BAHAR, FESLEĞEN KOKUSU, FÜZELER, YÜREĞE DÜŞEN CEMRE

-ADANA-
Oysa dışarısı bahardır.
Oysa şarkılarda şiirlerde dile geliyordur düşen cemrelerin cıvıltısı.
Oysa bir ağacın gölgesinde “unutulmuş bir sesin sözcükleri kulağını öpüyordur” şairin.
“Taraça gibi kalplerimizin merdivenlerini yokluyordur”; bir aşağı, bir yukarı.
Fesleğen kokusu, sevgilinin kokusu… Eski zaman aşklarını yeni zamana taşıyordur.
* * *
Ama içimiz savaşların kara kışını yaşıyordur hâlâ.
Yüreğimiz ölümlerin uzun yasını tutuyordur hiç bitmeyecekmiş gibi.
Şehirlerin üzerine füzeler yağarken baharın hangi mutluluğundan söz edilebilir ki?
Şairin dediği gibi, “eyvahlar hep gürültülüdür”.
Eyvahların eyvahı füzeler, gümbür gümbür dünyanın haritalarını yeniden yeniden şekillendiriyordur.
“Yer çekimi medeniyetleri bileğinden kesiyordur”, şairin söylediği gibi, “gübresi yele saçılan islerin içinden”.
Eyvah ki ne eyvah!
* * *
Dışarıdaki baharı içeri salmak gerekiyordur.
Şiirlerden şiir beğendiğimiz baharlar kapımızı çalıyordur.
Bir ağacın gölgesinde “unutulmuş bir bakışın derinliği öpüyordur kalbimizi”.
Yüzümüzde bir gül, “yüzümüzde bir geyik memesi”…
“Tenimizde salyangoz ıslaklığı”…
“Gözlerimiz eski zaman kolyesi”…
“İçimizde bir semazen dönüyordur”, döne döne bitmiyordur.
Bir aşk dönüyordur içimizde, “öpe öpe kuşları”.
* * *
Dışarısı baharken içimiz de baharla kucaklaşmaya başlıyordur şimdi.
Bir çilingir gibi açıyordur tüm kilitli kapıları:
“Unutmanın hafızasına/ su taşıyan acılar/ hüzün akortları/ sor ona sor ki/ dağı yürütsün aşk.”
Acılar deşildikçe, yaralar kanadıkça yine yine, acıyarak ve kanayarak yeniden yeniden iyileşiyoruzdur belki de… Okudukça dize dize şiirleri:
“Bütün gece çelloyu dinledim./ Van Gogh’un mavi göğünü anlattı./ Hayatın kederli ilerleyişinden bahsetti./ Yurtsuz kuzgunların göçmenliğini,/ çocukların kuru ot gibi söküldüğünü,/ içimizdeki sığınaklara çekildiğimizi anlattı./ Uzun bir inleyişin içinde durarak/ hücrelerimi bölerek dinledim onu.”
“Vahşet çağında kaldı kemiklerimiz/ yaşlı, yorgun ve utanç içinde./ Kâğıda uygun değil bu dünyanın hali,/ kurda kuşa, börtü böceğe uygun değil./ İnsan yanlarımız sürekli açıkta,/ acı sularla birikti kederli kuyu./ Bu dünyaya fazladan insan çıktım,/ ölüm, kalın tuğla duvarımızda.”
* * *
Dışarısı gibi içerisi de bahar çiçektir şimdi.
Cemreler sonuncu olarak yüreğimize düşüyordur.
Bahar geldi.
Dışarıda fesleğen kokusu, aşk kokusu; barut kokusunu bastırıyordur.
Artık içerisi bahar, dışarısı bahar…
Mevsimin adı bahar, tadı bahar…

