YAŞAM 

AĞLATAN ŞARKI

“Eskiden kar yağardı adam boyu./ Kar sendin… Kar bendim… Kar bizdik…/ Eskiden kar yağardı./ Henüz ayrılmamıştık, henüz bölünmemiştik…/ Aynı mahalledeydik…/ Zengini… Fakiri… Esnafı… Bir arada, birliktik…/ Eskiden kar yağardı lapa lapa, kar yağardı bembeyaz./ Çünkü karın beyazlığı yüreğimize vurmuştu./ Karın rahmeti, karın bereketi…/ Adam boyu adamlar da adamlardı o zamanlar…/ Eskiden kar yağardı adam boyu./ Kar sendin… Kar bendim… Kar bizdik…/ Şimdi…/ Eridik… Eridik… Eridik…” Şiir daha uzun, beni duygulandıran kısımlarından alıntı yaptım. Google Amca’dan bakarsınız. Google Amca’nın her dediğine de inanmayın bence! Çünkü şiir, onun da dediği gibi Sabahattin…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

PAMUKTAN DAHA BEYAZ HAVİN

Simsiyah uzun gür saçları, upuzun kıvrık kirpikli çimen yeşili iri gözleri, dolgun kiraz dudakları, uzun boyu ve kıvrımlı düzgün vücuduyla Havin, öyle güzeldi ki! Mardin’in küçük bir köyünde doğmasa; kanatlarını takıp yılbaşı defilelerinde tek adımı trilyon olan hatunlardan teki de o olabilirdi. Ama o, köyde doğmuştu ve muhtemelen nenesi, dedesi ve diğerleri gibi ‘doğduğu yerde ölecek’ insanlardandı; küçük bir dünyada kapalı, kendi içinde evlenen, çoğalan, ektiğini yiyip sağdığını içen, zamanı gelince de ölen. Köyünün yer aldığı ülkenin gerçeklerinden bihaber, hırssız, belki küçük ama ‘daha mutlu’ bir dünya… 15 yaşına girdiği…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

KOMİSER KEMAL TEFRİKASI / FISTIKLI BAHÇE SOKAK CİNAYETİ

Yine mi diye öfkesine hâkim olmaya çalışarak iç geçirdi Kemal Komiser. Telsizden, bir erkek tarafından sokakta bıçaklanarak öldürülmüş kadın anonsu geçiyordu arka arkaya. Fıstıklı Bahçe Sokak’ta olmuştu. Otuzlu yaşlarında, siyah uzun saçlı, üstünde beyaz gömlek ve mavi kot pantolon olan bir kadın kanlar içinde yerde yatıyordu. Olay yerine ilk varan ekip, kalbinden ve karnından bıçaklandığını bildirmişti. Arabasının sirenlerini çalıştırıp hızla oraya doğru hareketlendi. Büyük acılar yaşamasına neden olan, o sokağın sonundaki mezarlık aklına geldi. Unutmaya çalıştıkça bir şekilde karşısına çıkıyordu o üzücü gerçek. Bilmediği oğlunun, bilinmeyen güçler tarafından kendi karakolundan…

Devamını Oku
ÖYKÜ 

KÖPEKLER VE AŞKLAR

Beni buraya getirdiklerinde öyle korkmuş ve üşümüştüm ki hayatımın bir daha hiçbir zaman eskisi gibi olmayacağını biliyordum. Dağların arasında ufacık bir köy, birkaç çiftlik, birkaç ağaç, bolca koyun ve inek… İleride bir göl olduğundan dahi haberim yoktu. Anneme veda edemeden beni kucağından alıp gecenin bir vakti beni ıslak kulübeye bıraktılar. Titriyordum. Tüylerim diken diken olmuştu. Ev sahibinin oğlu merakla beni görmeye çalışıyor, babası saatin geç olduğunu, ertesi gün istediği kadar benimle oynayabileceğini ona söylüyordu. El kadardım, gece nasıl bitecekti, bilmiyordum. Elleri kocaman, sırtı geniş ve inek pisliği kokan sahibim boynuma…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

ERDOĞAN’IN ALKIŞ TUTARSIZLIĞI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “doğalgaz müjdesi”ni açıklarken “Basın mensupları da hiç alkışlamıyor ha. Yanlış iş mi yaptık?” diyerek alkış isteyince gazeteciler ne yaptı dersiniz? Gülümsediler, çoğu da alkışladı. Gazeteci alkışlamaz. Sadece siyasetçiyi değil, muhatabı kim olursa olsun alkış tutmaz. Gazetecilik faaliyeti sırasında alkışlamak, gazetecinin eleştirelliği bırakması demektir. Saray’a akredite olan gazeteciler de o gün aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Erdoğan’ı alkışlayarak gazeteci gözüyle izlemeyi bırakarak, o siyasi etkinliğin bir parçası haline geldiler. Erdoğan ise medyaya bakışını dile getirmiş oldu. Etrafında kendisine alkış tutacak gazeteciler istediğini açıkça ilan etti, hem de geçmişteki…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

ŞİİR; İLLA DA ŞİİR!

“Kolayca okunabilen bir şiirin/ kolayca yazıldığını mı sanıyorsunuz?” [1] Johann Wolfgang von Goethe’nin “Gökyüzüne çizilmiş resimdir”; Friedrich Hegel’in “güzel sanatların en üstünü ve en zor olanı” diye tanımladıkları şiir –eskilerin deyimiyle– “insani bir mefkure”dir; Ahmet Hamdi Tanpınar’a göre, “saf bir lisan”dır. “Şiirin sabit bir tanımı yoktur” denir; “şiir gökyüzünün sonsuzluğu, denizin engin derinliğidir, ateştir, itirazdır, ütopyadır” benim için… Evet, ütopyanın sesi, soluğudur o: “Şiir tanımları değişiyor” denilse de değişende değişmeyendir… Devrimci şiirimizin, Nâzım Hikmet’in “paltosundan” çıktığı kanısı yersiz değildir. (Tevfik Fikret’e haksızlık etmiyoruz sanırım!) ‘Garip’ ve ‘İkinci Yeni’ dalgalarının müdahaleleri…

Devamını Oku
EDEBİYAT TOPLUM 

BELKİ YARIN

Nâzım Hikmet, Kuvva-i Milliye Destanı’nda, Nurettin Eşfak’a şunları söyletir: “Akif inanmış adam/ büyük şair…” İroni mi yapar? “Gelecektir sana vaat ettiği günler Hakk’ın” diyen Akif’in, inanmışlığını mı sorgular ironi yaparken, büyük şairliğini mi sorgular? Bunu edebiyat tarihçileri düşünsün… Fakat Nâzım da en az Akif kadar inanmış bir dava adamı değil midir? Mesela ne der bir şiirinde: “Güzel günler göreceğiz çocuklar/ Motorları maviliklere süreceğiz/ Çocuklar inanın, inanın çocuklar/ Güzel günler göreceğiz, güneşli günler/ Motorları maviliklere süreceğiz…” * * * Biz Nâzım’a inandık, yıllar geçti, güzel günler gelmedi… Her gelen gün, bir öncekinden…

Devamını Oku
PSİKOLOJİ YAŞAM 

ÖZGÜR ADIMLARA DOĞRU

Rekreatif terapi, bireylerin daha özgür yaşayabilmeleri için bireye özel yapılan çalışmaları anlatır. Daha özgür derken de, fiziksel, zihinsel, psikolojik tüm yönleri kapsar. Bu açıdan rekreatif terapi, örneğin down sendromlu bir bireyin daha akılcı düşünmesine yönelik bir program tasarlarken, teknoloji yoğun yaşayanlara da empatinin geliştirilmesine ilişkin program düzenler. O halde biz rekreatif terapistler özgür birey derken, o bireyin bedensel özgürlüğünden başlamak üzere, insanı insan yapan her açıdan; duygusal, düşünsel, sosyal vb. konularda bağımsız veya daha az bağımlı olmasından söz ederiz. Örneğin fiziksel engeli olan bir bireyin tam bağımsızlığı mümkün olmamakla birlikte,…

Devamını Oku
EDEBİYAT 

SÖZÜN GİZİL ANLAMI ÜZERİNE

Ses ve söz; insanın, toplumların varlığını semantik açıdan ortaya koymaya yarayan kelimelerden güç alır. Peki, kelimeler bazı anlamlara gelir mi? ‘Tehlikeli Oyunlar’da Hikmet’in de üstüne düşündüğü bu mesele felsefi ve edebi boyutlarıyla üstünde konuşulmakla bitirilemeyen meselelerdendir. Sema Kaygusuz’un ‘Barbarın Kahkahası’nda kelimeler bağlamında çocukların toplumsallaşmasına dair yazdıkları düşündürücüdür: “Onun âleminde kelimeler henüz birer isim değil, kâinatın betimidir. Aradığı şeyleri bulamayınca şeylere isim verir. (…) Gelgelelim biz yetişkinler o evlat tanrıyı alır, evvela beslemeye dönüştürür, müteakiben tenezzülü öğretiriz. Lisanın titreşimlerini, harflerin ritmini tekrarlaya tekrarlaya bir ruh lügatini yeni bir ruha zerk ederiz.…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark