POLİTİKA 

IŞIĞA KOŞALIM

Bir çocuk düşünün, travmayla büyüyen… Korkuyla, endişeyle, üşüyerek büyüyen bir çocuk… Bir bot üstünde hıçkıra hıçkıra ağlayan, babasının kucağından denize düşen, korkulu gözlerle beklerken titreyen bir çocuk… Kıyıya vuran, denizlere gömülen, sınır kapılarında aç susuz bir çocuk düşünün; sığınmacı olarak geldiği hiçbir ülkeye sığmayan bir çocuk… Oysa onlar değil miydi bir gülüşüyle dünyayı güzelleştiren? Ülkenin bir coğrafyasında henüz üç aylık çocuğunuz kucağınızda kurşuna dizildi mi hiç? Ya da genç kızlığa daha ilk adımı atmadan katledilen evladınızı sokağa çıkma yasağı olduğu için bir hafta boyunca kokmasın diye derin dondurucu da sakladınız…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

YILDIZ YAĞMURU

Tabancamı kaptığım gibi fırladım dışarı. Soluk almakta zorluk çekiyordum. Ağır aksak adımlarla, olabildiğince hızlanarak geçtim yolu. Akşam olmak üzereydi. Tek tük araba farları, o da uzaktan görünüyordu. Eskiden hem araba hem de insandan geçilmeyen sokaklardı buralar. Hele bugünkü gibi bahara dönmeye başlayan günlerde enerji herkesten ve her şeyden fışkırırdı. Delifişektim ben de. Bendine sığmayıp taşanlardan… Kasabadan şehre zevk olsun diye 5-6 saat yürür, yemek yer, sonra geri dönerdim. Etrafı çevreleyen dağlara tırmanır, yer içer, sonra da göğü yorgan yapıp altında yatardım. Gecenin karanlığında pırıl pırıl parlayan yıldızlarla konuşurdum kaybolana dek.…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

BİR HAFTA SONU OKUMASI ÜZERİNE: ‘NORMAL İNSANLAR’

Hafta sonu, günlük yaşamın pratiklerinden uzaklaştığımız zaman dilimi… Bir edebiyatçı olarak benim de hafta sonu okumalarım, rutinim Türk edebiyatından eserler okumak olduğundan onun dışına çıkmak olarak biçimleniyor. Her şeyin gayet normal(!) olduğu bu hafta sonu okumam, geçen ay Ankara’daki Dost’tan yeni çıkanlar bölümünden seçtiğim Sally Rooney’nin ‘Normal İnsanlar’ adlı romanı oldu. The New York Times’ın çok satanlar listesindeki bir roman bu. The New York Times’ta Ellen Berry imzalı bir yazıda, “Prekarya’nın Jane Austen’i” olarak tanımlanmış Sally Rooney. Prekarya’nın İngiliz ekonomist Guy Standing tarafından ortaya atılan “güvencesizler topluluğu” olarak çevirebileceğimiz yeni…

Devamını Oku
TOPLUM 

MEHMETÇİKLERİMİZİ UĞURLARKEN

Balkonumuzun köşesinde kendiliğinden filizlenip çıkmış, günden güne boy vermiş bir kayısı ağacımız oldu. Geçtiğimiz bahar ilk defa çiçek açtığında meyve de verir mi acaba diye çok gözledim; ama o serilip serpilip salınmaya devam etti. Anladım ki başka baharları bekleyeceğim. Bahçemizdeki ağaçların hepsinin yapraklarının rüzgârlarla ve soğuk havaların etkisiyle teker teker döküldüklerini gözlemlemiştim. 10-15 gün önceydi, çamaşır sermek için balkona çıktığımda kayısı ağacına gözüm kaydı. Benim nazlı kayısı ağacımın kuru dallarından birisinde inatla tutunmuş bir yaprak kalmıştı. Durup seyrettim onu. Denizden gelen bir rüzgâr esintisinin yaprağı titrettiğini ve sonra da yere…

Devamını Oku
POLİTİKA 

İDLİB VE DÜŞÜNCELER

İdlib’den gelen 33 şehit haberi yüreğimizi yaktı. Milletimizin başı sağ olsun! Hamaseti, şaşkınlığı ve kırgınlığı bir kenara bırakıp niye böyle olduğunu anlamaya çalışalım: İlk soru şu: İdlib’de kimle savaşıyoruz? Görünürde “Rejim” dedikleri Suriye ile ama perde arkasında Rusya ile savaşıyoruz. Çünkü İdlib çatışmaları başladığından beri “harekât alanında Rusya hâkimiyeti” var. Yani bir askeri operasyon yapılacağı zaman, harekât alanı, operasyon ihtiyaçlarına göre düzenlenir. Bu alanda mevcut “milli teknolojik yeteneğinizle”, tam ve emniyetli (şifreli) iletişim, keşif, gözetleme, hedef tespiti vs. altyapısı kurulur. Bu temel altyapı ve ilk katmandır. Sonra “harekât emniyeti” için…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

İDA’YA YOLCULUK

Sabırsız bir ifadeyle saatine baktı. Sigarasını ivecen hareketlerle küllüğün içinde ezdi. Amasra işi şimşir ağacından derin küllük ağzına kadar dolmuştu. Boş olsaydı konkav tabanındaki parlak cilanın yerini alan kararmış çizikler çok rahat görülecekti. Pencereye yaklaştı. Desenleri solmuş, kesif sigara kokulu, yer yer çıngı delikleriyle defolu perdeyi bütünüyle açmadan, eliyle hafifçe çekerek dışarıya baktı. Pencerenin kirli camlarından sokağın başına kadar olan kısmı çok rahat görebiliyordu. Gözleri daldı. İnceden bir yağmur başlamıştı. Bir kez daha saatine baktı. Yalnızca dört beş dakikası kalmıştı. Hızlıca ahşap merdivenlere yöneldi. Çabucak basamakları tüketti. Acıyla inleyen ahşap…

Devamını Oku
TOPLUM 

KADINLARI SEVİN

Kızımın beni son ziyaretindeki sürprizi, giderken başucuma bıraktığı kitaptı. Elimdeki kitap bittikten sonra okumaya başladım. Seçimlerini yaşamım boyunca sevdiğim ve takdir ettiğim kızımın bu kitabı seçmesindeki nedeni de okumaya başladığımda anladım. Edebi değerinden ziyade kızımla bizim hayatımızı zaman zaman anımsatan iyi bir akış ve kurgu ile yazılmıştı. Hani bir film izlersiniz ve arada bazı sahnelerde yürek bağı ile bütünleşirsiniz ya, sizi sarsmaz ama içinizi burkan ruh haline büründürür… Okurken ve sonrasında geçmişi düşünmekten, sorgulamaktan kendimi alıkoyamadım. Kadınlar bu dünyaya gelip ne zorluklar yaşıyor. Bir anne, kız çocuğundan kendisini anlamasını bekler,…

Devamını Oku
POLİTİKA 

SON YILLARDA NELER YAŞADIK? (2019)

2014 yılından başlayarak 2019 yılı da dâhil olmak üzere ülkemizin gidişatını özetlemeye çalıştığım yazı dizimin sonuncusu olacak bu yazım. Her zaman olduğu gibi ülkemizin en önemli sorunlarından birisi olan kadın cinayetleri ile başlıyorum. Bunun ülkemizin gericileşmesinin, yozlaşmasının çok önemli bir parametresi olduğunu düşündüğümü daha önceki yazılarımda değinmiştim. Çünkü dinler tarihinin en önemli konusu kadının toplumdaki yeridir. Kutsal kitaplar, “erkek egemen” bir düzeni içeriyor. Din ve cinsellik, Sigmund Freud’un uzun araştırma konularından iki önemli unsurudur. Ona göre, uygarlığın temelini bu ilişkiler belirliyor. Freud, “Dindarlık ve takıntılı nevroz arasında bir benzerlik vardır.…

Devamını Oku
FELSEFE 

ÖLÜMDEN SAKLANMAK

Dışarıda serin bir sessizlik eşliğinde sevinçli bir yağmur yağıyordu. Gökyüzünden yeryüzüne inen yağmur damlaları bir sicim biçimini almış, toprağa düştüğünde damlalara dönüşmüştü. Hava kararmaya başladığında erik ağacının dallarına değen sesi duymayı çok seviyorum. Yağmur dans ederek inerken toprağa, ben de bahçeye çıkıp alışkanlık edindiğim davranışımı gerçekleştiriyorum. Her şeyden saklanmanın bir yolunu bulup ruhuma bir nefes gibi sokuluyorum. Aklıma bir kitapta okuduğum ama hiç unutmadığım çingenelerle ilgili bir görenek geliyor. Ben de sizlere aktarayım istedim. (Kaynak: Çingene Mitolojisi, Hermann Berger) Çingene kadınlar doğum yapma zamanı geldiğinde bir akarsu kenarına gidip orada…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

KELEBEK CİNAYETİ

“Anlaşılmayacaksın, ey kanatsızlık!” E.  Â. Tembelliğin sınırını zorlayan “Yapacak bir yığın işin var” demeyip en azından sözde de olsa “Yapılacak bir yığın iş var yarın” diyor. “Zıbar, erken kalk ve konforum için senin sonsuz ‘Hayır’ diyememeni kullanmama izin vermeye devam et” demiyor da. “Aptal mıyım?” Öyle sanıyor. Ellerimi dizlerime vurup isyansız bir “Evet”le kalktım. Odamın kapısı, elbise, kitap, terlik, yerdeki ıvır zıvırdan zor açılıyor. Eşyalar dağınıklık karşısında ayaklanmış da içerden kapıyı kapatarak protesto çekiyor sanki! Hiç uğraşmadan yatabileceğim kadar yer açtım kendime yatakta. Kolumun altında bir sertlik… Dergiyi de okuyamadım…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Betgaranti
Betgaranti
Hititbet 2026
bettilt
bettilt