ÖYKÜ 

EDİBE MAS’IN GÜNDÜZ DÜŞÜ

“Bir yaz günü öğleden sonra Bayan Oedipa Maas, Tupperware partisinden eve döndü.” – Thomas Pynchon, ‘49 Numaralı Parçanın Nidası’ Bir ağustos günü öğleden sonra Edibe Mas, pastaneden eve döndü. Ne zamandır görüşmediği üniversiteden arkadaşını gördüğü bu can sıkıcı buluşma için cehennemi andıran bir günü neden seçmişlerdi ki? Bir üst dönemden arkadaşları Sevim, iş için şehirdeydi, nasıl olmuşsa olmuş, kendine bir günlük bir boşluk yaratmış, o boşluğa da Cavidan’ı, Gülseren’i ve Edibe’yi sıkıştırmayı başarmıştı. Oysa telefonları çaldığında ve karşıdaki hayat dolu ses onları bir günlüğüne şehre davet ettiğinde, üçü de yazlıklarında…

Devamını Oku
YAŞAM 

ZİYA VE BEN

Bir gün Ziya’yla Seyhan Nehri’nin kıyısındaki konağında oturmuş, rakımlarımızı yudumluyorduk. Ziya’yla, yani Ziya Paşa’yla Adana’ya vali olarak geldiğinde tanışmıştım. Aydın ve sanatçı kişiliği ilgimi çekmişti. O da aydınları severmiş, iyi dost olduk. Derin bir sohbete dalmıştık o gece. “Ne olacak bu Osmanlı’nın hali?” deyip kafa yormuştuk. Tabii daha çok şiirden söz ettik. 1870’te Cenevre’deyken yazdığı ‘Terkib-i Bend’i bizzat kendisinden dinlemek benim için büyük bir mutluluktu. Ziya, o sıralar Büyüksaat’in temelini attırmıştı. Biliyorsunuz, Büyüksaat, 32 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin en yüksek saat kulesidir. “Neden bu kadar yüksek kule yaptırıyorsun?” diye sormuştum sabah…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

KİRA

Güneş görmez, rüzgâr almaz, nem kokulu, boyasız, köhne bir ev. Nemden yeşermiş duvarlarına tırnakla yazı yazarsın, öyle yumuşak. Banyo kararmış. Tuvalet sararmış. Karo taşları yapış yapış. Kapı kulpsuz. Pencerenin kulpu kırık. Üst katın banyosu, tuvaleti de akıyor üstelik. Salonun tavanı kararmış. Bu ev çıplak haliyle öğrenciye 1500 lira. Eşyalı 2000 lira. Talep artarsa fiyat da artabilir, neden olmasın. “Yatırım amaçlı aldıydık zaten, abi” diyen birinin ne de olsa. Eşya dediğime bakma, bir kırık kanepe, bir kırık koltuk… Toz tutmuş, rengi atmış halı… Masa, sandalye mandalye… Ortada bir sehpa… Türkiye’nin iki-yüzlü…

Devamını Oku
POLİTİKA 

VARLIĞI HİÇLİĞE ADANANLAR

“Gel gör halimiz yaman!/ Haramiler, bezirgânlar elinden/ Aman, el aman!/ Kesilmiş mümkünüm, çarem/ Vay ne hal olmuş vatan!” – Enver Gökçe Tarihi bir yıkım mı yaşıyoruz ya da değerlerimizi mi yitiriyoruz? Gittikçe daha da katılaşıyor, yetmiyor, insanlıktan mı çıkıyoruz? Yolumuzu şaşırmadık ama her defasında gidip bir duvara çarpıyoruz sanki. Bütün aykırılar hain, bütün muhalifler vatan düşmanı, bütün farklı düşünen kim varsa hepsi ya dış güçlerin adamı ya da terör işbirlikçisi! Öğrenciye burs ver, onu da okul bitince icraya ver. Aldığı bursla yetinemeyene “Elinize dizinine dursun”, işsizlikten yakınına “Devlet herkese iş…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

SALGIN YORGUNLUĞU

Yorulduk… Yorulduğumuz kadar da yorduk… Savaştık… Savaştığımız kadar da savaştırdık… Yenik düştük… Yenik düştüğümüz kadar toprağa da yenik düşürdük… Maskeden sıkıldık… Oksijen tüpüne sarıldık… Kurallara uymadık, kimimiz atlattı, kimimizin başıboşluğu yüzünden bazılarımızın sonu oldu. Sarılmalar ertelendi, gönül selamı verildi. Hastası hayata tutunsun diye yazın sıcağında saatlerce koruma tulumu içerisinde koşturdu durdu sağlıkçı. Her zaman yolunda gitmiyor tedaviler. Hastasını kaybeden sağlıkçılar bunun burukluğunu yaşadı, yetmedi, şiddet gördü. İş yoğunluğunun stresi ile pandemi süreci birleşince ruhsal buhran başladı sağlıkçılarda. Virüsle mi mücadele etsinler, beyinlerini kemiren psikolojik çıkmazlar ve hırgür ile mi mücadelelerini…

Devamını Oku
YAŞAM 

YAZDAN SONRA…

“İnsanlık dışı diye bir şey var ama olay hep insanlar arasında geçiyor.” – Hay Huy, Elif Sofya, Epigraf Günlerce ormanlarımız yandı. Manavgat, Akseki, Gündoğmuş, Marmaris, Milas, Köyceğiz, Bozdoğan, Mersin’de Aydıncık, Yeşilovacık… Yeşille mavinin birleştiği, en gözde yerlerimiz… Söndürülemedi… Günlerce havadan müdahale edilmedi, edilemedi. Ağaçlar yandı, ormanlar yok oldu. İçindeki birçok canla birlikte… Orman bir yaşam alanı… Biyolojik çevre… Fauna… Can kaybımız yok dendi önce… Yanan kaplumbağa fotoğrafı, patileri yanan köpekler, ineğini, keçisini kurtarmaya çalışan köylü kadınlar takılınca objektiflere, hatırladı insanlar onlar da ‘can’dı. Bütün canlar eşitti, değerliydi… Birden üsluplar değişti,…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

POTKALDEKİ ADRESSİZ MEKTUP

Günün ilk ışıklarıyla Bostancı sahili aydınlanmaya başladı. Dolgu zemini döven dalgalar bir hışımla atomize hale gelerek havalanıyor, belli bir yükseklik kazandıktan sonra yer çekimine yenik düşerek kıyıları ıslatıyordu. Uzaktan bakıldığında baba-kız izlenimi veren bir çift, kapüşonlu montlarıyla sahildeydiler. Erkeğin yaşı geçkinceydi ve seyrek kırçıl saçlarını arkaya taramıştı. Elini sımsıkı kavradığı kadın, otuzlu yaşlarında oldukça ince ve narin yapılı, uzun boylu, siyah uzun düz saçlı, iri siyah gözlüydü. Son model arabalarını park ettikten sonra sabah serinliğinde el ele kıyı boyunca yürümeye başlamışlardı. Dikkatli gözler, çiftin baba-kız olamayacağını anlayabilirdi. Genç kadın, adamı…

Devamını Oku
TOPLUM YAŞAM 

BİR YUDUM SEVGİ

“Bana,/ bir yudum sevgi gerek sadece/ ama ön koşulsuz./ Sen öyle sanmasan da dostum/ eşitiz biz,/ sonsuz değil ömrümüz,/ hem sen, hem de ben./ Bugün varız, yarın belki de yokuz.” – S. T. İlişkilere mütevazı, ılımlı, insani ihtiyaçlar boyutunda baktığınızda farkındalığımız artıyor ve hayatı daha berrak görüyoruz. Gördüğümüz şeyler sıradanlaşmış gibi görünse de aslında içimizi çok acıtıyor. Bunu kanıksıyoruz sadece; ancak gerçek değişmiyor. Bu çerçevede gördüklerimiz, büyük bir çoğunlukla insanların hayatlarının ne kadar yıkıcı çalkantılar içinde yaşandığıdır. Sosyal yaşam; sözüm ona baskın olma adına aşağılayıp, küçümseyici tavırlar takınıp, karşısındakini değersizleştirip…

Devamını Oku
YAŞAM 

TÜRKÜLERİMİZLE BİZ

–Serdar Ali Hortoğlu için… “Seni düşünmek güzel şey/ seni düşünmek ümitli şey/ dünyanın en güzel sesinden/ en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…” – N. Hikmet Geldin mi? Geç, otur başköşeye. Yanımıza erdin ya, Dost Meclisi’nin en kıymetlisi sensin gayri, bunu böyle bil. Dostum, sen al bağlamanı, “Karahisar Kalesi”ni çal. Ah, kavalımı alıp bir çoban nefesiyle sana eşlik edebilsem! “Çatal çama kurşun atalım” bir de. Sen çal, ben de akordeonumu alayım. Nasıl da çıkmış aklımdan, doğru dürüst tutamam bile, benden pek hoşnut değildir, aralara sıkışır kalırım. “Her bir dertten âlâ,…

Devamını Oku
ŞİİR 

ZİR’İN ÇIĞLIĞI SAPLANIR HER SATIRIMIN İLK HARFİNE…

–Serdar Ali Hortoğlu için… Süslü söze ne gerek anlatmak için iyi olanı Elif desen Be desen ulaşır Rengine kanarsan bu dünyanın ey cahil Dört dağ içinde Dersim de beyazlaşır Ay doğar ilk akşam ahh üçüncü akşam batar Resimdeki gözyaşları akar… akar… akar… Alıp gönlünü sürüklesin istersin diyardan diyara Leylim ley geceler ki artık karanlıktan da kara İçimizden yanık yanık geliyor artık o sesinin tınısı Hey ağalar böyle oluyormuş demek dost kaybının acısı Olmaz işler gelince başa anlıyorsun çaresizliği Rast makamı hüznü koyulaştırıyor sessizliği Taşa değmesin ayağın isterdim, bahçen sümbülle dolsun…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark