YAŞAM 

RUH VE NEFİS ARASINDAKİ KADİM SAVAŞ

“Onurlu kişi eziyet gördüğünde de geniştir dünyası/ baskıdan endişe edenler için orada da vardır sığınağı.” – Sekizinci yüzyılda Mısır’da bir hapishane duvar yazısı Kapadokya gezimizde çok beğendiğim Mustafapaşa’da gezerken gördüğüm bir konak yazısını not etmişim. “Her şey boştur, kader insana ortak şeyler sunar.” Eski okuduğum kitaplardan birinin kapağına not düştüğüm bu yazıyı, yeniden elime alıp İbn-i Haldun hakkında yazılmış iki kitabı okurken hatırladım. “Rütbeler, sürgünler, kaçışlar, savaşlar, zindanlar, inzivalar, zikzaklar, ailevi trajediler, aşklar… Kısaca en yüksek makamlarla en büyük düşüşler arasında yaşanan kahramanca ama bir o kadar da ‘insanca’ bir…

Devamını Oku
YAŞAM 

İNSAN BAZI ŞEYLERİ HİSSEDER

Anlatmak istediğim çok şey var. İnsanı var eden yüreğin ve beynin arasında ruhumun sıkıştığının uzun zamandır farkındayım. Kederimi defalarca ifade edebilmek için yazı masasına oturdum. Ancak mantıklı tek cümle yazamadım. Zihnim öylesine yorgun ki kelimeleri bir araya getiremedim. Aklımı yitirmemek için anlatmak zorundayım. Bugün bir ara Ahmet’e uğradım. Beni anlatabilecek tek kalemin o olabileceğini düşündüm. Anlatabilmesi için önce beni dinlemesi gerekiyordu. Yüreğinden, zihninden bir yerlerden sıvışıp ona ulaşmanın yollarını aradım. Hem yüreğinin hem de zihninin kapıları kapalıydı. Zile defalarca bastım. Ahmet açmadı. Uyuyor olmalıydı. Beni hep kabul etmişti bugüne kadar…

Devamını Oku
TOPLUM 

PORTAKAL

Rivayet odur ki Mersin’i ilk kez gören Kürt çocukları, cadde kenarlarındaki turunç ağaçlarının meyvelerini portakal sanmış… Tadınca, ağızlarını uyuşturan bir acı hissedince anlamışlar o meyvelerin portakal olmadığını. Sonra ne yapmışlar? Rivayet buraya kadar. Sonrasını bilmiyoruz. Ama rivayet değil de portakala dair bazı gerçeklerden birkaç kelam örebiliriz. Portakal, Mersin’in alametifarikası. Mersin denilince eskiler hep aynı cümleyi kurar: “Ah, ne güzeldi o eski Mersin. Portakal çiçekleri kokardı…” Portakal çiçeği var mıdır? Güzel kokar mı? Hangi mevsimde kokar? Bunlar ayrı bir gerçekçi yazının konusu, biz alametifarika üzerinden gidelim. Portakal, Mersin’in alametifarikasıdır; ama Altın…

Devamını Oku
YAŞAM 

AĞABEYİM, RUHUN ARTIK ‘ÖZGÜR’!

Sizi bilmem de ben yolda yürürken insanların yüz ifadelerine bakarım… İstemsiz değil ama bile isteye… Kafası eğik yürüyen onlarca insanın yanında tebessüm edeni gördüğümde içim açılır. Ben mi? Ben tabelalara bakarım, sonra gökyüzüne… Gökyüzü, trafik… Bu üçlem… Sonra bir bakmışım, iş yerimdeyim. Yürüme mesafesinde işe giden insanların da çoğunun çabucak işe vardığını bilirim. Düşünceleriniz de sizinle beraber sayar kaldırım taşlarını… Beraber beklersiniz ışıklarda. 15-20 dakika yürüseniz bile 2 dakika gibi gelir. Nasıl da doludur beyninizin içi… Herkesin derdi telaşı elbette farklıdır ama çoğu da dünyada bırakılacak tasalardır. Sizi yatırmayan sorunları…

Devamını Oku
YAŞAM 

SİYAH-BEYAZ HAYATLAR

Aldım dolaptan içi fotoğraf dolu kutuyu, koydum masaya. Kapağını açınca kutunun, onlarca siyah-beyaz fotoğraf saçılıverdi etrafa. Belli ki onlar da bunalmışlar karanlıkta kalmaktan. Her biri bir köşeye kaçıverdi. Siyah-beyaz anılar… Siyah-beyaz hayatlar… Siyah-beyaz kadınlar, erkekler ve çocuklar… Kimi gülümsüyor. Kimi hüzünlü. Kimi neşeli. Kimi kederli bakıyor. Kimi deniz kenarında. Kimi bir masada yalnız. Yan yana yürüyoruz şu fotoğrafta annem, teyzem, babam ve ablam, Ankara’da bir sokakta. Babam elimden tutmuş. Bir yaz günü sanırım. Şu fotoğrafta da babam motosikletinin üstünde çok mutlu. Annem mutfakta gülümsüyor kameraya bakarak. Başında beyaz tülbendi, nenem…

Devamını Oku
ŞİİR 

ÇEVİRİ ŞİİR / ‘EVİMİZİN ÖNÜNDE’

Geçmezdi evimizin önünden kâbuslar otobüsünden başkası Hafızamızda sadece bir trenin düdüğü vardı. Bazen toplatıp götürürdü erkek çocuklarımızı bazen de sömürgecileri getirirdi beraberinde! Düdüğü kurbanların sessizliğiydi dumanı ise tarihleri! Sadece bir gemi demirledi denizimizde sömürgecileri getirdi bize kaçarken de kurbanları götürdü beraberinde!   Korktuğumuz geldi fakat gelmedi beklediğimiz!   | ŞİİR: NAJWAN DERWİŞ ÇEVİRİ: MELEK DENİZ ÖZDEMİR |

Devamını Oku
EDEBİYAT 

KİLİT SEVDASI

On yaşında, aşırı zayıf, hassas bir çocuktu Nuri. Ne bir yerinin kanadığı ne ciddi ciddi bir arkadaşı ile kavga ettiği ne de bisikletten düşüp kolunu veya bacağını çizdiği görülmüştü. Sınıftaki arkadaşlarından, mahalledeki diğer çocuklardan hep farklıydı. Hiç oyuncak merakı olmamıştı, kitap okumayı sevmezdi, bir kez bile lunaparka gitmek istememişti. Hele dondurma, çikolata, şeker yediği hiç görülmemişti. Dışarıda, okulda, sokakta hep içine kapanıktı. Merkez lokantasında aşçılık yapan babası, ev hanımı olan annesi onu bu çemberden dışarıya çıkarmak için ellerinden geleni yapmışlardı. Kredi çekip psikiyatriste bile götürdüler oğlanı. Bağarası’ndaki meşhur Kamil Hoca’ya…

Devamını Oku
TOPLUM 

EŞRAF

Bendeniz, 1990’lı yılların sonunda üniversite sınavlarına girdiğimde ülkedeki üniversite toplamı 50 civarındaydı. Şimdilerde 200’ü geçmiş diyorlar. En küçük vilayetlerde bile üniversite var artık. Bazı Anadolu vilayetlerinde ikişer tane, üçer tane… “Üniversitesiz vilayet kalmayacak” diye seçim sloganı kullansalarmış, haksız olmazlarmış. Maşallah, üniversitesiz vilayet, meslek yüksekokulsuz kasaba kalmadı. Türkiye gibi şark memleketlerinde niye üniversiteler açılır diye düşünürdüm, anlam veremezdim eskiden. Hani “Bu kadar üniversiteye ne gerek var?” demişliğim de olurdu. Düşündükçe, düşündükçe anladım ki Türkiye’de her şehre, her kasabaya üniversite açmak eğitimle, bilimle ilgili değil de iktisat ile ilgili daha çok. Çetin…

Devamını Oku
TOPLUM 

İSRAF FATURASI

Çatlayana kadar yediğin yemeğin ağırlığını yaşarken sen, dünyada bir milyara yakın insanın aç olduğu aklına bile gelmiyor. Kahvaltı sofranın fotoğrafını çekip sosyal medyanda paylaşmazsan “Bu da fakir mi ne?” yorumları ile karşılaşmaktan korkuyorsun. Kuş sütünün eksik olduğu masandan bir tabak hazırlayıp mahallendeki ya da etrafındaki insanın açlığını yatıştırmak sana zor geliyor. Arkandan atlı kovalar gibi yediğin yiyecekleri israf ediyorken, miden de yavaş yavaş iflas ediyor. Hiç “Biz öyle değiliz” deme! Büyük bir çoğunluğumuz öyleyiz… Paylaşmaya dair tüm edebi sözleri karalar durur ama gerçekte sadece kendimiz için stoklarız. Açgözlüyüz! Biz neyi…

Devamını Oku
YAŞAM 

İNSAN VE DENİZ

“Sen, hür adam, seveceksin denizi her zaman;/ deniz aynandır senin, kendini seyredersin.” – Charles Baudelaire Dün gece Paris’in bohem semtlerinden Quartier Latin’de bir meyhanede, Charles’la şaraplarımızı yudumlarken uzun ve hayli derin bir söyleşi yaptık. Tabii ki şiir konuştuk daha çok. Charles Baudelaire, Fransız şiirinin ustalarındandır. Ve çok yakın arkadaşımdır. Çocukluğumuz birlikte geçti. Paris’in arka sokaklarında az serserilik yapmadık. Ama mutsuz bir çocuktu. Disiplinsizlik nedeniyle okuldan atıldı. Zorla hukuk okutulmak istendi; ama o bohem hayatı seçti. İyi ki de öyle yapmış. Okumaktan mutlu olduğum şiirler yazdı. Gece yarısıydı, Charles şarabından bir…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark