GOOD MORNING!
Sabah annem sade kahvesini içiyordu. Neşeyle “Günaydın, anneciğim!” dedim. “Good morning, my son!” dedi akıcı bir İngilizceyle. Şaşkınlıktan gözlerim fal taşı gibi, ağzım da bir karış açıldı. “Anne, bu sen misin?” dedim Terliğine bakınca annem olduğunu anladım. Bir dolar uzattı. “Bakkaldan iki bread alıver” dedi Galiba rüya görüyordum. “Nasıl olsa biraz sonra uyanırım” dedim. Doları alıp bakkala gittim. “Uncle bakkal, iki bread” dedim. Dehşetle, İngilizce konuştuğumu fark ettim. İngilizce sözcükler ağzımdan nasıl çıktı, anlayamadım. Galiba rüyam devam ediyordu. “İki bread otuz cent” dedi. Bir doları uzattım uncle bakkala, yetmiş cent…
Devamını Oku