KAYBOLAN ZAMAN – 3
Tabii ki de bağırıştan sonra bir ses gelmemişti. Bir tanrı, bir kudretli varlık olsa sanki onunla konuşacaktı. Kumlara uzandı, gözlerinden akan yaşların derisindeki ahenkli sermest eden akıntısını hissetti. Çocukken her ağladığında bir tokat yerdi; “Ağlayacaksan bir sebebin olsun, erkek adam her şeye ağlamaz.” diyordu babası. “Erkek adam neye ağlardı, baba, çaresizliğe mi ağlar?” diye düşündü. Yine fazla düşünmüştü kafasını sertçe salladı ve yerden kalktı, kendini silkeledi. Qadar’ı alıp hamallığa şehre gitmesi gerekiyordu, yoksa yediği iki lokma ekmek de onunla olmayacaktı. Qadar’ın ağzına kayışını taktı, yola koyuldu; yirmi – yirmi beş…
Devamını Oku