ÖYKÜ 

ESKİ BİR DAKTİLO


Tam altı saattir çıkmamıştı yatağından. Gece de uyumamıştı üstelik. Uykusuz bakıyordu duvarlara, boşluğa, tavana. Hava pusluydu, soğuktu. Karanlık bulutlar ruhu yorarcasına dolaşıyorken gökyüzünde –bazen daha da alçağa inip perdesiz pencereden ona bakıyorlardı bir hayalet gibi– yataktan çıkmak, bir şeyler yapmak pek de mantıklı gelmiyordu ona.

Odanın köşesinde bir dolap ve bu dolabın çıkardığı aralıksız tiz ses… İçinde çalışan küçücük motordan böyle rahatsız edici sesler gelemez diye düşünüyordu. Beyninin bu sesi abarttığından emindi. Sonra odadaki o rutubet kokusu… Nefes alırken içine, ta akciğerine kadar acı bir yosun tadı bırakıyordu. Pencerelerin birinde perde vardı evet ama onun da rengi koyu kahve. Duvarlarda uzun çatlaklar… Ve bu çatlaklar daha da üşütüyordu gözlerini, her bakışında. Halı desen haftalardır süpürülmemiş, tozlar gözle görünür halde… Geceden beri bilmem kaç defa saymıştı zaten bu evin iç karartıcı taraflarını. Bir tane de olsa içini güzelleştirecek bir şeyler yok muydu bu büyük mezarda?

Attı yorganı üzerinden. Oturdu yatağında, başı ellerinde. Düşündü. Onun gidişini düşündü. Hâlbuki yıllar önceydi bu gidiş. Ona bağlayamazdı bu karanlığı. Yine de elleri titredi biraz. Çünkü bazı anılar insan zihnindeki rahatsız edici küçük cam kırıklarıdır. Ali geldi aklına birden. Ali ve onlarca yitip giden hayat… Yıkılan bir dünya, çığlıklar, çaresizlik… Göz kapağının biri seyirdi. Kaç gün olmuştu evden çıkmayalı? Kaç gün olmuştu doğru düzgün bir yemek yemeyeli? Bilmiyordu. Ama gözünü açtıkça, yaşayışına, yok yok yaşayamayışına baktıkça daralıyordu göğsü. İşte o zaman daha bir yosun, daha bir rutubet… Bazen bulutlardan başka hayaletler de geçiyordu bu odadan. Hem de gündüz vakti. Boşluğun içinde daha farklı bir boşluk şeklinde birçok korku geçiyordu. Susuyordu, hep susuyordu ve bu susuş bir şeyler yapmasa ete kemiğe bürünüp boğazına çökecekti sonunda, bunu da çok iyi biliyordu.

Çok derin bir nefes aldı. Kapadı gözlerini, açtı. Koyu kahve perdesi olan pencerenin önündeki daktilo takıldı gözüne. Siyah ve eski bir daktiloydu bu. Babasına bir dostundan hediyeydi. Alman malı, kaliteli, cam tuşlu bir daktilo. Birkaç kez öykü de yazmıştı bu daktiloda. Hatta en son geçen ay yazmıştı. Bakımını da yapmıştı bu eski makinenin. Genelde kalem ve kâğıdı tercih ederdi ama yeter ki yazmak olsundu onun için. Hatırladı. Yazdıkça mutlu olduğunu hatırladı. Tekrardan daktiloya daldı gözleri. Masanın üzerinde adeta dökme demirden bir heykel gibi duruyordu. Gövdesi yılların yorgunluğunu yansıtan ama asaletinden ödün vermeyen parlak gece siyahı bir emaye ile kaplıydı. Köşeli, gösterişli bir yapısı vardı ve tuşları hâlâ pasparlak… Bu köhne odada göze güzel gelen tek şey olması onun sadece bir yazı aracı olmadığını kanıtlar gibiydi. Kalktı ayağa. Daktiloya yöneldi. Ona doğru yürüdükçe içi açılmaya başladı. Dokundu ona. Tuşlarının üzerindeki tozlar parmaklarına bulaştı. Gitti, mutfaktan bir bez aldı. İyice sildi daktiloyu. Odanın diğer köşesinde duran sandalyeyi çekti. Masanın başına koydu. Oturdu. Masanın bir de çekmecesi vardı. Açtı. İçinden tam da beyaz olmayan bir kâğıt çıkardı. Koydu daktilonun merdanesine. Ayarladı şaryoyu. Yine derin bir nefes çekti. Yüzünde, özellikle ağzında ve burnunun ucunda güzel bir gıdıklanma hissetmeye başladı. Parmakları cam tuşlara dokundu ve karanlığın içindeyken çok nadir anlarda zihninde çağrışan sözcüklerden bir başlık yaptı:

