“WEYWARD” İNCELEMESİ: BÜYÜ, SOY BAĞI VE KADINLIK ÜZERİNE

-ADANA-
Üç farklı zaman çizgisi, ataerkil düzenin kurbanı üç kadın ve onları doğanın gücüyle birbirine bağlayan bir hikâye…
“Belki bir gün, daha güvenli bir zaman gelir çatar. Kadınların yeryüzünde yürüyebildiği, güçle parladığı ve yine de yaşayabildiği zamanlar.”
Arka kapağında bu satırları gördüğüm anda satın aldığım ancak okumayı uzun süre ertelediğim bir kitaptı ‘Weyward’. Aylardır neredeyse hiçbir kitabı bitirememiştim. Kitaplığımda beni okumaya tekrar teşvik edecek bir eser ararken seçtiğim bu roman, bana hem çok tanıdık hem de bambaşka bir dünyanın kapılarını araladı ve nefes almadan okumamı sağladı.
İngiliz-Avustralyalı yazar Emilia Hart’ın 2023 tarihli romanı olan kitap, tür olarak “büyülü gerçekçilik” ve “tarihi kurgu” kategorisinde yer alıyor ve cadılarla oldukça haşır neşir oluyoruz. Roman boyunca farklı tarihlerde yaşayan üç kadının hikâyesini okuyoruz:
– 1600’ler: Cadı olmakla suçlanan ve idam edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan bir kadın.
– 1942: II. Dünya Savaşı’nın ortasında, annesinin ölmeden önce delirdiğini bilen ve baskıcı babasıyla büyük bir malikânede yaşayan genç bir kız. Odasında kazınmış bir “W” harfi bulmasıyla hayatı değişiyor.
– 2019: Erkek arkadaşından psikolojik ve fiziksel şiddet gören, hayal meyal hatırladığı büyük halasından kendisine bir ev miras kaldığını öğrenen bir kadın.
Başlangıçta bu karakterlerin “ataerkil düzenin kurbanı” olarak görmüş olsam da kitap ilerledikçe bu kadınların aslında ne kadar güçlü olduklarını ve boyun eğmediklerini görüyoruz. Kim olduklarını kabullenmelerine ve soylarıyla bağ kurmalarına şahit oluyoruz. Var olma savaşı veren bu üç kadını birbirine bağlayan şey ise görünmez bir “Weyward” bağı.
“Beni korkutamazlar. Ne de olsa ben bir Weyward’ım ve vahşi olmak benim doğamda var.”
Kitabın benim için en etkileyici yanı, zaman çizgisinin kurgulanma biçimiydi. Bölümler o kadar keskin ve başarılı bir şekilde ayrılmıştı ki sayfaları çevirdikçe hikâyeleri iç içe geçen bu üç kadının, aslında kendi bireysel savaşlarını verdiklerini fark ettim. Yer yer şiirselleşen anlatım dili ise genel olarak oldukça anlaşılır ve akıcıydı, ayrıca yıllar arasında dolaşırken değişen anlatım tarzı bir yerden sonra bölüm adına bakmadan hangi yılı okuduğumu bana hissettirmeye başladı.
‘Weyward’ yalnızca cadılığı anlatan bir kitap değil; yıllar boyu değişmeyen ataerkil düzene karşı bir başkaldırının ve kadınların kendi kimliklerini ve güçlerini yeniden keşfedişinin hikâyesi.

