YAŞAM 

İNSAN VE DENİZ

“Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;/ deniz aynandır senin, kendini seyredersin.” – Charles Baudelaire Dün gece Paris’in bohem semtlerinden Quartier Latin’de bir meyhanede, Charles’la şaraplarımızı yudumlarken uzun ve hayli derin bir söyleşi yaptık. Tabii ki şiir konuştuk daha çok. Charles Baudelaire, Fransız şiirinin ustalarındandır. Ve çok yakın arkadaşımdır. Çocukluğumuz birlikte geçti. Paris’in arka sokaklarında az serserilik yapmadık. Ama mutsuz bir çocuktu. Disiplinsizlik nedeniyle okuldan atıldı. Zorla hukuk okutulmak istendi; ama o bohem hayatı seçti. İyi ki de öyle yapmış. Okumaktan mutlu olduğum şiirler yazdı. Gece yarısıydı, Charles şarabından bir…

Devamını Oku
YAŞAM 

ZİYA VE BEN

Bir gün Ziya’yla Seyhan Nehri’nin kıyısındaki konağında oturmuş, rakımlarımızı yudumluyorduk. Ziya’yla, yani Ziya Paşa’yla Adana’ya vali olarak geldiğinde tanışmıştım. Aydın ve sanatçı kişiliği ilgimi çekmişti. O da aydınları severmiş, iyi dost olduk. Derin bir sohbete dalmıştık o gece. “Ne olacak bu Osmanlı’nın hali?” deyip kafa yormuştuk. Tabii daha çok şiirden söz ettik. 1870’te Cenevre’deyken yazdığı ‘Terkib-i Bend’i bizzat kendisinden dinlemek benim için büyük bir mutluluktu. Ziya, o sıralar Büyüksaat’in temelini attırmıştı. Biliyorsunuz, Büyüksaat, 32 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek saat kulesidir. “Neden bu kadar yüksek kule yaptırıyorsun?” diye sormuştum sabah…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

SALGIN YORGUNLUĞU

Yorulduk… Yorulduğumuz kadar da yorduk… Savaştık… Savaştığımız kadar da savaştırdık… Yenik düştük… Yenik düştüğümüz kadar toprağa da yenik düşürdük… Maskeden sıkıldık… Oksijen tüpüne sarıldık… Kurallara uymadık, kimimiz atlattı, kimimizin başıboşluğu yüzünden bazılarımızın sonu oldu. Sarılmalar ertelendi, gönül selamı verildi. Hastası hayata tutunsun diye yazın sıcağında saatlerce koruma tulumu içerisinde koşturdu durdu sağlıkçı. Her zaman yolunda gitmiyor tedaviler. Hastasını kaybeden sağlıkçılar bunun burukluğunu yaşadı, yetmedi, şiddet gördü. İş yoğunluğunun stresi ile pandemi süreci birleşince ruhsal buhran başladı sağlıkçılarda. Virüsle mi mücadele etsinler, beyinlerini kemiren psikolojik çıkmazlar ve hırgür ile mi mücadelelerini…

Devamını Oku
YAŞAM 

YAZDAN SONRA…

“İnsanlık dışı diye bir şey var ama olay hep insanlar arasında geçiyor.” – Hay Huy, Elif Sofya, Epigraf Günlerce ormanlarımız yandı. Manavgat, Akseki, Gündoğmuş, Marmaris, Milas, Köyceğiz, Bozdoğan, Mersin’de Aydıncık, Yeşilovacık… Yeşille mavinin birleştiği, en gözde yerlerimiz… Söndürülemedi… Günlerce havadan müdahale edilmedi, edilemedi. Ağaçlar yandı, ormanlar yok oldu. İçindeki birçok canla birlikte… Orman bir yaşam alanı… Biyolojik çevre… Fauna… Can kaybımız yok dendi önce… Yanan kaplumbağa fotoğrafı, patileri yanan köpekler, ineğini, keçisini kurtarmaya çalışan köylü kadınlar takılınca objektiflere, hatırladı insanlar onlar da ‘can’dı. Bütün canlar eşitti, değerliydi… Birden üsluplar değişti,…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

BİR YUDUM SEVGİ

“Bana,/ bir yudum sevgi gerek sadece/ ama ön koşulsuz./ Sen öyle sanmasan da dostum/ eşitiz biz,/ sonsuz değil ömrümüz,/ hem sen, hem de ben./ Bugün varız, yarın belki de yokuz.” – S. T. İlişkilere mütevazı, ılımlı, insani ihtiyaçlar boyutunda baktığınızda farkındalığımız artıyor ve hayatı daha berrak görüyoruz. Gördüğümüz şeyler sıradanlaşmış gibi görünse de aslında içimizi çok acıtıyor. Bunu kanıksıyoruz sadece; ancak gerçek değişmiyor. Bu çerçevede gördüklerimiz, büyük bir çoğunlukla insanların hayatlarının ne kadar yıkıcı çalkantılar içinde yaşandığıdır. Sosyal yaşam; sözüm ona baskın olma adına aşağılayıp, küçümseyici tavırlar takınıp, karşısındakini değersizleştirip…

Devamını Oku
YAŞAM 

TÜRKÜLERİMİZLE BİZ

–Serdar Ali Hortoğlu için… “Seni düşünmek güzel şey/ seni düşünmek ümitli şey/ dünyanın en güzel sesinden/ en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…” – N. Hikmet Geldin mi? Geç, otur başköşeye. Yanımıza erdin ya, Dost Meclisi’nin en kıymetlisi sensin gayri, bunu böyle bil. Dostum, sen al bağlamanı, “Karahisar Kalesi”ni çal. Ah, kavalımı alıp bir çoban nefesiyle sana eşlik edebilsem! “Çatal çama kurşun atalım” bir de. Sen çal, ben de akordeonumu alayım. Nasıl da çıkmış aklımdan, doğru dürüst tutamam bile, benden pek hoşnut değildir, aralara sıkışır kalırım. “Her bir dertten âlâ,…

Devamını Oku
YAŞAM 

ALICISINA HİÇBİR ZAMAN ULAŞAMAYACAK MEKTUP

–Serdar Ali Hortoğlu için… “Ölüm ne yaşayanları ilgilendirir ne de ölüleri; çünkü yaşayanlar için ölüm yoktur, ölülerin ise zaten kendileri yoktur.” – Epikuros Sevgili Serdar, Temmuzun sonlarıydı. Kenan Budak yazısı olan ‘Temmuz’u hazırlamış, kara bir haberden dolayı yayına verememiştim. Kara haberler durmak bilmiyordu, ülke yangın yeriydi. Ormanlar, içinde barındırdığı diğer canlılar ile birlikte yanıyor, kor bir ateşe dönüşüyordu. Halklarımızın iliğini kemiğini sömürerek açlığa ve yoksulluğa mahkûm edip kışlığı ve yazlığı ile saraylar yaptıran iktidar kılını kıpırdatamamış, bir yangın söndürme uçağı dahi kaldıramamıştı. Yoktu aslında, olan ise yandaşa peşkeş çekilmişti. Hemen…

Devamını Oku
YAŞAM 

MAVİ ÇOCUK

–Serdar Ali Hortoğlu için… Kardeşinden bir mektup almışsın. Zarfını özenerek açmışsın; çizgili kâğıda yazdıklarını incitmeden okumuşsun. Ateş böcekleri dönenmiş etrafında, ışıkları yürek bölgene işlemiş. İçlenip gözün yaşın akıtmışsın –demedin ama ben anladım–. Belli, duyguya bolalmışsın, içinde bir dağ kabarmış. Bir şey yapmalıymışsın. “Haydi, birlikte yapalım”mış. Bir mavi düş mü yaratmalı, yoksa bir maviliğe mi koşmalı? Mavi deniz ufuk çizgisine doğru dalgalanır, göğü ıslatır. Gün yükselir, sarı ışın demetlerini boylu boyunca saçar, altın rengi huzme olur… Şuracıktaki sazlığın tenhasında bilgece bakıp vakur duran telli turna, kendine eğmeçli bir biçim verir, kanatlarını…

Devamını Oku
YAŞAM 

HANİ BİR MAHALLE VARDI…

Akşam, yavaşça inerken mahallenin üzerine açılıp kapanan kapıların seslerini duymaya başlardım bir bir. Yorgun argın evlerine dönen babalara açılan kapılar ve kapanan kapılar… Ve sonra evlerde neşeli bir koşuşturma başlardı. Akşam yemeği telaşı… Pencereler ardı ardına aydınlanırdı. Ve pencerelerden şarkılar, türküler yayılırdı mahalleye. Şarkılar, türküler mahalleyi şöyle bir dolaşır, sonra gecenin karanlığında yitip giderdi. Bendeki bu türkü tutkusu o günlerden hatıradır. Cabbar Abi, rakısını yudumlarken pikaba koyduğu 33’lük plaktan Münir Nurettin’i dinlerdi her akşam. En sevdiği şarkıydı ‘Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın’… O, insanın yüreğini dağlayan içli sesiyle eşlik ederdi…

Devamını Oku
YAŞAM 

ARINMANIN KURTULUŞU

Arınma… Söyleyişi bile ayrı bir kurtuluş gibi gelir insana. Her mevsim geçişlerinde insan ruhunda arınma başlar. Mevsimlerin de çok etkisi vardır. Hazana doğru aralandı kapılar… Hazan mevsimi diye insanın her zaman durgun olmasından bahsetmiyorum. Bu hazan bile arındırır insandaki olumsuzları… Çetin kış öncesi en sessiz günlerini yaşar kendi içinde. Farklı bir muhasebe zamanıdır… Yeni kurtuluşlar ve kutlamalar olsun ister insan. Arınmanın ta kendisidir… Nelerden arınmak ister? Arınmak temizlenmek ile eş değer olduğu için “kendisini kötü hissettiren her şey ve herkesten” diyebiliriz. Sana kendini kötü hissettiren birinden arınamamak? Sebebi nedir? Bağımlılık?…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
SkyProgram
betnano
betnano
pendik escort
kartal escort
istanbul escort
casinolevant
casinolevant
casinolevant
Betgaranti Güncel Giriş
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
casinolevant
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Betgaranti
Betgaranti
casinolevant
casinolevant
casinolevant
Hititbet
Betgaranti Giriş
betgaranti
Betgaranti
Sahabet
sahabet giriş
Sahabet
marsbahis giriş
Sahabet
Hititbet
Sahabet