EDEBİYAT 

NÂZIM HİKMET’İN ŞİİRE İHANETİ

Güneş doğsa bile bazısı karanlıkta kalır, gözleri aydınlıktır da zihin zifiri karanlıktır. Sevgili dostum Utku Özbay aracılığı ile bir yazı okudum ve anladım ki biz toplum olarak hâlâ bilim ve kalem namusunu edinememişiz. Bir şeyi ele alırken şoven ve dinsel duygularımızla hareket ediyoruz. Tarafsız ve salt olarak ele alma yetisini edinememişiz. Bu adını bile anmaktan ar ettiğim yazı, ‘Türkiye Yazarlar Birliği’ diye bir yerde yayınlanmış, ilk kez duydum ve duymamaktan da yeis duymadım. Yazının ismi “Nâzım’ı Moskova’da Anmak”… Nâzım’ın mezarı başında anılması zatı rahatsız etmiş. Bu durum üzerine Nâzım’ın şiire…

Devamını Oku
FELSEFE 

BUGÜNÜMÜZÜN DERİN GEÇMİŞİ (1)

Bu başlığı koymamın nedeni; bugün uğruna hayatımızı sıkıntıya soktuğumuz ve daha kim bilir nice yıllar sürecek olan katliamların savaşların işkencelerin yaşandığı inançları anlatmak, insanı böylesine körleştiren köleleştiren canavarlaştıran inançların günümüzde hâlâ ne kadar etkin olduğunu ortaya koymak ve bilinçaltımızda vazgeçilmezmiş gibi görünen güçlü etkisinin yarattığı gerçekliği vurgulamak içindir. Koronavirüs salgınından başka hiçbir şeyin konuşulmadığı bugünlerde hayatın olmazsa olmazıymış gibi görünen şeyler hakkında bu yazdıklarım aslında bugün yaşadığımız gerçekleri destekleyecek niteliktedir. “Dindarlık, takıntılı bir nevroz halidir” diyor Sigmund Freud (1921). Antik çağlarda kralların yönetim gücünün kaynağı dinsel inançlardı. Krallar, yönettikleri topluma…

Devamını Oku
TOPLUM 

KORONAVİRÜS GÜNLERİNİ YAZMAK, NOT ETMEK, KAYIT ALTINA ALMAK (2)

Koronavirüs günlerini yazmayı, not etmeyi, kayıt altına almayı sürdürelim. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 Nisan akşamı düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’de son 24 saatte koronavirüsten ölenlerin sayısının 98 kişi artarak 1006’ya yükseldiğini açıkladı. Bakan Koca’nın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de toplam vaka sayısı 50 bine yaklaştı. Dünyada vaka sayısı 1,7 milyon. Ölümler 100 bini aştı. Vaka sayısında ABD 505 bin ile başı çekiyor. Vaka sayısında ABD’yi 158 bin ile İspanya, 148 bin ile İtalya, 122 bin ile Almanya, 91 bin ile Fransa, 82 bin ile Çin, 74 bin ile İngiltere, 68 bin…

Devamını Oku
TOPLUM 

BİRAZ DAHA SAĞDUYU, LÜTFEN!

Ülkece hepimizin zor zamanlar yaşadığı günlerdeyiz. Ailemden uzakta yaşamak ilk kez bu kadar zor geliyor. Ardımda bıraktığım İstanbul’daki sevdiklerimi bu dönemde özlüyor, onlar için çok kaygılanıyorum. Evde olduğumuz bugünlerde sıkça çocukluk günlerimi düşünüyorum. Pembe şeker kaplı yalancı dondurma geliyor aklıma. Yaşıtlarım ve büyüklerim de anımsayacaktır.  Ah bir kez daha olsa ve yiyebilsem… O yıllar bir başkaydı. İnsanlar duyarlı ve daha temiz ruhlulardı. Dayanışma, güven, sağduyu, saygı ve insan sevgisi vardı. Sıkça geriye dönüşüm bundandır. Doğru ve yanlışta baktığım bir tablo gibi. Bununla birlikte o eski çocukluk yıllarım, ardımda bir masal…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

YALNIZLAŞAN KENTLER VE ŞAKIYAN SERÇELER

“Bir kentte hayran kaldığın şey, onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil; senin ona sorduğun bir soruya verdiği yanıttır. Ya da onun sana sorduğu ve ille de yanıtlamanı beklediği sorudur.” – Italo Calvino / ‘Görünmez Kentler’ İnsanlık âlemi, koronavirüs salgınıyla bilimsel çareler ışığında çabalamayı sürdürürken evde kalmanın önemine vurgu yapılıyor. Kentlerin caddeleri ve sokakları insansızlaşmaya başlayınca ışıltılar azaldı, büyü kayboldu. Yeni ışıltılar, yeni sesler, salınan güzellikler sergileyen ağaçlar ve kuşlar ruhumuzun kapısını çalıyor. Yeni yeni ötmeyi ve uçmayı öğrenmeye başlamış yavru bir serçenin sesini duyunca izlemeye başladım. Benim onu…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

ÇİÇEKLİ DİZELERİN ÜTÜSÜZ VE BURUŞUK RUHLU KADINI

Seni biriktirdiğim bir defterim var, sanki tanıdığımdan beri azalmadan korkarcasına istifliyorum oraya. Bazen aynı cümlelerini yazıp bile bile, bilmiyormuş gibi kalbime göz kırpıyorum. Korkun nereden kaplan kesilirse oradan biriktirmeye başlarsın. Bazılarımız mercimek bazılarımız şiir istifler savaş zamanlarında, hayatın savaşında ben, ‘Didem Madak’lar biriktirdim. Beyin sapı, tehlike anında “Kaç ya da savaş!” der; ama aynı beyin sapı hangi orta ve üst beyne hizmet ediyorsa savaşma ve kaçma şeklini ona göre belirler. “Korona günlerinde aşk” dedim başından beri buna, “Kolera Günlerinde Aşk”tan ilham alarak. Ya sevgili ya düşman olarak bağra basılmak… Bugünleri…

Devamını Oku
POLİTİKA 

ASIL SALGIN HANGİSİ?

En zorlu günleri yaşıyoruz. Aslında yaşamaya çalışıyoruz. Yeterli ya da yetersiz önlemler, kendini izole etme, karantina ve “Evde kal” çağrıları eşliğinde kendi başımızın çaresine bakarak yaşama tutunmaya çalışıyoruz. Elbette geçecek bunlar. Geçecek geçmesine de, bu kolay olmayacak. Ağır bir hasar bırakıp da geçecek “salgın” denilen ve dokunanı da dokunmayanı da yakan büyük yangın. Dayanışmayla, işimizi doğru yaparak, fırsatlardan beslenmeyerek ve bilimin ışığıyla üstesinden gelinecek bu salgının. Oysa asıl yenmemiz gereken, şu nefret salgınıdır her şeyden önce. Ölümlere seyirci kalıp başkalarını suçlamak gibi bir salgını da gördük defalarca. Aslında bu, yaşama…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

KORONA GÜNLERİNDEN ‘KÖPEKLİ ÇOCUKLAR GECESİ’NE DOĞRU MU?

Köpekli Çocuklar Efsanesi… “Bir yanıyla bakarsan yoksul, kimsesiz, yersiz yurtsuz, zavallı çocuklarla başıboş sokak köpekleri, öte yandan bakarsan bir masal, bir efsane…” (s. 55) diyor Adam… Bir masal… Belki efsane… Belki kâbus… Üç haftadır pandemi ile yatıp kalkıyoruz. Alıştığımız, alıştığımız için de “normal” diye nitelediğimiz hayatlarımızın akışı tamamen değişti. Önceden de bu hızda okuyordum; ama sanki bu süreç okumak eylemini daha görünür kıldı. Bu hafta okuduğum son kitap, arka kapak yazısında “edebiyatımızın ilk ekolojik distopyası” ibaresiyle küresel iklim krizinin anlatıldığı ‘Köpekli Çocuklar Gecesi’ oldu. ‘Köpekli Çocuklar Gecesi’, Oya Baydar’ın son…

Devamını Oku
TOPLUM 

SİZİ GİDİ KOMPLOCULAR…

“Filozoflar, dünyayı yalnızca çeşitli şekillerde yorumlamışlardır: Oysa sorun onu değiştirmektir.” – Karl Marx  Bileni / bilmeyeni, uzmanı / uzman olmayanı bütün dünyanın konuştuğu tek şey koronavirüs doğal olarak. Olayın teknik boyutunu ya da bilimsel yanını anlatacak değilim. Zaten ne bilim insanıyım ne de teknik eleman; hatta teknik elemanlığı geçtim, personel bile olamadım. Şimdilik lümpen proleterliğe devam. Neyse… Sosyal medya, hastalıkla ilgili sayısız yalan yanlış bilginin, virüsten daha hızlı yayılmasını sağlıyor. Bunlardan benim hedefimde olanlar; “somut olayların somut tahlilini” yapmaktan fersah fersah uzak komplo teorisyenleridir. Bunlar ve “üst akılcılar”, mevcut olayları…

Devamını Oku
FELSEFE 

JEAN-PAUL SARTRE, ‘VAROLUŞÇULUK’ VE ‘BEN’İN GELECEĞİ ÜZERİNE KISA BİR DEĞERLENDİRME

“Cehennem diğer insanlardır.” – Jean-Paul Sartre İnsanı diğer canlı türlerinden ayıran en önemli özellik; onun, sadece hayatta kalmaya çalışan ve türünü devam ettiren salt bir doğal varlık olmayıp “içinde yaşadığı dünyayı veya çevresini anlamlı kılmaya ve açıklamaya kalkışmasıdır”.  Bu yönüyle uyumsuzdur. Doğaya uygun olmayan, belki de tek canlı türüdür. Aklı onu zor durumda bırakmaktadır. Aklın kullanımı cesaretini, gücünü ve ihtiyacını şekillendirmekte ve bunu ihtiyaç şeklinde kurumsal bir kalıba sokarak modernitenin esiri yapmaktadır. Bu yazımda, Jean-Paul Sartre gibi bir düşünür, devrimci ve aydınlanmacı “ikon”u yazma cesaretine gireceğim. Birçok kaynak taradım, sürekli…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Betgaranti
Betgaranti
Hititbet 2026
bettilt
bettilt