NOHUT ODA BAKLA SOFA HAYATLAR: MELİSA KESMEZ’İN ÖYKÜCÜLÜĞÜNE “NOHUT ODA” ÜZERİNDEN BİR BAKIŞ

-ADANA-
Günümüz öykücülüğünün dikkat çekici yazarlarından Melisa Kesmez, 1980 yılında İstanbul’da doğmuştur. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden mezun olan yazar, bir dönem Londra’da yaşamış, halen İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir. Çeşitli dergi ve gazetelerde edebiyat, müzik ve fotoğraf üzerine yazıları yayımlanan Melisa Kesmez, oyun ve öykü çevirileri de yapmaktadır. Edebi üretimini sürdüren yazarın yayımlanmış öykü kitapları arasında ‘Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz’ (2014), ‘Bazen Bahar’ (2015), ‘Nohut Oda’ (2018) ve ‘Çiçeklenmeler’ (2025) yer alır (Yıldırımay Bayrakçı, 2018). Birbirinin devamı niteliğindeki üç öyküden oluşan ‘Küçük Yuvarlak Taşlar’ (2022) ise Melisa Kesmez tarafından “cüce roman” olarak nitelendirilir (Karahan, 2022, s.5). Ayrıca yazara ait ‘Anneanne Gezegeni’ isimli bir çocuk kitabı da bulunur.
Bu çalışma kapsamında yazarın ‘NOHUT ODA’ adlı öykü kitabı merkeze alınacaktır. Melisa Kesmez’in anlatı evreniyle ilk karşılaşmam birkaç yıl önce okuduğum ‘Küçük Yuvarlak Taşlar’ aracılığıyla gerçekleşti. Şenderin’in de belirttiği üzere “[…] ailenin her bir ferdi(nin) dramatik kopuşlarını kendi bakış açılarından anlat(tığı) […]” (Şenderin, 2025, s.19) bu eser, özellikle “Elif’in Hikâyesi” ile beni beklemediğim bir yerden yakaladı. Bu anlatı dolayısıyla kardeşimin babamın mezarından alıp eve getirdiği taşları anımsadım. Belleğin, yasın ve gündelik hayatın iç içe geçtiği anlatı, kişisel bir kayıp deneyimiyle kesişerek yazarın dünyasına duyduğum ilgiyi kalıcı kıldı.
Bir ailenin kuruluşunu ve dağılma sürecini üç farklı karakterin bakış açısından ele alan ‘Küçük Yuvarlak Taşlar’, Melisa Kesmez’in kurmaca dünyasına dair ilk izlenimimi oluşturan metin olmuştur. Bu çalışmanın odağında yer alan ‘Nohut Oda’ ise Melisa Kesmez’in anlatı dünyasına duyduğum ilgiyi mekân meselesi üzerinden derinleştiren bir eser olarak öne çıkar. Gaston Bachelard’ın ‘Mekânın Poetikası’ adlı yapıtına yapılan açık gönderme, kitabın daha ilk sayfalarında dikkatimi mekânlara yöneltti. Nitekim yalnızca benim değil, başka araştırmacıların da bu öykülerdeki mekân üzerinde durmuş olması şaşırtıcı değil. Bu yönde yapılmış çalışmalar da mevcut. Neşe Apaydın’ın da belirttiği üzere “Melisa Kesmez’in eserlerini sahici kılan yanlarından biri de bu işte: Yalın bir dille yazması kadar mekân yaratmadaki başarısı” (Apaydın, 2022).
2019 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’na layık görülen ‘Nohut Oda’; sırasıyla “Kalanlar”, “Son Bir Çay”, “Annemin Çadırı”, “Görüşürüz” ve “Kız Kardeşim Handan” adlı beş öyküden oluşur.
