BENİMLE KONUŞAN KAYISI AĞACI
Bahçe içindeki küçük balkonumun demir korkuluklarına sık yapraklı dallarını altlı üstlü dolayıp oval bir çelenk oluşturmuştu kayısı ağacı. Şöyle bir bakınca da pınarı açık büyük bir göze benziyordu. Bir haziran sabahı yeni aldığım kitabı okumak için oturmuştum küçük kare lake masama. Ama ne mümkün! Kayısı ağacı kollarını omzuma, yüzüme, kollarıma çarpıp duruyordu. İçimden bir muziplik geçti ve şöyle seslendim kayısı dallarına: – Sanki bir kayısı meyvesi getirmişsin de benimle şakalaşmak istiyorsun? İşte, o anda dalların hışırtısı durdu, yapraklar ve dallar kıpırtısız kaldı. Ben de kitabımdan başımı kaldırıp “Sitem mi ediyorsun…
Devamını Oku