POLİTİKA 

İLETİŞİM OYUNLARI

Anan aşağı, baban yukarı… Eset aşağı, Esad yukarı derken… Esat da gitti. Dile kolay, 61 yıllık tek parti iktidarı yıkıldı. Yerine ne gelecek? Şimdilik belirsiz. Ama medyamızın keyfi yerinde. Fahrettin Bey’in de yakından takip ettiği X kullanıcıları başta olmak üzere tüm medyaya göre Esat gitti, mesele bitti! Fakat Ankara’da temkinli bir memnuniyet var. Ankara temkinli; çünkü sahadaki savaş kazanıldı, şimdi bunun iletişim savaşında nasıl kullanılacağının planlanması var. Öyle ya, her savaştan sonra güzel bir zafer pozu verilmez mi? Verilir. Bu zaferin pozu nerede verilecek? Muhtemelen Emevi Camii’nde, bir cuma namazı…

Devamını Oku
POLİTİKA 

GERİYE DÖNÜŞLER KALICI OLSUN

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı. / Düşün altında binlerce kefensiz yatanı. / Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. / Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.” Bastığı yerin şehit kanıyla sulanmış bir toprak olduğunu bilenler ve özümseyenler; bugün sığınmacıların neye sevindiklerini haliyle sorguluyor. Kıyaslanamayacak kadar şerefli olan Türk milleti, sığınmacıların konvoylarının Şam’a varmasını dört gözle bekliyor. Bir ülkenin bayrağı tektir ve o bayraktan başka bir bayrak açılması endişe vericidir! Hele ki binlerce şehit verilerek oluşan ay yıldızlı al bayrağımız ile Suriye muhalefetinin bayrağının yan yana sallanması kemik sızlatır! Kutlamalar…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

KAYBOLAN ZAMAN – 2

Adımını atar atmaz bir bitkinlik çöktü üzerine ve yere yığıldı. Uyandığında kimse yoktu, mezarlık geçmişi yine aynı yerdeydi. Çadırında ne olduğunu anlamaya çalışıyordu; anılar buydu, anne, baba, kardeş yoktu, kasabası yok, huzuru yok, tek varlığı annesinin “Hayatta kal.” sözüydü. Yapamıyordu. Annesini toprağın altına, kimine göre cennet-cehenneme, kimine göre bir hiçliğe verdiğinden beri annesinin sözünden dolayı kıymıyordu kendine. Aslında kıyamadığı kendisi değil, annesiydi. O güzel ses, şefkatli eller ve son sözüne kıyamazdı. Belki hiçbir şeyi yoktu ama annesinin sözü vardı: “Hayatta kal, kuzum.” Her şeyi bu olan bir adam ne kadar…

Devamını Oku
YAŞAM 

ARALIK ARALIK ARALADIĞIMIZ GECELERDE İÇİMİZİ ISITAN ŞEYLER

Kasım soğuklarından sonra güneşle ısınan ovamız, üşüyen ruhumuzu usul usul ılıtmaya başlıyor yeniden. Aralık aralık aralıyorken günleri, yine de ayaza vuran gecelerde içimizi ısıtacak şeyler arıyoruz. Evden çıkmıyoruz. İçe dönük yaşamayı sürdürüyoruz. Dış dünyamızı karlar boranlar sarmışsa da biz içimizde harlanmış sobalar, nar ateşi kuzineler kuruyoruz. Salonun orta yeri sıcacık, evin duvarları ıpılık. * * * Evin penceresinden baktığımız dağların yamaçları, oralarda nice kar öykülerinin düğümlendiğini söylüyor bize. Biz ovamızda, biz evimizde güneş güneş ısınırken oralarda soğuk mu soğuk ne hikâyeler anlatılıyor, hangi hikâyeler dile getiriliyor? Ilıman sahil şehirlerinde ise…

Devamını Oku
GEZİ 

YALNIZLIĞIN BAŞKENTİ PRAG’DA; NÂZIM İLE, KAFKA İLE…

Bir kenti en iyi ne anlatır? Tarihi yapıları, geniş caddeleri, çıkmaz sokakları mı? Yazdırdıkları mı yoksa yaşattıkları mı silinmez izler bırakır? İçinden tren geçmeyen şehirler mi daha uzaktır yoksa bacasından dumanlar tüten vapurları olmayan denizsiz kentler mi? “Biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası” demişti ya hani Cemal Süreya, hangi ıssız ve ışıksız şehri tarif etmişti? Prag mıydı yoksa? Bugün Kafka’nın şehrinden geçtim. Çok soğuktu ve hafiften, ince bir kar yağıyordu. Karl Köprüsü’nden şehri izledim. Sivrilen kubbeli yapıların iğne iğne etime batışının lezzeti tarifsizdi. Köprü üstündeki onlarca heykelin karanlık ve…

Devamını Oku
GEZİ 

VENİ, VİDİ, VENİ (GELDİM, GÖRDÜM, DÖNDÜM) – ROMA

Neden Roma’yı gezmeliyim? Bu soruyu sorduğumda öylesine çok nedenim olduğunu fark ettim. Uzun süredir aklımda yer eden Roma’yı gezme ve keşfetme planını hayata geçirmek üzere yola koyuldum. Madem her yol Roma’ya çıkıyordu, bu kez benim de yolum Roma’ya çıksın diyerek yollara düştüm. Uzun süredir bir yere gitmek, görmek beni yeterince heyecanlandırmaz hale gelmişti ve bu kez Roma o eski heyecanı yeniden ayağa kaldıran bir kent oldu. Üç kıtada yüzyıllar boyunca süren egemenlik ve Anadolu’nun neredeyse her köşesinde Roma dönemine ait bir eserin yüzyıllar önceden bugüne ulaşması bu imparatorluğun başkentini görme…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

5 ÇOCUK, 1 ANNE VE YOK(SUL)LUK

Pir Sultan Abdal, yanına alıp yetiştirdiği Hızır Paşa’nın bir gün devlet kademesine gelerek elindeki yetkilerle kendisinin sonunu hazırlayacağını bilerek onu yetiştirdi. Yakın zamana kadar Hızır Paşa’nın gerçekte var olup olmadığı ile ilgili fikir ayrılıkları olsa da araştırmacı-yazar Ali Haydar Avcı, ünlü ozan ile aynı çağda bölgeye atanan yeni bir Hızır Paşa’nın varlığını Osmanlı arşivlerinde ‘Mühimme Defterleri’ kayıtlarında bulduğu belgelerle ispatladı ve tarihi belirsizliği ortadan kaldırdı. Bu topraklarda yöneticiler ile halk arasındaki durum Hızır Paşa ile Pir Sultan Abdal arasındaki durumla birebir örtüşür. Halkın kaygıları ile yönetenlerin kaygıları hiçbir zaman örtüşmez.…

Devamını Oku
PSİKOLOJİ 

KIRILGAN BİR MİRAS: ANNE TRAVMASI ÜZERİNE

Bir annenin gölgesi, yalnızca o odanın içinde bulunduğu anlarda değil, insanın tüm varoluşuna yayılır. Büyümeyen bir annenin çocuğu olmak, hayatı bir türlü yola koyulamayan bir gemide yolculuk yapmak gibidir. Rotası belirsiz, dümeni kırılmış. Anne, bir türlü tamamlanamayan bir roman, hep yarım kalmış bir cümledir. O cümlenin öznesi büyüyemezken yüklemi çocuklarına yüklenen bir yük olur. Olgunlaşmamış bir annenin çocuğu olmak, hem onun çocuğu hem de annesi olmaktır; bir yandan onun eksik parçalarını tamamlamaya çalışırken bir yandan kendi kırıklıklarını fark etmek ama onlara bakmaya cesaret edememek. Anne, bir ergen gibi davranırken çocuk…

Devamını Oku
YAŞAM 

“HAYDİ, BU ÇİZGİYİ KISALT!”

Bilge insan ve öğrencisi hikâyelerini özlediniz mi? Deniz kıyısında öğrencisi ile yürüyen bilge, elindeki sopa ile kumun üzerine bir çizgi çizmiş ve öğrencisine, “Haydi, bu çizgiyi kısalt,” demiş, “ama bu işi çizgiye dokunmadan yapacaksın.” Öğrenci şaşkın bir şekilde önce çizgiye, sonra bilgeye bakmış, “Olur mu öyle şey, hocam, çizgiye hiç dokunmadan kısaltmak mümkün mü?” demiş. Bilge gülümsemiş öğrencisine, sonra elindeki sopa ile az önce çizdiği çizginin yanına daha uzun bir çizgi çizmiş ve öğrencisine dönüp, “Nasıl,” demiş, “ilk çizdiğim çizgi kısaldı mı şimdi?” * * * Bu kıssayı yıllar önce…

Devamını Oku
POLİTİKA 

KREŞ

Belediyelerin, daha doğrusu CHP’li belediyelerin kreşlerine taktı kafayı. Ya kapatacak. Ya gelip üstüne konacak? Niye? Git gör o belediye kreşlerini. Çiçek gibi her biri… Tertemiz. Cıncık gibi. Pırıl pırıl. Sadece sınıfları, odaları, koridorları değil… Eğitimi de pırıl pırıl o kreşlerin. Apaydınlık. Oralarda çocuklara şeytan meytan, cin min anlatmıyorlar mesela. Kırmızı kefene sarıp yere yatırdıkları tiyatro oyunu oynatmıyorlar. Cinsiyetçi roller yüklemiyorlar. Ölümü anlatmıyorlar. Top, tüfek, balta, kılıç, savaş, kavga, dövüş anlatmıyorlar. Kindar nesil olsun diye kin anlatmıyorlar. Dindar nesil olsun diye Emevi yorumuyla din anlatmıyorlar. CHP’li belediyelerin o kreşlerinde çocuklara aklın,…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark