HABER YAŞAM 

SONBAHARIN TADI

Yaz bitiyor ve güneş yüzünü bizlere daha az göstermeye başlayacak. Bununla birlikte gün içerisinde yaşanan ani ısı değişiklikleri buna hazır olmayan metabolizmamızı olumsuz bir şekilde etkilerken hastalıklara yakalanma ihtimalimizi de artırıyor. Doğanın kendini kışa hazırlamak için yaşadığı dönüşüm sürecine bireylerin genellikle hazırlıksız yakalandığını ve hastalıklara karşı savunmasız kaldığını söyleyen uzmanlar, sonbahar hastalıkları kapımızı çalmadan bağışıklık sistemimizi güçlendirecek beslenme tüyoları veriyor. – NARENCİYE Özellikle soğuk algınlığı ve gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendirmek en temel kural kabul ediliyor. Bunun için de doğal destekçi besinlerden yararlanmak önem kazanıyor. C vitamini yönünden zengin besinleri…

Devamını Oku
YAŞAM 

EYLÜLLERDEN EYLÜL BEĞEN; SİNEMA EYLÜLÜ, ŞENLİK EYLÜLÜ, UMUT EYLÜLÜ…

– Kazancılar’da bir eylül buluşması… “Işıkta üç kırmızı güvercin/ alın yazımızı çiziyorlar ışıkta/ renkleriyle davranışlarıyla/ sevdiğimiz kişilerin.” – Yorgo SEFERIS Eylül masamızda, umut soframızda, şairlerin dizeleri yudum yudum bardağımızda… Avaz avaz şiir okuyoruz o akşam… Avaz avaz umudu konuşuyoruz Deniz Celiloğlu’yla; avaz avaz sinemayı, avaz avaz şenliği… Z. içkilerimizi söylüyor, kebabımızı, şalgamımızı, salatamızı getirtiyor; Z., umutlarımızı, sevdalarımızı, tutkularımızı koydurtuyor yan yana, dizdirtiyor meze meze ve dizdirtiyor seze seze. Şairlerin her biri imgeleriyle bizi yalnız bırakmıyor o akşam… Edip Cansever, “Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz” diyor, ardından içimden bir ses dizeleri…

Devamını Oku
YAŞAM 

YAĞMUR KAÇAĞI

Cama vuran yağmur tanelerinin sesiyle uyandım o sabah. Saat 06.30.  Aralık. Yıl 1996. Babam, her zamanki gibi erkenci… Odun sobasını yakmış. Çayı demlemiş. Televizyonu açmış. Kanepenin ucuna oturmuş, haber bültenini dinliyor. Ceketim dizlerinin üzerinde. Elinde iğne iplik… Dün akşam kopan düğmemi dikmiş.  Yer sofrasında biraz zeytin, biraz peynir, tahin, pekmez, sobanın üzerinde ısıtılmış bayat ekmek… * * * Odadan çıkıp mutfağa girdim, balkon kapısını aralayıp baktım sokağımıza. Issız ve karanlık… Karanlıkta, yağmur altında acelesiz yürüyen, gocuklarının yakasını kafalarına kadar çekmiş işçiler. Fabrikalardan mı gelirler, fabrikalara mı giderler? Neden korkmazlar ıslanmaktan?…

Devamını Oku
YAŞAM 

BABAMIN SİNEMASI

Tepemde milyonlarca yıldız… Ara sıra başımı kaldırıp göz göze geliyorum yıldızlarla. Elimde gazoz şişesi… Tahta sandalyede tünemiş filmin başlamasını bekliyorum. Üçüncü gongdan sonra ışıklar sönüyor ve film başlıyor. Film şeridinin bir makaradan diğer makaraya sarılırken çıkardığı ses öylesine hoşuma gidiyor ki. Gözüm filmde, kulağım hep makine dairesinde. Belleğimden hiç silinmedi o ses. Ve hep o sesin peşinden gittim. Büyülü sesin. * * * Babam, fotoğrafta gördüğünüz film makinesini çantasından itinayla çıkarır –bugün ben de öyle yaptım–masaya yerleştirirdi. Sonra makaraları takar, üst makaradaki film şeridini yuvasından geçirip diğer makaraya biraz sarardı.…

Devamını Oku
YAŞAM 

NEZAKET SUNULUR MU DEMEYİN, SUNULUYOR

“Bu da geçer” ve “Bu da geçmez” arasında geziniyor nezaket. İdareli kullanayım derken bozulan parfüm şişelerindeki kokular gibi bazı insanların tepkileri. Zamanla ve kullanmaya kullanmaya unutuluyor. Rayihası uçup gidiyor. İster istemez de verilmesi gereken tepki zıttı ile mayalanıyor. Ortaya karışık, akıl almaz, tuhaf diyaloglar yaşanıyor. Tanıdık, çok bizden… “Başım bugün çok ağrıyor” diyor biri. Diğeri, “Evet, benim de! Hem de çok” diye yanıt veriyor. “Saçımı kestirdim, nasıl olmuş?” sorusuna “Kökü sende değil mi, uzar gider” diye cevaplıyor bir başkası. Sevinçle istediği bölümü kazandığını söyleyen öğrencinin sevincine ortak oluyor bir büyüğü(?),…

Devamını Oku
YAŞAM 

ORHAN KEMAL’İN “CEMİLE”Sİ

İki yorgun ve bezgin atın adeta sürüklediği bir fayton geliyordu karşıdan. Yaklaşınca arabacıyı tanır gibi oldum. Başında sekiz köşeli Adana işi kasket vardı. Kollarını çemirlediği mintanının üstüne yelek giymişti. Ayağında da karadon vardı. Tam önümden geçerken dönüp gülümsedi. Kavruk yüzlü arabacıyı tanımıştım. “Umut” filminin Arabacı Cabbar’ıydı o. Sol eliyle dizgini kavramıştı. Sağ elindeki kaytan kırbacı havada şöyle bir şaklattı. Geçip gitti önümden. Arastaya doğru yürüyordum. İlk sokaktan döndüm. Akşam olmak üzereydi. Daraba sesleri geliyordu sokak aralarından. Biraz sonra kebap kokuları anason kokularına karışacak, radyodan yükselen Müzeyyen’in şarkısı geceyi şenlendirecekti. Yan…

Devamını Oku
YAŞAM 

BU YALNIZLIKTA HERKES OLAĞAN ŞÜPHELİ

Mersin’in caddelerinde, sokaklarında hayat gürül gürül akarken şehrin en kalabalık caddesinde amaçsız gezinen en yalnız insan, gökyüzü bulutlarla kapandığında, tam o dakikada, ne düşünüyordu acaba ya da hangi şarkıyı mırıldanıyordu? Eve gitmeyi mi, evde kaynayan tencereyi mi, küçücük pencereden odaya dolan zayıf ışığın altında, eski bir halının üzerinde kırık dökük oyuncaklarla oynayan çocuğu mu, tam o anda ellerini bulaşık leğeninden çıkarıp önlüğüyle kurutan kadını mı düşünüyordu? Yoksa “Akşam oldu, hüzünlendim ben yine” diye başlayan o besteyi mi mırıldanıyordu, elleri ceplerinde? Hiçbir zaman bilemeyeceğiz… * * * Zaten biz, birbirimizi hiç…

Devamını Oku
YAŞAM 

GÖRÜNMEYEN YARALARIM

Ey hayalimdekini gerçeğe dönüştüremediğim sevgili, yazacaklarımın nedeni beni belki biraz anlarsın diyedir. Sana “Sevgili olalım” diyemedim, bugünün deyimiyle açılıp yüreğine “yürümeye” cesaret edemedim. Sebebini anlaman için sana duygularımı açıyorum. Ben kültürümün mağduru, aşkın mahrumuyum. Cesaret olmayınca aşk erdemli olmazmış. Ela gözlüm, dudu dillim, bizim oralarda sevgiliye “Gönlüm düştü, sevdalıyım” derlerdi. “Seni seviyorum” dememi bekleme, bu ifadeye yabancıyım. Sen yüreğimin hicranısın, keşke patlatabilseydim. Hayallerimin renkli bahçesisin, keşke içinde gezinebilseydim. Sana diyeceğimi diyemediğim için kendime kahrediyorum. Duygularımı dile getiremediğim için bunları yazıyorum. Söyleyemedim, geç kaldım, biliyorum. Aşkta geç kalan da kaybeder, bunu…

Devamını Oku
YAŞAM 

ÖZDEĞER

Hayatın en önemli gerçeği yaşamak… Kimin nasıl yaşadığının, nasıl tükendiğinin, cefasını görüp ve nasıl sefasını sürdüğünün bir gerçeğini yaşamak… Birimiz bir bebeğin doğuşunu beklerken birimiz sınavımızı vermeyi bekleriz. Birimiz oluşan karmalarımızla karmamızı çözmeye çalışırken birimiz ayrıldığımızın yolunu gözleriz. Amaç yaşam içinde yaşam bulmak, mutlu olmaktır. Çevremizdeki birçok kişi buna engel olmak için yaratılmıştır sanki. Gözümüzü, kulağımızı kapatıp yola devam etmek istesek de bir şeyler hep geri geri getirir yaşadıklarımızı. Karmaşık bir spiralin içine girip çıkamayan bir fare gibi sıkışıp kalırız o döngünün içinde. Hâlbuki bu aynı yaşam döngüsünden kurtulmanın yolu…

Devamını Oku
YAŞAM 

BARIŞIN GİZLEDİĞİ

Hep maviyi, hep beyazı hatırlatır bana “barış” kavramı. Mavinin bize hissettirdiği huzur, beyazın yansıttığı olumlamadan olsa gerek. Savaş kelimesi nasıl ki irkiltirse insanı barış da kendine çekiyor misali… Barış demişken… Dünyanın kendiyle barışamaması sorunu, döndüğü müddetçe devam edecek gibi. Dünya nasıl kendiyle barışamaz? İnsan müsaade etmediği müddetçe bu böyle olur. Dünya barışını savunup yardım çığlıkları atan ülkelere ve insanlara kulak tıkanırsa, gözünün içine bakarak “Bana bunu yapma” demeye çalışan hayvana eziyet yapılırsa, toprak ananın can çekişmesine göz yumulursa, barışın savaşı çoktan kaybedilmiş demektir… Sorsanız herkes barıştan yanadır ama kendi yeni…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
SkyProgram
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
betnano
betnano
betpark
betpark
betpark
betpark
Betpark
Betpark
Betpark Güncel Giriş
Betgaranti Güncel Giriş
betpark
betpark
betpark
Kolaybet
Kolaybet Giriş
Vdcasino
Vdcasino Giriş
betpark
betgaranti
pendik escort
kartal escort
istanbul escort
casinolevant
casinolevant
casinolevant