YALNIZ DEĞİLSİN
Orta yaşlı bir portakal ağacının tam karşısında oturuyorum. Ağacın yaşını kestirdiğimden değil, öyle geçiyor içimden sadece. Onlarca yaprağın içinde tek tük renklenen portakallar… On taneyi geçmez sayıları. Yapraklar, nereden baksan yüzlerce… Sarıp sarmalamışlar kendilerinden olmayanları yapraklar. Koruyorlar, çevreliyorlar. Dinginliği görmeyi bırak, adeta sesi bile geliyor baktığında. Gözlerinle duyuyorsun. Tam yanında tarihi bir sur, heybetli bir duvar… Yüzlerce taş var. Taş renginde… İrili ufaklı, çelimsizi de var, bir krokiden fırlamış gibi olanı da… Bu sefer koruma altına alınan yapraklar var. “İster buradan, ister şuradan çıkarım” diyorlar taşlara. Gerçi, taşlar da hiç…
Devamını Oku