14 ŞUBAT DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ DOSYA 

MEVSİM YENİCE’NİN ‘FİL GÖZÜ’ KİTABINDAKİ “LOKAL ANESTEZİ” VE “BUZDA BALIK AVI” ÖYKÜLERİNDE BOŞLUK HİSSİ


Mevsim Yenice’nin 2024 yılında yayımlanan üçüncü öykü kitabı ‘Fil Gözü’, 36. Haldun Taner Öykü Ödülü’ne “karakterlerin ve öykü durumlarının ayrıntılardan derinlikli bir bütüne ulaşmadaki başarısı, özgün dili ve boşluk kavramını yaratıcı şekilde ele alışı” gerekçesiyle layık görüldü. Mevsim Yenice, Sanat Kritik’te Aynur Kulak ile yaptığı söyleşide kitabın adının üç yıl boyunca ‘Boşluğun Hacmi’ olarak durduğunu, mimari olarak hamamları araştırıp fil gözünün ne olduğunu öğrenmesiyle kitabın isminde fikir değişikliği yaptığını aktarmış. Ödülün gerekçesi ve daha önce düşünülen başlık bende öykülerdeki boşluk hissine mercek tutma arzusu uyandırdı.

Lokal Anestezi”, kitabın dördüncü öyküsü… Öykü, Joshua Ferris’in ‘Makul Bir Saatte Yeniden Uyansam’ kitabından bir alıntı ile başlamaktadır. Ağız ile ilgili olan bu alıntı öykünün muhtevasına ilişkin ipucu da barındırmaktadır. Fotöyde uzanmış hasta olması bize mekânın bir klinik olduğu bilgisini verir. Okudukça görüş alanımızı genişleten bir ahenkle hem şimdiki zamanda hem de geçmişin içinde buluyoruz kahramanımızı. Diş hekimi olan kahramanımızın cebinde ısrarla çalan telefon, geçmişin gölgesini şimdiki zamana taşımaktadır. Hastalarının –kendi için– birbirlerinden bir farkı olmadığını düşünse de bu sefer durum farklıdır. Koltukta uzanan genç kız ona kendi gençliğini anımsatmıştır. Telefonun ısrarla çalması, işini yarıda bırakmasına sebep olmuştur. Böylelikle kahramanın geçmişine yönelik ilk bilgileri edinmeye başlarız. Hanım Teyze diye birinin varlığından ve bu kişinin eve gitmeye engel teşkil ettiğinden bahsedilir. Hanım Teyze’nin –anne değil, tam olarak teyze de değil– ölmesi eve dönüş bileti gibi bir şeydir. Öykü ilerledikçe kahramanın dört çocuklu yoksul bir ailenin en küçük çocuğu olduğunu, ailesinin onu yaşlı bir kadına hizmet etmesi için evlatlık verdiğini öğreniriz. Öykünün kırılma anı bir yıl sonra Hanım Teyze ile bağ evine gittikleri gezintide, ailesini görmek istemesiyle kendini gösterir. Annesi, onu görmeden onunla konuşmadan Hanım Teyze ile ilgilenmiştir. Başta misafir telaşı olarak zannettiği bu mesafeli duruş, kaplumbağalar ile oynayan kardeşlerine kızıp kendisine kızmaması ile anlaşılır bir boyuta gelmiştir. “O an anladım, annem artık benim annem değildi.” (s.42) Ucu kırık olan eşikteki mermer, erik ağacı, kırmızı tulumba her şey aynıdır aslında; fakat ait olduğu bir ailesi yoktur artık. Her ayrıntısını bildiği bu evin yabancısıdır artık. Bu durumun yarattığı hayal kırıklığı geri dönüş yolunda sesinin hiç çıkmaması ve midesinde tarifi zor bir ağrıyla kendini gösterir. Kahramanımızın eve dönme ümitleri yok olmuştur. Zamanla telefon görüşmeleri ve ziyaretler azalır. Aile bağları zayıflar ve yok olur.

Her insanın hayatının bir döneminde boşluğa düştüğü, bu boşluğu alakalı alakasız şekillerle doldurmaya çalıştığı dönemler vardır. Bazen izole olarak bazen kalabalığın içinde yer alarak, yiyerek, içerek ya da tam tersi yemeden içmeden kesilerek… İnsanın içindeki boşluğu doldurma uğraşı değişkendir. Fakat çocukluktan gelen boşluk hissinin doldurulması daha zor bir durumdur. Aile, özelikle anne ve babadan gelen en temel duyguların yoksunluğu bir ömür sürecek bir boşluk hissi yaratabilir. Jonice Webb’e göre; duygusal olarak sağlıklı ve bağlı bir yetişkin olması için çocuğun büyümesini ve gelişimini körükleyecek asgari duygusal bağlanma, empati ve sürekli bir dikkat söz konusudur. Bu asgari miktardan daha azında çocuk, görünüşte başarılı ancak boşluk hissiyle ya da içindeki eksik bir şeylerle duygusal anlamda mücadele eden bir yetişkine dönüşür. (Webb, 2024, s.27) Öykünün ana kahramanı kendini kütüphaneye kapatıp yoruluncaya kadar kitap okuyarak içine düştüğü boşluktan ve sonuçsuz kalacak sorgulamalardan kaçınmıştır hayatı boyunca. Okul birincisi olması bu boşluğu kapatmak ve sorgulamalardan kaçınmak için dikkatini çalışmaya yönlendirmenin bir sonucudur. Hastasının yirmilik dişlerinin çekilmesiyle oluşan boşluk ve boşluğa göre şekil alan dolgu buna ilişkin birer metafordur. Kendisi de içindeki boşluğa göre şekil almıştır.

Hastanın gereksiz olduğu düşünülen yirmilik dişleri başka bir doktor tarafından çekilmiş, dişlerden oluşan boşluklarda yiyecek artıkları birikmiş ve yandaki dişi çürütmüştür. Ayrıca yirmilik dişlerin yokluğuyla çenede bir rahatlama olup olmayacağı ise kendisine göre belirsizdir. Kendisinin evden gönderilmesiyle anne ve babasının rahatlamaması, yokluğunda ablasının evden kaçması gibi. Ablasının kaçarak evlenmesi ferahlayan bir ev ortamının yakalanmadığının göstergesidir. Tıpkı yirmilik dişin boşluğu yüzünden çürüyen diğer diş gibi…

Lokal anestezi sorunlu, ağrıyan bölgenin uyuşturulması durumudur. Operasyonu daha rahat yapabilmek, ağrıyı hissettirmemek için yapılır. Dişlerin temizlenmesi, boşlukların doldurulması için yapılması gereken ilk adımdır. Uyuşma hali getirse de sonucunda iyileşme gelecektir. “Lokal anestezinin muhteşem bir buluş olduğunu düşünmüşümdür hep. O karanlık dehlizde birazdan fırtınalar kopacak, kan gövdeyi götürecek, tükürük, amalgam, siman birbirine karışacak. Koltuktan kalktığındaysa çürük yapan bakterilerden, diş taşlarından temizlenmiş, ferah, yepyeni bir ağıza kavuşacak. En güzeli de bunlar olurken hiç acı hissetmeyecek.” (s.43) Bu işlemi kahramanın ağzından övmesi boşlukları doldurmanın, kaldığın yerden devam etmenin önemini göstermesi bakımından kıymetlidir. Lokal anestezi, yarım kalmış çocukluğa rağmen hayata yeniden tutunmakla, ağrıyan bölgeyi uyuşturarak iyileştirmekle, tamamen iyileştirmese bile ağrıyı hafifletmekle bağdaştırılabilir. 

Buzda Balık Avı” ise kitabın ikinci öyküsüdür ve “Lokal Anestezi”ye göre daha kısadır. Bu öyküde mekân olarak bir ev tercih edilmiştir. Kahramanın televizyonda izlediği ‘Buzda Balık Avı’ isimli belgeselden adını alan bu öyküde yakın zamanda çocuk sahibi olmak istemeyen bir kadının yumurtalarını dondurma işleminden sonra içinde bulunduğu ruh halini okuruz satır aralarında. Buzdolabından çıkarttığı yumurtanın içinde, izlediği belgeselde donmuş buz katmanın altındaki suda ve kendi içindeki yaşam belirtilerinin benzerlikleri dikkate değer nüanslardır. Doktorun, geleceği garanti altına almak olarak ifade ettiği yumurta dondurma işlemi sancılarla beraber kadının ruhunda da birtakım boşluklar açmıştır. Annesiyle yaptığı telefon konuşmasında, anlatmaya çalışsa anlaşılmayacağını düşünüp yaptığı bu işlemi kimseye söylememe kararı alması da yalnız hissettiğinin göstergesidir bir bakıma. Öykünün sonunda buzda balık avlama işinin bitmesiyle açık kalan deliğin, zaten buzla kaplanacağı için açık kalmasında bir sıkıntı olmadığını dile getirmesi aslında boşlukların bir şekilde yine dolacağını vurgular bize.

Öykülerde aile, anne, baba, gibi kavramlar belirsiz ve silik bir görüntü içindedir. “Lokal Anestezi”deki aile yoksul, baba ise gününü kahvehanede geçiren evde de rahat divanda uyuklayan bir babadır. Bir yıl aradan sonra gidilen evde görmek istenilmeyen kişi durumundadır. Sevgi ve özlem duygularının karşılığını verecek şahıslar anne ve kardeşlerdir. Fakat anne çocuğundan uzak durarak çocuğun duygularını ihmal etmiştir. “Buzda Balık Avı”nda ise telefonla öyküye dâhil olan anne ise kızı tarafından sabit fikirli olarak nitelendirilen bir annedir. Aralarında geçen konuşmanın yüzeyselliği güçlü bir bağ kurulmamış olduğunun göstergesidir.

Mevsim Yenice öykülerinde sıradan mekânlarda geçen, sıradan insanların hayatlarından kesitler göstermektedir. Bu kesitler, görünenin arkasında var olan ama ilk bakışta hemen anlaşılmayan, dikkate değer bir yaşanmışlığın olduğunu küçük detaylarla bize hissettirir. Bu iki öyküde ana karakterlerin isimleri hiç zikredilmemiştir. Onları istediğimiz isim ve suretle resmedebiliriz zihnimizde. Öykünün anlatıcısı da onlardır ve onların aktardığı kadarını okuruz. Eksik kalan duyguları olsa da bir şekilde hayatlarına kaldıkları yerden devam edeceklerini biliriz. “Lokal Anestezi”de diş hekimi olan kahramanın ailesinden ayrıldığı zamandan onu yanına alan Hanım Anne’sinin ömrünün son demlerine gelmesine kadar ruhundaki boşluğu çalışarak, okuyarak doldurduğunu; olmayan bir ailenin eksikliğiyle büyüse de bu eksiklikle yoluna devam ettiğini anlarız. “Buzda Balık Avı”nda annesiyle yüzeysel bir ilişkisi olan kadın karakterin yalnızlık, boşluk gibi duygulara rağmen belirsiz de olsa geleceğe dönük planları olduğunu, bir şekilde bunlarla yaşamanın formülünü bulup yoluna devam edeceğini biliriz. Mevsim Yenice’nin kahramanları yorgun olsa da ruhundaki eksikliklere rağmen kendini var etmeye çalışır.

KAYNAKÇA:

– Kulak, Aynur (25 Temmuz 2024). Sanat Kritik https://sanatkritik.com/soylesi/mevsim-yenice-ben-digerlerinin-detaylarini-goruyor-onlarla-ilgileniyor-ve-oykulerimi-buradan-kurmayi-seviyorum/

– Yenice, Mevsim (2024). ‘Fil Gözü’. Can Yayınları

– Webb, Jonice (2024). ‘Çocuklukta İhmalin İzi: Boşluk Hissi’. Sola Unitas

Paylaş:

Benzer yazılar

0 0 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
grandpashabet
grandpashabet
betnano
betpark
betpark
betvole
betvole
betvole
vaycasino
vaycasino
vaycasino
vaycasino
imajbet
vaycasino
imajbet
vaycasino
safirbet
safirbet
betvole
milanobet
milanobet
grandpashabet
grandpashabet
realbahis
vaycasino
vaycasino
timebet
timebet
betpuan
betpuan
vaycasino
meritking
imajbet
imajbet
kulisbet
mariobet
mariobet
realbahis
vaycasino
grandbetting
hititbet
süperbahis
superbahis
süperbahis
norabahis
grandpashabet
betnano
betvole
grandpashabet
betnano
betnano
norabahis
vaycasino
vaycasino
betnano
betwild
betwild
imajbet
betnano
betnano
norabahis
norabahis
vaycasino
vaycasino
imajbet
imajbet
vaycasino
betvole
betpark
betvole
betpark