TOPLUM 

1492, ORTA ÇAĞ AVRUPA’SI, ‘AFRİKALI LEO’ VE GÜNÜMÜZ

1186 yılından sonra kilisenin karar vericiliği bütün Batı Avrupa ülkelerine yayıldı. İncil Latinceydi. Latince, halk tarafından konuşulan bir dil olmadığı için kimse anlamıyordu. Bu nedenle rahipler kiliselerde tanrı buyrukları diye halkın korktuğu ya da kurdukları düzenin devamını sağlayacak vaazlarda bulunuyordu. Özellikle de Yahudiliğin nefret duyulması gereken sapık bir inanç, gerçek tanrıya, İsa’ya karşı lanetli bir inanç olduğunu söyleyip halkı kışkırtmaktaydılar. Polis teşkilatı nerede bir Yahudi görse ya çok kötü davranıyor ya da çok sudan gerekçelerle öldürüyordu. Engizisyon sürekli halkın inançlarını sorguluyor, Yahudi olduğunu belirledikleri insanları fişliyordu. Yahudilere ne devlet kadrolarında…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

TÜNELİN SONU

Saçları dumandan trenler vardı, çocukluğumun en güzel maceralarını yaşadığım. Köye gideceğimiz gün ailecek sabah namazı vaktinde uyanıp üzerimizi giyer, karanlıkta, ellerimizde çantalarla istasyona kadar yürürdük. O çantalardan biri de benim payıma düşer, yolculuk hevesiyle bileklerim ağrısa da sesimi çıkarmadan taşırdım. Sıraya girip biletimizi alır, telaşla perona koşardık. Tren, çığlık çığlığa sokulurdu istasyona. Büyük abim beni kollarımdan kaldırırdı, heyecanla vagonun kucağına atlardım. Babamın “kompartıman” dediği odaya yerleşirdik. Ağzımız kulaklarımızda, gözlerimiz ışıl ışıl bakardık birbirimize. Türkçe dersinde mutluluğu cümle içinde hiç kullanmasam da o an bilirdim nasıl güzel bir şey olduğunu. Annem…

Devamını Oku
SPOR TOPLUM 

TÜRKİYE’DE FUTBOLUN TARİHÇESİ VE ‘1959 ÖNCESİ ŞAMPİYONLUKLARIN SAYILMASI’ TARTIŞMALARI

Fenerbahçe’nin 1959 yılı öncesindeki şampiyonluklarının geçerli sayılması için Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) önünde duruyor ve bu talebe Galatasaray itiraz ediyor. Bu yazının amacı bütünsel bir anlayışla Türk futbol tarihini incelemek ve bu talebin çıkış noktasını ortaya koymak ve talep konusunda daha sağlıklı analiz ve yorum yapmaktır. Türkiye’de futbol ilk defa 1877’de Alsancak ve Konak çevresinde yaşayan Levanten aileler arasında oynanmıştı. Bu durum, 1898’de İngilizler ile birlikte Selim Sırrı Tarcan’ın da bu oyuna ortak olmasına kadar devam etmiştir. 1890’da İzmir’de yerleşik İngiliz gençler Bornova’da futbol oynarken La Fontaine, Whittall, Giraud Charnaud…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

MELİSA KESMEZ VE ‘KÜÇÜK YUVARLAK TAŞLAR’DA ANNELİK DURUMU

Uzun, sıcak yazdan sonra bir yuvadan diğer yuvaya dönüş ayı olan eylül de geçip gitti… Masam, bilgisayarım, benimle Ankara’ya gelen, raflardaki yerlerine benimle dönen kitaplarım, onlara eklenen yenileri… Yazın uzun, sıcak günlerinde planlı plansız okumalar, okumalar, okumalar, filmler… Bir sürü karmaşık şey… Şimdi rutinlere dönme zamanı… Uzun sıcak yaz “eğilip kumların arasından küçük, yuvarlak bir taş bulduğum, üzerindeki kumu kıyıya vuran suda yıkayıp avcumda sakladığım” anılarla dolu şimdi. O kıyı çok uzakta. Yaşananlar daha uzak. Şimdi nemli Adana şehrinin insanın üstüne yapışan rutinlerine alışma zamanı… Hatta artık eylülü yolculadık, ekime…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