Kitabın ilk öyküsü olan “Kalanlar”, tepesinde veda bulutu dolaşan iki öykü kişisini konu edinir. Hayatı “bir arkadaş yolcu etme mekanizmasına dönüşen” anlatıcı, bu kez arkadaşını Tromso’ya uğurlar. Gidiş olgusu, aynı bahçenin çiçekleri olan bu karakterlerin yaşam düzeneğini bozar. Bu sebeple öykünün buruk anlatıcısı, evlat edindiği Latife isimli bir kedinin varlığı ile tekrar bulunduğu yere tutunma ve mekâna kök salma imkânı bulur:
“Yaşlı bir teyzeyi evlat edinmiştim. Görür görmez kanımın ısındığı, gün geçtikçe daha da hayranı olacağım, derin bir sevgiyle bağlanacağım bir teyzeydi Latife. Anlaşılan ihtiyacım olan her şeydi. Artık bir kedim vardı. Bu kutlu gerçekle yüzleştiğim andan beri ayaklarımın altından toprağa doğru görünmez kökler salmaya başlamıştım sanki.” (Kesmez, 2022, s.21)
“Son Bir Çay” adlı öyküde anlatıcı, geçmişte ilişki yaşadığı Selim’le onun annesinin kaybı sonrasında yeniden bir araya gelir. Selim’in bu süreçte sergilediği kırılganlık, anlatıcının ona duyduğu merhamete yol açar ve istemediği bir birliktelikle sonuçlanır. Bu duygunun kaynağı, Selim’de gözlemlenen ve aşağıdaki satırlarda ifadesini bulan kırılganlıkta gizlidir:
“Bütün ilgiyi üzerine bekleyen, hayır demenin pek kolay olmadığı ama gücendirmesi kolay bir çift göz… Annesinden sonra sıra bende şimdi; benden, onu hayatta tutacak şeyi talep ediyor. Erkeğin anneyle başlayan yaşam serüveninde, her kilometre taşında değişen çehresine tezat, bu bakışı nasıl olup da koruduğunu merak ediyorum. Beni sev, bana bak. Sensiz beceremem. Bakılmazsa ölmeye meyyal türünü devam ettirmenin bir yolu olmalı bu.” (Kesmez, 2022, s.26)
“Annemin Çadırı” adlı öyküde anlatıcı, Selma ve Ekrem çiftinin huzursuz evliliğine tanıklık eden kızlarıdır. Birbirine oldukça zıt karakterlere sahip olan bu iki ebeveynden Ekrem, aidiyet kurmaya çalışan taraftır. Evlilik birliği içinde edilgen bir konumda bulunan Ekrem, tüm çabasına rağmen Selma tarafından bu aile tablosunda kızıyla baş başa bırakılır. Anlatıcının gözünden aktarılan eşyalar ise aileyi bir arada tutan ve dağılmayı geciktiren unsurlar olarak tasvir edilir:
“Herhalde ev mobilyalarını tasarlarken bunu amaçlamıştı birileri; biraz cereyanda kalsa hastalanmaya teşne çekirdek ailenin parçalanmasına, her bir parçanın kopup uzay boşluğunda birbirinden uzağa sürüklenmesine engel olmak içindi mobilyalar. Bir masanın en az iki sandalyesi oluyordu mesela. İkili koltuk hakeza… Hele iki kişilik yatak… İnsanı sokakta yanından geçip gideceği bir adamla ya da kadınla bir ömür boyu birlikte uyumaya mecbur kılmaktan başka neydi ki bu kötü fikrin özü? Her gece aynı yorganın altında uyuyan iki insan değil kopmaya, kopmayı aklının ucundan geçirmeye dahi nasıl cesaret edebilirdi. Ailemizi aynı çatı altında kenetleyen şey eşyaydı sanki…” (Kesmez, 2022, s.49)
“Görüşürüz” adlı öyküde, bir baba ile kızının kesişemeyen hayatları anlatılır. Baba, Fidan adlı bir kadına âşık olarak evini, eşini ve kızlarını terk eder. Bu ayrılığın ardından anne, yaşananlara duyduğu öfke ve kırgınlığı içinde taşırken anlatıcı, babasına karşı duyduğu kırgınlığa rağmen onun hayatına dâhil olma arzusunu bastırmak zorunda kalır. Babasını en son dokuz yıl önce ablasının düğününde görmüştür ancak bu karşılaşma geçmişin onarılmasına imkân tanımaz. Aralarında gerçekleşen yalnızca bir el sıkışmadır. Bu kısa ve mesafeli temas, baba ile kız arasındaki duygusal sınırın aşılamadığını, yakınlaşma arzusunun bedensel bir eşikte askıda kaldığını gösterir:
“Öpmemişti beni. Yıllar sonra bir sarhoşluk anında hatırlayacaktım bunu; geçmişin hayaletleri yine bir meyhane tuvaletinin aynasında karşıma dikilecek, kanımda dolaşan rakıdan yüz bulup ‘Evet, o gece baban sadece elini sıktı, öpmedi seni’ diye yüzüme yüzüme vuracaktı gerçeği.” (Kesmez, 2022, s.66)
Kitabın son öyküsü olan “Kız Kardeşim Handan”, aile içi bağların ve kardeşlik ilişkisinin taşıdığı duygusal yükü merkeze alır. Bu öyküde de kitabın diğer metinlerinde olduğu gibi, kayıp ve geride kalma hali belirleyici bir izlek olarak karşımıza çıkar. Öyküde önce babalarını, ardından annelerini kaybederek bir başına kalan iki kız kardeşin, Aliye ile Handan’ın hikâyesi anlatılır. Ne komşuları Birsen Teyze ve kızı Seher’in varlığı ne gündelik hayatın telaşı ne de mekân değiştirme arzusu yaşanan kaybın yarattığı boşluğu doldurmaya yeter:
“Handan annemden eksilen boşluğu kendince yamayacak kadar serpilip ömrünü evin eski taşlarının üzerinde odalar arasında turlayarak geçirirken ben hikâyenin ucunu başka yerlerde kovaladım. Geçen yirmi küsur yılda onun durağanlığına tezat bir hayat yaşadım. Aradığım bir şey vardı, beklediğim bir kurtuluş anı, bir ‘her şey yoluna girecek’ duygusu… Başta varmayı umduğum yer neresiydi, artık pek emin değildim ama oraya varamadığım kesindi.” (Kesmez, 2022, s.92)
Anne ve babalarının yokluğuyla baş etmeye çalışan bu iki kız kardeş, iyileşmenin imkânını birbirleriyle kurdukları bağda bulur:
“Ona bakınca sevgiyle titredi içim. Ne güzel şeydi kardeşi olmak. Her şeye rağmen ne eksiksiz bir histi.” (Kesmez, 2022, s.107)
Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’ adlı öykü kitabı, çağdaş Türk öykücülüğünde aidiyet ve kayıp temalarını yaşamın olağan akışı içinde yalın bir anlatımla ele alan önemli bir örnek olarak öne çıkar. Eserde yer alan beş öyküde, dağılan ailelerin, kaybedilen ebeveynlerin ya da geride bırakan yahut bırakılan sevgililerin ardından, anlatıcı kadınlar yalnızlık deneyimiyle baş etmeye ve hayatla bağlarını sürdürmeye çalışır. Bekin Çetin’in de belirttiği üzere “‘Nohut Oda’ hikâyeleri, terk edilmiş ya da ebeveynlerini kaybetmiş çocukların, dağılmış ailelerin, yarım kalmış hayatların ve derin psikolojik çatışmaların izlerini taşır” (Bekin Çetin, 2025, s.262).
Öykülerde aile ve ilişki dinamikleri, ayrılık, ölüm ve terk edilme deneyimleriyle ele alınır. Bu noktada, Zeynep Uysal’ın ‘Metruk Ev’ adlı çalışmasında Halit Ziya romanları bağlamında öne sürdüğü hamisizlik teması ve serüvenleri metruklukla sonuçlanan bireylere ilişkin tespitlerini anımsamak yerinde olacaktır (Uysal, 2014, s. 301-303). Uysal’ın Halit Ziya romanları için ortaya koyduğu bu yaklaşım, Melisa Kesmez’in öykü kişilerinin dünyasına da genişletilebilir. Melisa Kesmez’in öykülerinde karşımıza çıkan karakterler, koruyucu bağlardan ve destekten yoksun kırılgan bireylerdir. Bu kırılganlık hali, onları mekânla derin ve anlam yüklü bir ilişki kurmaya mecbur bırakır. Ancak şunu da belirtmeliyim ki buradaki amacım, hamisizlik temasını doğrudan özdeşleştirmek değil; Uysal’ın önermesini, Melisa Kesmez’in öykü kişilerinin kırılganlık hallerini anlamlandırmak için bir düşünme zemini olarak kullanmaktır. Bu durumun aynı tarihsel, toplumsal ya da anlatısal koşullar altında oluştuğunu varsaymamaktır.
‘Nohut Oda’da mekân ve eşya, öykü kişilerinin yoksunlukla baş etme süreçlerine eşlik eder. Eserde “kalanlar”ın hikâyesi merkeze alınarak eksilen bağların ardından hayatta kalmanın, gündelik hayatı sürdürebilmenin yolları sorgulanır. Bu çerçevede söz konusu unsurlar, aile bağlarının çözülüşünü geciktiren ya da bu çözülüşün ardından ortaya çıkan boşluğu kısmen telafi eden alanlar olarak işlev görür. Ay’ın da vurguladığı gibi “‘Nohut Oda’, bir yere ait olmanın, kendine bir ev ya da mekân oluşturmanın ve bir yerlerde kök salmanın insani yönüyle ilgilidir. ‘Nohut Oda’, küçük de olsa kişinin kendisine ait diyebileceği bir mekânın sembolüdür” (Ay, 2024, s.30).
Ayrıca hem mekânın hem eşyanın Melisa Kesmez’in öykücülüğünde süreklilik gösteren temel unsurlardan biri olduğu söylenebilir. Nitekim Melisa Kesmez’in öykülerine yönelik nesne merkezli bir yakın okuma denemesi yapan Topkaya’nın da ifade ettiği üzere “Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz, Bazen Bahar ve Nohut Oda kitaplarında yer alan öykülerde Melisa Kesmez’in eşyaya yönelik özel bir ilgi ve dikkatinin olduğu ve bu ilgi ve dikkatin kendisini öykülerde bir eşya bolluğu ve çeşitliliği olarak gösterdiği tespit edilmiştir” (Topkaya, 2024, s.147).
Sonuç olarak ‘Nohut Oda’; küçük, dar ve sınırlı mekânların içinde telafisi güç duygusal yükler taşıyan karakterlerin anlatısıdır. Kitabın adında yer alan ‘nohut oda’ imgesi hem fiziksel hem de simgesel düzlemde bireyin kendine ait bir alan yaratma ihtiyacını temsil eder. Melisa Kesmez, bu öykülerde mekân üzerinden insanın varoluşsal yalnızlığını, aidiyet arayışını ve kırılganlığını görünür kılarak çağdaş öykücülüğümüzde kendine özgü ve kalıcı bir yer edinir.
KAYNAKÇA:
– Apaydın, N. (2022). “Melisa Kesmez ve ‘Küçük Yuvarlak Taşlar’da Annelik Durumu”. Son Baskı. Erişim Tarihi: Ocak 2026 https://sonbaski.com/neseapaydin/melisa-kesmez-ve-kucuk-yuvarlak-taslarda-annelik-durumu/
– Ay, S. (2024). “Arketipsel Sembolizm Açısından Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’ Adlı Öykü Kitabının Değerlendirilmesi”. Yedi Aralık Sosyal Araştırmalar Dergisi (YASAD), 3(1), s. 29-49.
– Bekin Çetin, B. (2025). “Melisa Kesmez’in ‘Nohut Oda’ Hikâye Kitabına Psikanalitik Bir Yaklaşım”. Edebî Eleştiri Dergisi, C. 9 S. 2, s. 249-264.
– Karahan, Ö. (2022). “Dünyada iyi insanlar olduğunu hayal ediyorum” Gazete Duvar, S. 211 Erişim Tarihi: Ocak 2026 https://s.gazeteduvar.com.tr/storage/files/documents/2022/08/31/211-14q3.pdf
– Kesmez, M. (2022). ‘Nohut Oda’. İstanbul: İletişim Yayınları.
– Şenderin, Z. (2025). “Melisa Kesmez’in Küçük Yuvarlak Taşlar Adlı Eserinde Buhran ve İyileşme Aracı Olarak Sevgi”. TÜRKBİTİG Kültür Araştırmaları Dergisi, S. 1, s. 19-43.
– Topkaya, M. (2024). “Melisa Kesmez’in Öykülerinde Eşyanın Anlatıdaki Rolü”. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, S. 154, s. 124-150.
– Uysal, Z. (2014). ‘Metruk Ev: Halit Ziya Romanında Modern Osmanlı Bireyi’. İstanbul: İletişim Yayınları.
– Yıldırımay Bayrakçı, Y. (2018). “Melisa Kesmez”. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Erişim Tarihi: Ocak 2026 https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/melisa-kesmez

