki ancak tanınmak, yani itiraf edilmek suretiyle doyuma ulaşır.” (Jacques Lacan)

KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM: SAMUEL

Romy’nin CEO olduğu şirkette çalışmaya başlayan Samuel, görünüşte oldukça sakin, hatta suları oldukça tekin, genç bir adam olarak görünse de kadınları, onların derinlerinde yatan sırlarını fark etmeyi başarmış bir erkektir.

Romy’nin içinde açlığını hissettiği tüm duyguların, arzuların farkına varan Samuel; gücün ve teslimiyetin iç içe geçtiği fantezilerle Romy ile bir oyun oynamaya başlar. Biri aslandır, diğeri kuzu; biri eylemdir, diğeri özne; biri arzunun kendisidir, diğeri ise hiç dolmak bilmeyen bir arzu boşluğu…

Birbirine asla karşı koyamayan bu iki karakterin ilişkisi, bir gün açığa çıkmayı bekleyen birçok duyguyu ve gerçeği gün yüzüne çıkarır. İnsanın ruhunda açılan bazı çatlaklardan bilinçdışına çok şey sızabileceğini iyi bilen Samuel, Romy ile sürdürdüğü bu oyunda tüm sınırların ve kuralların belirleyicisi olacaktır.

İnsanda bir çatlak vardır. Yaşamsal düzenlemesine ilişkin derin bir aksaklık.” (Jacques Lacan)

BABYGIRL / Samuel (Harris Dickinson) – Romy (Nicole Kidman)

Babygirl”, daha önce size yazdığım birçok erotik kurgunun aksine, kendi içinde yoğun bir gerilime sahip. Bu gerilimin, gerçekten anlayan akıllara ve görebilen gözlere üstü kapalı bir şekilde sunduğu nesneleri ve özellikle kadın karakter üzerinden betimlenen bazı psikolojik çerçeveleri beni Jasques Lacan’ın öznelerine ve ötekilerine götürdü. Karakterlere onun gözünden bakabilmemi sağladı.

Ben tek bir noktadan görebilirim ama varoluşumda bana her taraftan bakılır.” (Jacques Lacan)

ÖZNELERİN VE ÖTEKİLERİN PSİKANALİSTİ: JACQUES LACAN

Fransa’nın en ünlü psikanalistlerinden olan Jasques Lacan’ın 1950 yılından 1980 yılına kadar yayınlanmış çalışmaları ve bu çalışmaların içeriği, Lacancılık ya da Lacancı psikoanalizin temelini oluşturur. Jasques Lacan, Freud’dan sonra en çok ses getiren psikanalistlerden biridir.

Jasques Lacan, bireyi hep öteki olarak ele alır. Onun yani ötekinin bilinçaltındaki her şey bir noktada durdurulamaz ve dışarı çıkar. Dil bile zamanla ötekinin söylemine göre biçimlenir.

Jasques Lacan’a göre tüm insanlar üç klinik yapıdan birine aittir. “Psikotik”, “sapkın” ya da en yaygın olarak da “nevrotik”. Nevrotik özneler (insanlar) çoğu zaman histerik, yani abartılı duygulara sahiptir ve fazlasıyla da takıntılıdır.

– Jasques Lacan –

Bu üç yapı öteki ile, yani insan dürtüleriyle birleştiğinde ortaya karmaşık bir yapı çıkar. Birey, yani özne bu karmaşık yapıya karşı bir savunma mekanizması geliştirir. Psikotikler, tüm otoriteleri reddeder; sapkınlar, içlerindeki hayvanın açlığını asla kabul etmez, reddederler; nevrotikler ise bu dürtüyü sürekli bastırırlar.