KIZ KARDEŞ

“Oblomov’un ondan şu anda beklediği gurur ve cesaret değil, gözyaşı, tutku, bir an için olsun coşkun bir mutluluktu.” – ‘Oblomov’, Ivan Aleksandroviç Gonçarov Olga Sergeyevna’nın bir kız kardeşi olduğunu Oblomov, oldukça geç öğrendi. Gerçi bunda pek suçu yoktu. Olga bunu laf arasında öylesine söyleyivermişti. Sanki havanın güneşli oluşundan ya da göl kıyısında neşe içinde yüzüp insanlardan ekmek kırıntısı bekleyen ördeklerden bahsediyordu. Oblomov, vardır bir sebebi, diye düşünmüş, bu durumun pek de üstünde durmamış, hatta şaşırmamıştı bile. Seven her insan gibi o da tanımadığı, bilmediği insanlar karşısında kolayca ve sorgulamadan sevdiği…

Devamını Oku
YAŞAM 

HAFIZANIN ÇEKMECELERİ

“Ne istersiniz benden/ bilmem ki hatıralar/ gelir gelmez sonbahar?” – Cahit Sıtkı Tarancı Hafıza ağır bir yüktür. İnsan ne zaman hatırlamaya çalışsa, anılarına tutunsa, belleğinin derinliklerine inip o kör kuyudan hatıralarını çıkarmaya koyulsa; omuzlarına büyük bir yük çöker. Beden ağırlaşır, hayat anlamsızlaşır. Gelecek ve geçmişin “şimdi”deki anlamı kaybolur. Hatırlamak bir eziyettir insana. İnsanın özgürleşmesi ve “an”da kalabilmesi için tüm yüklerinden, yani tüm kötü anılarından kurtulması gerekir. Haydi, bir söz verelim kendimize. Tüm kötü anılardan, çirkin sahnelerden, yorgun zamanlardan, ruhu çürümüş insanlardan, dili çatallı şeytanlardan kurtulalım. Sözleri zehirli, gözleri lanetli, kalpleri…

Devamını Oku
YAŞAM 

BEKLE KALBİM, ŞİMDİ SIRASI DEĞİL

1972’nin Eylül’üydü. Bir cumartesi öğleden sonrasıydı. Paris o gün yağmurluydu. Paris’e her gittiğimde yaptığım gibi yine Saint-Germain Bulvarı’ndaki Cafe de Flore’a uğramıştım. Ve onu gördüm. Romy’yi Sanırım bir mucize olmuştu. Filmlerini onlarca kez izlediğim, gazetelerden dergilerden kestiğim fotoğraflarını özenle sakladığım Romy Schneider karşımdaydı. Kalbim duracak gibi olmuştu. “Bekle kalbim, şimdi sırası değil” dedim. Cam kenarında bir masaya oturmuş, dirseklerini masaya dayamış, şarap kadehi avuçlarının arasında dalgınca, gelip geçenleri izliyordu. Hüzünlüydü sanki. Ara sıra bir yudum alıyordu şarabından. Masada yarısı içilmiş şarap şişesi duruyordu. Siyah boğazlı bir kazak giymişti, eteği griydi.…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

GAZETE VE TV’LER “ÇORAP FABRİKASI” MI?

“Gazete çıkarmak, çorap fabrikası işletmeye benzemez” cümlesi, Türkiye gazetecilik tarihinin kıvançla anılan sayfalarından birinin sloganıdır. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü de oradan kalmıştır. 1961 yılında “dokuz gazete patronu”, gazetecilere yeni haklar getiren 212 sayılı Basın Kanunu ile Basın İlan Kurumu kurulmasına ilişkin yasanın yürürlüğe girmesine tepki olarak üç gün gazete çıkarmama kararı almışlardı. Bunun üzerine gazeteciler ‘Akşam’, ‘Cumhuriyet’, ‘Dünya’, ‘Hürriyet’, ‘Milliyet’, ‘Tercüman’, ‘Vatan’, ‘Yeni İstanbul’ ve ‘Yeni Sabah’ patronlarının bu kararını protesto ederek halkın gazetesiz kalmaması için de ‘BASIN’ adlı bir gazete çıkarmışlardı. O gazetenin 11 Ocak’taki başyazısında gazete patronlarına…

Devamını Oku
YAŞAM 

SAYILARLA HAYAT

1 elin nesi var bilmem de 2 dilin nesi olabilir öğretti bana hayat. 2 cihan bir araya gelse olmaz ama 2 insan bir araya gelse, sizin bedeniniz gibi ruhunuzu, geçmişinizi, umutlarınızı, kariyerinizi gömebilir. 3 günlük dünya, kötü olmamalı diyenlere bir bakarsınız ki, 4 gözle düşüşünüzü bekler olmuşlar. 5 parmağın 5’i 1 olmaz ama gün gelir 1 parmak sizi gösterir de dünyanızın 6 üstüne geçer; 1 parmak sizi gösterip öyle yargılar ki, 7 düvel uğraşsa sizi aklayamaz. 9–8’lik roman havası tadında yaşamak istediğin hayatını drama çevirirler de seni 9 köyden kovdurur…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark