YAŞAM 

PORTAKAL ÇİÇEĞİ KARNAVALI’NIN RESMİNİ YAPABİLİR MİSİN, ABİDİN?

Bak, dallarında buram buram kokan portakal çiçekleri var ağaçların. O çiçeklerden karnaval yapan insanlar var dört bir tarafta. Buram buram portakal çiçeği kokan insanlar… Sevgililer var el ele tutuşup karnavala katılan. Kadınlar var, güzel kadınlar, Çukurova’nın bereketli kadınları. Dünyanın dört bir yanından akın akın Adana’ya gelen kadınlar… Kadınlara eşlik eden adamlar var, yakışıklı adamlar, beyefendi adamlar. Neşe var içlerinde, yaşama tutunuş var, bahar kokulu yarınlar var. Nisan ayında Adana’da, Portakal Çiçeği Karnavalı var. Sokakta hayat, sokakta şiir, sokakta mutluluk var. Şinasi Efendi Caddesi’ni mesken tutmuş, kederi ve üzüntüyü orada unutmuş…

Devamını Oku
YAŞAM 

ÇUKUROVA’DA MİS GİBİ BAHAR, MİS GİBİ PORTAKAL ÇİÇEKLERİ!

Sabah, gazetede okuduğum pazar yazısı şöyle başlıyordu: “Puslu, serin bir Akdeniz sabahını yazmak istedim bugün. O yarı aydınlık geceyi, şafağın söküşünü, kentlerin hareketlenmesini… Köleliğe dönüşmüş bir özlemi, düşlerde belleklerde kalmış bir tutam sevgiyi nasıl anlatabilirim Akdeniz şehirlerini yazarken? Yüreğimizin içinde kopan fırtınaları… Yaşamı, aşkı, özgürlüğü… Kimi kaçışları, umutların tükenişini…” Pazar yazısı duygularımı okşarken ben bir bahar sabahında omzuma konmuş kuşlar hayal ediyorum. Gagalarıyla boynumu gıdıklayışlarını, beraberinde attığım kahkahayı, çevremde uçuşup durmalarını… * * * Sabahın erken saatlerinde balkondan caddeyi izliyorum. Kaldırımlarda yürüyen birkaç adam, durakta otobüs bekleyen bir kadın, kahvaltılık simit…

Devamını Oku
YAŞAM 

ADANA’NIN SİCİL KÂĞIDI

25 yılı geçti sanırım… Belki daha da fazla… Sevgili Mehmet Baltacı Abi, Adana Fotoğraf Amatörleri Derneği’nin (AFAD) başkanıydı. Mehmet Abi, çok güzel bir işe soyunmuş, Adana’nın eski fotoğraflarını toplamaya başlamıştı. Çok sürmedi, birkaç yıl içinde harika fotoğraflar katıldı AFAD arşivine. Adanalılar adeta seferber olmuş, Mehmet Abi’ye duyulan sonsuz güvenin de etkisiyle Adana’nın eski fotoğraflarını AFAD’a adeta yağdırıyorlardı. Mehmet Abi’nin başkanlığındaki AFAD, Adana’nın geçmişine sahip çıkmıştı. Birçok Adanalı da AFAD’ın bu güzel girişiminin yanında oldu. İnsanlar, AFAD’a bağışta bulunuyor, bu değerli arşivdeki fotoğrafların birebir kopyalarını alıyor, çerçeveletiyor ve evlerinin, iş yerlerinin…

Devamını Oku
YAŞAM 

YENİ GÜN

“Bayram yeli çardakları yıkanda,/ Novruz gülü, kar çiçeği çıkanda” Bugün 21 Mart: Nevruz. Yeni gün yani… Doğanın uyanışı. Birçok etkinliğin, farkındalığın dünya çapında kutlanışı, anılışı, çok şey… Şiir günü örneğin; Çukurova Sanat Girişimi Çukurova Okulu’nun bir etkinliği olarak şiirler okuyacağız çevrimiçi etkinlikte. Ben genç yaşta ölüp giden bir şairden Türkçeye ilk kez çevrilmiş ve ilk kez seslendirilecek bir şiir okuyacağım. Şiirin çevirmenlerinden biri Çukurova Türkoloji’den… DTCF’de Türkoloji okumanın ayrıcalıklarından biriydi, seksenli yıllarda kürsü sayısı kırk üç olan okulda alan dışı seçecek bir sürü dersin arasından seçim yapabilmek. Osmanlıcadaki Farsça unsurların…

Devamını Oku
YAŞAM 

EVRENİN NEFESİNİ DİNLEYEN ŞAMAN KADIN

“Doğada hiçbir şey nedensiz değildir; nedenini kavra, o zaman deneye ihtiyaç duymazsın.” – Leonardo da Vinci Çiğdem kokularının kekik kokularına karıştığı Bozdağlarda gölcüğün yüzeyi de dağların ihtişamını yansıttığı suyun rengi gibi dağın nefesini çekmişti içine. El tezgâhlarında dokunan ipek şalların, ham keten ipliğinden dokunmuş kumaşların, kök boyayla harmanlanmış ipek karışımı battaniyelerin kenti Ödemiş. Bozdağların tepesinde ulu bir ağacın altında az biraz dinlenmek için elindeki bastonuna dayanarak oturan kadının adı Sevdiye idi. Şamandı. Dayandığı bastonunun eliyle kavradığı tepesinde gözleri ileriye, gagası aşağılara bakan bir kuş oyması, boğazında dört yapraklı yonca resmi…

Devamını Oku
YAŞAM 

ZEYTİN

Yüz yaşında bir zeytin ağacı… Bir sürü dalı var gövdesinden çıkan… Tıpkı Ezgi’nin Günlüğü’nün ‘Delice Zeytin’ şarkısında olduğu gibi… Delice her bir daldan fırlıyor meyveleri… “Bak, bu ışık senin ışığın/ dallarına ay doğmuş delice delice zeytin/ bu bahar yine gelin olacak/ omzunda yeşil bir duvak delice delice zeytin/ bak, bu ışık senin ışığın/ dallarına ay…” Bu şarkıyı adeta bizler için söylüyor zeytin ağacı… Her bir dalın her bir zeytin meyvesi bizlere –biz insanlara– bir şeyler anlatmak ister gibi… Diyor ki zeytin ağacı: Sabırlı ol, bekle, elbet bir gün alacaksın meyveni.…

Devamını Oku
YAŞAM 

70’LER, LİSE YILLARIM VE BABAM

70’lerin sonu, 80’lerin başı… Terör olaylarının zirve yaptığı yıllar… Duvarlara sloganlı yazıların yazıldığı, üniversite öğrencilerinin kutuplaştırıldığı çatışma ortamı… Ve o ortamda eğitim almaya çalışan gençlik… Ben, Ziyapaşa Bulvarı’ndaki evimizde yaşayan liseli bir genç… Abdulkadir Paksoy Kız Lisesi öğrencisiydim. Okulum şimdi olduğu gibi tren istasyonuna yakın bir yerdeydi. Kurucusu Abdulkadir Bey’in vasiyeti üzerine yalnız kız öğrencilerin eğitim aldığı bir okuldu burası. Tabii, yalnız kız öğrenciler okuduğu için değil, evimize yakın bir okul olduğu için tercih etiğimiz bir kurumdu. Ben okuduğum liseyi de ortaokulum gibi çok sevdim. Terör olaylarından nasibini almadı bizim…

Devamını Oku
EDEBİYAT YAŞAM 

MUCİZE ZAMANLAR

Bitiyor mu, ne? Evet, sanırım bitiyor. Mevsim değişiyor. Sabahtan kayganlaşmış yollarda yürümek beceri gerektiriyor. Daha dün yolda iki kişinin kayarak mabadının üzerine sert iniş yaptığını gördüm. Yollar, kaldırımlar buz tutmuş. Güneşi görünce eriyen karlar havanın ısındığının göstergesi olsa da gece vaktinde sıcaklıktaki ani düşüşler, eriyip etrafa yayılan kar sularının buz kesmesine yol açıyor. Öğleye doğru yine eriyecekler ama işte sabah saatlerinde her birimiz birer cambaza dönüşüyoruz. İşte, kızıl saçlı kadın da göründü, nihayet! Bayılıyorum bu kadına. Yine zarif, yine şık ve yine (tabii ki çok) güzel. Dizlerinin üzerinde kalan etek…

Devamını Oku
YAŞAM 

‘SARHOŞTUM, ISLAKTIM, ESRİKTİM; AŞKTAN, ŞİİRDEN, KEDERDEN’

Ataol Behramoğlu; 1992’nin Paris’inde, hüzünlerini aşklarını yaşanmışlıklarını hasat ediyor, o güzelim şiirlerine yenilerini ekliyor: “Paris’ti, geceydi, gençtim/ koyu, simsiyah akıyordu Seine/ sarhoştum, ıslaktım, esriktim/ aşktan, şiirden, kederden.” 20’nci yüzyılın son demleri yaşanıyor Avrupa’nın romantik başkentinde. “Paris’ti, hüzünlerden hüzün beğen/ orada ölmek istiyordum/ yazılmamış şiirlerimi/ ardım sıra sürüklüyordum” diye devam ediyor Behramoğlu’nun dizeleri; yaşadığı çağın sarhoşluğunu ıslaklığını esrikliğini anlattığı: “Paris’ti, aşkımın Paris’i/ her gülüş, her söz bir sır küpüydü/ tepeden tırnağa bir kalptim sanki/ özleyişlerle örtülü. // Paris’ti, gecenin, hüznün Paris’i/ yağmurun ve gençliğin/ teşekkürler, esirgediğin/ ve sunduğun her şey için.”…

Devamını Oku
YAŞAM 

‘YÜRÜYORUZ TÜRKÜLER İLE, ISLIKLAR İLE; KIZIL SAÇLI BEKLEYİŞLERE DOĞRU’

Şubatın izdüşümlerini toplamaya çalıştığımız bir gece yarısı, “Kızıl bir gül yaprağı/ düşmesin avuçlarından/ çünkü o aşktır/ yakamozdur/ cinayettir” diyen Nilay Altay’ın (*) sesine kulak veriyoruz; sessizlik, ıssızlık ve yalnızlık içindeyiz. “Bu memlekette esaret gridir/ bu memlekette özlem yeşildir/ bu memlekette umut mavidir/ ve her memlekette beyazdır düşler” diye devam ediyor Nilay Altay. “Bilmem, farkında mısın?” diye soruyor, “Yürüyoruz türküler ile, ıslıklar ile/ kızıl saçlı bekleyişlere doğru” diyor. Nilay Altay, gecenin karanlığına bembeyaz dizeler bırakıyor: “Bütün yıldızlar savaşa gitti/ ve bütün çiçekler eziliyor cilalı ayakkabılar altında/ bir tek/ bir tek, çocukların…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
SkyProgram
betnano
betnano
pendik escort
kartal escort
istanbul escort
casinolevant
casinolevant
casinolevant
Betgaranti Güncel Giriş
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
casinolevant
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Betgaranti
Betgaranti
casinolevant
casinolevant
casinolevant
Hititbet
Betgaranti Giriş
betgaranti
Betgaranti
Sahabet
sahabet giriş
Sahabet
marsbahis giriş
Sahabet
Hititbet
Sahabet