Arzu, öznenin eksikliğinin ifadesidir. Dürtü ise bu eksiklik etrafında dönen devinimdir.” (Jacques Lacan)

Babygirl” filminde kadın karakterimiz Romy’de nevrotik yaklaşımı bastırma eğilimi görülürken erkek karakter Samuel burada içindeki hayvanı da karşısındaki öznenin içindeki hayvanı da ehlileştirebilen taraf olarak karşımıza çıkar. Bir hayvan ve onun sürekli itaat etmesini bekleyen terbiyecisi…

JASQUES LACAN’IN AÇLIK FELSEFESİ VE İÇİMİZDEKİ DOYMAYAN HAYVANLAR

Bir hayvanın düzenli yemek yemesi, açlığın keyfini bilmemesindendir.” (Jasques Lacan)

Babygirl” filminin izleyici üzerinde yoğun etkiler bıraktığı birçok sahnesi olmasına rağmen bizleri Jasques Lacan’ın açlık felsefesinin tam içine sürükleyen sahnesi, Romy’nin insanlar arasında havlayarak yer yer de saldırganca hareketlerle ilerleyen bir köpeğin o an henüz tanışmamış olduğu Samuel tarafından ustaca susturulduğunu ve onu sakinleştirdiğini gördüğü sahne.

Köpek bir anda Samuel’in yanına koşuyor ve kendini tamamen ona bırakıyor. Romy, Samuel ile işte bu sahneden sonra bir çekim, bir yakınlık hissediyor. Bu köpek onun için basit bir hayvan değil. Kendi içinde sürekli çığlıklar atan ama kimse tarafından duyulmayan, sürekli aç olmasına rağmen bir türlü doyuramadığı, ruhu ve benliği tamamen arzulardan yaratılmış bir hayvan bu ve bu hayvan artık maskelerden sıyrılıp görünmek ve doyurulmak istiyor. Ve bu doyumu öylesine birinden değil, Samuel gibi hâkim ve doyurucu bir özneden istiyor. İşte, filmin tüm dinamiği de bu sahneden sonra başlıyor.

Hiçbir dürtü cinsel eğilimin tamamını temsil etmez.” (Jacques Lacan)

İnsanın hayatında onu yok eden en büyük zehir doyurulmamış arzuların yarasından akan zehirdir. Jasques Lacan bu arzulara aç insanı insan-hayvan olarak ele alır. Bu insan-hayvanlar, çıplaklığın hazzından fazlasıyla zevk alırlar. Kendi vücutlarının; dolaysız, örtüsüz ve başkalıksız görüntüsü onlar için en temel hazlardan ve ödüllerden biridir. Şöyle de diyebiliriz: Bu çıplaklık onların cennetidir.

Romy de Samuel ile birlikte kendi insan-hayvanını keşfeder. Şirketinde giydiği lüks kıyafetler, taktığı pırlantalar gözde ağır olsa da anlamda değersizdir. Kocasının yanında bile bir örtünün altındadır. Oysa insan-hayvanın temel sorunu aslında olmak istediği şey olamaması, bu hayvanı bastırmaya çalışıp bambaşka bir kimliğe dönüşme çabasıdır. Romy’nin karakter denkleminin ilk başmağında da bunu görürüz. Denklemin diğer basamaklarında bu durum hiç örtülü olmak istemeyen bir çıplaklığa dönüşmeye başlar.

Zaten erotik gerilimle döşenmiş bu filmin bir kavşağı da insanı şu cümlelerin yakınına götürür: Zorla kıyafet giydirilmiş insan-hayvanların ruhunda asla kapanmayan bir delik oluşur. İnsan-hayvanlar da bu deliği yer yer sapkınlıklarla, yer yer de kendilerini kurban rolüne koyduğu doyumsuz fantezilerle doldurur.

Karşılıklı olmasına rağmen aşk güçsüz ve iktidarsızdır; çünkü bir olma arzusundan ibaret olduğunun farkında değildir.” (Jacques Lacan)

FREUD’UN FALLUS’U, LACAN’IN ARZU NESNESİNE DÖNÜŞÜYOR

Film boyunca karakterlerin ve içlerindeki ötekilerin örtüsüz, maskesiz çıplaklığının yanı sıra; karakterlerin arzulardan da beslendiği, hatta ikincil haz kaynağının arzu nesneleri olduğunu görüyoruz. Bu durum da bizi çok eskilere, Freud’un Fallus’una götürüyor.

Fallus” kavramını ilk defa Freud sayesinde tanırız. Freud bu kavramı “penis kıskançlığı” olarak tanımlar. Erkekliğin ve gücün temsili olarak simgeler. Kadının eksikliği, erkekliğin tamlığı Fallus’tan gelir. Jasques Lacan ise Freud’un bu biyolojik yaklaşımını bambaşka bir boyuta taşır ve Fallus’u arzu nesnesi, insanda arzuyu uyandıran bir işaret olarak görür. Yani “Fallus” bir cinsel organ değildir, o bir güç, iktidar, tamamlanmamış bir var olma halidir.

Babygirl” filminde Jasques Lacan’ın perspektifinden çıkmış bir “Fallus” ile karşılaşmaktayız. “Fallus” bu filmde bir yasa, otorite ve eksiklik bilincidir. Kadın, yani Romy, Fallus’a, yani Samuel’e kendini tamamen teslim ederek onun arzu nesnesi olmayı kendi iradesiyle ve öz bilinciyle seçer. Bu seçim Fallus’un içinden doğan bir mazoşizmi de beraberinde getirir. “Fallus”, özneye, yani kadına tam teslimiyetçi yasalar sunarak onun bağlılığını güçlü hale getirir. Mazoşist kadın özne böylece hem kendinin hem de Fallus’un arzusal devamlılığını sağlar. Bu filmde “Fallus” kimseye ait değildir. İki tarafından asla doymayan arzularıyla kendini yeniden yaratıp durur.

Fallus, bir imgedir ama herhangi bir imge değildir, eksikliğin imgesidir.” (Jacques Lacan)

Romy, kendi Fallus’unu Samuel’in kendisine cinsel anlamda koyduğu yasalar ve sınırlar üzerinden besler. Samuel ise Romy’nin içindeki ötekiyi, yani insan-hayvanı ehlileştirerek kendi Fallus’unu iktidara ulaştırır.

LACAN’IN ARZU NESNESİ, BDSM İLE BİRLEŞİYOR

Erotik kurgu yapımlarının temeli olan BDSM; “Bondage” yani bağlama, “Discipline” yani disiplin ve kurallar, “Domination/Submisson” (D/S) yani hâkimiyet-teslimiyet dinamiği, “Sadism/Masochism” (S/M) yani kontrollü acı verme veyahut verilen acıdan haz alma durumudur. Bu ilkelerin tamamında karşılıklı rıza ve önceden belirlenmiş sınırlar vardır. BDSM, bir şiddet değildir; güven, iletişim ve rızaya dayalı bir cinsel fantezi kavramıdır. BDSM’nin en önemli ilkeleri; rıza, güven, iletişim ve tüm sınırları belirleyen güvenli kelimedir. Bu kelime daha çok bir renktir.

Babygirl” filmindeki BDSM, Jasque Lacan’ın yaklaşımıyla daha farklı ilkelere dönüşür.

Arzu Nesnesi: Kişinin peşinde olduğu ama asla tamamen sahip olamadığı şey… BDSM’de bu bazen iktidar bazen de tamamen teslim olma durumudur.

Yasalar ve Sınırlar: Jasques Lacan da yasa, arzuya yön verir. BDSM’de sınırlar, rıza ve kurallar aynı şekilde arzuyu hem kısıtlar hem de onu daha yoğun hale getirir.

Arzu ve Haz Arasındaki Boşluk: Arzunun doyuma ulaşamaması, oyunu sürdürür. O boşluk aslında cinselliğin dinamiğini elinde tutan şeydir.

Romy, Samuel’in yasaları ve sınırları sayesinde içindeki ötekinin arzusal doyumuna ulaşırken bu ilişkideki rolü iktidar olmak değildir. İktidarın yasalarına kendini tamamen teslim etmektir. Tam bu noktada da karşımıza BDSM’nin mazoşizm kavramı çıkar. Bu mazoşizm, kadın mazoşizmdir. Jasques Lacan’ın arzu nesnesi ile dolup taşan kadın, hazzı kendi mazoşizminde bulur. Yine burada da bir zorlama yoktur. Kadın, kendi iradesiyle arzunun bu tarafında durmayı tercih eder. İçindeki insan-hayvanın yıllarca çektiği açlık budur. Bir iktidara bir otoriteye ve onun kurallarına ihtiyacı vardır. Oyun sürdükçe açlık sürer. Doyum ise aslında doyumsuzluktan gelir.

Seni seviyorum demek ben eksiğim ve sen benim eksiğime sesleniyorsun demektir.” (Jacques Lacan)

LACAN’IN MUHTEŞEM BEŞLİSİNİ FİLMDEKİ KADIN EROTİZMİ TEMSİL EDİYOR

Jasques Lacan cinselliği; “özne”, “nesne”, “hakikat”, “temsil” ve “gerçek” üzerine kurar. Romy’nin ailesinden, hatta kendinden bile yıllarca saklamaya çalıştığı ötekisi, yani cinsel arzuları bu beş ilkenin senaryo bulmuş hali gibidir.

Jasques Lacan için “özne” tam, bütün bir ‘ben’i temsil etmez, hep eksiktir. Parça parçadır. Bu “özne”, yani ‘ben’; dilin ve arzuların içinden geçen onlarla şekillenen bir ‘ben’dir. Romy de ne kadar iyi bir yönetici, ne kadar iyi bir eş olmaya çalışsa da özne olarak hep eksiktir, parça parçadır. Arzularının selinde boğulup yok olmayı bile ister.

Jasques Lacan’ın “nesne”si; eşyaları yahut objeleri anlatmaz. Arzuların hep eksik kalan, asla elde edilemeyen kısmını anlatır. Bir boşluk, bir eksikliktir. Karşıdakinin arzusunu sürekli hareket ettiren taraftır. Romy ve Samuel birbirinin hem eksik parçası hem de “nesne”sidir. Aralarındaki dinamizmi de bu “nesne”lik durumu sağlar.

Jasques Lacan’ın “hakikat”i asla tam olarak söylenmez, eksik ve gizemli kalır ama küçük detaylarla bir şekilde kendini gösterir. “Özne”nin, yani Romy’nin rüyaları, gizli fantezileri, dilinden bir anda dökülen süzgeçsiz sözler bizi “hakikat”e götürür. Senarist bize Romy üzerinden kendi “özne”liğimiz ile ilgili bir mesaj da verir. Ne kadar uğraşsak da bilinçaltımızın denizinde yüzen tüm sırlarımız bir şekilde dilimizin kıyısına vurur.

Jasques Lacan’ın “temsil”i; “özne”yi anlatan işaretler ve sembollerdir. Romy’nin filmde sürekli içtiğini gördüğümüz süt, Jasques Lacan’ın “temsil”idir. “Özne”, yani Romy içindeki ötekiyi asla büyümeyen ve doymayan bir çocuk olarak görür, kendini koşulsuzca teslim ettiği iktidar, yani otorite de bunun farkındadır. Ona sürekli içmesi için bir süt bardağı uzatır. Bardaklar çoğaldıkça hazlar da çoğalır.

Jasques Lacan” ise Jasques Lacan’ın en zor kavramlarından biridir; çünkü “gerçek”, “özne”nin adını bir türlü koyamadığı tramvalarını, ruhundaki çatlakları, arzularının ana kaynağını temsil eder ama “gerçek” çoğu zaman gölgelidir. “Özne”, “gerçek”i maskesiz bir şekilde yansıtmayı hiçbir zaman tam anlamıyla başaramaz. Romy de kendi “gerçek”ini o mükemmel iş kadını maskesiyle hep gizlemeye çalışır.

Dünya sadece bir düştür, konuşan bedenin bir düşü. Zira bilen özne yoktur.” (Jacques Lacan)

Babygirl” filmi hikâyesiyle, insanın en derininde yatan, derin bir uykudan uyanmayı bekleyen sırları ve doyumsuz ötekileriyle kalemimin sessizliğini bozdurmayı başardı ve beni erotik kurgu türünde yepyeni bir yolculuğa çıkardı. Filmi izleyecek olan herkese şimdiden keyifli seyirler dilerim ve her kadının kendi erotizminin tek öznesi olduğunu, yozlaşmış ve karanlıklaşmış tüm zihniyetlere hatırlatmak isterim. 

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
kuponbet
Kuponbet
bb marketing
betgaranti
bahis siteleri
vaycasino
ikimisli
ikimisli
grandpashabet
grandpashabet
grandpashabet
betkolik
hilarionbet
betkolik
betkolik
hilarionbet
grandbetting
grandpashabet
grandpashabet
ikimisli
vaycasino
vaycasino
ikimisli
ikimisli
ikimisli
betpark
grandpashabet
grandpashabet
betnano
betkolik
betkolik
betnano
betgaranti
betgaranti
grandpashabet
grandpashabet
betgaranti güncel giriş
grandpashabet
grandpashabet
vaycasino