Balıkçı ve Martı

Ve başladı yazmaya:

Uçuşunu izlemek o kadar güzel ki şu beyaz kuşun… Tüm sancıları gider mi insanın içinden izlerken? Benim gidiyor. Kimileri sesinden rahatsızmış! Hadi canım oradan! Ne de güzel ötüyor… Üstelik denizin dalgasına da çok yakışıyor bu ses, bu anlamlı çığlık…

Yüzündeki o güzel hisler gittikçe tebessüme dönmeye başladı. Perdesiz penceresine baktı. O karanlık bulutlar yoktu. Kalktı, önündeki koyu kahve perdeyi de açtı. Bulutlar çoktan yukarı taraflara kaçmıştı bile. Ellerine baktı. Hiçbir parmağı titremiyordu. Oturdu tekrardan sandalyeye. Yazmaya devam etti:

Bugün tuttuğum bütün balıkları sana vereceğim, güzel martı. Uçmaya devam et sen. Mutlaka ineceksin yanıma, ben o balıkları kovaya attıkça. Hadi diyelim balık çıkmadı bugün. Hava sıcak çünkü. Belki derinlere kaçtılar. Ama ben senin için hazırlıklı geldim. Merak etme. Gelmeden fırına uğradım. Sana taze taze simitler aldım. Ama dur, önce kısmetimize bakalım…

Artık gülüyordu. Dışarıdan gün ışığı gelmeye başlamıştı o yazarken. Oda da soğuk değildi artık. Hatta sıcaklamıştı çoktan da, o farkında değildi. Kalktı yerinden, pencereleri açtı. Temiz hava dolmaya başladı içeriye. Pencereden dışarıya baktı. Hava tamamen açıktı. İçerisi de dışarısı da aydınlıktı. Az önceki karanlık, bulutlar ve kasvet koşarak terk etmişti yeryüzünü de gökyüzünü de. Oturdu sandalyesine, buzdolabı bile sessizce çalışıyordu ve odada rutubet kokusu da yoktu, yosun kokusu da. Döndü, duvarlara baktı. O yazmaya başladığında duvardaki çatlaklarda çiçekler açmıştı rengârenk. Şaşırmadı. Yazmaya devam etti. Yazdıkça çiçeklerin kokusu daha çok geliyordu burnuna. İçeriye küçük serçeler giriyor, kimisi daktilonun ucuna, kimisi duvardaki çiçeklere konuyordu. “Yazmasaydım…” dedi içinden. “Yazmasaydım ne çiçek kokusu ne gün ışığı ne güzel kuşlar…

Paylaş:

Benzer yazılar

5 2 votes
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
bets10
bets10
betpark
betgaranti
bets10
bets10
bets10
kolaybet
betpark
Vdcasino
vdcasino
alobet
betnano
meritking
alobet
hitbet
hitbet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
alobet
alobet
hititbet
vdcasino
enjoybet
enjoybet
alobet
hitbet
betpark
betpark
betpark
betpark
alobet
hititbet
alobet
hititbet
grandpashabet
grandpashabet
enjoybet
enjoybet
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
hitbet
betplay
betplay
vdcasino giriş
vdcasino
hititbet
vdcasino
grandpashabet
vdcasino
grandpashabet
vdcasino
vdcasino
betpark
grandpashabet
grandpashabet
vdcasino
vdcasino
vdcasino
hititbet giriş
hititbet giriş
vdcasino
vdcasino
vdcasino giriş
betpark
bettilt
bettilt
vdcasino
jojobet
bettilt
imajbet
imajbet
katlabet
katlabet
imajbet
betpark
betpark
betnano
vdcasino
bettilt
grandpashabet giriş
grandpashabet
hititbet
imajbet
imajbet
norabahis
norabahis
hititbet
hititbet
vaycasino
vaycasino
holiganbet
holiganbet
betturkey
betturkey
betturkey
betturkey
bettilt
bettilt
hititbet
betturkey
imajbet
vdcasino
vdcasino
betturkey
norabahis