YAŞAM 

CEMRELER CEMRESİ GÖKLERİN ALTINDA ‘ELDE KALDI NEŞE’

“Elde var hüzün” diyen şiir üstadına selam yolladık ilkin, “kahkaha kuşları”nın yaldızlı çırpınışlarından kanat yaptık kırık ruhumuza; ardından şairin “gençliğiyle” yüzleştik, “başıboş dalgalarıyla” savrulduk sahilde sağa sola, yeri göğü inlettik “tumturaklı gazelleri”yle. Acı veren hüznü gerilerde bıraktık. Tabiatın cemreler cemresi bu saatinde “Elde kaldı neşe” dedik: “Elde kaldı umut”, “Elde kaldı sevda”, “Elde kaldı yarın”… Ve “Elde kaldı gelecek”… Çok günah işledik. Bir “çağ yangını”na sebep olduk. Yandık, kavrulduk. Ve aynı soruyu sorduk kendimize sürekli: “Masum muyduk?” * * * Cemreler cemresi göklerin altında “Elde kaldı neşe” demeyi sürdürüyoruz şimdi.…

Devamını Oku
TOPLUM 

DOĞADAN DAHA BÜYÜK DEĞİLİZ

Bir metre daha sürse hafriyat kamyonunu 10 milyon metreküp toprağın altında kalan işçilerden biri olabilirdi videolarda izlediğimiz şoför… Erzincan İliç’ten gelecek güzel bir haberi beklerken Marmara’da batan kargo gemisi şoku ile sarsıldık. Kaoslar silsilesi… Biri bitmeden diğeri göz kırpıyor adeta. Altın kalpli işçiler, altın madeni göçüğünde… Bilim insanları bölgedeki siyanür tehlikesini tartışırken aranan 9 işçinin aileleri sessiz haykırışta. Sel gibi akan toprak belki bir kez daha ders almamızı istedi. Siyanür neden tehlikeli? Örneğin yangında kalan kişilerin kanında siyanür saptanırmış, bu bilgiyi yeni öğrendim. Siyanür zehirlenmeleri yangındaki ölümlerin asıl sebebiymiş. Siyanür…

Devamını Oku
YAŞAM 

SEVGİYE DAİR

Leo Buscaglia, “Nefret üstüne birçok kitap yazılmış ve basılmış ancak hiç kimse yalnızca sevgi adını kullanarak kitap yazmamış. Ben bu nedenle bu kitabımın adını ‘SEVGİ’ koydum” demişti bir söyleşisinde. O kadar haklı ki… Her şeyin çok, sevginin az olduğu bir dünyada yaşamaya başladık. Kaçımız sevgisini istenen şekilde herhangi bir varlığa gösteriyor, sevgi için uğraşıyor, her şeyin sevgiyle güzelleşeceğine inanıyor? Defalarca izlenen o muhteşem filmde “Sevgi neydi?” sorusuna kaçımız “Sevgi emekti” diye içimizden tekrarladık? Sahi, neydi sevgi? Vera’nın Nâzım’a son bakışı, Özdemir Asaf’ın Lavinya’sı, Bedri Rahmi’nin karadutu çatal karamı mıydı? Can…

Devamını Oku
YAŞAM 

365 GÜN SİL BAŞTAN 6 ŞUBAT

Ölüme dair bütün şarkılar cazip geldi insana 6 Şubat depreminden sonra. Sese hasret olanlar artık fotoğrafa da hasret… Moloz yığınlarıyla beraber hepsi yok oldu. Beden, ruh, hatıra… Kocaman bir hiçlik, geçmeyecek bir acı kaldı 85 milyona… En çok düşündüğüm ise birbirine küs göçüp gidenler… Onların acıları bir değil bin oluyor. Kırdığı kalbin enkazında kalan bir bedene bir daha asla “Affet beni” diyemeyecek! Ruhundaki hasar yaşayan için bitmeyecek ve yitip giden o sızıyı hissedecek… Cumhuriyet tarihimizin en yıkıcı 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Sorsanız daha dün gibi… Ardından yaşanan…

Devamını Oku
POLİTİKA TOPLUM 

HATIRALAR

24 Ocak 1993 Pazar günü ortaokul 3’üncü sınıftaydım. Ertesi gün coğrafya yazılısı var. Oldum olası sevmiyorum coğrafya dersini. Anlayamıyorum, anlayamadığım bir şeyden sınav yapacaklar. “Coğrafya kader” diyor birileri hep. O yaşta, bunun ne manaya geldiğinden de habersizim. Salondan bir ses geldi. Annem ve babamın sesi. “Çok yazık oldu!” 24 Ocak 1993, saat tam 13.30. İnsan, 31 yıl önceki saati hatırlar mı? Hatırlar. Hatırladığı hatıraları var insanın, aile var tam orta yerinde, merkezinde. 7 Mayıs 1975’te Uğur Mumcu ve Güldal Mumcu nişanlanıyor, 19 Temmuz 1976’da evleniyorlar. Nikâh şahitleri Bülent Ecevit. 1977’de…

Devamını Oku
YAŞAM 

YAZI

Bir çırpıda kalbinden, bir ömürde bilincinden dökülen bu satırları, pencerenin hemen yanı başına koyduğu sandalyesine oturarak sesli okumaya başladı, şehir duysun istiyordu. “Her şey söylenmiş, her şey yazılmış, her şey yaşanmış ve bitmiş gibi beklentisiz, heyecansız geçti günlerim. Bir gün ertesi güne o kadar benzedi ki zaman algım ortadan kalktı. Dikkate alınmaz hayatların yaşandığına ve dikkate alınmaz ölümlerin gerçekleştiğine tanık oldum. En büyük tuzak, bu şehrin kendine özgü dinginliğiydi, susturan, sakinleştiren, ölgünleştiren bir dinginlik.” Akşam olmak üzereydi, şehrin ışıklarının yandığı, günün siyah kostümünü henüz giymediği bu zaman dilimini çok seviyordu.…

Devamını Oku
TOPLUM 

GÖĞÜN AVCISI

Ay’a bakabilmek, uzayı görebilmek, anlı şanlı bayrağı göğün ötesine taşıyabilmek… Kalbimiz gururdan çatlayacak, mutluluğumuz dünyaya örnek olacak! Alper Gezeravcı… Göğün avcısı… Türk’ün gurur kaynağı! Annesinin gözündeki yaş, emekli öğretmen babasının çocuksu heyecanı ve 5 metre uzaktan vedalaşmak zorunda kalmak. Üzücü ama onur verici. Bedenen sarılamasalar da dualarla sımsıkı sarıldılar oğullarına. Bir de yeğeninin yıldız siparişi, onu da es geçmeyeyim. Bizim insanımız kadar doğal bir toplum görmedim ya da ben bilmiyorum. Dolu dolu bir yeni yüzyıl olacağını düşünüyoruz Türkiye adına. Bir de uzaya giden ilk astronot Mersinli hemşerimiz olunca çoğumuzda haklı…

Devamını Oku
TOPLUM 

ASTRONOTA BAK!

İlkokul ikinci sınıftayız. Öğretmen, öğrencilere tek tek soruyor: “Büyüyünce ne olacaksın?” Öğrenciler yanıt veriyor: “Doktor.” “Mühendis.” “Mimar.” “Öğretmen.” “Hemşire.” Çocuklardan birinin vizyonu daha geniş: “Ben astronot olacağım.” O öyle der de ben durur muyum? Hemen hayalimdeki mesleği söylüyorum: “Ben de kozmonot olacağım!” Öğretmen şaşırıyor: “Kozmonot değil, astronot diyeceksin. Kozmonot, Sovyetler Birliği’nin.” “E, astronot da Amerika Birleşik Devletleri’nin…” “Olsun, sen yine de kozmonot deme. Astronot de…” Bendenizin uzay yolculuğu hevesi o gün orada kırılır, biter gider. Sonrasında hiç aklıma da gelmedi. Unutuş, o unutuş! * * * Türkiye’nin ilk astronotunun Silifkeli…

Devamını Oku
KÜLTÜR-SANAT 

CANIM ONAT!

Onat Kutlar’ın 1995 yılı başında, insani olan hiçbir şeyle bağdaştırılmasına imkân bulunmayan aşağılık bir terörist eylemle katledilmesi, o günlerde tam da kırk yıllık bir dostun, bir can dostun bu dünyadan gider olması anlamına geliyordu benim için, ama Yunus gibi, “Kalanlara selam olsun” diyemeden! Diyemeden, çünkü, The Marmara’nın kafesine konulan o menhus patlayıcının onun bu dünyadan gider olmasının habercisi olduğunu bilmiyordu ki… Hep düşünmüşümdür: The Marmara Kafe’nin girişindeki vestiyere, içinde patlamak üzere ayarlanmış bombanın bulunduğu çantayı (ya da bomba, bir paltonun cebine mi yerleştirilmişti?) asan terörist, biraz sonra ölecek olan insanlara,…

Devamını Oku
TOPLUM 

YANDI, BİTTİ, KÜL OLDU

Diyelim ki 1980’lerde yolunuz Londra’ya düştü, biraz dolaştınız şehirde, sağa sola baktınız, otobüse bindiniz, oturup bir kafede çay içtiniz, döndünüz memlekete… 36 sene sonra bugün bir kez daha gitseniz, aynı binalar, aynı meydanlar, aynı heykeller, aynı otobüsler karşılar sizi orada. Beatles’ın bir albüm kapağı fotoğrafı çekimi için kullandığı yaya geçidi bile, hâlâ yerindedir. Şehir olmak, biraz da budur çünkü. Mekân yaratmaktır… O mekânda anılar biriktirmektir… O anıları korumak için, o mekânları korumaktır. * * * Geçen aylarda görmüştüm gazetelerde, bir kızcağız, merhum babasının gezdiği şehirleri gezmiş, babasının seyrüseferini takip etmiş,…

Devamını Oku
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
Betgaranti
ultrabet
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
jojobet
jojobet
Betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
Betgaranti Rehber
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betgaranti
betpark
betpark
betpark
betpark
betpark
betgaranti
Betgaranti
Betgaranti
hititbet
Betpark
Kolaybet
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
bahsegel
Hititbet
betgaranti
kolaybet
kolaybet
kolaybet
betpark
Hititbet 2026
bettilt
bettilt
Sahabet
Hititbet Giriş
Hititbet
Hititbet
betpark
betpark
Betgaranti
Hititbet
Hititbet
Hititbet
sahabet
sahabet
bahsegel
Hititbet
Hititbet
Hititbet
Betgaranti
Hititbet
betpark
betpark
betgaranti
betpark
Betpark
Kolaybet
Hititbet
Kolaybet
Betgaranti
Kolaybet
Betgaranti
Betpark
Hititbet
betpark